Filistin otoritesinin Hamas’a yeni yaptırımlar uygulaması gündemde

Mahmud Abbas, Hamas Hareketi’ni uzlaşmayı tamamlamak ve hiçbir şart olmadan seçimleri yapmak için zorluyor.

Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne 2017 yılından bu yana Filistin Otoritesi tarafından yaptırımlar uygulanıyor. (Independent Arabia)
Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne 2017 yılından bu yana Filistin Otoritesi tarafından yaptırımlar uygulanıyor. (Independent Arabia)
TT

Filistin otoritesinin Hamas’a yeni yaptırımlar uygulaması gündemde

Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne 2017 yılından bu yana Filistin Otoritesi tarafından yaptırımlar uygulanıyor. (Independent Arabia)
Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne 2017 yılından bu yana Filistin Otoritesi tarafından yaptırımlar uygulanıyor. (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu İşa
Fetih Hareketi Merkez Komitesi’nden bir yetkiliye göre Mısır istihbarat servisinin gözetiminde yapılan Fetih ve Hamas hareketleri arasındaki Kahire diyalogları, seçimlerin (yasama, başkanlık ve ulusal meclis) eş zamanlı ve kademeli olarak düzenlenmesine ilişkin anlaşmazlık yaşanmasının ardından Filistin uzlaşmasının başarısız olduğunun duyurulması ile sona erdi.
Bu başarısızlık, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Hamas Hareketi’nin boyun eğmesini ve öne sürdüğü koşullarından ve Filistin topraklarındaki siyasi bölünme dosyasının sona erdirilmesi ile ilgili oyalamalarından vazgeçmesini sağlamak için Gazze Şeridi’ne yeni yaptırımlar getirme seçeneğini öne sürmesini d beraberinde getirdi.
Bu, Abbas ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin yayınladığı ortak bir bildirinin ardından geldi. Bildiride, Mısır’ın bütün siyasi anlaşmazlıkları çözmek için bir giriş olacak şekilde Filistin uzlaşması seçeneğini uygulamada katı bir tutum sergilediği ifade edildi.

Uzlaşmadan geri çekilme
Fetih ve Filistin Yönetimi, Hamas’ın siyasi amaçlar için temelsiz iddialarla Filistin uzlaşmasından çekildiğini düşünürken Hamas da onların İsrail ile koordinasyonu (güvenlik ve sivil) durdurma ve tüm bağları kesme kararlarına riayet etmediğini öne sürüyor. Bunun, temelleri siyasi ortaklığa dayanan ulusal bir birliğe doğru yönelme konusunda Fetih’in ciddiyetsiz olduğunu kanıtlamaya yettiğini ifade ediyorlar.
İki hareket geçtiğimiz temmuz ayında aralarındaki siyasi anlaşmazlıkları aşacaklarını ve ulusal bir uzlaşma sağlamak için en iyi yolun sandık başına giderek bölünmeyi sona erdirmeyi esas alan ortak ulusal bir programa yönelmek olacağını duyurmuşlardı. Bu, Filistin Yönetimi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Batı Şeria yerleşimlerini ilhak etme planını yürürlüğe koyma konusunda ısrar etmesi sonucunda Tel Aviv ile koordinasyonu durdurma kararı almasının ardından geldi. Ancak Filistinli tarafların anlaşması başarılı olmadı.
Fetih Hareketi Merkezi Komitesi üyesi Azzam el-Ahmed konuya ilişkin yaptığı açıklamada Abbas’ın uluslararası çevreler önünde tek bir söylem oluşturmak ve herkesin uğruna savaş verdiği ülke hayaline ulaşmak için siyasi bölünmeyi bitirmeyi hedeflediğini ve Hamas’ın bunu anlaması gerektiğini söyledi.
Ahmed açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Seçim dosyasında diğer tarafın onayını almak ve belli bir süre içerisinde seçimleri yapmak için Fetih heyetini Kahire'ye gönderdik. Ancak bu konuda içeride ve dışarıdaki Hamas liderleri arasında bir anlaşmazlık olduğunu, Hamas'ın tüm seçimleri aynı anda yapmak istediğini ve uzlaşma dosyasında ilerleme kaydetmek için şart koştuğunu gördük ki bu mantıksız ve uygulanması kabul edilemez.”

Hamas’ın bakış açısı
Hamaslı milletvekili Atıf Avdan, seçimleri eş zamanlı yapma taleplerinin sadece hareketin değil tüm grupların isteği olduğunu ve bu nedenle “istedikleri şeyin ulvi bir ulusal çıkar” olduğunu belirtti. Hamas liderlerinin uzlaşmaya varma konusundaki anlaşmazlıkları hakkında değerlendirmelerde bulunan Advan, bunun kişilerin vizyonundan daha çok tutumlarının kendi çerçeveleri dahilinde kararlaştırıldığı kurumsal bir hareket olduğunu belirtti.
Her halükarda Fetih’in öne sürdüğü iddialara göre Hamas’ın liderlerinin ihtilafa düşmesi ve yasama, başkanlık ve ulusal meclis seçimlerine aynı anda gitme şartı getirmesi Abbas’ı Filistinli hükümet yetkililerini ve Fetih liderlerini toplayarak Hamas’ı ulusal programlarına yönelmeye zorlamaya yöneltti. Abbas bunun için bölünmeyi sonlandırma yollarını görüşmek üzere bir toplantı yaptı.
Independent Arabia’nın Filistin Yönetimi’ndeki yetkililerden edindiği bilgilere göre toplantıya katılan taraflar, Gazze Şeridi’nin özellikle içinden geçtiği karmaşık krizlerden çıkmak için Filistin Yönetimi’nin tarafında durması gerektiği bu dönemde Gazze Şeridi’ne eskisinden daha sert yeni yaptırımlar getirme fikrini ortaya attılar.

Sorumsuz kararlar
Buna karşılık Filistin Galk Kurtuluş Cephesi (FHKC) yöneticilerinden Kayed el-Gul, Gazze Şeridi hakkındaki kararların burada yaşayan insanları uçuruma iten sorumsuz adımlar olduğunu belirti. Yönetimden sorumlu olanlara zarar gelmeyeceğini, aksine şartlarına uyulması ve bunları artırma konusundaki inatlarını daha da artırabileceğini söyledi.
Tıbbi ekipman eksikliğinden kaynaklanan sağlık krizi ışığında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını Gazze’de hızla yayılırken Filistin hükümeti yeni yaptırımlar kapsamında Kovid-19 salgınıyla mücadele etmek için tahsis edilen tıbbi cihazları göndermemeyi planlıyor. Ayrıca buna ek olarak virüs kapan kişilere test yapmak için tahsis edilen test kitlerinin tedarikini de durdurmayı hedefliyor.
Şu ana kadar Ramallah’taki hükümet Gazze’deki çalışanlarının mali dosyalarını incelemedi ve İsrail’den Filistin fonlarını aldıktan sonra çalışanlarına tam maaşlarını da vermedi. Batı Şeria’daki çalışanlarının maaşlarını ise tazminat yüzdesi ile ödedi. Yönetimin Gazze’deki çalışanlarının maaşlarında yeni bir kesinti yapması bekleniyor. Aynı zamanda Filistin Yönetimi buradaki çalışanlarının isimlerinin listesini çıkartarak zorla emekliye ayırdı. Bu yaptırım, 2017 yılında Hamas’ı, söz konusu dönemde  kurduğu idari komiteyi feshetmeye zorlamak için kullanılmıştı.
Yeni yaptırımlar arasında, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin elektrik faturasını ödememe, bölgeye tedarik edilen yakıtın fiyatını artırma, yabancı tıbbi tahvillerin mali teminatını azaltmanın yanı sıra Gazze Şeridi’ndeki esirlerin ailelerine verilen ödenekleri durdurma da yer alabilir.
Yönetim, 2017 yılında uyguladığı yaptırımları sürdürecek. Bunlardan başlıcaları arasında 62 bin çalışanının maaşında yüzde 50 oranında kesinti yapılması, yaklaşık 277 tane salınan esirin maaşlarının kesilmesi, sağlık ve eğitim de dahil olmak üzere bakanlıkların çalışma bütçelerinin durdurulması ve Gazze Şeridi’ne tedarik edilen kamyon sayılarının azaltılması yer alıyordu.



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.