Aliyev, Ağdam kentini ziyaret etti

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
TT

Aliyev, Ağdam kentini ziyaret etti

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ağdam’a ilk kez gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, "44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi olarak destekleyen Türkiye Cumhuriyeti, kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer birçok Müslüman ve gayrimüslim ülkenin lideriydi. Bu zafere birlik, azim, irade ve güçle ulaştık” dedi.
Ermenistan'ın ağır yenilgiye uğratıldığı çatışmaların ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ağdam'a ilk kez ziyaret gerçekleştirdi. Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva, Ermeniler tarafından harap edilen Ağdam Cuma Cami'yi ziyaret ederek Mekke'den getirdikleri Kur'an-ı Kerim'i camiye bağışladı ve dua etti. Ziyareti sırasında açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, işgal altındaki Ağdam'ın 20 Kasım'da kurtarıldığını vurgulayarak, “Bu vesileyle Azerbaycan halkını, Ağdam halkını tebrik ettim. Bugün buradayım, Ağdam kentindeyim. Ağdam camisini ziyaret ettim ve Azerbaycan bayrağını göndere çektim. Bu tarihi olay nedeniyle tüm Ağdam halkını bir kez daha tebrik ediyorum. Ağdam halkının yıllardır bu günü dört gözle beklediğini biliyorum. Onlar, yaklaşık 30 yıl boyunca aynı zamanda, İkinci Karabağ Savaşı, Vatan Savaşı boyunca Ağdam'ın işgalden kurtulacağını beklediler. Tarihi misyonumuzu onurlu bir şekilde gerçekleştirdik, işgal altındaki bölgeleri düşmandan geri aldık. Savaş meydanındaki zafer, Ağdam bölgesinin yanı sıra Kelbecer ve Laçın bölgelerinin de tek bir kurşun veya tek bir şehit olmadan kurtarılmasını sağladı” dedi.

"Bağımlı olsaydık, baskı altında kalabilirdik"
Azerbaycan halkının, şehitlerin canı, kanı pahasına, kahramanların cesareti pahasına bu topraklara döndüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Aliyev, “Güç toplamalıydık ve topluyorduk. Son 17 yılda halkımıza daha güçlü olmamız, daha güçlü bir ordu kurmamız gerektiğini defalarca söylemiştim. Bugün dünyada güç faktörü belirleyici bir rol oynamaktadır. Adalet bizim tarafımızda, uluslararası hukuk bizim tarafımızda ve güç de bizim tarafımızda olmalıydı. Gücümüzün yeterli olmaması sebebiyle Azerbaycan 90'lı yılların başında işgale maruz kaldı. Biz güç topluyorduk, güçleniyorduk. Her bir Azerbaycan vatandaşı her gün bu kutsal günü, bu zafer gününü emeği ve vatana olan sadakatiyle yakınlaştırmalıdır diyordum” diye konuştu.
Azerbaycan'ın ekonomik olarak kimseye bağımlı olmadığını belirten Aliyev, “Bu 17 yıl boyunca, ekonomik alanda güçlü bir ivme kazanmamız gerektiğini, ekonomik bağımsızlığımızı sağlamamız gerektiğini hep söyledim ve sağladık. Bugün ekonomik olarak kimseye bağımlı değiliz. Bağımlı olsaydık, baskı altında kalabilirdik. Zaten yapıldı, ama işe yaramadı. Çünkü ekonomik faktörü bize karşı kullanmak anlamsız. Kimseye bağlı değiliz, hiçbir ülkeye, herhangi bir uluslararası finans kuruluşuna bağlı değiliz. Tam tersine, artık bir donör ülkeyiz, artık borç veriyoruz. Güçlü ekonomik potansiyelimiz ve mali kaynaklarımız, ekonomik bağımsızlığı tam olarak sağlamamıza izin verdi. Bu aynı zamanda zafere ulaşmamızda özel bir rol oynadı” dedi.

"Ağdam harekatı planlanmıştı"
Ağdam harekatının önceden planlandığına vurgu yapan Aliyev, “Savaşın tüm sırlarını açığa çıkarmak için henüz çok erken. Gelecekte çok ilginç konular ortaya çıkacaktır. Ama bugün Ağdam harekatının planlandığını güvenle söyleyebilirim. Ağdam'ı çoktan alırdık. Ancak çok sayıda kayıp olacaktı. Bu nedenle Şuşa'nın ve 70'den fazla köyün 9 Kasım'da kurtuluşundan sonra düşman artık dayanamadı, teslim oldu, beyaz bayrak kaldırdı, şartlarıma uyarak yenilgisini kabul etti” ifadelerini kullandı.
Uluslararası kuruluşların Ermeni vahşiliğine kayıtsız kaldığını vurgulayan Aliyev, “UNESCO ile sık çalışmalarımız var. Ama Hıristiyan tapınaklarını ziyaret etmek istiyorsa buraya gelsin. Gelin ve vahşi Ermenilerin burada ne yaptığını anlatın. Ayrıca birkaç yıl önce Minsk Grubu eşbaşkanlarının büyükelçileri bu camiyi ziyaret etti. İki kez gelerek bilgi aldılar ve bana Ağdam Camii'ni ziyaret ettiklerini söylediler. Neden sorunu gündeme getirmediler? Bu neden bazı Batılı liderleri endişelendirmedi? Böylece Müslüman camilerine hakaret edilebilir, inekler ve domuzlar tutulabilir, yok edilebilir. Eğer öyleyse düşünüyorlarsa açık bir şekilde söylesinler, kendi ülkelerindeki sorunları halletsinler ve bizim işimize karışmasınlar. İşimize kimse karışmasın. Buraya kendimiz geldik. Tüm bu ülkelerin çabalarına rağmen geldik, tüm provokasyonlara rağmen kan döktük ve şimdi toprağımızdayız. İşimize karışmak isteyenlere cevabını verdik ve vereceğiz” ifadelerini kullandı.

“44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi açıdan destekleyen Türkiye oldu”
Savaş boyunca Azerbaycan'ı Türkiye'nin desteklediğini belirten Aliyev, “44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi olarak destekleyen Türkiye Cumhuriyeti, kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer birçok Müslüman ve gayrimüslim ülkenin lideriydi. Bu zafere birlik, azim, irade ve güçle ulaştık” dedi.
Savaşın bitiminden sonra Batılı çevrelerden bazı Batılı liderlerin Azerbaycan'ın kontrolündeki kurtarılmış topraklarda Hıristiyan tapınaklarına ne olacağı konusunu gündeme getirdiklerini belirten Aliyev, “Hem benimle sohbet sırasında hem de resmi açıklamalarda endişelerini dile getiriyorlar. Kimsenin, özellikle İslamofobik duyguları ateşleyen Batı ülkelerinin liderlerinin endişelenmesine gerek yok. İslam'ın değerlerine hakaretlere göz yumanlar, hatta onlara hakaret edenleri haklı çıkaranlar. Bunun hakkında konuşmaya hakları yok. Tüm tarihi eserlerimiz devlet tarafından korunmaktadır. Şu anda iki Ortodoks kilisesi benim talimatımla ve masrafları devlet tarafından karşılanarak onarılıyor ve üçüncü kilise de onarıldı. Bir idari bina inşa ediliyor. Savaş sırasında Haydar Aliyev Vakfı tarafından 'Udi' kardeşlerimizin kilisesi tamir edildi. Kafkas Arnavut kiliselerimiz ise ulusal hazinemizdir. Gürcü kiliselerimiz, Ermeni kilisemiz. Vahşi düşman bu camide inekleri ve domuzları barındırdı. Bu resimler internette mevcuttur. Onlar kurtulan Zengilan camiinde ve Cabrayıl camisinde domuz besledi” diye konuştu.

"Ağdam şehrini, tüm köylerini yeniden inşa edeceğiz"
Yıkılan Ağdam şehrinin Ermeni vahşetinin şahidi olduğunu vurgulayan Aliyev, “Ağdam şehrini, tüm köylerini yeniden inşa edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu büyük bir iş olacak. Tabii ki çok çaba gerektirecek. Ancak 44 gün birlik gösterdiğimiz gibi, kurtulmuş topraklarımızın restorasyonunda birlik ve kararlılık göstereceğimize inanıyorum. Tüm şehirlerimizi restore edeceğiz, daha güzel şehirler olacak. Kentlerimizde kalan tarihi eserleri restore edip gücümüzü bir kez daha göstereceğiz. Düşmanı demir yumrukla kovalayarak zaferimizi kazandık ve şimdi kendi toprağımızda duruyoruz. Azerbaycan halkına sevgiler. Azerbaycan askerine, Azerbaycan subayına sevgiler! Ağdam bizim. Karabağ Azerbaycan'dır” ifadelerini kullandı.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.