Serrac, Libya Ulusal Petrol Şirketi ve Merkez Bankası arasındaki anlaşmazlığı yatıştırmaya çalışıyor

Başkent Trablus'un Ayn Zara bölgesinde hasar görmüş okulların tadilat kampanyasına katılan Libyalı bir gönüllü (AFP)
Başkent Trablus'un Ayn Zara bölgesinde hasar görmüş okulların tadilat kampanyasına katılan Libyalı bir gönüllü (AFP)
TT

Serrac, Libya Ulusal Petrol Şirketi ve Merkez Bankası arasındaki anlaşmazlığı yatıştırmaya çalışıyor

Başkent Trablus'un Ayn Zara bölgesinde hasar görmüş okulların tadilat kampanyasına katılan Libyalı bir gönüllü (AFP)
Başkent Trablus'un Ayn Zara bölgesinde hasar görmüş okulların tadilat kampanyasına katılan Libyalı bir gönüllü (AFP)

Libya'nın başkenti Trablus'ta Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) sadık silahlı milisler arasında kanlı çatışmaların yeniden patlak verebileceği tahminleri yürütülürken Serrac, Ulusal Petrol Şirketi (NOC) ve Merkez Bankası (CBL) arasındaki anlaşmazlıkları yatıştırmaya çalışıyor. Serrac bu doğrultuda, petrol gelirlerinin dondurulması krizine etkili çözümler önerme sürecinin yansımalarının ve sonuçlarının ele alınacağı kapsamlı bir toplantı için sürpriz bir çağrıda bulundu.
UMH’den güvenlik ve askeri kaynaklar, NOC ile CBL arasındaki anlaşmazlığın arka planında silahlı gruplar arasında çatışma çıkmasından endişe edildiğini söylediler. Kaynaklar, bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna dair göstergeler olduğuna işaret ettiler.
Ayrıca bölge sakinleri ve görgü tanıkları, Abdurrauf Kara liderliğindeki ‘Özel Caydırıcı Güç’ adlı grubun milisleri ile rakip milisler arasında, özellikle başkent Trablus'taki eş-Şat yolunda son iki günde söz konusu milisler tarafından yapılan bir güç gösterisinin ardından, çatışma çıkabileceğine dair sinyaller olduğunu söylediler. Bu arada Serrac’ın Sözcüsü Galib ez-Zaklai, günün ilerleyen saatlerinde, Serrac’ın çağrısı ile yapılması planlanan istişare toplantısına ilişkin bir bildiri yayınlanması kararı alındığını açıkladı.
Öte yandan Serrac, UMH’ye bağlı ekonomi, maliye, siyaset ve yargının üst düzey yetkililerinden, ülkenin siyasi ve ekonomik düzeylerde tanık olduğu istisnai koşullarda, tarihi bir sorumluluk meselesi olarak toplantıya katılmalarını istedi.
Diğer yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, katıldığı toplantıda mevcut ekonomik koşullar ve kurumların görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları sorunları çözme yolları, petrol gelirlerinin dondurulmasının etkileri, dolar  kurunun sabitlenmesi ve söz konusu kurumlar arasında kamu yararına olacak şekilde koordinasyon kurulması konularının ele alındığını söyledi.
Bu gelişmeler, NOC Başkanı Mustafa Sanallah'ın, on milyarlarca dolarlık petrol gelirinin israf etmekle suçladığı CBL’nin bütünleşmiş bir ekonomik plan hazırlayana kadar petrol gelirlerinin dondurulacağını açıklamasının ardından yaşandı.  Sanalla, Libyan Foreign Bank (LFB) hesaplarındaki petrol satış gelirlerinin dondurulduğunu ve gelirlerin adil bir şekilde dağıtımını sağlayacak bir mekanizma bulunana kadar CBL’ye transferlerinin askıya alındığını duyurmuştu. Bu arada Libya döviz rezervleri, petrol sahalarının ve limanlarının tekrar tekrar kapanması ve uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle 140 milyar dolardan fazla zarar ettiği açıklandı. NOC ve CBL başkanları, birbirlerini yolsuzluk yapmak ve petrol gelirlerini boşa harcamakla suçladılar.
Buna karşın Serrac, Libya ekonomisinin canlanmasına katkıda bulunmak için NOC’un Libya'daki projelerini ve yeni yatırım ufuklarını açma imkanlarını İtalyan petrol ve doğalgaz şirketi Eni'den gelen bir heyetle bir araya geldi. Toplantıya Sanallah da katıldı. Toplantıda ayrıca NOC’un çalışma alanlarında saha gelişim projeleri için atılan adımlar ve önceki toplantılarda Libya'da elektrik sektörünün desteklenmesi olasılığına ilişkin uzlaşılan noktalar ele alındı.
Bir diğer gelişmede ise Libya Hükümeti Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Emin el-Haşimi, Sağlık Bakanlığı Malzeme ve Teçhizat Müsteşarı Mühendis Abdurrahman Umeyr’in pazartesi günü başkent Trablus'un Kasr bin Gaşir bölgesinde silahlı bir şahıs tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındığını duyurdu. Haşimi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ‘keyfi’ olarak nitelediği gözaltının nedenlerini öğrenmek için İçişleri Bakanlığı ile temasa geçtiklerini belirtirken Libya Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Genel Müdürü Dr. Bedreddin en-Neccar’ın kaçırıldığı yönündeki iddiaları da yalanladı. Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi tarafından paylaşılan bir video kaydında görülen Dr. Neccar, kaçırıldığına dair ‘söylentiler’ olarak nitelediği iddiaları yalanladı. Dr. Neccar, Kasr bin Gaşir bölgesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele çerçevesinde sivil toplum örgütlerini bilinçlendirme kampanyasına katıldıktan sonra her zamanki gibi görevini yaptığını belirtti. Neccar, bahsi geçen bölgeye giderken, aniden önlerine çıkan silahlı adamların konvoylarını durdurup konvoyda kendilerine eşlik eden Müsteşar Umeyr’i kimliğini teşhis ettikten sonra bilinmeyen bir yere götürdüklerini söyledi.
Öte yandan Libya Genelkurmay Başkanı Danışmanı Merve el-Havari, UMH Savunma Bakanlığı ile çalışan tüccarların birçok sorunla karşı karşıya kaldıklarını açıkladı. Havari, bir video kaydında söz konusu tüccarların 2013-2014 döneminden kalan ödenmemiş milyarlarca dolarlık faturaları olduğunu söyledi. Havari, ödeme yapılamamasının nedenini idari kurumun çabalarına rağmen bu konuda çok sayıda şikayetin birikmiş olmasına bağladı.
Bu arada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed El-Haddad’ın Malezya'da ikamet eden ve ‘çevre yönetimi’ konusunda uzman olan Havari'yi performans değerlendirme danışmanı olarak atayan kararı Libya basını tarafından yayınlandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.