Filistin hükümeti eğitim kurumlarını kapatıyor

El-Halil’de dün bir koronavirüs hastasının akciğer röntgeni çekiliyor (AFP)
El-Halil’de dün bir koronavirüs hastasının akciğer röntgeni çekiliyor (AFP)
TT

Filistin hükümeti eğitim kurumlarını kapatıyor

El-Halil’de dün bir koronavirüs hastasının akciğer röntgeni çekiliyor (AFP)
El-Halil’de dün bir koronavirüs hastasının akciğer röntgeni çekiliyor (AFP)

Filistin hükümeti koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Batı Şeria’da kapsamlı kapanma uyguluyor. Hamas Hareketi de aynı gerekçeyle Gazze’de yarın (pazar) sabaha kadar tam kapanma ilan etti. Filistin hükümeti Batı Şeria’daki tüm eğitim kurumlarını yarından başlayarak iki hafta süreyle kapatma kararı aldı. Hükümetin salgınla mücadelede aldığı tedbirler arasında ayrıca şehirlerarası seyahat yasağı ve gece saatlerinde kısmi kapanmanın devam etmesi de bulunuyor.
Filistin Sağlık Bakanı May el-Kile, dün yaptığı açıklamada, son 24 saat içerisinde 997’si Gazze Şeridi’nde olmak üzere 2 bin 170 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakasının tespit edildiğini ve 21 kişinin koronavirüs sebebiyle hayatını kaybettiğini açıkladı. Reuters’a göre Bakan bugün düzenlediği basın toplantısında, 34’ü entübe olmak üzere 131 hastanın yoğun bakımda olduğu bilgisini de verdi.
İsrail, vatandaşlarını Kovid-19 hastalığına karşı aşılamak için hazırlık yaparken, İsrail işgali altındaki Batı Şeria ile Gazze’deki Filistinliler, kendileri için aşı dozlarını garantilemeye çalışıyorlar. Filistinli sağlık yetkilileri bu dozların kendilerine ulaşmasının birkaç ayı bulabileceğini belirtiyorlar. Filistinli yöneticiler, araştırma dairesini genişleterek, uluslararası örgütler, ilaç üretim şirketleri Moderna ve AstraZeneca’nın yanı sıra özel aşı üreten Çin ve Rusya gibi ülkelerle temaslar yürütüyor. Fakat mali zorluklarla kısıtlanan Filistin hükümeti, İsrail’in aksine aşı ithal etmek için nihai anlaşmalar imzalamadı. İsrail ise ilaç şirketlerinden milyonlarca doz aşı satın aldı ve kendi aşısını üretmeye çalışıyor.
Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, önceki gün yaptığı açıklamada, tüm halkı aşılamaya imkan sağlayacak yeterli miktarda aşının ellerine ulaşmasının ayları bulacağını ifade etti. Filistin yönetimi, ihtiyacının yüzde 20’sini Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yoksul ülkeler için özel aşılama programından karşılamayı umuyor. Orta gelirli ve geri kalan kesimlerin ihtiyaçlarının ise Filistin yönetimi ve bağışçıların yaptığı satın alımlardan karşılanması bekleniyor. Filistin Sağlık Bakanı May el-Kile, yönetimin ilk aşı partisini Mart ayına doğru teslim alacağını tahmin ettiğini belirtti ancak bunun kaynağını açıklamadı.
İsrail’in Hamas bahanesiyle kuşatma uyguladığı Gazze ile Batı Şeria’da son haftalarda Kovid-19 yeni vaka sayılarında artış kaydedildi. WHO, Gazze’ye aşı ve tıbbi malzemeleri teminat altına almak için Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı ajanslarla birlikte çalıştığını söyledi. Fakat bazı insan hakları kuruluşları, İsrail’in 1967 Savaşı’nda işgal ettiği topraklarda yaşan Filistinlilerin aşı temin edememesinin sorumlusunun Tel Aviv olduğunu belirtiyorlar. İsrailli insan hakları kuruluşu Gisha, “İsrail, Batı Şeria ve Gazze'de aşıyı temin etmek de dahil, kontrolü altındaki herkese sağlık ve güvenlik koruması sağlamakla yükümlüdür” ifadesini kullandı.
İsrail Sağlık Bakanı Yardımcısı Yoav Kisch, Kan isimli radyo kanalına verdiği demeçte, İsrail’in ihtiyaçlarının karşılandığını ve ek kapasitesi olduğunu gördüklerinde Filistin yönetimine yardım etme konusunu gözden geçireceklerini söyledi.
Kisch, “Bu bağlamda ayrıca enfekte kişilerin bizim tarafımıza girişlerinin engellenmesiyle ilgili bir fayda ve önem söz konusu. Fakat öncelik İsrailli vatandaşların” dedi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.