Roma'ya başkentlik yapmıştı! Sancaktepe Meydanı'ndaki 14 yüzyıllık saray gün yüzüne çıkarılıyor

Roma'ya başkentlik yapmıştı! Sancaktepe Meydanı'ndaki 14 yüzyıllık saray gün yüzüne çıkarılıyor
TT

Roma'ya başkentlik yapmıştı! Sancaktepe Meydanı'ndaki 14 yüzyıllık saray gün yüzüne çıkarılıyor

Roma'ya başkentlik yapmıştı! Sancaktepe Meydanı'ndaki 14 yüzyıllık saray gün yüzüne çıkarılıyor

Yapıldığı dönemde İstanbul dışındaki en büyük ve en önemli eser olması özelliği taşıyan ve büyük bölümü ilçe merkezindeki binaların altında kalmış ya da yıkılmış Damatrys Sarayı, onarılarak restore edilecek. Gün yüzüne çıkarılan Damatrys Sarayı havadan görüntülendi.
Bizans imparatorlarından II. Tiberius ile Maurikios tarafından, o dönemdeki adı ''Demeter'' olan Samandıra'ya inşa ettirilen ''Damatrys Sarayı'', 14 yüzyılın yorgunluğuna rağmen hala tarihe meydan okuyor. Sarayın boyutları ve nitelikleri göz önüne alındığında, Bizans'tan günümüze ulaşan en önemli yapılardan biri olarak görülüyor.
Sarayın ismi, o dönemde yaygın inanış olan paganların meşhur doğa tanrıçası Demeter'den geliyor. Demeter, Yunan mitolojisinde ''tarım ve bereket tanrıçası'' anlamına geliyor ve insanlara toprağı ekip biçmesini öğreten ''tanrıça'' olarak biliniyor. Ayrıca Sancaktepe, rivayetlere göre yabani hayvan çeşitliliğiyle av için de tılsımlı bir mekan olmuş, Bizans imparatorlarının en gözde sayfiye alanlarından biri haline getirmiş. O dönemde, yazlık sayfiye alanlarına düşkünlüğü ve av merakıyla tanınan Bizans imparatorlarından II. Tiberius ve Maurikios tarafından Sancaktepe'ye bu saray inşa ettirilmiş.
Sarayın isminin doğa tanrıçası Demeter'den geldiğini kaydeden Tarihçi ve Yazar Mehmet Dilbaz, “Şu an Sancaktepe'nin tam merkezinde bulunan meşhur Damatrys Saray yapısı üzerinde bulunuyoruz. Saray yapısı imparator II. Tiberius ile Maurikios döneminde yapılmıştır. Damatrys ismi de o dönemde yaygın inanış olan paganların meşhur doğa tanrıçası Demeter'den geliyor. Sancaktepe ilçe merkezinin bulunduğu alan eski İstanbul döneminde çok önemli bir sayfiye alanı, burası güzelliklerin başkenti olarak tanımlanan bir yer” dedi.

3 ay Roma İmparatorluğuna başkentlik yaptı
Dilbaz, 1296 yılında İstanbul'da gerçekleşen deprem sonucu Sancaktepe'nin imparatorluğa 3 ay başkentlik yaptığını söyleyerek, "Sancaktepe'de bulunan Damatrys Sarayı, 1296 yılında büyük İstanbul depreminden sonra sur içinde bulunan kamu binalarının yanı sıra imparatorluk sarayının yıkılması ve zarar görmesi sonucu, o zaman bütün Roma İmparatorluğu buradan yönetiliyor. Roma imparatorluğuna 90 gün Sancaktepe başkentlik yapmış daha sonra zamanla imparatorluktan sonra terk edilmiş. Geçen zaman sonrası üzeri topla kaplanmış ve tepecik oluşmuştur” ifadelerini kullandı.

Saray inşaat çalışmasında bulundu
Sarayın bir inşaat çalışması sırasında bulunduğunu anlatan Dilbaz, “Damatrys Sarayı yapısının bulunması, 12 yıl önce bir müteahhidin buraya bina yapmak üzere temel kazması sonucu ortaya çıkmıştır. Günümüzde Sancaktepe Belediyesi onarıma aldı. Bu alanın yine o eski ihtişamlı günlerine kavuşturmak için onarılarak, restore edileceğini biliyoruz” diye konuştu.

Bizans'ın Anadolu'ya açılan kapısı
Roma ve Bizans döneminde Damatrys Sarayı'nın Anadolu'ya açılan kapısı olduğuna dikkat çeken Dilbaz, şöyle devam etti:
“Sancaktepe meydanının altında bir saray grubu yatıyor. Bu bölgenin şöyle bir önemi de var. Alt kısımlarda askeri yapılarda var. Roma imparatorları Asya tarafına sefere çıkarken ve Asya tarafından seferden dönerken buraya mutlaka uğruyorlarmış. Şunu söyleyebiliriz, imparator roman diyojen, Sultan Alparslan ile savaşmak üzere 1071 Malazgirt Savaşına giderken burada bütün ordusunu toplamış ve buradan sefere çıkmıştır. Damatrys Sarayı Roma imparatorluğu için önemli bir yapı olmuştur.”



Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
TT

Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)

Nicole Kidman, Amazon imzalı Scarpetta dizisinin yeni fragmanında Kay Scarpetta rolüyle yeniden izleyicinin karşısına çıkıyor. Dizi, 11 Mart'ta Prime Video'da yayına girecek.

Gerilim dozu yüksek suç dizisi, yetenekli Dr. Kay Scarpetta'nın bir seri katilin izini sürmesini konu ediniyor.

Dizinin resmi tanıtım metninde şu ifadeler yer alıyor:

Usta elleri ve sarsıcı bakışıyla, tavizsiz adli tabip Kay Scarpetta, kurbanların sesi olmaya, bir seri katilin maskesini düşürmeye ve 28 yıl önce kariyerini şekillendiren davanın aynı zamanda kendi sonunu hazırlamadığını kanıtlamaya kararlı.

Yapımda Kidman'a Scarpetta'nın ablası Dorothy Farinelli'yi canlandıran Oscar ödüllü Jamie Lee Curtis eşlik ediyor. 

Kadroda ayrıca Dedektif Pete Marino rolünde Bobby Cannavale, FBI profil uzmanı Benton Wesley'yi canlandıran Simon Baker ve teknoloji meraklısı Lucy Watson'ı oynayan Ariana DeBose bulunuyor.

Hikaye iki zaman diliminde ilerlerken karakterlerin gençlik hallerine Rosy McEwen, Amanda Righetti, Jake Cannavale ve Hunter Parrish hayat veriyor.

1990'da okurla buluşan Kay Scarpetta hikayesi, bugüne kadar dünya genelinde 120 milyonun üzerinde satışa ulaştı.

Dizi, 1990'larda baş adli tıp uzmanı olarak görev yapan Scarpetta'nın yıllar sonra memleketine geri dönüp aynı görevi üstlenmesi ve vahşi bir cinayeti soruşturmasını merkezine alıyor. 

Resmi özetine göre dizi, Scarpetta'nın adalet arayışını, karmaşık aile ilişkilerini, kişisel ve profesyonel hesaplaşmalarını ve tüm kariyerini sarsabilecek sırlarla yüzleşmesini izliyor.

Liz Sarnoff, dizi sorumlusu görevini üstlenirken Kidman ve Curtis'le birlikte yönetici yapımcı olarak projede yer alıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TV Insider


Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)

Christopher Nolan'ın Yıldızlararası (Interstellar) filmi, gösterime girdiğinde yönetmenin en çok tartışılan yapımlarından biri olmuş, eleştirmenler ve izleyicilerden hem olumlu hem de olumsuz tepkiler almıştı. 

Aradan 12 yıl geçtikten sonra Nolan, filmin zaman içindeki itibar dönüşümünü ve bugün birçok kişi tarafından "kıymeti geç anlaşılmış modern bir klasik" diye görülmesini değerlendirdi.

55 yaşındaki yönetmen, oyuncu Timothée Chalamet'yle Variety için yaptığı söyleşide, filmin ilk karşılanışını "biraz muğlak" diye niteledi. 

"Eleştirmenlerin bir kısmı filme burun kıvırdı, benzer bir mesafe izleyicinin bir bölümünde de vardı" diyen Nolan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Özellikle dünya genelinde gişede çok iyi iş yaptı. Ama sanki tam olarak karşılık bulmadı... Bunu söylemek kibirli kaçacak ama, benden böyle bir şey görmeye 'hazır değillerdi'.

Nolan, Yıldızlararası'nı hiç beğenmeyenlere karşı bir kırgınlık taşımadığını da vurguladı. Yönetmene göre bir filmin izleyicide olumlu ya da olumsuz, yoğun bir duygu uyandırması umursamaz bir tepkiden daha değerli.

Nolan, "Yıllarca bir yerde beni görüp yanıma geldiklerinde hep Kara Şövalye'den (Dark Knight) bahsederlerdi. Ama son 10 yılda bu, Yıldızlararası'na dönüştü. Bu harika bir şey" dedi. 

İki yıl önce filmi yeniden gösterime soktuk ve 5 milyon dolar kazandı. Yakaladığı başarı inanılmaz. Bu çok ödüllendirici. Yönetmenlikte tuhaf olan şeylerden biri şu: Bir projeye takıntılı biçimde gömülüyorsunuz. Alabileceğiniz en kötü tepki de insanların 'Eh, fena değil. İdare eder' demesi. Neredeyse şunu tercih edersiniz: Ya tutkuyla nefret etsinler ya da tutkuyla, takıntılı bir şekilde aşık olsunlar.

Nolan, filmin vizyona girdiği ilk dönemde Yıldızlararası'ndan kişisel olarak etkilendiğini söyleyen insanlarla karşılaşmanın kendisini teselli ettiğini belirtti. Yine de filmin zamanının ilerisinde kalmış olabileceğini kabul ediyor.

Sözlerine "Bu ölçekte bir film yaptığınızda..." diye başlayan Nolan, şöyle devam ediyor: 

Filmi tamamladığımız dönemde yaptığımız her gösterimde mutlaka biri gözyaşları içinde olur, çok derinden etkilenirdi. Bu yeter. Kültürün bir şeyi hemen benimsemesini isteyemezsiniz. Bu fazla beklenti olur.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü: 

Filme gerçekten derin bir şekilde bağ kuran insanlarla konuştuğunuzda, orada olduğunu anlarsınız. İşinizi yapmışsınızdır. Gerisi zamanın ruhuyla ve sizin onun içinde nereye oturduğunuzla ilgili.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar


307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
TT

307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)

307 milyon yıllık kafatası fosilini inceleyen bilim insanları, karada yaşayan ve bitkiyle beslenen en eski omurgalı hayvanlardan birini keşfetti.

İlk omurgalılar yaklaşık 370 milyon yıl önce sudan çıktığında, bitkiler yaklaşık 100 milyon yıldır karada yaşıyordu.

Milyonlarca yıl etle beslenen bu hayvanlar, zamanla bitkilere yöneldi. 

Şikago'daki Field Müzesi'nden evrimsel biyolog Arjan Mann ve ekibi, Tyrannoroter heberti adını verdikleri yeni bir türün bu geçişi yapan ilk hayvanlardan biri olduğunu tespit etti.

Yaklaşık 358 milyon yıl önce başlayıp 299 milyon yıl önce sona eren Karbonifer Dönemi'nde yaşayan bu tür, karada yaşayan 4 ayaklı tetrapodların ilk üyelerindendi. Tetrapodlar, bugünkü amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşların atasıydı.

Bilim insanları, T. heberti'nin kafatasını Kanada'nın Yeni İskoçya (Nova Scotia) eyaletindeki fosilleşmiş bir ağaç kütüğünün içinde buldu. 

Kafatası sadece 10 santimetre olan hayvanın boyunun 25 santimetreyi aşmadığı tahmin ediliyor.

Araştırmacılar bilgisayarlı tomografiyle T. heberti'nin kafatasını ve dişlerini inceleyerek nasıl beslendiğini saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature Ecology & Evolution'da dün (10 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre T. heberti'nin dişleri, böcek ve eklembacaklılarla beslenen hayvanlarla benzerlik gösteriyordu.

Ayrıca damağında ve alt çenesinde, daha sonraki dinozor gibi otçullarda da görülen ve sert bitki parçalarını öğütmeye yarayan plakalar vardı.

Mann "Bu, bitkilerle beslendiği bilinen en eski 4 ayaklı hayvanlardan biri" diyerek ekliyor: 

Bu son derece önemli çünkü bugün karşılaştığımız (otoburların hakimiyetindeki) karasal ekosistemlerin temel bileşenlerinin Karbonifer Dönemi'nden beri var olduğunu ve korunduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar T. heberti'nin ilk başta böcekleri yediğini ve daha sonra bitkileri tüketmeye başladığını düşünüyor. Bitkilerle ilk beslenenler böceklerdi. Bu böceklerle beslenen tetrapodlar da, zamanla bitkileri sindirmeye yarayan bağırsak florasını kazanmış olmalı.

Ekip aynı dönemde yaşayan Melanedaphodon adlı bir hayvanın da yumuşak bitkilerle ve böceklerle beslendiğini tespit etti.

T. heberti'nin de bitkilerin yanı sıra karşısına çıkan böcekleri ve eklembacaklıları yediği tahmin ediliyor ancak kafatası, daha sert bitkileri işlemeye Melanedaphodon'dan daha iyi uyum sağladığını gösteriyor.

Mann "Tyrannoroter, yüksek lifli bitki materyalini işleyebilecek adaptasyonlar gösteren en eski ve en eksiksiz omurgalı kara otçulu" diye açıklıyor.

T. heberti'nin keşfi, tetrapodların sanılandan daha uzun zaman önce bitkilerle beslenmeye başladığını göstererek Karbonifer Dönemi'ndeki ekosistemi yeniden şekillendiriyor.

Makalenin yazarlarından Hillary Maddin "Bu keşif, omurgalı hayvanların modern hayvanlara benzer yaşam alanlarına düşündüğümüzden çok daha hızlı yayıldığını ortaya koyuyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Reuters, IFLScience, Nature Ecology & Evolution