Cezayir, BAE’ye yatırım kapılarını açıyor

Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
TT

Cezayir, BAE’ye yatırım kapılarını açıyor

Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)

Ali Yahi
Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için yatırım kapılarının ardına kadar açıldığını duyurdu. Cezayir’in bu açıklaması iki ülke arasındaki ikili ilişkilerle ilgili söylentilerin önünü kesti. Ticaret Bakanı Kemal Rızzik, iş insanlarını ve BAE’li yatırımcıları yerel Pazar girme ve avantajlardan yararlanmaya çağırdı.

Davet ve şifreli mesaj
Öte yandan Cezayir ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bakan Kemal Rızzik’ın BAE’nin Cezayir Büyükelçisi Yusuf Hamis Sebba Al Ali ile görüşmeler gerçekleştirdiği ifade edildi. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin teşvik edilmesi ve iki taraf arasındaki alışverişlerin hacminin arttırılması konusunun ele alındığı bildirildi.
Rızzik, iş insanları ve BAE’li yatırımcıları Cezayir pazarına girmeye çağırdı. Özellikle de mevcut hükümetin yatırım ortamını iyileştirmek için gerçekleştirdiği ekonomik reform paketiyle yabancı yatırımcılara sağladığı avantajlardan yararlanmaya çağırdığının altını çizdi. Hükümetin, petrol ekonomisini özgürleştirmeyi ve hidrokarbonlar dışındaki ihracatı çeşitlendirmeyi hedefleyen bir planın parçası olarak yatırımcıların önündeki tüm engellerin kaldırılması için çabaladığını ifade etti.
Öte yandan Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre BAE’li büyükelçi, ülkesinin Cezayir ile ticari faaliyetlerinin düzeyini yükseltme ve iki ülke ekonomisinin kalkınmasına katkıda bulunmak için ortak çaba sarf etme taahhüdüne bağlı olduğunu söyledi.  Ayrıca iki tarafın Cezayir’e daha fazla BAE yatırımı çekmek için mümkün olan en kısa sürede bir Cezayir-BAE iş konseyini faaliyete geçirme konusunda uzlaştığına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Geçtiğimiz Haziran ayında Cezayir Enerji Bakanı Muhammed Arkab, BAE Büyükelçisiyle yaptığı görüşmede BAE şirketlerini Cezayir’de daha fazla yatırım yapma ve sektörün gelecekte hayata geçireceği iddialı projelere katkıda bulunma çağrısında bulunmuştu. Uzaktan video iletişim teknolojisi ile gerçekleşen görüşmelerde iki taraf, iki ülke arasında özellikle petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında önemli ortaklık ve yatırım fırsatlarını ele almıştı.

Sabote girişimleri
Cezayir- BAE arasındaki işbirliğinin onlarca yıllık bir geçmişi bulunsa da Cezayirli Bakan’ın BAE’li büyükelçi ile görüşmesi haberi, bazı dış tarafların ikili ilişkilerde suistimal ettiği bir zamanda gerçekleşmesi nedeniyle büyük ilgi gördü. Yurtdışındaki Cezayirli muhalif aktivistler, BAE’nin, Cezayir’in Libya kriziyle ilgili tutumları, Sahel'deki durum ve İsrail ile barış görüşmeleri gibi izlediği politikalara tepki gösterdi.
Modern ve Çağdaş Tarih Profesörü Habib Berikallah, Cezayir'i Polisario Cephesi ile Fas arasında Batı Sahra'da devam eden çatışmaya dahil etmeye çalışan tarafların sürüklemeye çalıştığı ‘gerilimler’ ışığında Cezayir’in çağrısının iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmakla ilgili olduğunu düşünüyor.
Berikallah, Cezayir, Ticaret Bakanı’nın daveti ve piyasayı BAE’li yatırımcılara açmasıyla; bazı taraflarca öne sürülen dar hesaplardan uzakta dünyaya Arap-Arap uluslararası ilişkilerinde yeni bir ders veriyor. Aynı zamanda, Cezayir'in çatışma konularında her zaman tarafsız bir taraf olduğu ve hatta barışçıl bir çözüm aradığı yönünde açık bir mesajdır.
Habib Berikallah, davetin Cezayir’in yabancı yatırımcılara yönelik tüm yasal prosedür ve işlemleri kolaylaştıracak yeni bir siyasi ve ekonomik reform aşamasına girdiğini ortaya koyduğuna işaret etti. Daha önce sorun yaşadığı bürokrasiden uzak bir politika izlemek istediğini ifade etti. Cezayir’de BAE’ye açılan yatırım alanlarının ülkenin konumu ışığında, kıyıdaki tüm geçiş noktalarına yakın emlak piyasası, turizm ve fabrikalarla sınırlı olduğunu söyleyen Berikalllah, ülkenin enerji alanında Avrupa'ya ihraç edilen bir ürüne dönüştürülebilecek tüm potansiyellere sahip olduğuna dikkat çekti.

BAE’nin ilgisi
Öte yandan BAE Denizaşırı Yatırımcılar Konseyi Genel Sekreteri Cemal Seyf el-Cervan, “Konsey, önümüzdeki beş yıl içinde Cezayir de dahil olmak üzere yedi Arap ülkesindeki yatırımlarını ikiye katlayarak 55 milyar dolardan 110 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. BAE Yatırımcılar Konseyi, Cezayir ve diğer ilgili ülkelerdeki yatırımlarını ikiye katlamaya çalışıyor” şeklinde konuştu. Bunun birçok sebebi olduğuna işaret eden Cervan, ilkinin BAE ile bu ülkeler arasındaki tarihi, politik, ekonomik ve ticari ilişkilerin gücü olduğunu ifade etti. Ayrıca birçoğunun yabancı yatırımları çekmek ve korumak için seçkin yasa ve anlaşmalar kabul ettiğini söyledi. BAE’nin karşılaştığı bürokratik kısıtlamaların çoğunu kaldırdığını ifade etti. Ayrıca bu ülkeler, dev kalkınma ve yatırım projelerine çok ihtiyaç duymasının bu kararda etkili olduğunu söyledi. Özellikle altyapı, ticaret, turizm, emlak ve BAE'nin üstün olduğu diğer sektörlerde bu ülkelerin deneyim aktarımına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Toplam yatırımların Mısır, Umman, Fas, Cezayir, Ürdün, Sudan ve Moritanya olmak üzere yedi ülkede hedeflendiğini söyledi. Bu yatırımların 7.2 milyar doları Mısır'a, 15 milyar doları Fas'a, 15 milyar doları Ürdün'e, 4 milyar doları Umman Sultanlığı'na, 2 milyar doları Sudan'a ve 2 milyar doları Moritanya'ya olmak üzere yaklaşık 55 milyar dolar değerinde olacağını ifade etti.

Cezayir ekonomisine katkı
Öte yandan Ticaret Fakültesi Ekonomi Profesörü Abdulkadir Bureyş, Cezayir’in BAE ve ya başka bir ülkeden yapılacak yabancı yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. BAE’nin Cezayir’deki yatırımlarını zayıf olduğuna dikkat çeken Bureyş, buna karşılık Cezayir Ordusu ile askeri araç ve teçhizat üretimi konusunda bir ortalığın söz konusu olduğunu ifade etti. Cezayir Ticaret Bakanı'nın BAE tarafı ile ticaret borsalarının nasıl geliştirileceğini görüşmesi gerektiğini söyleyen Bureyş, Cezayir mallarının, özellikle taze tarım ürünleri ve gıda endüstrileriyle ilgili olarak BAE pazarına girişinin kolaylaştırılması konusunun ele alınması gerektiğine işaret etti. Ayrıca Arap serbest ticaret anlaşmasının etkinleştirilmesiyle ilgili sorunların tartışılması gerektiğine dikkat çekti.
Bureyş, “Cezayir-BAE İş Konseyi’ni aktif hale getirme, bizim önemsediğimiz bir konu. İşveren örgütleri, Ticaret ve Sanayi Odası ve her iki tarafın yatırımcıları bu konseyi harekete geçirmek zorundadır. BAE yatırımları, Cezayir ekonomisine bir katkı sağlayacak ve koşulları iyileştirecek. BAE ve yatırımcılarının finansal yetenekleri, yatırım fırsatları ve alanları ile iki ülkeyi bağlayan ilişkilerle anlaşmalar göz önüne alındığında, ortak yatırımlar ve projeler kurma Cezayir ekonomisine katma değer sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
BAE yatırımcılarının gayrimenkul, büyük alışveriş merkezleri, tarım sektörü, imalat ve petrokimya endüstrilerinin yanı sıra yenilenebilir enerji sektörü gibi çeşitli alanlara girebileceğini de sözlerine ekledi.



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.