‘Cezayir ordusuna komplo’ ile suçlanan sanıklar yeniden yargılanmayı bekliyor

Buteflika döneminden bir bakan, ‘yolsuzluk gerekçeleri’ sorgusuna tutuldu

Komplo kurmakla suçlanan Halid Nizar (Şarku’l Avsat)
Komplo kurmakla suçlanan Halid Nizar (Şarku’l Avsat)
TT

‘Cezayir ordusuna komplo’ ile suçlanan sanıklar yeniden yargılanmayı bekliyor

Komplo kurmakla suçlanan Halid Nizar (Şarku’l Avsat)
Komplo kurmakla suçlanan Halid Nizar (Şarku’l Avsat)

Eski Cezayir İstihbarat Teşkilatı Başkanı Korgeneral Muhammed Medin’in avukatı, iki ay önce yargıtayın aleyhlerindeki hükümleri azaltması ve dosyanın Askeri Temyiz Kuruluna iadesinin ardından Medin ve sanıkların geri kalanının önümüzdeki ay duruşmaya çıkacağı beklentisini ifade etti. Diğer yandan, başkent Cezayir’de süren duruşmada savcı, idaresi sırasında sektörün işleyişindeki yolsuzluk şüpheleri hakkında eski Eğitim Bakanı Nura bin Gabrit’i dinledi.
Medin’in avukatlarından Faruk Kısıntini, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, yargının müvekkiline isnat ettiği iki suçlamanın “herhangi bir somut delil aracılığıyla gerçeklerle eşleşmediğini” söyledi. Aynı zamanda en yüksek yargı organının sanıkların (Medin’in yanı sıra yine eski İstihbarat Başkanı Beşir Tartag, eski Cumhurbaşkanı’nın kardeşi ve danışmanı Said Buteflika ve sol kanattaki İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune) davaya yönelik temyiz taleplerini kabul etmesi konusunda siyasi bir yorum yapma yönündeki çekincelerini gösterdi.
Siyasi ve hukuki çevreler, davanın cezaların hafifletilmesi yönünde olduğunu düşünürken gözlemciler ise sanıkların büyük olasılıkla ‘askeri teşkilat liderine ve devlet otoritesine komplo kurmak’ suçlarından beraat edeceğini öngörüyor. Nitekim suçlamalar, 2019 Mart’ta ‘General Tevfik’ adıyla bilinen Medin ile Said’in gerçekleştirdiği, eski Cumhurbaşkanı Buteflika karşıtı sokak devriminin ardından ülkedeki krizin üstesinden gelmek için bir geçiş aşamasına geçilmesinin konuşulduğu, aynı zamanda hapis cezalarının arkasındaki kişi olan merhum Cezayir Genelkurmay Başkanı General Kaid Salih'in görevden alınmasının tartışıldığı görüşmelere dayanıyor. Söz konusu toplantılara Hanoune ve Tartag’ın yanı sıra bu davada suçlanmayan eski Cumhurbaşkanı Liamin Zirval de katılmıştı. Askeri Asliye Mahkemesi her bir sanık aleyhinde 15 yıl hapis cezası vermiş; Askeri Temyiz Mahkemesi ise dokuz ay hapis cezasına çarptırılan ancak geçen Şubat ayında hapisten çıkan Hanoune haricinde diğerleri aleyhindeki kararları onaylamıştı.
Kısıntini, söz konusu kişiler aleyhindeki davaların arkasındaki Genelkurmay Başkanı General Salih'in bulunması dolayısıyla, Salih'in ölümünün askeri yargının dosyayı ele alması konusunda bir değişikliğe yol açıp açmayacağına dair, “gelişmelerin prosedür açısından siyasi okumasını yapmaktan hoşlanmadığını, davacılara itiraz ve temyiz etme hakkı veren kanuna bağlı kalmanın iyi olacağını” söyledi.
82 yaşındaki Medin’in askeri cezaevinde düşmesi sonrasında kalça kemiğinden ameliyat olduğunu, bu nedenle üç aydır askeri tıp kompleksinde tedavi gördüğünü dile getiren Kısıntini, şuanda iyileşme sürecinde olan Medin’in hala kanuni mahkum sayıldığını söyleyerek ‘gizlice serbest bırakıldığı’ iddialarına atıfta bulunmuş oldu.
Kısıntini, aynı davadan suçlanan eski Savunma Bakanı General Halid Nizar’ın İspanya'da sığındığı yerden günler önce geri dönüşü ve asliye derecesinde yargılanacağına dikkat çekti. Askeri yargı, Nizar’ı gıyabında 20 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Ancak kovuşturması arkasındaki Salih’in ölümünün ardından ceza indirimi veya beraat kararı uygulanacağına inanılıyor.
Diğer yandan, Buteflika döneminde Eğitim Bakanı olan bin Gabrit, dün soruşturma hakiminin söz konusu dönemdeki yolsuzluk olayları ve mali açıdan kötü yönetim ile ilgili sorularına yanıt verdi. Ancak Gabrit’in tanık ve şahit sıfatlarından hangisi ile mahkeme huzuruna çıktığı bilinmiyor.
Bin Gabrit, Buteflika döneminde görevde bulunup yolsuzluk dosyalarından sorgulanan dördüncü bakan sayılıyor. Daha önce ise Kültür Bakanı Halide Tumi, Posta, Telekomünikasyon ve Teknoloji Bakanı Huda İman Firavne, Sanayi Bakanı Cemile Temazirat sorguya tutulmuştu. Anlaşmalar ve projeler için temin edilen kamu fonlarını boşa harcamakla suçlanan üçlü, soruşturma yargıcı tarafından gözaltına alınmıştı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.