İsrail'de koronavirüse yakalananların yarısı Arap

İsrail'de koronavirüse yakalananların yarısı Arap
TT

İsrail'de koronavirüse yakalananların yarısı Arap

İsrail'de koronavirüse yakalananların yarısı Arap

İsrail’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka oranlarının dikkat çekici derecede düşük olmasının ardından yapılan özel bir bilimsel araştırma, koronavirüsün yayılımının başlangıcında İsrail vatandaşı Filistinliler arasında sadece yüzde 5 olan bu oranın, yüzde 50'ye fırladığını gösterdi. Bunun  üzerine Filistinli Arapların yaşadığı İsrail kentleri izole edildi. İsrail Koronavirüse Karşı Mücadele Kurulu, Türkiye'ye seyahat yasağı, Noel ve Yılbaşı'nda sokağa çıkma yasağı getirilmesi gibi daha sıkı önlemler almaya başladı. 
İsrail hükümetinde Koronavirüsle Mücadele Bölümü’nden sorumlu Dr. Eymen Seyf, konuyla alakalı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Nüfusun yüzde 19'unu temsil eden İsrail'deki Araplar, diğer gruplardan daha fazla Sağlık Bakanlığı'nın talimatlarına bağlı kaldılar. Koronavirüsün yayılmaya başlamasıyla enfekte olanların oranı yüzde 5'i geçmedi. Bu gerçek bir hayranlık ve takdir uyandırdı. Ancak bazı çevreler bu farkı incelemek için bilimsel araştırmalar yapmaya başladı. Yaz mevsiminin gelişi, kuralların ihlal edildiği toplu düğünlerin başlaması ve ayrıca Türkiye başta olmak üzere kırmızı bölgeler olarak sınıflandırılan ülkelere yurt dışı gezileri sonucu durum kötüleşti. Vakaların yüzdesinde bir sıçrama yaşandığını gördük.”
İsrail Merkezi İstatistik Bürosu, nüfusla ilgili bazı veriler yayınladı. Bunlar arasında, nüfusun 9,19 milyon kişiye ulaştığı, bunların yüzde 74’ünü (6,8 milyon) Yahudilerin oluşturduğu, Arap nüfusunun ise 2 milyon olduğu bilgisi yer alıyordu. İstatistikler, İsrail’de yaşayan ve 1,6 milyondan meydana gelen Arap vatandaşları kapsadığı, bunlar arasında sayıları 331 bine ulaşan işgal altındaki Doğu Kudüs sakinleri ve yine sayıları 24 bine ulaşan işgal atlındaki Golan’da bulunan Suriyelilerin bulunduğu kaydediliyor.
İstatistiklere göre, İsrail’de ne Yahudi ne de Arap olan 454 bin vatandaş yaşıyor. Bunlar daha ziyade eski Sovyetler Birliği ülkelerinde Yahudi oldukları gerekçesiyle reddedilen göçmenlerden meydana geliyor.Bu istatistiklere göre İsrail nüfusu son bir yıl içinde, 180 bin yeni doğan, 32 bin göçmen ve 44 bin ölümle birlikte 171 bin artış gösterdi.
İsrail vatandaşı Filistinliler ülke nüfusunun yüzde 20'sine tekabül ediyor. Tel Aviv rejiminin "İsrailli Araplar" olarak tanımladığı vatandaşlar, 1948'deki savaş ve sonrasında yaşanan işgale rağmen yurtlarında kalarak İsrail vatandaşı olan Filistinlilerden oluşuyor. Bu nüfusun dışında kalan ve İsrail vatandaşı olmayan Filistinliler ise Gazze ve Batı Şeria’da yaşıyor.
İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü, Yahudiler için yapılan koronavirüs testlerinin sayısının Araplarınkinden yüzde 50 daha fazla olduğu konusunda uyararak, gerçekte Araplar arasındaki durumun daha kötü olabileceğini belirtti. Enstitü açıklamasında, Yahudiler arasında test edilenlerin yüzde biri koronavirüs vakasıyla sonuçlanırken, Araplar arasında test edilenlerin vaka oranının yüzde 6,5 olduğunu vurguladı. Enstitü, buna göre vakaları azaltmak için toplu bir çaba gerektiğini kaydetti.
İsrail hükümetinde Koronavirüsle Mücadele Kurulu’nun Koordinatörü Prof. Dr. Nachman Ash yaptığı açıklamada, “İsrail'in tamamının koronavirüsten etkilendiği kabul ediliyor. Bunun nedenlerinden biri kurallara uyulmaması ve aşıların geliştirilmesiyle halkın koronavirüs döneminin geçtiğini düşünmesi. Bu duygu yanlış değerlendirmelerden kaynaklanıyor. Aşı, aylar sonra insanlara ulaşacak. Bu bir yılı bile geçebilir. Ancak şu an acil bir durumla karşı karşıyayız. Kurallara uyarsak yüzde düşer. Ancak gevşeklik gösterirsek bu  yüzde hızla yükselir" dedi.
İsrail ordusunun Askeri İstihbarat Bölümü'ne bağlı Bilgi ve Deneyim Merkezi, test edilen aşılara çok fazla güvenilmemesi konusunda uyarıda bulundu. “Dünyadaki uzmanlar ve liderler, aşıların geliştirilmesindeki ilerlemenin ve kişisel önleme tedbirlerine bağlılığın azalmasının bir nedeni olarak kısıtlamaların kaldırılması ve halkın gevşekliği sonucu yaşanacak koronavirüsün yayılımı konusunda uyarıyorlar. Bu durum, virüsün yayılmasında başka bir dalgaya yol açacak veya mevcut kapanmaların daha fazla uzamasına neden olacak.”
İsrail Sağlık Bakanlığı, dün İsrail'de kaydedilen günlük vaka sayısının bin 182 olduğunu ve ülkedeki aktif vaka sayısının 30 Ekim'den bu yana en yüksek sayı olarak 11 bin 72'ye yükseldiğini duyurdu. Açıklamada, vakaların 94'ünün yapay solunum cihazına bağlandığı,  266 ağır hasta olduğu, 67'sinin ise orta derecede olduğu bildirildi. Ayrıca vakaların geri kalanının hafif semptomlar gösterdiği veya hiçbir belirti göstermeyen kişiler olduğu kaydedildi. Ülkede pandeminin başlangıcından bu yana koronavirüs vaka sayısı 338 bin 591'e yükseldi. Dün ülkede Kovid-19 kaynaklı ölüm kaydedilmediği için ölü sayısı 2 bin 877'de değişmeden kaldı. Bu hafta ülkede yapılan testlerin sayısı ise 64 bin 71 test ile en yüksek seviyelerine ulaştı. Testlerin yüzde 1,9'u son günlerdeki hafif düşüş çerçevesinde pozitif sonuçlar verdi.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.