Çin Hangzhou Zirvesi’nde gündem ticaret ve korumacılık

‘İklim’ gündemi, Almanya’daki Hamburg zirvesine gölge düşürdü

2016 G20 Hangzhou zirvesi ticaret ve korumacılığa (Protectionism) odaklandı (Şarku’l Avsat)
2016 G20 Hangzhou zirvesi ticaret ve korumacılığa (Protectionism) odaklandı (Şarku’l Avsat)
TT

Çin Hangzhou Zirvesi’nde gündem ticaret ve korumacılık

2016 G20 Hangzhou zirvesi ticaret ve korumacılığa (Protectionism) odaklandı (Şarku’l Avsat)
2016 G20 Hangzhou zirvesi ticaret ve korumacılığa (Protectionism) odaklandı (Şarku’l Avsat)

Çin topraklarında gerekleştirilen 2016 G20 Hangzhou Zirvesi’nde tartışma masasına geri dönen ticaret ve korumacılık (Protectionism) dosyalarındaki gelişmelere ilişkin geniş tartışmalar açılması ile Ortadoğu’daki terörizm ve kanlı siyasi olaylar hakkındaki konuşmalar azalmıştı. Nitekim 2016 yılında G20, çelik pazarının maruz kaldığı dampingi düşürme ve her türlü korumacılık (protectionism) politikalarına karşı koyma konusunda kararlılığını vurgulamıştı.
Bu zirvede Suudi Arabistan heyetine ilk kez Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz başkanlık etmişti ve o zamanlar Veliaht Prens Yardımcısı, İkinci Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı olarak görev yapıyordu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping iki gün devam eden toplantıların kapanışında yaptığı bir basın açıklamasında dünyanın en büyük gelişmiş ve yükselen ekonomilerinin liderlerinin çok taraflı ticari değişim sistemini destekleme ve korumacılık tedbirlerine karşı koyma konusunda uzlaşma sağladıklarını duyurmuştu.
Cinping kalkınmayı teşvik etmek için nakit para ve vergi politikasına güvenmenin yeterli olmadığını söyleyerek yenilik ile kalkınma güdüsünü tekrar başlatma çağrısında bulunmuştu. Cinping G20’nin kalkınma politikasını yönetmek için “yönlendirici ilkeler” benimsediğini ve bunu “ortak yatırım kurallarının ilk küresel çerçevesi” olarak tanımladığını belirtmişti.
Zirve, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkmaya ilişkin sinyaller vermesinin ardından popülist akımların yükselişinden ilk kez bahsederek siyasete değinmiş olsa da o zamanlar yapılan sonuç bildirgesinde “Grup, ticaret ve yatırım alanlarındaki korumacılığın her şekline karşı olduğunu bir kez daha vurguluyor ve endüstriyel damping açısından ticaret ve işçiler üzerinde olumsuz etkileri olduğunu kabul ediyor” ifadeleri yer almıştı.
Grup, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) gözetiminde G20 üyelerinin katılımıyla ülkelerin çabalarını değerlendirmek üzere çelik alanındaki damping konusunda bir “küresel forum” düzenlemeye karar vermişti.
2017 yılının temmuz ayında, dünyanın en büyük 20 ekonomisini oluşturan ve küresel siyasette en çok etkisi olan G20 ülkelerinin liderleri, Almanya’nın Hamburg kentinin ev sahipliğini üstlendiği G20 zirvesine katıldı. Uluslararası etkinlikte iklim sorunu tekrar gündeme taşındı.
ABD Başkanı Donald Trump ile Avrupalı liderler arasında o dönemde yaşanan anlaşmazlıklar o kadar büyük ve uç noktalardaydı ki o yılki G20 zirvesinin sonuç bildirgesinde genel anlamda terörle mücadele ile ilgili bir nokta dışında uzlaşma sağlanamamıştı.
ABD Başkanı, selefi Barack Obama’nın 2015 yılında imzaladığı ve o yıllarda Fransa ve Birleşmiş Milletler’in (BM) iklim değişikliği alanında büyük bir başarı olduğunu düşündükleri Paris İklim Anlaşması’ndan ülkesinin çekildiğini duyurduktan birkaç hafta sonra Hamburg’a gelmişti.
O dönemde tıpkı Trump gibi zirveden aylar önce göreve gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD lideri ile ilk kez burada görüşmüştü. Macron Trump’ı Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmemesi için ikna etmeye çalışmıştı. Bu da iki taraf arasındaki zorlu ilişkinin başlangıcıydı.
Bu zorlu ilişkinin içerisine Almanya Başbakanı Angela Merkel de çekilmişti. Zira Merkel zirvenin sonuç bildirgesinde özellikle de aylar öncesinde -2017 yılının mart ayında- tatsız bir görüşme yaptığı Trump ile yaşadığı fikir ayrılıklarını belli etmemek için elinden geleni yapmıştı. El sıkışmalar olsa da toplantılar bu kadar pürüzsüz geçmemişti. Herhangi bir sıkıntıdan kaçınmak için süslü ve genel bir görüntüye sahip olan sonuç bildirgesinde ihtilaflar görünmeye devam etmişti.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe