Bilim dünyasından uyarı: Aşılar için acele etmek riskli

Bilim dünyasından uyarı: Aşılar için acele etmek riskli
TT

Bilim dünyasından uyarı: Aşılar için acele etmek riskli

Bilim dünyasından uyarı: Aşılar için acele etmek riskli

Aşıların kullanımına ne zaman onay verileceği ve aşılama kampanyalarının başlatılması konusunda hükümetler ve ilaç şirketleri arasındaki yarış hızlanırken, aşıların etkinliğini sorgulayan ve kullanılmamasını isteyen hareketler ve akımlar da arttı. Buna karşılık araştırmacılar ve uzmanlar arasında aşıların onaylanması için gerekli adımların ertelenmesi ve gerekli aşamaların ve sürelerin aşılmaması çağrısı yapan sesler yükseldi. Uzmanlar, tam güvenlik ve etkililiğinden emin olunması ve kararların yalnızca bilimsel standartlara ve delillere göre alınması çağrısında bulunuyor.
Belçikalı ilaç geliştirme araştırmacısı Alexandre Torelli, "Aşıların onaylanmasında ve bunların doğrudan kullanılmasında şahit olduğumuz acelecilik, bunların etkililiğine olan güveni sarsacaktır. Aşıların etkilerinin onları aldıktan sonra aylar geçmeden tutarlı bir şekilde belirlenmesi zor" dedi. Yıllarca temel ilaçları elde etmek için Sınır Tanımayan Doktorlar programını yöneten ve yakın zamanda Londra Üniversitesi Bilimsel İnovasyon Enstitüsü'nün araştırma ekibine katılan Torrelli açıklamasında, “Dolaşımdaki aşılarla ilgili şu ana kadar mevcut olan bilgiler şeffaflığı sağlamak ve ne kadar süre etkinliği olduğu ve aşılardan kaynaklanabilecek yan etkiler hakkında yeterli garantiler verecek gerekli seviyede değil. Pandemiyle mücadele edecek çözümleri kamu sağlığından çok finansal kazançla ilgilenen özel şirketlere bırakmak bir hata” diye konuştu. Torrelli'nin değerlendirmeleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve bazı akademik kurumların temsilcilerinin ve bir dizi uluslararası sivil toplum kuruluşunun katıldığı açık bir forumda geldi.
Geçtiğimiz aylarda tüm dünya kapanma dönemleri, sıkı kısıtlamalar ve bunun ekonomik ve sosyal etkileri çerçevesinde karanlık tünelin sonundaki ışığı görmeyi bekledi. Sonunda, aşıların ortaya çıkmasıyla birlikte herkes rahat bir nefes almaya başladı ve normal hayata dönme umudu gündeme geldi. Fakat bu aşılar insanlık tarihinin karanlık dönemini gerçekten aydınlatabilecek mi?
Bu bağlamda Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’den aktardığı habere göre bazı aşı üreticilerinin yaşadıkları ve onları aşıların piyasaya sürülmesini bekledikleri tarihlerin çok ötesinde ertelemeye zorlayan "aksaklıklar" hakkında bir rapor yayınladı. Bloomberg, aralarında dünyanın en büyük iki şirketinin de bulunduğu aşı üretim şirketlerinin, nihayet aşıya ulaşmayı başardıktan sonra daha fazla aşı sağlamaya çalışırken aksilikler yaşadığını ve bu durumun olumlu haberleri yavaşlattığını kaydetti.
Sanofi ve GlaxoSmithKline şirketleri, Kovid-19’a karşı deneysel aşı dozlarının son aşama klinik deneylerini erteledi. Bu dozların yaşlılarda yeterince güçlü bir tepkiye neden olmamasının ardından bunların gelecek yılın sonuna kadar sağlanabileceğini açıkladı. Diğer taraftan, CSL Limited ve Avustralya'daki Queensland Üniversitesi tarafından geliştirilen aşı deneyleri de zorluklarla karşılaştı.
Sanofi ve Birleşik Krallık'taki ortağı, geliştirdikleri mevcut aşının 50 yaş ve üstü kişilerde iyi bir bağışıklık tepkisi oluşturmada başarısız olduğunu açıkladıktan sonra, Şubat ayında virüse karşı bağışıklık tepkisini daha yoğun şekilde uyaran maddelerle tekrar ikinci aşama deneylerine başlayacağını duyurdu. Ayrıca daha genç yetişkinlerin hastalıktan kurtulan hastalara benzer bir tepki gösterdiği belirtildi. Sanofi şirketi açıklamasında, sorunun virüse karşı bağışıklık tepkisini uyaran maddelerin konsantrasyonu hakkında kesin olmayan bilgiler sağlayan aşı formülasyonlarını ölçmek için iki farklı madde kullanılmasının ardından ortaya çıktığını kaydetti. İki şirket ABD'li yetkilileri bu konuda uyararak bilgilendirdi.
Bloomberg hazırladığı özel haberde, bu erteleme kararının, 1,5 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan bir hastalığa karşı rekor sürede aşı geliştirmede şirketlerin karşılaştığı zorlukları ve şüpheleri yansıttığını belirtti. Bu aynı zamanda, dünyanın hastalığa neden olan virüsün yayılmasını durdurmak için birden fazla aşıya ihtiyaç duyarken, aşılamaya başlamak için iki dev şirketin tedarikine bağımlı olan hükümetler için de bir darbe oldu.
Böylece Avustralya, erteleme kararının ardından CSL ve Avustralya Üniversitesi tarafından geliştirilen 51 milyon doz Kovid-19 aşısı siparişini iptal etti.
Avustralya'nın geliştirdiği koronavirüs aşısının durdurulmasının bir diğer sebebi de deneylerinin birinci aşamasında deneklere yapılan testlerde HIV antikorunun görülmesi oldu. Ancak daha sonra HIV testi uygulanan bu kişilerin HIV pozitif olmadığı tespit edildi. Aşılarla ilgili iyimser yaklaşım Pfizer ve Moderna'nın olumlu haberlerinin ardından geldi. AstraZeneca ve Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşılar da, yaşlılarda etkinliği konusunda şüphelere rağmen umut verici görünüyor. Bloomberg'e göre Birleşik Krallık ve Kanada, Pfizer ve ortağı Bioentech'ten doz almayı kabul etti. ve ABD ve Avrupa’nın da yakında bu adımı atması bekleniyor. Çin ve Rusya ise geliştirdikleri aşıları çoktan kullanmaya başladı.
Sanofi-GlaxoSmithKline tarafından geliştirilen aşının ertelenmesi, gelecek yılın ortasında beklenen aşının 2021'in son çeyreğinden önce pazara ulaşamayacağı anlamına geliyor. İki şirket, araştırma sürecini hızlandırmak için halihazırda onaylanmış bir aşı ile doğrudan karşılaştırmayı içerecek yeni bir deneme yapmayı planlıyor. Ancak şirketler, kaç kişinin test edileceğini açıklamadı. İleri aşama klinik deneylerin önümüzdeki yılın ikinci çeyreğinde başlaması bekleniyor. Sanofi şirketi, "Aşımızın, Kovid-19’a yakalanma riski en yüksek olanlar dahil herkesi korumasını istiyoruz" açıklamasında bulundu.



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy