Faslı partiler İsrail ile barış konusunda yorum yapmaktan kaçınıyor

Fas, İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başladığını duyurdu. (AFP)
Fas, İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başladığını duyurdu. (AFP)
TT

Faslı partiler İsrail ile barış konusunda yorum yapmaktan kaçınıyor

Fas, İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başladığını duyurdu. (AFP)
Fas, İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başladığını duyurdu. (AFP)

Nevfel eş-Şarkavi
ABD Başkanı Donald Trump'ın Fas’ın Batı Sahra üzerindeki hâkimiyetini tanıdığını açıklaması ve Fas ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının sonucu olarak barış anlaşması imzalanmasıyla ilgili Fas’taki çeşitli akımlardan partilerin tepkileri belirsizliğini koruyor.

Farkındalık ve görmezlikten gelme
Ülkede ister hükümet koalisyonu içerisinde olsun ister muhalefet saflarında, siyasi partilerin çoğu İsrail ile normalleşme adımından memnun. Fas Kraliyet Sarayı’ndan yapılan açıklamada ‘Fas'ın Filistin davasını savunma konusundaki kararlılığı, Ortadoğu bölgesinde adil ve kalıcı bir barışın tesisi için yapıcı’ olmaya devam ettiği, ‘güven ve barış içinde bir arada yaşayan iki devletli çözümü desteklediği’ vurgulandı.
Açıklamada ‘Fas'ın bölge halklarını bir araya getirmede ve Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarı desteklemede oynadığı tarihi rolün önemine dikkat çekildi. İsrail'dekiler de dâhil olmak üzere Fas kökenli Yahudilerle olan özel bağlar göz önüne bulundurulduğunda, Fas kökenli Yahudiler ve İsrailli turistler için iki ülke arasındaki seyahatlerin kolaylaştırılması amacıyla doğrudan uçuşların yanı sıra en kısa sürede resmi ikili temasları ve diplomatik ilişkileri yeniden başlatılmasının planlandığı’ belirtildi. Açıklamada ayrıca ‘ekonomik ve teknolojik alanlarda yenilikçi ilişkiler geliştirmek ve bu amaçla ileriki süreçte tıpkı geçmişte olduğu gibi iki ülkede de irtibat bürolarının yeniden açmak için çalışılacağı’ kaydedildi.

Birkaç önemli nokta
Ancak gözlemciler birkaç nedenden dolayı Faslı partilerin iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği hakkında konuşmaktan kaçındığı görüşündeler. ABD’nin Connecticut Eyaleti’ndeki Trinity College’de görevli Faslı siyaset bilimci ve akademisyen İzzeddin el-Azmani konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD’nin Fas’ın Batı Sahra üzerindeki hâkimiyetini tanıması konusuna odaklanılarak anlaşmaya ilişkin sessiz kalınmasının bazı nedenleri olduğunu belirtti. Azmani’ye göre bu nedenlerden ilki, toprak bütünlüğü talebi ile anlaşmanın koşulu arasındaki bağın utandırmış olması. Durumun belirsizliği, geride durmaya ve meselelerin sonucunu beklemeye yol açtı. İkinci neden de devletin anlaşmanın sonuçlarının kabul görmesine ve dışlanmamasına yönelik yürüttüğü bir strateji gibi görünen durum. Bu yeni bir durum değil. Daha ziyade önceki bir gidişatın yenilenmesi olduğunu düşünen Azmani, Faslı partilerin toprak bütünlüğü dosyasını yönetmenin Fas Kralı’na ayrılan alan içinde olduğunu bildiklerini ve aynı açıklanan eğilimleri benimsemekten başka bir seçenekleri olmadığını kaydetti.
Üçüncü nedeni, anlaşmayı Fas için bir güvenlik ve kimlik tehdidi olarak gören bazı partilerin önde gelenlerinden biri olan Adalet ve Kalkınma Partisi ile ilişkilendiren Azmani’ye göre parti, mevcut hükümetin görev süresinin sona erdiğinde devletin pragmatik seçeneklerine mümkün olan en geniş ölçüde uyum sağlama yeteneğini göstermek istiyor.
Azmani’ye göre dördüncü neden de koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen anlaşmaya karşı çıkan siyasi partilerin veya insan hakları kuruluşlarının protesto gösterileri başlatmasına karşı devletin sergilediği sağlam duruş. Bu konuda yapılan kamuoyu yoklamaları, halkın İsrail ile normalleşme adımına güçlü bir şekilde karşı olduğunu gösterdi. Anketlere göre Faslıların sadece yüzde 3'ü İsrail ile diplomatik ilişkiler kurulmasını destekliyor. Bununla birlikte normalleşmeye karşı durmak için ise dini argümanlar değil, daha ziyade İsrail devletinin işgali ve şiddeti ile ilgili siyasi ve insan hakları başlıkları öne sürülüyor.
Faslı siyaset bilimci ve akademisyen Azmani ayrıca siyasi çevrelerin ve toplumun tüm kesiminin bir sürprizle karşı karşıya olduğuna inanıyor. Azmani’ye göre özellikle eğer yakın gelecekte ABD’nin Fas’ın Batı Sahra üzerindeki hâkimiyetini tanınmasından pratik kazanımlar elde etme pahasına anlaşmanın uygulanmasında hızlı davranılırsa İsrail ile normalleşmeye karşı çıkan insan hakları kuruluşları ve siyasi partiler bir takım girişimler başlatabilirler.

Kınamalar hız kazandı
Filistin davasını destekleyen gençlik örgütü Sosyal Demokrat Öncü Parti’nin de aralarında olduğu bazı partiler ve kuruluşlar, anlaşmayı hiçbir gerekçeyle pazarlık konusu olmayan Batı Sahra meselesiyle ilişkilendirme girişimine karşı odlularını duyurdular. Sosyal Demokrat Öncü Parti, Batı Sahra gibi Filistin meselesinin de ulusal bir konu olduğunu vurguladı.
Yasaklı ‘Adalet ve Hayırseverlik’ örgütü ise anlaşmayı ‘Filistin davasının sırtından bıçaklanması ve Filistin halkının hayal kırıklığına uğratılması’ olarak niteledi. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin savunma kanadı olan Birleşme ve Reform Hareketi de Fas'ın birliğini savunmak için gösterilen ulusal çabaları överken anlaşmaya karşı olduğunu ve kınadığını vurguladı.
Diğer yandan Fas hükümeti, Yahudiliğin Fas kimliğinin bir parçası olduğunu ve İsrail ile ilişkileri yeniden kurma adımının Filistin davasına hizmet etmeyi amaçladığını vurgulayarak tanımların geliştirilmesinin bağlamsal yönüne saygı duyulması gerektiğini bildirdi. Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas bağlamıyla aynı olmayan kavramları kullanmaktan kaçınılması gerektiğini ifade ettiği açıklamasında “Fas Anayasası, Yahudiliğin Fas kimliğinin kollarından biri olduğunu ve Fas'ın 1990'lardan bu yana İsrail'i tanıdığını belirtir” dedi. Bakan Burita, ülkesinin ‘sabiteler açısından Filistin davasına hizmet ettiğine inandığı her şeyi kullandığını’ kaydetti.

Görüş ayrılıkları
Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bir diğer isim, Faslı yazar ve araştırmacı Nureddin el- Bekravi de Fas halkının geçmişten bu yana Filistin davasını savunduğuna dikkat çektiç. Buna rağmen anlaşmanın Faslıları kırk yılı aşkın süredir meşgul ve rahatsız eden, aralarında büyük bir çatlak açan ve destekçileri ile muhalifleri arasında fikir ayrılığına düşüren bir konuyla çakıştığını söyledi.
Bekravi, devletin egemen kararını ve üstün menfaatlerini destekleyenlerin, merhum Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın ve mevcut Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yanı sıra Filistinli diğer liderlerin büyük bölümünün İsrail ile barışı desteklediğini düşündüklerini belirtti. Bununla birlikte Müslümanların ve Arapların kanını döken ve onlarca yıldır sömüren emperyalist ülkelerle olan diğer tüm ilişkiler gibi bu anlaşmanın da diplomatik, ticari ve kültürel düzeyde olduğuna inandıklarını vurguladı.



Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
TT

Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik krizi yaşandı. Irak’ın başkentinin orta kesimlerinde bulunan Mansur bölgesinde yer alan Milli İstihbarat Teşkilatı Servisi merkezine düzenlenen saldırıda, bir insansız hava aracı (İHA) iletişim kulesini ve sunucu sistemlerini vurdu. Saldırı sonucunda bir istihbarat subayı hayatını kaybetti, bazıları ise ağır yaralandı.

Irak İstihbarat Servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subay için taziye mesajı yayınlarken, saldırıyı ‘bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi ve bunun kanun dışı unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Irak İstihbarat Servisi, bu eylemin çalışmalarını engellemeye yönelik başarısız bir girişim olduğunu vurgulayarak, sorumluları yakalayıp adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

Öte yandan ‘Ashab-ı Kehf’ adlı silahlı bir grup, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Victory Askeri Üssü’nü hedef aldığını açıkladı. Bu, Hizbullah Tugayları’nın iki gün önce duyurduğu ve sadece ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Bir diğer gelişmede ise Tuzhurmatu ilçesindeki el-Helva Askeri Havaalanı’nda Haşdi Şabi’ye bağlı birimlere yönelik saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar sonucunda bir Haşdi Şabi üyesi öldü, diğerleri yaralandı.


İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)

İsrail'in Güney Lübnan'daki kara harekâtı dün, bu eksende gerçekleştirilen ilk saldırılarda, sahil kasabası Nakura’nın eteklerine kadar ulaştı. Beldenin çevresinde İsrail ordusu ile Hizbullah üyeleri arasında hafif ve orta kalibreli makineli tüfekler ve roketlerle doğrudan çatışmalar çıktı.

Nakura'nın yanı sıra Lübnan'ın güneyindeki çatışmalar, el-Hayam kenti cephesinde de ‘doğrudan temas’ aşamasına ulaştı. Şarku’l Avsat’a konuşan Merciyun ilçesindeki saha kaynakları, çatışmaların orta ve hafif makineli tüfeklerle şiddetlendiğini ve bölgede bu yoğunlukta çatışma seslerinin duyulmasının nadir görülen durumlardan biri olduğunu belirtti.

Öte yandan savaşı durdurmaya yönelik diplomatik çabalar sonuçsuz kaldı. Fransa, Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou’nun Lübnan ve İsrail’e yaptığı kısa ziyaretin somut bir sonuç getirmediğini değerlendirdi. Fransız kaynaklar, “Müzakere zamanı henüz gelmedi” açıklamasında bulundu.


Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısı Bağdat'taki ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
TT

Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısı Bağdat'taki ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik gerilimi yaşandı. Başkentin merkezindeki Mansur bölgesinde bulunan Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısında iletişim kulesi ve sunucu sistemleri vuruldu. Saldırıda bir görevli hayatını kaybetti, bazı kişiler ise ağır yaralandı.

İstihbarat servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subayının ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, olayı kanunsuz unsurlar tarafından gerçekleştirilen bir "terörist" eylem olarak nitelendirdi ve operasyonun, istihbarat servisini engelleme girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını vurgulayarak, sorumluların yakalanıp, adalete teslim edileceği sözünü verdi.

Buna paralel olarak, "Mağara Yoldaşları" grubu, Bağdat havaalanı yakınlarındaki «Victoria» üssünü hedef aldığını duyurdu. Bu, "Ketaib Hizbullah" tarafından iki gün önce ilan edilen ve yalnızca ABD Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Tuzhurmatu’daki Hileve askeri üssünde, Haşdi Şabi” birliklerine yönelik saldırılar yaşandı; bu saldırılarda bir savaşçı hayatını kaybetti, birçok kişi de yaralandı.