Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır çatışmasının arka planı

Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
TT

Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır çatışmasının arka planı

Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)

Mena Abdulfettah
Sudan - Etiyopya sınırındaki durum, her iki ülkenin siyasi etkilerinin ve iç dönüşümlerinin yoğunluğuna bağlı olarak esneklik ve sağlamlık arasında değişiyor. Sudan tarafında el-Gadarif, Kassala, Mavi Nil ve Sennar, Etiyopya tarafında ise Tigray ve Amhara bölgelerine uzanan, 265 kilometrelik ortak sınırın yeniden çizilmesi bekleniyor. Etiyopyalı Şifta milislerinin Sudan sınırındaki çiftliklere saldırı amacıyla yürüttüğü sınırlı çatışmalar, belirli sınır noktalarında sınırlandırılabilir. Tehlike, bu gerginliği tırmandıran iki ana mesele olarak Nahda (Hedasi/Rönesans) Barajı ve Tigray bölgesindeki çatışmalar nedeniyle Etiyopya sınır bölgesinin çoğunu tehdit ediyor. Addis Ababa, sınır meselesine ilişkin olarak az bir düzeyde iş birliği ve çözüm arzusu ortaya koymasına rağmen, belki de Nahda Barajı ile bağlantılı şekilde Hartum üzerinde bir baskı aracı olarak ve iç çatışmada taktiksel bir denge olarak kullanılması için bu tavırdan kaçınmaya başladı.

Sorunun doğası
Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır anlaşmazlığının kökleri, on dokuzuncu yüzyılın sonundaki Mehdi devletine kadar uzanıyor. Nahda Barajı’nın inşa edildiği Benişangul bölgesi de dahil olmak üzere topraklar Etiyopya’ya bırakıldı. Amhara halkı, tarihi topraklarının Sudan’ın ortasındaki el-Cezire Eyaleti’ne kadar uzandığına tanık oluyordu. Görünüşe göre bu durum, Mehdi’nin halifesi Abdullahi bin Muhammed’in yürüttüğü kısa bir savaş sorasında Mahdist devletin Habeşistan’a verdiği bir vaatten kaynaklanıyor. Bu vaat, söz konusu bölgede Etiyopyalıların, Mısır’ı işgal girişiminde kendisiyle iş birliği yapmalarını sağlamak için de verilmiştir. Ancak 1899 yılında İngilizlerin Sudan’ı işgal etmesi, ordularını Karary’de yenmesi ve Ummu Divaykarat’ta ölmesi sonrasında Bin Muhammed’in yönetimi kısa süre sonra sona erdi. Hartum’daki İngiliz yönetimi, 1902’de Habeşistan İmparatoru 2. Menelik ile sınırları çizmek için Addis Abada anlaşmasına vardı. Tigrayanlar, iki ülke arasında takas edilen bölgelerde Amhara karşılığında serbest bırakıldı. Sudanlı tarihçi Faysal Ali Taha, Sudan - Etiyopya sınırlarının tarihsel bağlamını şu ifadelerle açıklıyor: “Benişangul bölgesi İmparator 2. Menelik için endişe kaynağı olmaya devam etti”. İngiliz vesikaları, bu durumu, Mavi Nil bölgesini kolaylıkla kontrol edebildiği için Benişangul’daki altın kaynaklarına ve stratejik konumuna bağlıyordu. Habeşistan’ın Benişangul bölgesindeki haklarını tanımayı reddetmesi sonrasında İngiliz yönetimi, İmparator 2. Menelik ile Benişangul’da ‘İngiliz şirketlerine altın arama imtiyazı vermesi karşılığında bölgeyi, Habeşistan’a vermek için’ bir anlaşmaya vardı. Daha sonra Sudan ve Etiyopya arasındaki sınırlar uluslararası hukuka uygun hale geldi. Ancak Addis Ababa açısından durum her zaman belirsiz kaldı.

Çatışmalar devam ediyor
Eski Sudan Cumhurbaşkanı Cafer Muhammed en-Numeyri ve Etiyopya İmparatoru Haile Selassie döneminde, 1972 yılında sınır çizgisi onaylandı ve tanındı. 2013 yılında yeniden çizilmesine, ayrıca 2018 yılında sınırları milis saldırılarına karşı korumak ve sınır ötesi suçları engellemek için ortak bir komite oluşturulana kadar durum devam etti. Etiyopya sınırlarındaki çatışmaların yıllarca devam etmesine rağmen, Hartum’daki eski iktidar rejimin karartılması, Etiyopya açısından yasal sınırları geçmeyi normal hale getirdi. Karartmanın tezahürleri arasında, 1995 yılında Şifta milislerinin Sudan’a daha fazla nüfuzu ve Sudan ordusunun bir müddet konuşlandırılması sonrasında Sudanlılar, ordularının bölgeden çekilmesi nedeniyle şaşkınlık yaşadı. Gelişme, eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e 1995’te Addis Ababa’da suikast girişiminde bulunulması nedeniyle eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in, hesap vermesi çağrısı yapan seslerin artmasına dair duyduğu endişenin ardından yaşandı.
Aralık 2018 devriminde eski Sudan rejiminin devrilmesi sonrasında her şey netlik kazandı. Bu yıl gözler, bu sınır bölgesinde yoğunlaştı. Öyle ki Şifta milislerinin Sudan topraklarına nüfuz etmesi ve Etiyopya ordusunun sınır hareketliliği sonrasında Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 8 Nisan’daki ziyaretiyle Sudan ordusu, yaklaşık 30 yıl aradan sonra yeniden bölgeye konuşlandırıldı. Durum, yerleşim planı olarak yorumlandı. Bölge, baraj için bir koruma alanı kılınacaktı. Milisler, Sudan askeri takviyeleri sonrasında geri çekildi ve geçen Haziran ayında ise tekrar bölgeye döndü.
Etiyopya’nın iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir rota olarak zımni pazarlığa başvurduğuna dair ek kanıtlar mevcut. Öyle ki milislerin sınırda yaptıklarına dikkat etmiyor ve iç işleriyle meşgul olduğunu ifade ediyordu. Aynı zamanda ister sınır meselesinde ister Nahda Barajı krizi ve Tigrayan çatışmasında olsun, bu olayları mevcut pazarlık fırsatlarında da kullanabilir.

Gelişigüzel savaş
Bu çatışma, gerçek nedenleri karartılmış bir yığın detayın arkasına gizlenmişti. Etiyopya güçlerinin bileşenlerinden olan eş-Şofta milisleri bu çatışmalara önderlik ediyordu. Sudan ordusu saldırıyı geri püskürtmek için müdahale etse de ya da Etiyopya ordusu milislerle iş birliği yapsa da çatışma, sınırlı bir savaş olarak kabul ediliyor. Sınırlandırmanın diğer nedeni ise sivil unsurun, özellikle de ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin, Etiyopya tarafından herhangi bir saldırganlık ve ihlali düşmanlık olarak görmeme eğilimidir. Addis Abada tarafından, Başbakan Abiy Ahmed Ali’nin durgunluğu ve ardından Sudan büyükelçisini çağırması, çatışmanın patlak vermesi için gerçek bir tehdit oldu. Saldırı şaşırtıcı değil, ancak Sudan’ın Etiyopya hükümeti ve Tigrayanlar arasındaki savaştan kaçan Etiyopyalı mültecilere ev sahipliği yaptığı koşular ortasında garip. Sudan, bir dönem Nahda Barajı krizinde orta bir tavır takındı ve bu tavrı korumayı sürdürdü. Ancak Abiy Ahmed, Sudan’ın, kendi su payına atıfta bulunmasının, Washington anlaşmasına uygun olduğuna ve 2010 yılında Mısır ile iki aşağı havza ülkesi olarak Entebbe anlaşmasını reddetmeye odaklandığına inanıyordu. Böylelikle Etiyopya ile ilişkiler, hem iniş çıkışlar, hem de tehditler ve tepkiler arasında düşmanlık ve uzlaşı karışımına tanık olmaya başladı.
İki ülke arasındaki sınırlar tam olarak çizilmiş değil. Sonuç olarak durum, çeşitli soru ve sorunların ortaya çıkmasına neden oldu.

Kontrol ayrıcalıkları
Her iki taraf da sınırlarda yaşananları bir çatışma olarak tanımlamaktan uzak bir konumda. İmparator 2. Menelik döneminden bugüne kadar tarih boyunca yaşananlar, çatışma veya düşmanlık olarak nitelendirildi. Sudan tarafı ise Sudan topraklarına girme girişimleri sırasında eş-Şofta milislerine askeri ve güvenlik koruması sağladığının kanıtlandığı durumlarda bile Etiyopya hükümetine suçlamada bulunmuyordu. Bunun nedeni, yaşananların bir çatışma olarak tanımlanması halinde, durum stratejik açıdan sınıflandırılmaya yol açabilecek, Sudanlı ve Etiyopyalı tarafların rolü ortaya çıkabilecekti. Ancak farklı bakış açılarından ve her iki tarafın da doğrudan bir savaşa girme riskinin artmasını önlemek için diğerinin eylemine güvenmesi, her iki taraf için de vazgeçilmez oldu. Bu durum, Etiyopya tarafında Amhara’nın ulusal topraklarına ve Sudan tarafında rakip bir aşiret oluşumuna dayandığında açık bir hal alıyor. Bu grupların yapısı, geçtiğimiz onlarca yılda değişirken, kabile ve etnik inancın sağlamlaştırılmasındaki doğal güçleri, diğer tüm düşünceleri geçersiz kılıyor. Öte yandan bazı sınır noktalarındaki toplumsal örtüşme ve entegrasyon, her iki taraftaki aşiretler arasında bir bağ oluşturuyor, diğer oluşumların çıkarları karşısında birbirlerine yönelik zorbalıkları mümkün kılıyor. Bu nedenle burada tam bir siyasi uyum veya sınırların doğrulanması için yer yoktur.

Farklı vizyonlar
Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Nahda Barajı ile ilgili 22 Aralık’ta yapılması planlanan görüşme boşuna görünüyor. Nihai kararlara uzanacak seçeneklerden uzak olması ve her şeyden önce de Tigray çatışmasıyla meşgul olduğu için kendi adına bir taahhüt verilemeyeceği nedeniyle, daha önce olduğu gibi Etiyopya tarafından ertelenebileceğine dair göstergeler var.
Aynı şekilde Abiy Ahmed’in, şu anda mantıklı olsa bile taviz vermesi kolay değil. Güç ve uzlaşmazlık gösterimi, Tigray cephesi gibi iç muhaliflere veya Mısır gibi dış muhaliflere, herhangi bir pozisyonda müzakere veya uzlaşmaya yer olmadığı izlenimini veriyor.
Üçüncü olarak, sınır meselesine dair Addis Abada ve Hartum arasında yapılacak olan toplantıdan doğacak noktalara uyum gösterecek herhangi bir birleşik pozisyon mevcut değil. Ayrıca mevcut ve gelecekteki ihlalleri ortadan kaldırmak için bu sınırlara yeniden odaklanılması gerekiyor.
Dördüncü olarak iç bölgeleri savunmakla sınırlı olan sınırlı Sudan pozisyonu hazır bir durumdayken Etiyopya, hegemonya dayatmak için sınır çatışması noktalarının ötesine geçen hesaplamalar uyarınca daha fazla saldırıyla yanıt veriyor.
Beşinci olarak Şifta milisleri, kendisini destekleyen Amhara etnisitesi aracılığıyla, Abiy Ahmed’e kendi adına anlaşmazlığı tırmandırarak değerli bir hizmet sunuyor. Özellikle de daha önce ortak Sudan - Etiyopya güçlerini konuşlandırmayı amaçlayan bir sınır kontrol komitesi kurma anlaşmasına itiraz ederek bu hizmeti sundu. Başka bir etnik yapı ile yeni bir düşmanlık cephesi açmama kaygısıyla eşzamanlı olarak Abiy Ahmed, Oromolar ile uzlaşı ve düşmanlık arasında bir kararsızlık durumunda takılı kaldı.



İngiltere, İran’ı topraklarında “her türlü düşmanca faaliyete” karşı uyardı

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband (AFP)
TT

İngiltere, İran’ı topraklarında “her türlü düşmanca faaliyete” karşı uyardı

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband (AFP)

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği görüşmede, İngiltere’nin İran’la bağlantılı grupların ülke topraklarında gerçekleştireceği “her türlü yıldırma, tehdit veya düşmanca faaliyete müsamaha göstermeyeceğini” söyledi.

“Sky News”un İngiltere Dışişleri Bakanlığına dayandırdığı haberine göre Miliband ve Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta bir araya geldi.

Şarku’l Avsat’ın Sky News’ten aktardığı habere göre taraflar, Ortadoğu’daki savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının önemini ele aldı. Görüşmede ayrıca İngiltere’nin “İran’la bağlantılı grupların İngiltere topraklarında oluşturduğu tehditlerle mücadele konusundaki kararlı tutumu” da gündeme geldi.

İngiltere Ulusal Siber Güvenlik Merkezi ise geçen hafta, İran devletiyle bağlantılı siber aktörlerin “Chosen Break” adlı casus yazılımı kullanarak, WhatsApp ve Telegram gibi mesajlaşma platformları üzerinden yürüttükleri “hedefli kimlik avı” kampanyalarıyla e-postaları, kısa mesajları ve diğer hassas bilgileri ele geçirdiğini bildirmişti.


Çin: Şi ve Trump, İran, Rusya, Ukrayna ve Kuzey Kore dosyalarını görüştü

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki resmi akşam yemeği öncesinde (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki resmi akşam yemeği öncesinde (AFP)
TT

Çin: Şi ve Trump, İran, Rusya, Ukrayna ve Kuzey Kore dosyalarını görüştü

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki resmi akşam yemeği öncesinde (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki resmi akşam yemeği öncesinde (AFP)

Çin hükümetinin görüşmeye ilişkin resmî açıklamasına göre,Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, dün Beyaz Saray’daki görüşmelerinde Ortadoğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası gibi küresel ve bölgesel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Açıklamada, Şi ve Trump’ın önümüzdeki haftalarda düzenlenecek bölgesel toplantılara ev sahipliği konusunda birbirlerine desteklerini de teyit ettikleri belirtildi.

Çin’in kasım ayında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) örgütünün yıllık zirvesine, ABD’nin ise bu yıl Florida’da G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapması planlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre açıklamada, iki liderin birbirlerinin ev sahipliğinde düzenlenecek zirvelere katılıp katılmayacağına ilişkin bilgi verilmedi.

Şi ayrıca, iki liderin Çin ile ABD arasında “stratejik, yapıcı ve istikrarlı bir ilişki” inşa etme kararı aldığını söyledi. Açıklamada, böyle bir ilişkinin yalnızca Çin ve ABD halklarının değil, dünya halklarının da yararına olacağı ifade edildi.


Pezeşkiyan: Savaşı sona erdirmek isteyip istemediğine ABD karar vermeli

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
TT

Pezeşkiyan: Savaşı sona erdirmek isteyip istemediğine ABD karar vermeli

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün yayımlanan Fox News röportajında, ABD’nin, İran’a yönelik savaşı sona erdirmek isteyip istemediğine karar vermesi gerektiğini söyledi. Tahran’ın savaşı sürdürmek istemediğini belirten Pezeşkiyan, kararın Washington’a ait olduğunu ifade etti.

Pezeşkiyan, “Sorunları diyalog yoluyla çözebildiğimizde birbirimizi öldürmeye başvurmamalıyız. Ancak İsrail’in gerçekleştirdiği kışkırtmalar nedeniyle bu savaş bize dayatıldı” ifadelerini kullandı.