BAE: İsrail’le işbirliği çıkmazdan çıkmak için fırsat

Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
TT

BAE: İsrail’le işbirliği çıkmazdan çıkmak için fırsat

Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)
Şeyh Muhammed bin Raşid, her yıl 30 Kasım’da ‘Şehitler Günü’ törenlerine katılıyor (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bugün (2 Aralık) 49’uncu Ulusal Günü’nü kutluyor. Bu münasebetle Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan, başta koronavirüs salgını olmak üzere son gelişmelere ve geleceğe yönelik planlarına değindi. Bir televizyon kanalına açıklamada bulunan Devlet Başkanı, “Geleceğin inşası, net bir vizyonu, fırsat ve zorlukları erkenden ele alma ve ülkenin hazır olma durumunu artıracak kararlar alma cesareti gerektirir” dedi.
Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan, “Önümüzdeki 50 yılı tasarlama projesi, bakanlıkların adını değiştirmek ve yeni bakanlıklar oluşturmak, bakanlıkları bazılarıyla birleştirmek ve ayrıca gelecekteki en önemli meselelerle ilgilenen bir devletin bakanlarını tahsis etmek üzere alınan kararları içeriyor” ifadelerini kullandı.
Bu yıl yaşananlarla ilgili olarak Devlet Başkanı, “2020 yılı, pek çok zorluğun yaşandığı istisnai bir yıldı. Bu zorlukların başında sıkı ve önleyici tedbirler, etkili bir ulusal karantina programıyla kontrol edilebildiğimiz ve vatandaşlara ve ziyaretçilere koruma ve tıbbi bakım sağladığımız yeni tip koronavirüs (Kovid-19) geliyor” dedi.
Ülkesinin, hastalığı tespit etmek ve ortadan kaldırmak için bir aşı geliştirmek üzere küresel çabalara aktif olarak katıldığını söyleyen Al Nahyan, “Bu pandemi, büyük beşeri ve maddi maliyetlerine rağmen, sağlık sistemimizin etkinliğini ve ülkemizin acil durumlar ve krizler karşısında yüksek hazırlık durumunu ortaya koymuştur. Kurumlarımızın iş ve uzaktan eğitime rahatlıkla ilerlemesini sağlayan bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısının gelişmişliğine işaret etmiştir” açıklamasında bulundu. Yetkili, ülkesinin yeni yılı iyimser bir atmosferde karşıladığını ve nihayetinde birliğin ilanının altın yıldönümünü kutladığını dile getirerek, “Aynı zamanda devletimizin 100’üncü yılını tamamlayacak olan önümüzdeki 50 yılı ve ülkemizi 2071 yılına kadar tüm sektörlerde niteliksel sıçramalara hazırlayacak gelecek vizyonları karşılamaya hazırlanıyorsunuz” dedi.

İbrahim Anlaşması
BAE Başbakanı Muhammed bin Raşid el-Mektum, Arap dünyasının 21’inci yüzyılın üçüncü on yılının dili ve verileri üzerine düşünmesi, son yıllarda dünyayı kasıp kavuran siyasi, ekonomik ve değer değişikliklerinin derinliğini fark etmesi gerektiğini vurguladı.
Muhammed bin Raşid el-Mektum, Arap dünyasının geleceği öngördüğünü ve kalkınma motorlarını belirlediğini söylerken, eski yöntemlerin, eski çalışma ve düşünme kalıplarının yeni sonuçlar sağlamayacağından tamamen emin olduklarını, aksine çoğunun kolay, sürdürülebilir kalkınma inşa etmeyen, barış, güvenlik veya istikrar yaratmayan eskiyi yeniden üreteceğini vurguladı.
Ulusal Gün vesilesiyle konuşma yapan el-Mektum, “Arap dünyasının içinde bulunduğu sorunlara, zorluklara ve Arap ülkelerindeki durumun kötüleşmesine rağmen, ilerleme ve reform fırsatları, farkındalığa ve iradeye sahip olanlar için her zaman mevcuttur. Belki de ülkelerin bizzat yaşadıkları muazzam ve maliyetli kargaşa sona yaklaşmıştır. Bedenlerde derin yaralar bırakan ağır can ve mal kayıpları, bu durumları kontrol altına almanın yaraların kapanma ve iyileşme sürelerini hızlandıracağına dair değerli dersler vermiştir” ifadelerini kullandı.
Başbakan, “Başarısızlığı başkalarına, yabancı komplolara ve dış müdahalelere yüklemek kabul edilemez. Yüzyıllar boyunca Ortadoğu bölgesi, büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Bu ilgi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra derinleşip etkisini artırarak uluslararası güvenlik ve istikrarın bir parçası olarak bölgede güvenlik ve istikrar sağlamıştır” dedi.
Muhammed bin Raşid el-Mektum, “Bu durum, bölge ülkelerine bir yük bindirdi ve onları şu iki seçenekten birinin önüne yerleştirdi: Ya gelişimini ve güvenliği artıracak şekilde bu uluslararası ilgiye yatırım yapma ya da etkilerinin ve rekabetlerinin, olayların bağlamlarını, gelişimlerini ve yönetme yollarını kontrol etmesine izin verme” değerlendirmesinde bulundu.
“BAE’de çalışıyoruz, girişim başlatıyoruz, çabalıyoruz, geleceği öngörüyoruz ve stratejik planlamayı benimsiyoruz. Yalnızca kapsamlı bir çalışma ve her yönden incelemeden sonra bir konu sunuyoruz ve tüm olasılıkları hesaplıyoruz” diyen BAE Başbakanı, “Bu durum, radikalizm ve terörizmle mücadele, Yemen’in kimliğini, Araplarla ilişkisini değiştirme planlarını engelleme, kültürlerarası diyalog için kanallar oluşturma, İslam ve Hristiyanlıktaki en büyük iki dini referansın katılımıyla İnsan Kardeşliği Belgesi’ni başlatma hususlarında etkili bir şekilde katkıda bulunmamızı sağlayan şeydi” dedi.
El-Mektum, “İbrahim Anlaşması’nın imzaladığımızda, bölgemize çıkmazdan kurtulmak, durgun suları canlandırmak, barışa, güvenliğe, bir arada yaşamaya ve tam zamanlı kalkınmaya giden yollar açmak için değerli bir fırsat sağladık. Anlaşma, Filistinli kardeşlerimizin topraklarının kemirilmesini durdurdu, olaylardan ve gelişmelerden yoksun kalmaları sonrasında dünyaya haklı davalarını hatırlattı. Başkenti Doğu Kudüs olmak üzere, bağımsız devletlerimdeki meşru haklarına doğru onlara bir ufuk açtı” değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut yılın, ülkeler için zorlu bir sınav yılı olduğunu ve ‘hükümetlerinin kabiliyetini, kurumlarının etkinliğini, uygulamalarının başarısını, salgınlar ve felaketlerle yüzleşme hazırlıklarının etkinliğini ve sonuçlarını ortaya koyan bir imtihan yılı olduğunu belirtti.
Ülkesinin, bu seçkin sınavdaki başarısına, hükümetin ve kurumlarının salgınlar ve afetlerle mücadele hazırlıklarının üstünlüğüne dikkati çeken el-Mektum, “Bu başarı, şans eseri olmadı. Geleceği öngörmeyi geliştiren, ülkeyi stratejilerinin ve planlarının kalbine yerleştiren, acil durumlar, tüm olasılıklar ve en kötü durumları hesaplayan BAE modelimizin meşru oğludur” dedi.

Barışa ve kalkınmaya geniş bir kapı açmak
Abu Dabi Veliaht Prensi ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Yardımcısı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, 2020 yılında BAE’nin, ABD himayesinde İsrail Devleti ile imzaladığı barış anlaşması aracılığıyla, gerginlik ve çatışmalarla dolu Ortadoğu’da barış, kalkınma, istikrar ve umut için geniş bir kapı açtığını söyledi.
Al Nahyan, “BAE, ilkeleri ve inandığı şeyler hususunda, din, ırk ve mezhep farklılıklarına bakılmaksızın, farklı uluslar ve halklar arasında barış, hoşgörü ve bir arada yaşama çağrısında bulunan katı yaklaşımıyla tutarlı olarak, büyük ve tarihi kararlar alma cesaretini gösterdi” dedi.
Arap bölgesi ve Ortadoğu’daki gençlerin kalkınma ve gelişmeyi sabırsızlıkla beklediklerine ve bunların ise ancak barış çerçevesinde sağlanabileceğine dikkati çeken Veliaht Prens, anlaşmanın, bölgedeki uzun çatışma sayfasını çevirerek, halkların çeşitli alanlardaki koşullarını daha iyiye doğru değiştirebilmeleri için geleceğin kapılarını açabileceğini belirtti.
Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, “BAE, herkese fayda sağlayan ve herkesin çıkarına hizmet eden kapsamlı bir bölgesel barış için çalışıyor ve çalışacak. Bölgede istikrar ve güvenlik sütunlarını güçlendirecek, kaynakları ve enerjileri halkımıza hizmet ve ilerlemeye yönlendirecek. Şeyh Zayed bin Sultan Al Nahyan döneminden bu yana yerleşik ve istikrarlı yönelimlerinden yola çıkarak gelecek nesiller için daha iyi yarınlara giden yolu açacak” dedi.
BAE’nin bölgesel ve uluslararası konulara yönelik tutumunun olumlu ve sorumluluk sahibi olduğunu ve öyle olmaya devam edeceğini belirten Veliaht Prens, “Daima barışa doğru ilerliyor, devletlerin iç işlerine karışmayı kabul etmiyor, uluslararası hukuka saygı gösteriyor, halkların çıkarlarını ve arzularını gerçekleştirecek her şeyi destekliyor” ifadelerini kullandı.
Al Nahyan, “Tüm bunlar, BAE’ye dünyanın saygısını ve takdirini kazandırdı. Onu, denge, bilgelik ve ılımlılık hususunda duyulan bir ses haline getirdi. Bölgesel ve uluslararası arenalarda gücünün ve varlığının etkisini artırdı” dedi.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.