Milli Ümmet Partisi’nin liderlik koltuğu kimin olacak?

Sadık el-Mehdi
Sadık el-Mehdi
TT

Milli Ümmet Partisi’nin liderlik koltuğu kimin olacak?

Sadık el-Mehdi
Sadık el-Mehdi

Sudan Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Sadık el-Mehdi, bu yılın ortalarında geçiş hükümeti için siyasi kuluçka merkezi olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) çekilme kararı almıştı. El-Mehdi’nin bu kararı partisinin ÖDBG’nin yeniden yapılandırılması ve bir "ittifaktan" "cepheye" dönüştürülmesi talebine ÖDBG’nin yanıt vermemesinin ardından geldi. Yeni siyasi ittifakın çehresi, ittifaktan ayrılan bazı partilerin bir araya gelmesiyle belirginleşti. Güney Sudan'da halen müzakere halinde olan partiler ve bazı silahlı hareketler bulunuyor. Milli Ümmet Partisi’nin krizlerin kuşattığı geçiş hükümetinden ziyade seçimlere ümit bağladığının ise açık olduğu belirtiliyor.
Juba’da Sudan Barış Anlaşması’nın imzalanmasından sonra el-Mehdi yeni ittifakların kurulması konusuna yoğun bir şekilde eğilmiş durumda. Komünist Parti’nin ÖDBG’ye “ağır bir taş atması” Sudan'daki siyasi arena için yeni bir ayrım çizgisi dayatabilir. Görünen o ki el-Mehdi İttifakı; Komünist Parti, Sudanlı Profesyoneller Derneği ve Abdulaziz el-Helu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey'in (SPLM-N) yer aldığı sol bir ittifakın karşı tarafında olacak.
Geçiş hükümetinin kalıntıları için kıyasıya rekabet halinde olan Sudanlı güçler ve bu kesimlerin içerisinde yer alan iki oluşum arasında resmi bir bölünme gerçekleşmeden 2020 güneşinin batmayacağı açıktı. Ancak Sadık el-Mehdi’nin dün yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaşamını yitirmesi dengeleri değiştirecek.
Milli Ümmet Partisi her ne kadar Sudan siyasi arenasında sürekli rol oynuyor olsa da parti içerisinde siyasi çizgiyi, kararları ve politikaları istikrarlı kılacak örgütsel yapılar yok. Parti yöneticilerinden birçok isim, Sadık el-Mehdi'nin kişiliğinin, partinin politikalarını inşa etmede ve geçmişte yakın aile fertlerinin oynadığı rolün temellerinin sağlamlaştırılmasında çok önemli olduğunu vurguladı.
El-Mehdi demokratik fikirlere sahip olmasına rağmen partinin ve tabanın idaresinde evinin ve ailesinin rolünü güçlendirmek istiyordu. Sadık el-Mehdi, Cibuti’de Beşir rejimi zamanında Sudan hükümeti ile Ümmet Partisi arasında Nida Sudan Anlaşması’nı imzaladıktan sonra Hartum'a döndü ve 9'u en yakın aile fertlerinden olmak üzere 17 üyeli yeni bir liderlik ofisi kurdu. Nida Sudan Anlaşması, muhalefetteki Sudan Demokratik İttifakı ile Milli Ümmet Partisi’nin askeri eylemlerden elini çekmesini sağlamıştı.
Aynı dönemde liderlik ofisinin bir toplantısında, ofis tarafından gerçekleştirilen üç dış ziyaretin raporları ele alındı. İlki; el-Mehdi'nin bizzat katıldığı Kahire ziyareti, ikincisi; Sadık el-Mehdi'nin kızı Meryem es-Sadık el-Mehdi'nin Kampala ziyareti, üçüncüsü de el-Mehdi'nin eşi Sare el-Mehdi'nin Beyrut ziyaretiydi. Söz konusu ziyaretler, liderlik ofisinden bir üyenin partinin temsilinin ailenin tekeline alındığına yönelik itirazına neden oldu. El-Mehdi ailesinin parti ile ilişkisi liderlik ofisindeki başlıca anlaşmazlık maddelerinden biri olmayı sürdürdü. Nihayetinde partinin içerisinde farklı ittifaklar gerçekleşti. Ardından Ümmet Partisi’nden beş ayrı parti çıkmış oldu. Bu partiler aynı şekilde Ümmet Partisi olarak adlandırılmış ancak ayırt edilebilmek için ilave isimler kullanmışlardır.
El-Mehdi, sürekli muhatap olduğu “ailesinin parti içerisindeki rolü” ile ilgili soruya şu cevabı vermişti:
“Yetenekleri, nitelikleri ve mücadeleleri bu liderlik rolüne layık olduklarını gösteriyor. Ailemin hiçbir ferdine siyasi çalışma yapma zorunluluğunu dayatmadım. Aksine kendileri gönüllü olarak görev almak istediler.”
1986-1989 yılları arasında, partisinin iktidarda olduğu ve 1990'larda muhalefette olduğu iki ayrı dönemde el-Mehdi’nin yakınlarında yakın arkadaşı Dr. Ömer Nur ed-Daim ve kuzeni Mübarek Fadıl el-Mehdi dışında hiç kimse yoktu. Daha sonra kızları, oğulları ve hatta kayınpederi de dahil olmak üzere aile fertlerinin çoğunluğunu partide en üst düzey liderlik pozisyonunda siyasi çalışmalara katıldılar. Bu durum, partinin liderlik pozisyonunun yelpazesini küçültmüş oldu.
Sadık el-Mehdi'nin ölümüyle birlikte eski ve sürekli yenilenen bir soru tekrar gündeme geldi:
“Partinin kaderini El-Mehdi'nin ailesi mi belirleyecek yoksa parti mi el-Mehdi'nin ailesinin kaderini belirleyecek?”
Ufukta, El-Mehdi ailesinin dışında partinin liderliğini üstelenecek tek bir beliriyor: Milli Ümmet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski Savunma Bakanı emekli Tümgeneral Fadlallah Barmah Nasır. Kendisi askeri ve siyasi çalışmalardaki uzun deneyimine rağmen sakinliği ve görgü kurallarına riayet etmesiyle tanınan bir isimdir. Ancak el-Mehdi'nin vefat etmesiyle boşalan koltuğa oturup partiye liderlik edebilmek için ne parti teşkilatlarından ne de tabandan yeteri kadar desteğe sahip değil.
Diğer yandan el-Mehdi'nin aile fertleri arasında parti liderliği yapabilecek birden fazla seçenek bulunuyor. Bu seçenekler parti yönetimiyle tabanı arasındaki kombinasyonun devamını sağlayabilecek nitelikte. Ensar olarak bilinen el-Mehdi taraftarları parti için en güçlü popüler merkezi oluşturuyor. Sadık el-Mehdi'nin yerine aday gösterilen ilk isim, 11 Nisan 2019 Perşembe sabahı iktidardan devrildiği son anına kadar kendisinin yanında olan oğlu Emekli Tümgeneral Abdurrahman es-Sadık el-Mehdi'dir.
İkinci aday da "Milli Ümmet Partisi Genel Başkan Yardımcısı" kartına da sahip olan Dr. Meryem es-Sadık el-Mehdi. Kendisi, Sudan içerisinde ve dışında parti tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin çoğunda parti temsilcisi olarak görev almıştır. Eyleme geçtiğinde ve politik durgunluğu sırasında benimsediği tutum açısından bakıldığında babasına en fazla benzeyen isim olarak görünüyor.
Meryem, deneyim ve siyasi tecrübe açısından diğer adaylara karşı üstünlük sağlamış olsa da geleneksel kodlara sahip parti tabanının kadınların erkeklere liderlik yapmasına sıcak bakılmadığı gerçeğiyle karşı karşıya. Özellikle de partinin gelenekçi tabanının yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bu duruma karşı itiraz sesleri yükseltilebilir.
Üçüncü aday; Mühendis Sıddık es-Sadık el-Mehdi. Sakin tabiatlı biri olmasının yanı sıra politik ve sosyal ilişkilerinde temkinli.
Yaş erozyonu ve modern kuşakların değişmesi ve partinin kitlelere dayanan toplumsal temellerinin zayıflaması sebebiyle bu kitleden geriye kalanların sadakatini ve duygularını feda etmek parti için çok maliyetli bir mesele gibi görünüyor. Bu durum, Meryem'in geçici de olsa başkanlık koltuğuna geçme şansını zayıflatır. Bu denklem Emekli Tümgeneral Abdurrahman es-Sadık el-Mehdi'ye babasının halefi olması ve onunla benzer arzuları gerçekleştirmesi doğrultusunda daha büyük fırsatlar veriyor. Ancak her ne kadar parti tabanı ve orta düzeydeki bazı yöneticiler için kabul görebilecek biri olsa da eski rejim kadrolarında görev yapması nedeniyle acil bir "siyasi aklanma" sürecine ihtiyaç duyuyor.
Her halükarda, partinin karşı karşıya olduğu ana ve gerçek ikilem; partinin geleceğine liderlik edilmesi konusunda el-Mehdi'nin aile fertleri üzerinden yenilenen eski bir bölünme sorunu olarak karşımızda duruyor.
Bu bölünme, Milli Ümmet Partisi’nin dışından dördüncü bir adaya nadir bir fırsat sağlayabilir. Değişken politikaları sebebiyle en tartışmalı Sudanlı politikacılardan biri olarak kabul edilen Sadık el-Mehdi'nin kuzeni Mübarek El-Mehdi, parti liderliği için dördüncü bir aday olabilir. 2001 yılında Sadık el-Mehdi'den ayrılmış ve aralarında şiddetli bir düşmanlık baş göstermiştir. Ancak birkaç ay önce ikili arasındaki husumeti sonlandıracak ve Mübarek’i aileye ve partiye geri döndürebilecek tarihi bir uzlaşıya yaklaşıldı. ÖDBG’den ayrılma kararının ardından Milli Ümmet Partisi tarafından kurulacak olan yeni ittifakın mutfağına giren Mübarek el-Mehdi, ailenin partide oynayacağı rol sebebiyle baş göstermesi beklenen olası çatışmaya uygun bir panzehir olabilir. Mübarek, ailesiyle ilgili psikolojik engelleri aşabilecek, geleneksel kodlara sahip ve halk tabanı için de makbul bir politikacıdır.
Sadık el-Mehdi; Milli Ümmet Partisi, kurulması beklenen siyasi ittifak ve en önemli kurucularından biri olduğu geçiş hükümeti için büyük öneme sahip bir tarihi dönemeçte vefat etti.



Bağdat, yolsuzluktan aranan kişilere yönelik "İran korumasını" reddetti

Geniş olarak yayılan bir görüntüde, 28 Haziran 2026'da şafak vakti Yeşil Bölge'nin girişlerinden birinde Irak Humvee'leri görülüyor
Geniş olarak yayılan bir görüntüde, 28 Haziran 2026'da şafak vakti Yeşil Bölge'nin girişlerinden birinde Irak Humvee'leri görülüyor
TT

Bağdat, yolsuzluktan aranan kişilere yönelik "İran korumasını" reddetti

Geniş olarak yayılan bir görüntüde, 28 Haziran 2026'da şafak vakti Yeşil Bölge'nin girişlerinden birinde Irak Humvee'leri görülüyor
Geniş olarak yayılan bir görüntüde, 28 Haziran 2026'da şafak vakti Yeşil Bölge'nin girişlerinden birinde Irak Humvee'leri görülüyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi hükümeti, yolsuzluk soruşturmaları kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan bazı isimlerin kapsam dışı bırakılması yönündeki İran taleplerini reddetti. Hükümet ayrıca, Bağdat'ta "gizli görüşmeler yapmayı alışkanlık hâline getiren" İranlı yetkililerin ziyaretlerinin resmî diplomatik kanallar üzerinden yürütülmesi çağrısında bulundu. Konuya yakın iki kaynak, gelişmeleri dün doğruladı.

Bu gelişmeler, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin "gizli" olduğu belirtilen Irak ziyaretinin ardından yaşandı. Söz konusu ziyaret, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin 28 Haziran'da Başbakan Ali Zeydi ile gerçekleştirdiği resmî temasın hemen sonrasında gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre Kaani ve Arakçi, Irak hükümetinin devlet denetimi dışındaki silahlı grupların silahsızlandırılması için 30 Eylül'ü son tarih olarak belirleyen planında değişiklik yapılmasını istedi. Tahran ayrıca, İran Devrim Muhafızları ile yakın ilişkileri bulunan siyasi ve hükümet yetkililerini kapsayabilecek yakalama listelerinin daraltılmasını talep etti.

Kaynaklardan birine göre "Hükümet, silahların devlet kontrolüne alınması ve yolsuzlukla mücadele planlarında değişiklik yapmayı reddetti ve bu tutumunu Tahran'a iletti." Her iki kaynak da Bağdat'ın İran'dan resmî diplomatik kanallara bağlı kalmasını istediğini, resmî mekanizmaların dışına çıkılarak gizli görüşmeler ve toplantılar yapılmasını kabul etmediğini vurguladı. Bu ifadelerin Kaani'nin ziyaretiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.


Macron Şam'a geliyor... Yatırım siyasetin gölgesinde

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen mayıs ayında Paris'teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı karşılıyor (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen mayıs ayında Paris'teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı karşılıyor (AP)
TT

Macron Şam'a geliyor... Yatırım siyasetin gölgesinde

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen mayıs ayında Paris'teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı karşılıyor (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen mayıs ayında Paris'teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı karşılıyor (AP)

Suriye Cumhurbaşkanlığı, dün yaptığı açıklamada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Suriye’ye planlı bir ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu. Ziyaretin tarihi henüz açıklanmazken, bunun 2024 sonlarında Ahmed Şara’nın iktidara gelmesinden beri Batılı bir liderin ülkeye yapacağı ilk ziyaret olacağı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan özel kaynaklar, ziyaretin birkaç saat süreceğini ve ardından Macron’un Ankara’ya geçeceğini belirtti. Ziyaretin ekonomik ve yatırım odaklı bir çerçevede planlandığı, ancak aynı zamanda siyasi dengelerin yeniden kurulması için bir fırsat olarak görüldüğü de ifade edildi. Macron’a, aralarında dışişleri bakanı ve iş insanlarının da bulunduğu geniş bir heyetin eşlik edeceği bildirildi.

Öte yandan, Fransa Cumhurbaşkanlığı Elysee Sarayı’ndan ziyaretle ilgili herhangi bir resmî açıklamanın yapılmaması dikkat çekti. Elysee kaynaklarının son günlerde konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı belirtildi. Fransız çevrelerine göre bu temkinli tutumun arkasında, geçtiğimiz perşembe günü Şam’ın merkezinde meydana gelen büyük patlamanın ardından artan güvenlik endişeleri bulunuyor.


Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, hareketin yaklaşık 20 yıldır Gazze Şeridi'ndeki fiilî yönetimini yürüten "Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi"ni feshetmeye hazırlandığını doğruladı.

Ayrı ayrı açıklamalarda bulunan iki kaynak, fesih kararının, Filistinli Ali Şaat'ın başkanlığını yürüttüğü ve "Gazze Yönetim Komitesi" ya da "Teknokrat Komitesi" olarak bilinen yapının Gazze'ye girerek görevlerini devralmasının önünü açmayı amaçlayan bir "girişim" kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Komite yaklaşık altı ay önce kurulmuş olmasına rağmen İsrail'in üyelerinin Gazze'ye girişine izin vermemesi nedeniyle görevine başlayamamıştı.

Hamas, 2006 yılında yapılan Filistin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Gazze'de yönetimi üstlenmiş, 2007 yılında ise El Fetih ile yaşanan kanlı çatışmaların ardından bölge üzerindeki tam kontrolünü sağlamış ve o tarihten bu yana Gazze'nin tüm idari işlerini yürütmüştü.

Kaynaklardan biri, hükümetin feshedildiğine ilişkin kararın yarın (Pazartesi) açıklanacağını söylerken, diğer kaynak da kararın duyurulmasının yakın olduğunu ancak kesin tarih vermekten kaçındı.

Kahire'de yeni görüşmeler

Öte yandan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, Gazze'deki kırılgan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin anlaşmazlıkların giderilmesi amacıyla önümüzdeki iki gün içinde Mısır'ın başkenti Kahire'de yeni toplantılar yapılacağını bildirdi.

ergt5h
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta. (Reuters)

İsrail'in geçen ekim ayında ilan edilen çok aşamalı ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği, bu süreçte binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve Hamas'ın üst düzey yöneticilerinin hedef alındığı belirtilirken; başta Mısır, Katar ve Türkiye olmak üzere arabulucuların anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak ve Gazze'de yaklaşık üç yıldır süren savaşın sona erdirilmesi için sonraki aşamalara geçilmesini sağlamaya çalıştığı ifade edildi.

Pazar günü Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas'tan iki, başka bir Filistinli gruptan ise bir kaynak, Kahire'nin yaklaşık 48 saat içinde Hamas başta olmak üzere Filistinli grupların katılacağı yeni toplantılara ev sahipliği yapacağını söyledi.

Mladenov'un katılımına ilişkin bilgiler

Kaynaklar ayrıca, Barış Konseyi'nin Gazze'den sorumlu en üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov'un, Barış Konseyi bünyesinde görev yapan Amerikalı yetkililer ve Uluslararası İstikrar Gücü temsilcileriyle birlikte görüşmelere katılmak üzere Mısır'a ulaştığı yönünde bilgiler bulunduğunu aktardı.

Ancak Mladenov'un ekibinden katılımına ilişkin resmî doğrulama alınamadı. Kendisine yakın kaynaklar daha önce, Hamas ve diğer grupların son yanıtları ışığında anlaşma maddelerinde ilerleme sağlanması hâlinde Mladenov'un müzakere turuna katılacağını belirtmişti.

Hamas kaynaklarından biri, "Hareket heyetinin bazı üyelerinin perşembe günü şafak vakti Kahire'de bulunduğu sırada arabulucularla yürütülen sürekli istişareler sayesinde görüş ayrılıklarının önemli ölçüde giderildiğini, buna Türkiye'de Katarlı ve Mısırlı yetkililerin katılımıyla gerçekleştirilen temasların da eklendiğini" söyledi.

Silah maddesi üzerinde yeni formül

Süren müzakerelerin, Mladenov'un geçen nisan ayında sunduğu yol haritası konusunda ortak bir uzlaşı sağlanmasını hedeflediği belirtildi.

Hamas, silahların belirli bir Filistinli kuruma devredilmesi sürecinin aşamalı biçimde yürütülmesini savunurken, İsrail'in Gazze'nin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmesinin de zorunlu tutulmasını talep ediyor.

fgthyj78
Han Yunus'ta yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı geçici kampta bir kap su taşıyan kız çocuğu. (AFP)

Hamas kaynakları, tarafların özellikle sekizinci madde olan "silah meselesi" konusunda görüş ayrılıklarını gidermek amacıyla yeni bir metin üzerinde çalıştığını, diğer maddelerde ise tüm tarafların katılımıyla kapsamlı uzlaşı sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

Hamas ayrıca Gazze Yönetim Komitesi'nin en kısa sürede Gazze'ye girerek görevine başlamasını isterken, Mladenov'u komitenin bölgeye girişini silahların sınırlandırılması konusundaki anlaşmaya bağlamakla suçluyor.

"Gazze'nin yönetimi komiteye devredilecek"

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, hareketin son müzakere turunda "olumlu ve sorumlu" bir tutum sergilediğini belirterek, "Süreç ilerliyor. Savaşın durdurulması, gerçek anlamda insani yardımın başlaması ve Gazze'nin tüm bölgelerinin yeniden inşası dâhil bütün konularda ortak çözümler üretmeye çalışıyoruz." dedi.

Kasım ayrıca, "Gazze'nin yönetimine ilişkin tüm dosyaların ulusal komiteye devredilmesi yönündeki süreçten geri adım atılmayacağını ve komitenin görevlerini yerine getirmesinin sağlanacağını" vurguladı.

Netanyahu: Gazze artık tehdit oluşturmuyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze içinde oluşturduğu yeni "nüfuz bölgeleri" sayesinde Gazze'nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmadığını savundu.

Netanyahu, "Gazze halkı özgürce seçim yapabilir. Gitmek isteyen gidebilir, kalmayı tercih edenler ise bize tehdit oluşturamaz. Gazze'nin silahsızlandırılması olmadan yeniden inşa edilmesi söz konusu olamaz." ifadelerini kullandı.

Öte yandan İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, önümüzdeki haftalarda Refah'taki pilot bölgelerde kamu düzenini sağlamakla görevli Filistinli bir polis gücünün eğitime başlayacağını yazdı.

Haberde, söz konusu birliğe elektroşok tabancaları verileceği, Uluslararası İstikrar Gücü'nün sorumluluğunda iki pilot bölgenin oluşturulacağı ve bunun Hamas'a bağlı olmayan Gazzelilerin bu bölgelere yerleştirilmesini hedefleyen daha geniş kapsamlı bir planın parçası olduğu belirtildi.