ABD’li temsilci: Washington’da, Suriye’deki 3 hedef konusunda görüş birliği var

Şam’ın güney kesiminde kalan Yermuk Filistin Mülteci Kampı’na girmek için kontrol noktasında bekleyen insanlar (Reuters)
Şam’ın güney kesiminde kalan Yermuk Filistin Mülteci Kampı’na girmek için kontrol noktasında bekleyen insanlar (Reuters)
TT

ABD’li temsilci: Washington’da, Suriye’deki 3 hedef konusunda görüş birliği var

Şam’ın güney kesiminde kalan Yermuk Filistin Mülteci Kampı’na girmek için kontrol noktasında bekleyen insanlar (Reuters)
Şam’ın güney kesiminde kalan Yermuk Filistin Mülteci Kampı’na girmek için kontrol noktasında bekleyen insanlar (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Joel D. Rayburn “Beşşar Esed rejiminin siyasi çözümden başka kaçışı yok” ifadelerini kullanarak ülkesinin Suriye’de yıllardır devam eden çatışmayı siyasi yollardan çözüme kavuşturmak için Caesar Yasası ve başka şeyler ile Esed’e baskı yapmaya devam edeceğini vurguladı. Rayburn ülkedeki ekonomik durumun kötüye gitmesinden rejimi sorumlu tuttu.
Rayburn Kahire’ye yaptığı ziyaretin sonunda Zoom uygulaması üzerinden dün yaptığı basın açıklamasında “Caesar Yasası gereğince Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımlar, Esed ve müttefiklerinin halka karşı devam eden ihlallerini durdurmayı, halkın güven içerisinde yaşamasını sağlamayı ve Esed’in yaptıklarından dolayı hesaba çekilmesini hedefliyor. Ülkedeki ekonomik durumun kötü olmasının sebebi yaptırımlar değil, aksine Esed rejiminin halkını yok etmek ve bir polis devleti yönetmek için silahlara milyonlarca dolar harcayarak halka verilen desteği, ekmeği ve yakıtı kesmesi” ifadelerini kullandı.
Rayburn “İstihbarat hapishanelerinde 200 binden fazla Suriyeli var ve Esed rejiminin gün geçtikçe halkını öldürmek için milyonlar harcamaya devam etmesi akıl alır gibi değil. Yaptırımlar ekmek ve yakıtı destekleme konusunda herhangi bir faaliyeti olmayan kişilere ve özellikle Esma Esed (Suriye Devlet Başkanı’nın eşi), Luna eş-Şibl (danışmanı), Yasser İbrahim ve diğerleri gibi daha çok güçlerini Suriyelileri öldürmek ve hırsızlık yapmak için kullanan bir grup çete ve hırsıza uygulandı. Bu rejim yüz binlerce kişinin ölümünden ve kaybolmasından sorumlu” dedi.
Bu yılın ortasında yürürlüğe giren Caesar Yasası, Suriye rejiminin önde gelen isimlerinin yanı sıra Suriye hükümeti ile iş yapan yabancıları da içerecek şekilde Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımların çemberini genişletiyor.
Rayburn “Esed ve müttefiklerine Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde siyasi bir çözüm sürecini kabul etmeleri için yapılan baskılar devam ediyor. ABD, Avrupa Birliği (AB) ve diğerlerinin Esed rejimine siyasi çözüme gitmekten başka bir seçeneği kalmayacak şekilde siyasi ve ekonomik baskı yapmaya öncelik vereceği konusunda iyimseriz. Ekonomik yaptırımlar, olumlu sonuçlar veren bir baskı biçimi olarak kabul ediliyor” dedi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin yaptığı açıklamalar Türkiye ve Mısır’ı da kapsayan bir bölge turu yapmasının ardından geldi. Rayburn “Mısır ziyaretimin amacı, Suriye’deki koşulları iyileştirmek ve Suriyelilerin uzun süredir devam eden bu çatışmayı siyasi yollardan çözmesine yardımcı olmak için Suriye’deki duruma ve çalışmalarımızı birlikte tamamlamak üzere verilen fırsatlara ilişkin yetkililerle müzakerelerde bulunmaktı” dedi.
Mısır ile yaptıkları ortaklığı değerlendiren Rayburn “Uzun süreli ve ABD tarafına faydası olan bir ortaklık, çünkü Washington’ın Mısırlı yetkililer ve uzmanlar ile iletişime geçip görüşlerini dinlemesine ve Suriye’deki durumun tartışılması için bölgede bir ilişkiler ağı kurmasına olanak tanıyor. Tüm bunlara ek olarak Mısır’ın bölgesel meselelerde önemli bir rolü ve ağırlığı var ve Suriye krizi de dahil olmak üzere krizlerin çözüme kavuşturulmasında olumlu ve etkili bir ülke” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile ilişkilere de değinen ABD temsilcisi “Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefiğimiz Türkiye ile iletişim, sürekli bir fikir alışverişi ve işbirliği içerisindeyiz. Ankara’nın Suriye’deki krizi çözme ve Esed rejimi ile müttefiklerinin İdlib ve kuzeybatı Suriye’deki insanları yok etmesini engelleme noktasında olumlu bir payı var. Aynı zamanda 3,5 milyon mülteciye ev sahipliği yaptıkları için mülteciler konusunda da kendileri ile işbirliği yapıyoruz. Elbette her konuda anlaşamıyoruz, ancak her zaman iletişim kurmanın bir yolunu buluyoruz. Suriye topraklarındaki tüm askeri güçlerin kriz çözülür çözülmez ülkeyi terk etmesi gerektiği konusunda bir anlaşma var. Zira Suriye tek parça halinde kalmalı ve kaderi Suriye halkı tarafından tayin edilmeli” dedi.
Rayburn ABD’nin, Suriyeli savaşçıların Suriye dışındaki çatışma bölgelerine gönderilmesine yönelik faaliyetleri reddettiğinin altını çizerek “Her zaman bu faaliyetlere bir son verilmesi gerektiğine işaret ediyor ve krizi sona erdirmek için Suriye rejimine baskı yapılmasına odaklanıyoruz ki Türkiye ile anlaşmazlık yaşanan nokta bu” dedi.
Yeni yönetimin Suriye krizine karşı tutumunun ne olacağına dair Şarku’l Avsat’ın sorduğu soruya ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi “ABD, özellikle de görev süresi sona ermek üzere olan ABD Başkanı Donald Trump’ın döneminde Suriye hakkında net hedefler belirledi. Bu hedeflerin ilki DEAŞ ve El-Kaide gibi diğer terör örgütlerinin nihai bir şekilde hezimete uğratılması, zira bu şekilde Suriye onlar için güvenli bir sığınak olmayacak. İkincisi İran rejimi ve milislerinin Suriye ve bölgede kalarak istikrarı tehdit etmemesi için Suriye'den çıkarılması. Üçüncüsü ise BM kararları uyarınca Suriye’deki çatışmanın siyasi yollardan çözüme kavuşturulması” şeklinde cevap verdi.
Rayburn “Bu üç hedef Washington’da destekleniyor çünkü bu siyasi bir mesele değil. Bu hem partilerin hem de Kongre’nin hemfikir olduğu bir konu ve herkes üç hedefi gerçekleştirmek için çaba sarf ediyor. ABD politikası şu anda iyi bir yolda ve sadece ABD’nin çıkarı için değil aynı zamanda uluslararası toplumun çıkarı ve güvenliği için de gerekli hedeflere ulaşmak için ilerliyor. Politikamızdan ve bugüne kadar başardığımız şeylerden memnuniyet duyuyoruz” dedi.
ABD’li temsilci “Yeni ABD yönetiminin dış politikada nasıl hareket edeceğini tahmin edemem ancak şunu söyleyebilirim ki Suriye sorunu üzerinde çalışma ve inceleme yapan herkes ve Kongre ile Washington’daki çevreler üç hedefi gerçekleştirmeye yönelik adımlar atılması gerektiğinin bilincinde. ABD’nin herhangi bir hedefinden vazgeçtiğini göreceğimizi sanmıyorum. Politikanın nasıl daha iyi yürütüleceğine ilişkin öneriler olacaktır ancak esas olan şey hedefe duyulan güven ve bu ABD politikasında genel olarak ortak bir şey” dedi.
ABD’nin hedeflerini gerçekleştirme konusundaki başarısını vurgulayan Rayburn “İyi adımlarla ilerliyoruz. Şu anki durum DEAŞ ve diğer terörist grupların yenilgiye uğratılmasından yıllar öncesine göre farklı. Bu bağlamda ve DEAŞ’ın tekrar canlanma fırsatı bulmasını engelleme noktasında büyük bir yol kat ettik. İran rejiminin bölgenin istikrarını tehdit ettiği ve yıkıcı bir rol oynadığı konusunda yıllardır bir görüş birliği mevcut. ABD’nin İran’a baskı yapmaya devam etmesi bekleniyor” dedi.

ABD İran’ı bölgenin istikrarını sarsmaya çalışmakla suçluyor
ABD’li temsilci “İran, Suriye’de İsrail'i ve bölgeyi tehdit etmek için stratejik bir üs oluşturmaya çalışıyor, Ancak Kasım Süleymani’nin (İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı) umduğu şekilde başarılı olamadı; zira komşu ülkelerden askeri bir direnişle, ABD ve diğer ülkeler tarafından da ekonomik ve politik bir tecrit ve baskıyla karşı karşıya kaldılar. Bu baskılar devam edecek. Bölgedeki ülkeler ve uluslararası toplum, İran’ın bu hedefe ulaşmasına ve Hizbullah’a Suriye’de bölgenin istikrarını tehdit edecek bir üs kurmasına izin vermeme konusunda kararlı” dedi.
Suriye dosyasında Rusya ile kurulan ilişkinin işbirliği ilişkisi olarak tanımlanmasını doğru bulmayan ABD’li temsilci “İşbirliği, Rusya ile kurulan ilişkiyi tanımlamada büyük bir kelime. Suriye ve İdlib’deki duruma ilişkin düzenli bir şekilde görüş alışverişinde bulunduğumuz söylenebilir. Ruslar Esed tarafından İdlib’e karşı yapılan ihlallerinin durması gerektiğini biliyor. Bu operasyonlar terörü sona erdirme girişimi olarak gerekçelendirilemez çünkü nadiren terörle ilgili hedeflere saldırı düzenliyorlar daha çok sivil tesislere, vatandaşlara, okullara ve koruma altında olması gereken yerlere saldırıyorlar” dedi.
Rayburn Esed rejimi ve müttefiklerinin ateşkes anlaşmasına saygı duyması ve terörle mücadele etmek için meşru çabalara izin vermesi gerektiğini vurgulayarak “ABD, kuzeybatı da dahil olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde hedefleri hassas bir şekilde belirleyerek etkili ve meşru operasyonlar yürütüyor” dedi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe