İran’da Kovid-19’a bağlı can kaybı 54 bini aştı

Bir yetkili mutasyona uğramış virüsün Temmuz ayında gözlenmiş olduğunu açıkladı

Dün Tahran’da bir cadde maske takan İranlılar (EPA)
Dün Tahran’da bir cadde maske takan İranlılar (EPA)
TT

İran’da Kovid-19’a bağlı can kaybı 54 bini aştı

Dün Tahran’da bir cadde maske takan İranlılar (EPA)
Dün Tahran’da bir cadde maske takan İranlılar (EPA)

İran’da dün (Salı) yeni tip koronavirüse (Kovid-19) bağlı can kaybı 54 bini aştı. Tahran Belediye Meclisi dün, salgının yeni bir dalgasının ortaya çıkmasının önlenmesi için kısıtlamaların bir hafta daha uzatılması çağrısında bulundu.
Koronavirüsle Mücadele Ulusal Komitesi bilim kurulu üyesi Mino Mahrez, geçen Temmuz ayında virüste gözlemlenen genetik sıçramalara dikkat çekerek İran’ın “yakın zamanda mutasyona uğramış olan virüsü tecrübe ettiğini” belirtti. İran “Anna” haber ajansının aktardığına göre Mahrez, koronavirüse bağlı ölüm sayılarındaki son artışın “mutasyona uğramış virüsten” kaynaklanmış olabileceğini belirtti.
Tahran Belediyesi’ne bağlı Koronavirüsle Mücadele Komitesi Başkanı Ali Rıza Zali, Başkent’teki durumu “kırılgan” ve “istikrarsız” olarak nitelendirdi. Vaka ve ölüm sayılarının azalması için kısıtlamaların bir hafta daha uzatılması çağrısında bulundu.
Zali dün, son günlerde ülke genelinde özellikle de Tahran’da vaka ve ölüm sayılarında bir düşüşe tanık olunduğunu açıkladı.
İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, yıl sonu tatilinde diğer ülkelerden uçuş yapılan İran havalimanlarına, gelen yolculara koronavirüs testi yapılması direktifi verildiğini belirtti.
İran Öğrenciler Haber Ajansı ISNA, Nemekki’nin yetkililerin salgınının üçüncü dalgasını kontrol altına almak için başlattıkları “Kasım Süleymani Projesi’nin” “yüksek maneviyat ile” yürütüldüğünü belirttiğini aktardı.

Son 24 saate 187 kişi hayatını kaybetti
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, günlük açıklamasında son 24 saate koronavirüs sebebiyle 187 kişinin daha hayatını kaybettiğini ve ülkenin dört bir yanından toplam 6 bin 208 yeni vakanın tespit edildiğini duyurdu.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 915 kişi daha hastanelere yatırılırken, yoğun bakımda tedavi gören hasta sayısı 5 bin 467 kişiye yükseldi. 
Son veriler ile salgının başlangıcından bu yana kaydedilen toplam vaka sayısı bir milyon 170 bin 743’e yükselirken, toplam can kaybı 54 bin 3 kişiye ulaştı.
Resmi verilere göre, hastalığa yakalandıklarının doğrulanmasının ardından 903 binden fazla kişi sağlığına kavuştu. Sağlık Bakanlığı hastaların tespit edilmesi için ülke genelinde 7 milyon test gerçekleştirildiğini belirtti.
Lari, 205 bölgenin kırmızıdan daha hafif olan turuncu -uyarı- durumunda olduğunu, 243 bölgenin ise sarı kategoride olduğunu söyledi.
Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Tahran’ın güneyindeki Kum şehrindeki Tıp Bilimleri Üniversitesi Rektörü şehirde son 24 saatte herhangi bir ölümün kaydedilmediğini aynı zamanda koronavirüs şüphesi olan sadece 20 kişinin başvurduğunu açıkladı.
Kum şehri Şubat ayında koronavirüse bağlı ilk iki ölümü duyurması ile salgının ilk odak noktası olmuştu.



ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.


Maskat görüşmeleri... "iyi bir başlangıç" ama bir atılım yok

Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
TT

Maskat görüşmeleri... "iyi bir başlangıç" ama bir atılım yok

Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)

ABD ve İran arasındaki dolaylı nükleer görüşmeler, her iki tarafın da ön koşullarına bağlı kalmasına rağmen kesin bir ilerleme kaydedilememesi üzerine, olası bir ikinci tur konusunda beklenti ve endişe ortamında dün Umman'ın başkenti Maskat'ta sona erdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmeleri "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirerek, sürecin devamı konusunda prensipte bir anlayış olduğunu doğruladı. Ancak, "güven eksikliğinin" en büyük zorluk olduğunu ve devamın Tahran ve Washington'da yapılacak istişarelere bağlı olduğunu vurguladı. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerde iki heyet arasında mesaj alışverişi yapmak üzere arabuluculuk görevini üstleniyor.

Steve Wittkoff başkanlığındaki ABD heyetine, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper'ın da katılması, karşılıklı uyarılar ve bölgedeki ABD askeri yığınağı ortamında diplomatik görüşmelere paralel bir baskı taktiği olarak değerlendirildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bölgesel bir diplomat verdiği demeçte, Tahran'ın Maskat görüşmelerinden, ABD müzakerecilerinin özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme hakkı konusunda temel pozisyonlarını bir nebze anladıkları izlenimiyle ayrıldığını söyledi. Diplomat, görüşmeler sırasında füze kapasitesi konusunun gündeme getirilmediğini ve İran tarafının sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyi reddettiğini, ancak seviyesi ve saflığı veya alternatif formüller hakkında görüşmeye istekli olduğunu belirtti.