İngiltere, Pfizer/ BioNTech aşısını onaylayan ilk ülke oldu

Londra'da dün yasağın kaldırılmasının ardından Oxford Caddesi’nde alışveriş yapanlar (AP)
Londra'da dün yasağın kaldırılmasının ardından Oxford Caddesi’nde alışveriş yapanlar (AP)
TT

İngiltere, Pfizer/ BioNTech aşısını onaylayan ilk ülke oldu

Londra'da dün yasağın kaldırılmasının ardından Oxford Caddesi’nde alışveriş yapanlar (AP)
Londra'da dün yasağın kaldırılmasının ardından Oxford Caddesi’nde alışveriş yapanlar (AP)

İngiltere hükümeti dün (Çarşamba), Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının kullanımına onay verdi. Böylece İngiltere, ABD ve Avrupa'dan önce aşının kullanımını resmi olarak onaylayan ilk Batılı ülke oldu. Aşının gelecek hafta ülkeye ulaşacağı ve önceliğin riskli gruplara verileceği kaydedildi.
Reuters haber ajansına göre bu gelişme, İngilere’de dün yasağın kalkmasıyla aynı zamana denk gelirken, İngiltere Başbakanı Boris Johnson dünya çapında yaklaşık 1,5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan ve ekonomiyi ciddi şekilde etkileyen Kovid-19 salgınına karşı İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu’nun (MHRA) aşı onayını "küresel bir zafer ve umut ışığı" olarak nitelendirerek övdü.
MHRA, hastalığı yüzde 95 oranında önleyebileceğini öne süren Pfizer/BioNTech adlı aşının acil kullanımını onayladı. Karar rekor sürede verildi. Pfizer'in son aşamada ilk klinik araştırma verilerini yayınlamasının üzerinden sadece 23 gün geçti.
Dünya güçleri, Kovid-19’a karşı iyileşme sağlayacak bir aşı bulmak için aylardır yarışıyor. İngiltere’nin Pfizer aşısının onayını başlatma kararı, bugüne kadar 59 bin 51 kişinin hayatına mal olan ve 1 milyon 643 bin kişiyi etkileyen koronavirüs krizini yönetme konusunda bazılarınca eleştirilen Johnson hükümeti için büyük bir başarı olarak değerlendirildi. 
Johnson konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Bu harika bir gelişme. Aşı önümüzdeki haftadan itibaren Birleşik Krallık'ın tüm bölgelerine ulaştırılacak. Aşıların sağladığı koruma, sonunda eskisi gibi normale dönmemize ve ekonomiyi yeniden harekete geçirmemize olanak sağlayacak" dedi.
Pfizer CEO'su Albert Bourla, Kovid-19’un Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkmasından yaklaşık bir yıl sonra bir aşının kullanılmasını onaylamanın "bilim için bir zafer" olduğunu belirtti.
Pfizer, İngiltere'nin acil durumlarda aşıyı kullanma onayının Kovid-19 ile mücadelede tarihi bir karar olduğunu söyledi. Ünlü Amerikan ilaç şirketi Pfizer, klinik deneylerinin üçüncü aşamasının sonuçlarını ilan ettiği 9 Kasım'da, geliştirdiği aşının hastalığı önlemek için bir atılım olacağını duyurdu.
Bourla açıklamasında, "Aşının onaylanması, bilimin kazanacağını ilk duyurduğumuzdan beri ulaşmak için çalıştığımız bir hedefti. MHRA’yı, doğru değerlendirmesi ve Birleşik Krallık'taki insanları korumaya yardımcı olmak için zamanında harekete geçme becerisinden ötürü takdir ediyoruz" ifadelerini kullandı.
MHRA Başkanı Dr. June Raine, Downing Sokağı’ndan bir TV kanalına yaptığı açıklamada, "Kısayol kullanmadık. İngiltere geçen Haziran ayında aşı ile ilgili ilk verileri elde etti ve uluslararası standartlara göre dikkatli bir analiz gerçekleştirdi” dedi.
İngiltere, Belçika'daki Pfizer üretim merkezinden 800 bin doz aşı aldıktan sonra önümüzdeki haftanın başlarında virüsten ölme riski en yüksek olanlar öncelikli olarak aşılamanın başlayacağını belirtti.
Aşının uygulanma hızı, Pfizer'in onu üretme ve dağıtma kabiliyetine ve -70 derece olan depolanması için gereken son derece düşük sıcaklığın korunmasına bağlı.
İngiltere, virüse karşı bağışıklık kazanmak için herkesin iki doz aşı  alması gerektiğinden, nüfusunun üçte birinden daha azını aşılamaya yeterli olan 40 milyon doz Pfizer aşısı talep etti.
İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, "Hastaneler aşı dozlarını almaya hazır. Ayrıca ülkenin çeşitli yerlerinde aşılama merkezleri kurulacak” dedi. Hancock açıklamasında, aşının çok düşük sıcaklıklarda muhafaza edilmesi gerektiği için lojistiğin zorlu olacağını kaydetti.
Pfizer, aşıların ısıyı tutma kabiliyetine sahip nakliye kutularında 30 güne kadar saklanabileceğini belirtti. Ayrıca aşılar 5 güne kadar normal buzdolabında saklanabilir.
Hancock, İngiltere'nin Pfizer/BioNTech aşısını hızla onaylamasının nedeninin ülkesinin Avrupa Birliği'nden ayrılması (Brexit) olduğunu söyledi. Sağlık Bakanı, Radio Times’a verdiği röportajda, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çekilmesinin, aşıyı onaylamak için "daha hızlı hareket edebileceği" anlamına geldiğini ifade etti.
Hancock açıklamasında, "Bu yılın başlarına kadar Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) bağlıydık. Ancak Brexit nedeniyle MHRA’ya göre karar verebildik, daha yavaş hareket eden Avrupalılara göre değil" değerlendirmesinde bulundu.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe