BAE: İsrail’le işbirliği çıkmazdan çıkmak için fırsat

Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
TT

BAE: İsrail’le işbirliği çıkmazdan çıkmak için fırsat

Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bugün (2 Aralık) 49’uncu Ulusal Günü’nü kutluyor. Bu münasebetle Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan, başta koronavirüs salgını olmak üzere son gelişmelere ve geleceğe yönelik planlarına değindi. Bir televizyon kanalına açıklamada bulunan Devlet Başkanı, “Geleceğin inşası, net bir vizyonu, fırsat ve zorlukları erkenden ele alma ve ülkenin hazır olma durumunu artıracak kararlar alma cesareti gerektirir” dedi.
Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan, “Önümüzdeki 50 yılı tasarlama projesi, bakanlıkların adını değiştirmek ve yeni bakanlıklar oluşturmak, bakanlıkları bazılarıyla birleştirmek ve ayrıca gelecekteki en önemli meselelerle ilgilenen bir devletin bakanlarını tahsis etmek üzere alınan kararları içeriyor” ifadelerini kullandı.
Bu yıl yaşananlarla ilgili olarak Devlet Başkanı, “2020 yılı, pek çok zorluğun yaşandığı istisnai bir yıldı. Bu zorlukların başında sıkı ve önleyici tedbirler, etkili bir ulusal karantina programıyla kontrol edilebildiğimiz ve vatandaşlara ve ziyaretçilere koruma ve tıbbi bakım sağladığımız yeni tip koronavirüs (Kovid-19) geliyor” dedi.
Ülkesinin, hastalığı tespit etmek ve ortadan kaldırmak için bir aşı geliştirmek üzere küresel çabalara aktif olarak katıldığını söyleyen Al Nahyan, “Bu pandemi, büyük beşeri ve maddi maliyetlerine rağmen, sağlık sistemimizin etkinliğini ve ülkemizin acil durumlar ve krizler karşısında yüksek hazırlık durumunu ortaya koymuştur. Kurumlarımızın iş ve uzaktan eğitime rahatlıkla ilerlemesini sağlayan bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısının gelişmişliğine işaret etmiştir” açıklamasında bulundu. Yetkili, ülkesinin yeni yılı iyimser bir atmosferde karşıladığını ve nihayetinde birliğin ilanının altın yıldönümünü kutladığını dile getirerek, “Aynı zamanda devletimizin 100’üncü yılını tamamlayacak olan önümüzdeki 50 yılı ve ülkemizi 2071 yılına kadar tüm sektörlerde niteliksel sıçramalara hazırlayacak gelecek vizyonları karşılamaya hazırlanıyorsunuz” dedi.

İbrahim Anlaşması
BAE Başbakanı Muhammed bin Raşid el-Mektum, Arap dünyasının 21’inci yüzyılın üçüncü on yılının dili ve verileri üzerine düşünmesi, son yıllarda dünyayı kasıp kavuran siyasi, ekonomik ve değer değişikliklerinin derinliğini fark etmesi gerektiğini vurguladı.
Muhammed bin Raşid el-Mektum, Arap dünyasının geleceği öngördüğünü ve kalkınma motorlarını belirlediğini söylerken, eski yöntemlerin, eski çalışma ve düşünme kalıplarının yeni sonuçlar sağlamayacağından tamamen emin olduklarını, aksine çoğunun kolay, sürdürülebilir kalkınma inşa etmeyen, barış, güvenlik veya istikrar yaratmayan eskiyi yeniden üreteceğini vurguladı.
Ulusal Gün vesilesiyle konuşma yapan el-Mektum, “Arap dünyasının içinde bulunduğu sorunlara, zorluklara ve Arap ülkelerindeki durumun kötüleşmesine rağmen, ilerleme ve reform fırsatları, farkındalığa ve iradeye sahip olanlar için her zaman mevcuttur. Belki de ülkelerin bizzat yaşadıkları muazzam ve maliyetli kargaşa sona yaklaşmıştır. Bedenlerde derin yaralar bırakan ağır can ve mal kayıpları, bu durumları kontrol altına almanın yaraların kapanma ve iyileşme sürelerini hızlandıracağına dair değerli dersler vermiştir” ifadelerini kullandı.
Başbakan, “Başarısızlığı başkalarına, yabancı komplolara ve dış müdahalelere yüklemek kabul edilemez. Yüzyıllar boyunca Ortadoğu bölgesi, büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Bu ilgi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra derinleşip etkisini artırarak uluslararası güvenlik ve istikrarın bir parçası olarak bölgede güvenlik ve istikrar sağlamıştır” dedi.
Muhammed bin Raşid el-Mektum, “Bu durum, bölge ülkelerine bir yük bindirdi ve onları şu iki seçenekten birinin önüne yerleştirdi: Ya gelişimini ve güvenliği artıracak şekilde bu uluslararası ilgiye yatırım yapma ya da etkilerinin ve rekabetlerinin, olayların bağlamlarını, gelişimlerini ve yönetme yollarını kontrol etmesine izin verme” değerlendirmesinde bulundu.
“BAE’de çalışıyoruz, girişim başlatıyoruz, çabalıyoruz, geleceği öngörüyoruz ve stratejik planlamayı benimsiyoruz. Yalnızca kapsamlı bir çalışma ve her yönden incelemeden sonra bir konu sunuyoruz ve tüm olasılıkları hesaplıyoruz” diyen BAE Başbakanı, “Bu durum, radikalizm ve terörizmle mücadele, Yemen’in kimliğini, Araplarla ilişkisini değiştirme planlarını engelleme, kültürlerarası diyalog için kanallar oluşturma, İslam ve Hristiyanlıktaki en büyük iki dini referansın katılımıyla İnsan Kardeşliği Belgesi’ni başlatma hususlarında etkili bir şekilde katkıda bulunmamızı sağlayan şeydi” dedi.
El-Mektum, “İbrahim Anlaşması’nın imzaladığımızda, bölgemize çıkmazdan kurtulmak, durgun suları canlandırmak, barışa, güvenliğe, bir arada yaşamaya ve tam zamanlı kalkınmaya giden yollar açmak için değerli bir fırsat sağladık. Anlaşma, Filistinli kardeşlerimizin topraklarının kemirilmesini durdurdu, olaylardan ve gelişmelerden yoksun kalmaları sonrasında dünyaya haklı davalarını hatırlattı. Başkenti Doğu Kudüs olmak üzere, bağımsız devletlerimdeki meşru haklarına doğru onlara bir ufuk açtı” değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut yılın, ülkeler için zorlu bir sınav yılı olduğunu ve ‘hükümetlerinin kabiliyetini, kurumlarının etkinliğini, uygulamalarının başarısını, salgınlar ve felaketlerle yüzleşme hazırlıklarının etkinliğini ve sonuçlarını ortaya koyan bir imtihan yılı olduğunu belirtti.
Ülkesinin, bu seçkin sınavdaki başarısına, hükümetin ve kurumlarının salgınlar ve afetlerle mücadele hazırlıklarının üstünlüğüne dikkati çeken el-Mektum, “Bu başarı, şans eseri olmadı. Geleceği öngörmeyi geliştiren, ülkeyi stratejilerinin ve planlarının kalbine yerleştiren, acil durumlar, tüm olasılıklar ve en kötü durumları hesaplayan BAE modelimizin meşru oğludur” dedi.

Barışa ve kalkınmaya geniş bir kapı açmak
Abu Dabi Veliaht Prensi ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Yardımcısı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, 2020 yılında BAE’nin, ABD himayesinde İsrail Devleti ile imzaladığı barış anlaşması aracılığıyla, gerginlik ve çatışmalarla dolu Ortadoğu’da barış, kalkınma, istikrar ve umut için geniş bir kapı açtığını söyledi.
Al Nahyan, “BAE, ilkeleri ve inandığı şeyler hususunda, din, ırk ve mezhep farklılıklarına bakılmaksızın, farklı uluslar ve halklar arasında barış, hoşgörü ve bir arada yaşama çağrısında bulunan katı yaklaşımıyla tutarlı olarak, büyük ve tarihi kararlar alma cesaretini gösterdi” dedi.
Arap bölgesi ve Ortadoğu’daki gençlerin kalkınma ve gelişmeyi sabırsızlıkla beklediklerine ve bunların ise ancak barış çerçevesinde sağlanabileceğine dikkati çeken Veliaht Prens, anlaşmanın, bölgedeki uzun çatışma sayfasını çevirerek, halkların çeşitli alanlardaki koşullarını daha iyiye doğru değiştirebilmeleri için geleceğin kapılarını açabileceğini belirtti.
Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, “BAE, herkese fayda sağlayan ve herkesin çıkarına hizmet eden kapsamlı bir bölgesel barış için çalışıyor ve çalışacak. Bölgede istikrar ve güvenlik sütunlarını güçlendirecek, kaynakları ve enerjileri halkımıza hizmet ve ilerlemeye yönlendirecek. Şeyh Zayed bin Sultan Al Nahyan döneminden bu yana yerleşik ve istikrarlı yönelimlerinden yola çıkarak gelecek nesiller için daha iyi yarınlara giden yolu açacak” dedi.
BAE’nin bölgesel ve uluslararası konulara yönelik tutumunun olumlu ve sorumluluk sahibi olduğunu ve öyle olmaya devam edeceğini belirten Veliaht Prens, “Daima barışa doğru ilerliyor, devletlerin iç işlerine karışmayı kabul etmiyor, uluslararası hukuka saygı gösteriyor, halkların çıkarlarını ve arzularını gerçekleştirecek her şeyi destekliyor” ifadelerini kullandı.
Al Nahyan, “Tüm bunlar, BAE’ye dünyanın saygısını ve takdirini kazandırdı. Onu, denge, bilgelik ve ılımlılık hususunda duyulan bir ses haline getirdi. Bölgesel ve uluslararası arenalarda gücünün ve varlığının etkisini artırdı” dedi.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.