Lübnanlılar arasında ‘toplu depresyon’ yaşanırken sinir ilaçları bulunamıyor

Uluslararası bir rapora göre Lübnanlılar dünyanın ‘en kötü’ hayatını yaşıyorlar

Lübnanlılar arasında ‘toplu depresyon’ yaşanırken sinir ilaçları bulunamıyor
TT

Lübnanlılar arasında ‘toplu depresyon’ yaşanırken sinir ilaçları bulunamıyor

Lübnanlılar arasında ‘toplu depresyon’ yaşanırken sinir ilaçları bulunamıyor

ABD merkezli Gallup şirketinin dünya endeksine göre Lübnanlılar ‘dünyanın en kötü hayatını’ yaşıyorlar. Gallup tarafından hazırlanan rapora göre Lübnanlıların yalnızca yüzde 4'ü hayatlarını olumlu olarak değerlendiriyor. Bu da Gallup’un herhangi bir ülkede kaydettiği en kötü sonuç olarak gösteriliyor.
Bu sonuç, Gallup'un 2019'da yaptığı bir araştırmaya dayalı olsa da geçtiğimiz yıl Lübnan'da başlayan ve bu yıl özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve günlük hayatın sıkıntılarını artıran Beyrut Limanı’ndaki büyük patlama sonrasında artan krizler nedeniyle hiçbir Lübnanlıyı şaşırtmıyor.
Tüm bu baskılarla birlikte, sinir ilaçları ve yatıştırıcı ilaçların Lübnan pazarında bulunamaz hale gelen ilk ilaçlar arasında olması garipsenmiyor. Söz konusu ilaçlara verilen sübvansiyonun kaldırılma olasılığına dair söylentilerin ardından Lübnanlılar, bu ilaçları satın almak ve stoklamak için adeta yarışa girdiler. Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Eczaneler Sendikası Başkanı Gassan el-Emin'e göre sinir ilacı tüketiminin yüzdesi, 2015 yılından bu yana yüzde 20 arttı.
Sinir ilacı tüketimindeki artış ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan klinik psikolog Rania El-Bobo bunun psikolojik düzeyde anlaşılabilir bir durum olduğunu, çünkü Lübnanlıların ‘çözüm aramaktan bıktığını ve bulma umudunu da yitirdiğini’ belirtti. Bu yüzden, vatandaşların çözüm aramak yerine psikoterapiye başvurduğunu söyleyen Bobo, bu durumun ‘yarının belirsizliği’ ile de ilgili olabileceğini vurguladı.

Vatan adeta bir hapishaneye dönüştü
Gallup'un raporuna göre mutsuz olan Lübnanlıların yüzdesi 2018-2019 yılları arasında ikiye katlanarak yüzde 43'e ulaşırken anksiyete (kaygı bozukluğu) yaşayanların sayısında yüzde 40 ve baskı hissedenlerin sayısında yüzde 61 yükseliş yaşandı. Bobo’ya göre ülkede ‘toplumsal düzeyde depresyon’dan bahsetmek mümkün. Lübnan'da yaşayan herkesin ‘her zaman bir korku, endişe, boşluk ve karanlık düşünceler’ ile yaşadığını söyleyen Bobo, “Bu durum Lübnanlıların günlük yaşamlarında ve başkalarıyla, özellikle de aileleriyle ilişkilerinde ifade ettikleri bir tür toplu depresyon yaşamasına neden oluyor. Bu da aile içi şiddet vakalarında ve geçiş hakkı gibi basit nedenlerle meydana gelebilecek suçlarda artışa hatta intiharı düşünenlerin sayısında bir yükselişe yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Lübnanlı Kadınlar Ulusal Komisyonu (NCLW), Şubat ve Ekim ayları arasında aile içi şiddet vakalarının bildirmek için telefon hattına gelen ihbar sayısının yüzde 51 arttığını açıkladı. Suçlarla ilgili olarak Beyrut merkezli araştırma şirketi Information International, 2020’nin ilk 9 ayında ölüm sayısının 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 100 arttığını bildirdi. İntihar vakaları açısından ise Lübnan, herhangi bir artışa tanık olmadı. Ancak geçtiğimiz Temmuz ayında iki gün içinde dört intihar vakasının olması dikkat çekti.
Lübnanlıların kendilerini güvende ve kendisini koruyan bir yönetimin varlığını hissetmediğini, zincirlenmiş gibi hissettiğini söyleyen Bobo, “İnsanlar vatan topraklarında hapsedilmiş gibi. Kovid-19 salgını ile ilgili dünyadaki havalimanı prosedürleri nedeniyle ülkeden ayrılması yasak. Ülkelerin büyük çoğunluğu, salgın veya diğer siyasi nedenlerle Lübnanlıları topraklarına almıyorlar. En zor olanı ise, vatandaşın içinde bulunduğu hayat şartlarını kontrol eden, onu gıda güvenliği ve sağlık hizmetleri eksikliği ile tehdit eden ve bir iradeden mahrum olduğunu hissettiren bir yönetim ile bir hapishanede zincirlenmiş gibi hissetmesidir. Yasadığı olarak deniz yoluyla ölüm teknelerine binerek göç etmeye karar veren Lübnanlıların olduğu gibi tamamen tehlikelerle dolu olsa bile bir umut arayışı içerisindeler” şeklinde konuştu.
Birleşmiş Milletler (BM) istatistiklerine göre geçtiğimiz Temmuz ve Ekim ayları arasında yaklaşık 30 tekne Lübnan'dan ayrıldı.  Yerlerinden edilmiş Suriyelilerin yanı sıra, özellikle Trablus (Trablusşam) kentinden (Lübnan’ın kuzeyinde bulunuyor ve Akdeniz'in en fakir şehirlerinden biri olarak nitelendiriliyor) çok sayıda Lübnanlı, zor koşullara dayanamayarak ölen çocuklarını denize atmak zorunda kaldılar.
Tam bir insanlık felaketi durumu yaşandığına dikkati çeken Bobo, "Lübnanlılar bu insanlık dışı sahnelere alışıyor ve olumsuz bir şekilde uyum sağlıyor. Bu da insanların psikolojik durumunun kötüleştiğini gösteriyor” dedi. Bobo mevcut durumun böyle devam etmesinin ‘ruhsal hastalıklarda bir artışa, tükenmişliğe veya kaybetmekten korkacak hiçbir şey kalmadığı için toplumsal bir patlamaya’ yol açabileceğine işaret etti.

Toplu hayal kırıklıkları ve şoklar
Lübnan Gallup'un Olumlu Deneyim Endeksi listesinde geçtiğimiz yıl önemli ölçüde gerilerken gerileme bu yıl da devam etti. Esasen mevcut durum bir raporun bu verileri vermesini gerektirmiyor. Bunun için patlamadan kurtulan genç Firas'ın da söylediği gibi artık insanları sürekli korku duymalarına ve gergin hissetmelerine neden olan liman patlaması olayından bahsetmek yeterli. Patlamanın olduğu gün Firas, limanın yakınında bir noktadaydı. Bugüne kadar sesini unutamadığı o patlamanın etkisiyle metrelerce savrulan arabasının camından patlamadan önce çıkan yangından yükselen bulutları çekiyordu. Firas patlama sesiyle arabanın tüm camlarının kırıldığını söyledi.
Firas, patlamanın olduğu gün arabada yanında olan eşinin, herhangi bir ses duyduğunda nasıl korkuya kapıldığını ve bir başka patlama olabileceği korkusuyla günlerce merdivenlerden inerken nasıl büyük korkuyla koştuğunu anlattı.



Uzmanlara göre özgüveninizi artıracak 9 keyifli hobi

Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
TT

Uzmanlara göre özgüveninizi artıracak 9 keyifli hobi

Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)

Özgüveninizi güçlendirmek mi istiyorsunuz? Uzmanlar, aşağıdaki hobilerin zaman içinde özgüven inşa etmede etkili olduğunu belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın Good Housekeeping’ten aktardığı değerlendirmeye göre yeni bir şeye başlamaktan korkmanıza gerek yok. Aslında, yeni bir hobiyi düzenli olarak yapmak, hayatınızın her alanında kendinizi daha cesur ve kendinden emin hissetmenize yardımcı olabilir.

Travma bilinciyle beden odaklı terapi uzmanı Psikoterapist Chloe Benn, Birçok kadın değerini üretkenlikle ilişkilendiriyor, bu nedenle hobiler lüks, gereksiz veya sadece yapılacaklar listesindeki başka bir madde gibi görünebilir.

Sinir sistemi perspektifinden bakıldığında, hobiler sadece bir ek değil, aynı zamanda enerji verici ve uzun vadeli sağlık için gereklidir. Sürekli performans halinden çıkıp eğlence, merak ve duygusal düzenleme durumuna geri dönmemize yardımcı olurlar.

Bu değişimi hissetmek için saatlerce boş zamana da ihtiyacınız yok. Sadece kendiniz için bir şey yapmak için birkaç dakika ayırmak sağlığınız üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.

Benn, "Üretkenlikle bağlantılı olmayan aktivitelere zaman ayırdığınızda, kendinize alan açıyorsunuz ve bu genellikle özgüven artışı, kaygıda azalma, daha iyi sınırlar koyma ve benlik duygusunun güçlenmesine yol açar. Bu şekilde hobiler, yönetmeye çalıştığınız her şeyi destekler" dedi.

'Mothers for Mental Health' kuruluşunun kurucusu Jillian Amodio ise hobilerin, genellikle gözden kaçırdığımız bir sağlık boyutu olan boş zamanı besleyerek hayatınızda denge kurmanızı sağlayabileceğini söylüyor. Yaşam kalitesini artırmak ve stresi azaltmanın bir yolu olarak müşterilerine sıklıkla yeni hobiler denemelerini tavsiye ettiğini belirten Amodio "Hobiler, çevremizdeki dünyayla bağ kurma, anlamlı ilişkiler oluşturma ve öz-değerimizi artırma kapasitemiz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir" dedi.

Herhangi bir hobi özgüveni artırabilse de uzmanlardan ilham alan fikirleri derledik.

Yoga

Yoganın faydaları sadece kaslarla sınırlı değil. Düzenli pratik, zihni sakinleştirdiği ve konsantrasyonu artırdığı kanıtlanmış olan farkındalığı geliştirirken, özgüveni doğal olarak destekleyen bir sakinlik duygusu yaratır. Ayrıca zihin ve beden arasındaki bağı güçlendirerek kendinizi daha köklü ve uyum içinde hissetmenize yardımcı olur.

Beklemeyebileceğiniz bir başka özgüven artırıcı faydası daha var: Duruşun düzelmesi. Araştırmalar, iyi bir duruşun düşüncelerinize ve kararlarınıza olan güveni artırdığını gösteriyor. Bu nedenle kısa bir seans bile kendinizi daha dengeli ve merkezlenmiş hissetmenizi sağlayabilir.

El sanatları

Her türlü sanat eseri yapmak, genellikle "akış" olarak adlandırılan derin bir odaklanma haline ulaşmanıza yardımcı olarak sinir sistemini sakinleştirir. Psikoterapist Alison McLeroy, sakinliğin özgüveni artırmak için harika bir giriş noktası olduğunu, çünkü zihninizi berraklaştırdığını ve anda kalmanıza izin verdiğini söylüyor.

McLeroy, "Yaratıcılığa daldığınızda nefesiniz yavaşlar, kaslarınız gevşer ve stres hormonları azalır. Örgü veya nakış gibi tekrarlayan hareketler rahatlık ve sakinlik hissi verirken, resim ve boyama gibi dışavurumcu biçimler duyguların vücutta hapsolması yerine akmasına yardımcı olur" diye ekliyor.

Dans

Basit bir ev partisi olsa bile, dans size canlılık ve özgüven hissi verir. Bedeni hareket ettirmek, ruh halini iyileştiren beyin kimyasalları olan endorfin salgılanmasını tetikler. Bu nedenle utangaç başlasanız bile bedeniniz buna hızla uyum sağlar. Aslında araştırmalar, dans eden kişilerin bedenleriyle ilgili daha az kaygı yaşadığını ve dans etmeyenlere göre daha yüksek özgüvene sahip olduğunu gösteriyor. Bu özgüven faydaları özellikle kadınlarda daha güçlü oluyor.

Fotoğraf ve anı biriktirme

Beyinlerimizin geçmiş başarısızlıklara odaklanmakta usta, mutlu anları hatırlamakta ise daha az iyi olduğu belki de şaşırtıcı değil. Fotoğraf ve anı biriktirme, bu kalıbı değiştirmenin eğlenceli ve somut bir yoludur. En sevdiğiniz anıları geri kazanmanıza ve kendinize neler başardığınızı hatırlatmanıza olanak tanıyarak özgüveninizi önemli ölçüde artırabilir.

Fotoğraf ve anı biriktirme göz korkutucu görünüyorsa, McLeroy kolaj sanatını kolay bir başlangıç olarak öneriyor. McLeroy, "Fotoğraflara göz atmak, malzemelerle oynamak ve dikkatinizi çeken şeyi takip etmek, sıfırdan başlama baskısını hafifletir. Aynı şey fotoğrafçılık için de geçerlidir; çevrenizdeki güzelliği fark etmeniz ve kendi vizyonunuza güvenmeniz için sizi eğitir" diyor.

Yürüyüş

Araştırmalar, açık havada beş dakikalık bir yürüyüşün ruh halinizi ve özgüveninizi iyileştirmek için yeterli olduğunu gösteriyor. Yürüyüş, zihninizi berraklaştırmanın ve kendinizle bağlantı kurmanın basit bir yoludur.

Yürüyüşün keyfini çıkarın veya ruh sağlığınız için harika olan bir arkadaşınızla iletişim kurun. Doğa yürüyüşü yapmak veya yeni parkurlar keşfetmek, engebeli arazileri veya alışılmadık yolları geçerken size ekstra bir eğlence ve başarı duygusu verir.

Mesafe veya hız önemli değil, önemli olan yürüyüşün size hissettirdikleridir. Benn, "Hız, görünüm veya rakamlara odaklanmak yerine, size rahatlık ve keyif veren harekete odaklanın" diyor.

Bahçıvanlık

Benn, saksıda bir bitki yetiştirmek gibi en basit bahçıvanlığın bile azim, sabır ve uyum geliştirerek özgüveni artırdığını söylüyor. Bunun kısmen nedeni, edinilmiş bir beceri olmasıdır: Başarı, doğuştan gelen bahçıvanlık yeteneğinden çok, bitkinin ihtiyaçları konusunda farkındalık geliştirmeye bağlıdır.

Araştırmalar ayrıca ev bitkilerine bakmanın tansiyonu düşürdüğünü, ki bu da sakinliğin fiziksel bir göstergesidir ve özgüveni artırabilir. Benn, "Toprağa ve bitkilere dokunma deneyimi, doğanın kokuları ve ritimleriyle birlikte vücuda güvenlik ve rahatlık sinyalleri gönderir. Ayrıca canlıları özenle yetiştirmek, güzelliği besleme becerinize olan güveni artırır. Ve birçok yönden bahçenin bakımı size de fayda sağlar" diye ekliyor.

Kapalı alanlarda kaya tırmanışı

Yeni ufuklara ulaşmaktan daha güçlendirici ne olabilir? Kapalı alanlardaki kaya tırmanışı salonları giderek yaygınlaşan bir trend ve özellikle genellikle var olan destekleyici atmosfer ve topluluk ruhuyla özgüveninizi artırmak için harika.

Her tırmanış, üzerinde çalışmanız için net bir meydan okuma sunarak odaklanmaya, problem çözmeye ve anda yaşamaya teşvik eder. Ayrıca, birçok çalışma bu tür yoğun zihinsel ve fiziksel katılımın depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Günlük Tutma

Özgüvenin bir parçası öz-bilgidir ve günlük tutmak, öz-farkındalık oluşturmanın basit ve etkili bir yoludur. Kalemi kağıda dokundurmak, duygularınızı işlemenize, kişisel gelişiminizi takip etmenize ve ne kadar ilerlediğinizi görmenize yardımcı olur.

McLeroy, "Serbest yazma oldukça rahatlatıcıdır, çünkü yazdıklarınızı kimse görmez. Sadece sizin içindir. Kendi sesinizi duyarsınız, düşüncelerinizi ve görüşlerinizi takip edersiniz" diyor.

Araştırmalar, günlük tutmanın ruh halini iyileştirdiğini, duygusal farkındalığı artırdığını ve stresi azalttığını gösteriyor. Daha da iyisi, yazmanın tek bir doğru yolu yoktur: Boş bir sayfayla başlayın, bir yönlendirme izleyin, düşüncelerinizi bir not uygulamasına kaydedin veya madde işaretli listeler, karalama veya basit bir şükür listesi gibi farklı stiller deneyin.

Yemek Yapmak

Dürüst olalım, birinin tarifinizi istemesinden daha iyi bir his var mı? Komplimanlar bir yana, yemek yapmak doğaçlama ve problem çözme yoluyla günlük olarak özgüveni artırır ve size lezzetli bir başarı duygusu verir.

Evde yemek yapmanın sağlık ve beslenme faydaları bilinirken, öz-değer artışı, kaygıda azalma ve genel sağlıkta iyileşme gibi kanıta dayalı ruh sağlığı faydaları da en az o kadar önemlidir.

Benn, "Yemek hazırlamak derinlemesine düzenleyici bir süreç olabilir; beslenme ve öz bakım duygusu sağlar. Ayrıca özgüven geliştirmenin temel bileşenleri olan seçim, merak ve azim için tekrarlanan deneyimler yaratarak özgüveni destekler" diyor.


Uzmanlardan beslenme ve kanser ilişkisi hakkında 5 önemli öneri

Beslenme uzmanları öğle yemeğinde çeşitliliği öneriyor (Pixabay)
Beslenme uzmanları öğle yemeğinde çeşitliliği öneriyor (Pixabay)
TT

Uzmanlardan beslenme ve kanser ilişkisi hakkında 5 önemli öneri

Beslenme uzmanları öğle yemeğinde çeşitliliği öneriyor (Pixabay)
Beslenme uzmanları öğle yemeğinde çeşitliliği öneriyor (Pixabay)

Araştırmalar, uzun süreli beslenme alışkanlıklarının kanser riskini etkilediğini ortaya koyuyor. New York Times’a göre, son yıllarda çalışmalar “süper gıdalar” ve antioksidanlardan çok, genel beslenme düzeninin uzun vadeli etkilerine odaklanıyor. Uzmanlar, beslenmenin tek başına kanserin nedeni olmadığını, ancak sağlıklı seçimlerin riski azaltabileceğini vurguluyor.

1. Bitkisel gıdaları öne çıkarın

Tam tahıllar, taze sebze ve meyveler, baklagiller ve yağsız veya bitkisel proteinler kalp hastalıkları, diyabet ve kanser riskini düşürüyor. Ohio Eyalet Üniversitesi’nden epidemiyolog Fred Tabung, bu beslenme biçiminin insülin seviyelerini ve kronik iltihaplanmayı düşürdüğünü, bunun da kanser gelişim riskini azalttığını söylüyor.

fgthyu7
Doktor Hastayı Muayene Ediyor (Public Domain)

Yeşil yapraklı sebzeler (marul, lahana, ıspanak, roka) ve koyu sarı-turuncu sebzeler (havuç, tatlı patates, kabak) dengeli beslenmeyle birlikte tüketildiğinde insülin ve iltihap seviyelerini düşürüyor.

Tam tahıllar, meyve, sebze, baklagiller ve kuruyemişlerde bulunan lifler, bağırsak hareketlerini hızlandırarak kanserojen maddelere maruz kalmayı azaltıyor ve bağırsak mikroplarını besleyerek iltihapla mücadeleye yardımcı oluyor.

2. Et seçimine dikkat edin

Dünya Sağlık Örgütü’nün Kanser Araştırma Ajansı, işlenmiş etleri insan için kanserojen, kırmızı etleri ise “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırıyor. Araştırmalar, yüksek ısıda pişirilen kırmızı et ve içindeki demirin, DNA’ya zarar veren bileşiklerin oluşumunu tetiklediğini gösteriyor.

Uzmanlar, işlenmiş etten tamamen kaçınmayı ve kırmızı eti haftada 2–3 porsiyonla sınırlamayı öneriyor.

Eti mangalda pişirecekseniz, limon veya sirke gibi asidik marinad kullanmak, zararlı bileşiklerin oluşumunu azaltabilir. Alternatif olarak balık tüketimi riskleri düşürebilir.

3. İşlenmiş gıdaları azaltın

Şekerli içecekler ve ultra işlenmiş gıdalar, insülin direnci ve obeziteye katkıda bulunarak kanser riskini artırabiliyor. Laboratuvar araştırmaları, bu gıdalardaki kimyasalların bağırsak mikrobiyotasını bozduğunu ve iltihabı tetiklediğini gösteriyor.

sxefrgty
Sağlıklı beslenme vücut için önemli (Arşiv - Harvard Üniversitesi)

Fransız bir çalışmada, bazı yaygın koruyucuların özellikle meme ve prostat kanseri riskini artırdığı tespit edildi. Koruyucuların çoğu ultra işlenmiş gıdalardan geliyor, ancak konserve meyve ve sebzelerde de bulunabiliyor.

Taze, dondurulmuş veya evde hazırlanmış gıdalarla koruyucu maddelerin tüketimi azaltılabilir.

4. Kahve, çay ve süt ürünleri

Günde 3 bardak kahve veya çay içmek, insülin direncini ve iltihabı azaltıyor. Bu içecekler, hücreleri hasardan koruyan fitokimyasallar içeriyor. Şeker eklemeden tüketmek öneriliyor.

Süt ürünleri, özellikle fermente ürünler (yoğurt, peynir), bağırsak sağlığını destekleyerek inflamasyonu düşürüyor ve kolon kanseri riskini azaltıyor.

5. Obezite ve fiziksel aktivite

Beslenmenin kanser riski üzerindeki en güçlü etkisi, obeziteyle bağlantılı. Fazla vücut yağı, östrojen seviyelerini artırarak bazı meme ve rahim kanseri riskini yükseltiyor, karın bölgesindeki yağ ise iltihap ve insülin direncini artırıyor.

Haftada çoğu gün, en az 30 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, insülin duyarlılığını artırıyor, iltihabı azaltıyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor.

Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini azaltmanın yanı sıra diyabet, kalp hastalıkları ve bunama gibi diğer kronik hastalıklarla da mücadelede kritik rol oynuyor.


Yaşla birlikte gelen prostat sorunlarına doğal çözüm: Balkabağı çekirdeği

Balkabağı çekirdeği yağı bazı prostat büyümelerini engelleyebilir (Pixabay)
Balkabağı çekirdeği yağı bazı prostat büyümelerini engelleyebilir (Pixabay)
TT

Yaşla birlikte gelen prostat sorunlarına doğal çözüm: Balkabağı çekirdeği

Balkabağı çekirdeği yağı bazı prostat büyümelerini engelleyebilir (Pixabay)
Balkabağı çekirdeği yağı bazı prostat büyümelerini engelleyebilir (Pixabay)

Yaş ilerledikçe erkeklerin sıkça karşılaştığı prostat sorunlarında, balkabağı çekirdeği ve yağı alternatif bir destek olarak öne çıkıyor. Şarku'l Avsat'ın Mayo Clinic’tan aktardığı habere göre prostat bezi, mesanenin hemen altında yer alıyor ve idrarın dışarı taşındığı üretranın üst kısmını çevreliyor.

Balkabağı çekirdekleri (pepita), çiğ veya yağ olarak tüketildiğinde prostat sağlığını destekleyebilecek besin öğeleri içeriyor. 2014 yılında yapılan bir çalışmada, balkabağı çekirdeği yağı ve Saw Palmetto yağı karışımının, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) semptomlarını hafiflettiği tespit edildi. Araştırmacılar, her iki yağın da güvenli ve etkili alternatif tedavi yöntemi olduğunu belirtti.

Balkabağı çekirdeğinin içeriğindeki fitokimyasalların, testosteronun güçlü bir türevi olan dihidrotestosteronun (DHT) prostat üzerindeki etkisini azaltabileceği düşünülüyor. Ayrıca çinko açısından zengin olan çekirdekler, prostatın sağlıklı işleyişi için gerekli minerali sağlayabiliyor. Bir fincan balkabağı çekirdeği, günlük çinko ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılıyor.

Uzmanlar, prostat sağlığını desteklemek için haftada birkaç kez bir avuç çekirdek tüketmenin faydalı olabileceğini vurguluyor. Çekirdekler çiğ olarak yenebileceği gibi, fırında hafifçe kavrularak da tüketilebiliyor. Soğuk sıkım balkabağı çekirdeği yağı ise salatalara, smoothielere veya direkt olarak alınabiliyor.