Libya ateşkese rağmen diken üzerinde

Sirte şehrindeki silahlı milislere mensup unsurları (AP)
Sirte şehrindeki silahlı milislere mensup unsurları (AP)
TT

Libya ateşkese rağmen diken üzerinde

Sirte şehrindeki silahlı milislere mensup unsurları (AP)
Sirte şehrindeki silahlı milislere mensup unsurları (AP)

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı bazı milis gruplarının başkent Trablus’ta kendi aralarında yaşadıkları ihtilaflar, yeni bir çatışma dalgasına dair korkuları artırdı. Bu hareketlerle eş zamanlı olarak bazı milis liderleri de medya organları aracılığıyla açıklamada bulundu. Trablus Devrimciler Tugayı komutanı Heysem et-Tacuri, UMH ve ona yandaş güçlere sert biçimde eleştirdi. Tacuri UMH’yi ‘zayıf hükümet’ olarak nitelendirerek UMH güçlerini, polis ve asker içermeyen bir ‘sera ordusu’ olarak tanımladı. Aynı şekilde UMH’ye bağlı İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın başkent Trablus’un giriş ve çıkışlarını kontrol etme çabalarına yanıt olarak Tacuri, ister devriye olsun, isterse şehirde konuşlanmak isteyen herhangi bir güç olsun, Trablus’a girmek isteyen herkesin bilgi vermesi çağrısı yaptı.
Öte yandan UMH’ye bağlı Volkan el-Gadab (Öfke Volkanı) operasyonu askeri komutanları, Trablus Devrimciler Tugayı’nın alarm durumuna geçtiklerini belirtti. Yerel halk, son iki gün içinde bazı milislerin aniden ve açıklama yapmadan Trablus’ta yoğunlaştıklarını belirtti.
Libya medyası, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından yaptırım uygulanan ve savcı Muhammed Kaşlaf tarafından aranan bir kaçakçının, iki gün önce Petrol Tesisleri Muhafız Kurumu’na yaptığı son ziyaret sırasında UMH Savunma Bakanı Salah en-Nimruş’un yanında göründüğünü açıkladı. Ekim ortalarında Trablus’ta ‘El-Bidca’ lakaplı ortağı Abdurrahman Milad’ın tutuklanması sonrasında söz konusu kaçakçının varlığının, UMH’ye bağlı İçişleri Bakanlığı’nın, milislerle mücadele planları kapsamında bir zorluk teşkil ettiği belirtildi.
Kaşlaf, yıllardır ez-Zaviye petrol rafinerisini kontrol ediyor ve batı kıyısı bölgelerindeki zengin kaçakçılardan biri olarak tanımlanıyor. Petrol Tesisleri Muhafızları’na bağlı milisleri komuta ediyor. Seyahat yasakları ve fonların dondurulmasını içeren BMGK yaptırımları listesinde yer alıyor.
Öte yandan Savunma Bakanlığı, Muhammed Balam’ı, bakanlıkta insani işler komitesi ile işbirliği dahilinde, tutukluların ve cesetlerin takası meselesini yönetmek ve takip etmekle görevlendiren bir karar yayınladı. Balam, daha önce radikalizm yanlılarının
Trablus’a kaçmadan önce Bingazi şehrinde Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerine karşı verdiği savaşlara katılmıştı.
Aynı şekilde UMH güçlerinin Sirte sözcüsü Tuğgeneral Abdulhadi Dara, Sudanlı Cancavid milislerinin bir mensubunun Ebu Hadi kasabasında halk tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünü duyurdu. Söz konusu milisin, bir evi soymaya çalıştığı ve daha sonra LUO tarafından kuşatıldığı belirtildi.
Öte yandan Fransa, 19 Aralık’ta Libya’daki büyükelçiliği aracılığıyla Ulusal Petrol Kuruluşu’nun birliğine, güvenliğine ve tekeline olan bağlılığını yeniledi. Fransa, kısa bir açıklama yaparak, kurumu tehdit etmeyi veya baskı kurmayı amaçlayan herhangi bir eylemin ‘kamu yararına zarar verdiğini ve BMGK’nın 2213 sayılı kararı uyarınca yaptırımlara tabi olabileceğini’ ifade etti.
Fransa’nın Trablus Büyükelçisi Beatrice Helen, geçen cuma günü Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Yusuf el-Akuri ile yaptığı telefon görüşmesinde ülkesinin, ‘Libya’da istikrarı destekleme arzusunun ve barış sürecini desteklemedeki rolünün’ önemine dikkati çekti.
Komisyon tarafından yapılan açıklamaya göre Akuri, Libya’daki tırmanışın Akdeniz’in güneyi ve kıyı bölgelerinin istikrar ve güvenliğine yönelik tehlikesi konusunda uyarıda bulundu. Akuri ayrıca, başta güvenlik durumu olmak üzere seçimlerin başarısı için uygun koşulları sağlamanın önemli olduğunu vurguladı.
Bu görüşme, BM tarafından desteklenen Tunus diyaloğunun başarısız olması halinde, geçen cuma akşamı Bingazi şehrinde siyasi yol haritası çizmekle görevli meclis komisyonunun ilk toplantısından sonra gelişti.
7 üyeden oluşan komisyonun, siyasi diyaloğun başarısız olması durumunda daha sonraki bir zamanda çalışmalarının sonuçları ve tavsiyeleri de kapsayan, Temsilciler Meclisi’ne ayrıntılı bir raporla alternatif bir plan önerisi sunması bekleniyor.
Öte yandan Libya haber ajansına göre doğudaki Bingazi şehri, kapsamlı güvenlik önlemleri, yoğun trafik yayılması ve Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis karakolları ve saha birlikleri için güvenlik faaliyetlerine tanık oldu. Güvenlik Bilgi Bürosu, LUO Başkomutanı Halife Hafter’in talimatları çerçevesinde bu önlemlerin alındığını duyurdu.
Libya, 2020’de bildirilen 32 saldırı ile, dünyadaki sağlık altyapısına yönelik saldırılar açısından dördüncü sırada yer aldı. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi tarafından yayınlanan bir rapora göre, bu saldırılar, ülkenin zaten bocalayan sağlık sistemi üzerinde daha fazla baskı oluşturuyor.
Aynı rapor, geçen ayın, Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenler ve mülteciler için bu yılın en kanlı ayı olduğunu belirtti. Aynı şekilde doğudaki sellerden 4 bin 100’den fazla kişinin etkilendiği, Libya’da ise koruma risklerinin endişe kaynağı olmaya devam ettiği belirtildi.
Rapora göre özellikle başkent Trablus’un güneyindeki patlayıcı madde tehlikeleri, başta evlerine dönmek isteyenler olmak üzere hala insanların açısından ciddi riskler oluşturuyor. 7 Aralık itibariyle patlayıcı madde tehlikelerine ilişkin 108’den fazla olayın rapor edildiği açıklandı. Sonuç olarak 73 kişi öldüğü, 133 kişi yaralandığı ve bunların yüzde 66'’sının sivil olduğu kaydedildi.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.