Libya krizi dönüm noktasında: Tüm olasılıklar masada

Bir süredir devam eden itidal ve nihai çözüm umutlarının ardından taraflar arasındaki sözlü tartışmalar yeniden alevlenirken askeri seferberlikler de arttı

Libya krizi dönüm noktasında: Tüm olasılıklar masada
TT

Libya krizi dönüm noktasında: Tüm olasılıklar masada

Libya krizi dönüm noktasında: Tüm olasılıklar masada

Zayid Hediyye
Libya krizi bir kez daha bir dönüm noktasında ve Libya’yı kritik günler bekliyor. Söz konusu dönüm noktası, geçtiğimiz aylarda yapılan müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye rağmen siyasi ve askeri seçenekler arasında bocalamaya devam eden ülkenin kaderini büyük ölçüde belirleyecek.
Libyalılar, bir yandan yıllardır bölünmüş halde olan Temsilciler Meclisi’ni (TM) birleştirme çabasıyla bir araya gelen milletvekillerinin Libya'nın güneybatısındaki Gadames şehrinde düzenleyecekleri oturumu beklerken diğer yandan askeri cephelerdeki gerilimi izliyor. Çatışan taraflar, askeri seferberliklerini sürdürürken bir yandan da yeniden başlayan sözlü tartışmaların dozu giderek artıyor.

Gadames'teki TM oturumunun ertelenmesi
Libyalı milletvekilleri, TM’yi birleştirmek için 7 Aralık Pazartesi günü (dün) Gadames şehrinde yapılması planlanan oturumun ertelenmesi kararı alındı. Ertelemenin nedeni ile ilgili çelişkili haberler gelirken çoğu, pazar günkü ön istişare toplantısında tartışılan iç tüzük değişikliği, meclis komitelerinin yeniden yapılandırılması ve yeni bir TM başkanı seçilmesi gibi bir dizi dosyayla ilgili yaşanan anlaşmazlıklardan kaynaklandığına işaret ediyor.
Yeni oturumun yapılması planlanan tarihle ilgili de çelişkili haberler geliyor. TM’deki kaynaklar, oturumun bugün yapılacağını açıklarken Gahames’ten dönen milletvekili İsmail eş-Şerif, oturum için henüz resmi bir tarih belirlenmediğini ve yeni oturumun tarihini belirlemek için bir mini komite oluşturulduğunu söyledi.
Gadames kentinin ev sahipliğinde yapılması planlanan oturum, Bingazi TM Başkanlığı'nın Gadames oturumu ile aynı tarihte bir oturum düzenleneceğinin açıklamasından önce, duyurulduğu sırada siyasi süreç için yeni bir itici güç olarak değerlendiriliyordu. Ancak daha sonra derin bir yasama krizi tehdidi oluşturan anlaşmazlık eksenine dönüştü. Milletvekillerinin bir araya gelmelerinin ardından TM başkanının değiştirilmesi arzusu, milletvekilleri arasında görüş ayrılıklarına ve bölünmelere neden oldu. Sirenayka bölgesindeki büyük bir milletvekili grubu başkanın değiştirilmesi fikrine sıcak bakmadı. Bu anlaşmazlıklar, Libya kamuoyuna açılmaya başladı.

Tam yeter sayı
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan milletvekili İsmihan Bal’un, Gadames şehrinde toplanan milletvekili sayısının 100’ün üzerinde olduğunu ve bu sayının TM başkanlığının dört yıldır bir genel kurul oturumu düzenleyememesinin ardından TM’nin bir oturum yapmasına izin verdiğini söyledi. TM’nin ‘görevlerini yerine getirmek, kendisine verilen yetkileri kullanmak ve ülkeyi geçiş sürecinden çıkarmak’ için yeniden çalışmalarına başlaması gerektiğini vurguladı. Milletvekili Bal’un, “Gadames'de toplanan milletvekilleri, TM iç tüzüğünü değiştirmek ve bunun için yeni bir başkan seçmek için çalışmalarına devam ediyor.  Bu çalışmalar, genel seçimlerin yapılacağı tarihe kadar geçiş sürecine liderlik edecek” şeklinde konuştu.

Bingazi’deki TM oturumu
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Bingazi'deki TM Başkanlığı, iki gün önce aniden çağırıda bulunduğu oturumun planlandığı üzere pazartesi günü (dün) gibi yapılacağını doğruladı. TM Sözcüsü Abdullah Bilhak pazar günü yaptığı açıklamada, “TM, Libya'daki son durumla ilgili gelişmelerin yanı sıra Fas'taki görüşmelerde, milletvekilleri tarafından kararlaştırılan oturuma katılmak üzere birkaç milletvekilinin Gadames şehrine gitmesi konusunu ele alacak” ifadelerini kullandı.
Bilhak sözlerini şöyle sürdürdü:
“TM çalışmalarını düzenleyen tüzük olan 2014 tarihli 4 sayılı kanun uyarınca oturum, ancak TM Başkanlığı çağrısı üzerine yapılırsa meşru olacaktır. Bunun dışında hiçbir oturumun meşruiyeti yoktur. Bu nedenle milletvekilleri, bu meşru oturuma davet edildi. Oturumda ülkedeki son gelişmeler ve meclisin gündemi tartışılacak.”
Bilhak, oturumu düzenlemek için yeterli çoğunluğun sağlanması meselesiyle ilgili olarak ise “Konu yarın (dün) netleşecek. Oturum meşruluk açısından askıya alındı. Bu nedenle TM’nin bunu yapmak için yeterli çoğunluğa ihtiyacı yok” dedi.

Askeri çatışmalar ve gerilim
Askeri taraftaki gelişmelere gelince, Libya'da çeşitli savaş cephelerinde askeri çatışmaların yeniden başlamasıyla duyulan korkular, Libya Ulusal Ordusu’ndaki (LOU) askeri kaynakların geçtiğimiz Pazar günü Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı güçlere ait Libya'nın güneybatısındaki Ubari bölgesinde yer alan ‘komando’ kampını kontrol altına aldığını açıklanmasının ardından gerçeğe dönüştü.
Kaynaklar, LUO’nun iki taraf arasında çıkan çatışmalardan sonra kamptaki askerlere teslim olmaları için süre verdiğini söylerken UMH’ye yakın medya kaynakları, kampa giren LUO güçlerinin, Ubari’nin ileri gelenleriyle yapılan görüşmeler ve birkaç aydır devam eden askeri komisyon görüşmelerinin sona ermesinin ardından kamptan ayrıldığını aktardılar.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri yaptığı açıklamada, saldırıyı eleştirerek, UMH’yi güneydeki silahlı gruplara ‘görevlerini yerine getirmeleri için’ daha fazla destek vermeye çağırdı. Saldırıyı ateşkes anlaşmasının ihlali olarak değerlendiren Mişri, Hafter'i imzalanan anlaşmalara uyma konusunda ciddi davranmamakla suçladı.

Türk gemisinin durdurulması
LUO tarafından dün yapılan açıklamada, LUO güçleri tarafından Jamaika bandıralı bir Türk kargo gemisinin ülkenin batısındaki Misrata Limanı’na doğru giderken durdurulduğu belirtildi.
LOU Sözcüsü Tuğgeneral Ahmed el-Mismari, Mabrouka adlı ticari kargo gemisinin 9’u Türkiye uyruklu olmak üzere 17 kişilik mürettebatı olduğunu ve gemideki konteynerlerin henüz denetlenmediğini söyledi. Mismari, LUO deniz kuvvetlerinin, gemiyi ülkenin doğusundaki Derna Limanı yakınlarında durdurduğunu da sözlerine ekledi.
Bununla birlikte LUO, son iki hafta içinde yedinci kez Türkiye'nin Kayseri şehrindeki askeri üssünden havalanan C-130 model askeri kargo uçağın Vatiyye Hava Üssüne indiğinin izlendiğini duyurdu.
Mismari, Türkiye’nin bu askeri adımlarına cevaben, UMH’ye bağlı silahlı güçlerle temas alanlarında saha durumunun gelişmesine ilişkin Genel Komutanlık adına bir açıklama yaptı. Mismari, “Genel Komutanlık, Libya'daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu (UNSMIL) himayesinde Cenevre'deki 5 + 5 Ortak Askeri Komite müzakerelerinde varılan ateşkese tam olarak bağlı olduğunu teyit etmektedir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan LUO Genel Komutanlığı, UMH’ye bağlı milislerin Trablus ve Misrata’da artan şiddet olaylarından ve ayrıca milislerin, silahların ve askeri teçhizatın Sirte ve El-Jufrah'ın batısındaki cephe hatlarına aktarılmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.
Bu yüzden tüm LUO birliklerine ihtiyatlı davranmaları talimatı veren Genel Komutanlık, LUO güçlerine, ‘askeri gerilimin artmasına yol açabilecek provokasyonlara sürüklenmemeleri için’ talimat ve emirler verdiğini vurguladı.
Bununla birlikte LUO’nun, Sirte sahili açıklarında beş Türk askeri firkateyninin hareketliliğini izlenmesinin ardından, Cumartesi günü Sirte ve Cufra’daki ana harekat odasına alarm seviyesini en üst düzeye çıkarılması talimatı verildi.
Diğer yandan UMH Savunma Bakanı Selahaddin Nemruş, Sirte şehrinin terör örgütü DEAŞ’tan kurtarılmasının dördüncü yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, “Bugün olanlar, tıpkı dört yıl önce yaşananları hatırlatıyor. İsimleri farklı olsa da düşman yine düşmandır. Farklı milletlerden katiller, ülkemizi terör saldırı için bir sığınak olarak kullanıyorlar. Fakat aynı kaderi paylaşmaktan kaçamayacaklar” ifadelerini kullandı.
 



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.