Rusya, KİK içindeki anlaşmazlıkların sona ermesini bekliyor

Rusya, KİK içindeki anlaşmazlıkların sona ermesini bekliyor
TT

Rusya, KİK içindeki anlaşmazlıkların sona ermesini bekliyor

Rusya, KİK içindeki anlaşmazlıkların sona ermesini bekliyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ülkesinin yaklaşan Körfez zirvesinin Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki (KİK) anlaşmazlıkları sona erdirme çabalarını sonuçlandıracağı yönündeki beklentisini dile getirdi.
Bakan Lavrov, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdurrahman Al Sani ile başkent Moskova'daki görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Rusya’nın 5 Ocak'ta yapılması planlanan KİK zirvesinin Konsey içindeki bölünmeyi aşmasını ve faaliyetlerinin normal şekilde yeniden başlamasına olanak sağlamasını umduğunu" belirtti.
Lavrov açıklamasında, "Rusya'nın bu konudaki ilgisi, onu tüm KİK ülkeleriyle bağlayan ortaklık ve dostluk ilişkilerinden kaynaklanıyor" dedi. Ayrıca, KİK ülkelerinin birliğinin ve görevlerini yerine getirebilmesinin İran'ın da katılımıyla genel olarak Körfez bölgesinde güvenliğin sağlanmasına ilişkin fikirlerin hayata geçirilmesi açısından önemli olduğuna dikkati çekti.
Körfez'de güvenliği sağlamak için bir yıl önce başlatılan Rusya girişiminin bölgedeki tüm ilgili taraflara devredildiğini ve aktif ilgi gördüğünü belirten Lavrov, Rusya’nın geçen Ekim ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) başkanlık ettiği sırada bunun için özel bir toplantı düzenlediğini hatırlattı. Bakan aynı zamanda, "Bazı tutum farklılıklarına rağmen gerçekleşen görüşmelerin çok faydalı olduğunu" ifade etti.
Katar Dışişleri Bakanı ise, Kuveyt'in iki hafta önce yaptığı açıklamanın önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bakan, uzlaşmaya varmak için bir ön anlaşma çerçevesinde görüşmelerin yapıldığını bildirdi.
Kuveytli Bakan, krizi çözme çabalarına siyasi düzeyde herhangi bir engel bulunmadığını vurgulayarak, Katar'ın yaklaşan KİK zirvesi hakkındaki iyimserliğini ifade etti.
Bakan, “Katar'ın Kuveyt'in arabuluculuğu ve ABD'nin desteğiyle krizin çözümüne yönelik yaptığı görüşmelerin sadece Suudi Arabistan ile gerçekleştiğini, ancak Suudi Arabistan’ın diğer tüm tarafları temsil ettiğini" açıkladı.
"Çatışmaların sık olduğu bir bölgede bölgesel bir varlık olarak Körfez İşbirliği Konseyi'nin önemine dikkat çeken Bakan, “Katar açısından görüşmeler olumlu ve yapıcıydı. KİK tarafında çözüm bulmak ve birliği yeniden kurmak için ciddi bir çaba var” dedi.
Kuveyt Dışişleri Bakanı, görüşmelerin temelinin ülkelerin egemenliğine ve kararlarına saygı duymak ve işlerine karışmamak olduğunu belirterek, "Herkesi ilgilendiren ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını koruyan ortak temel ilkeler konusunda bir anlayışa varılması ve Körfez güvenliğinin çıkarlarına hizmet eden ortak bir işbirliği eylemi kurulması gerektiğini” vurguladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Körfez bölgesindeki durumu istikrara kavuşturma konularının iki bakanın görüşmelerinin ana konuları arasında olduğunu belirterek, gerginliği azaltmak için bu bölgedeki ülkeler tarafından atılan adımları koordine etmenin önemine dikkati çekti.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, görüşmelerde Filistin meselesinde adil bir çözüme ulaşma ihtiyacının yanı sıra iki ana Filistin hareketi Fetih ve Hamas arasındaki anlaşmazlıkların hızla aşılması çerçevesinde Filistin meselesinin ele alındığı, ayrıca Suriye ve Libya'daki duruma da odaklanıldığı belirtildi.
Bakan Lavrov, Suriye dosyası ile ilgili yaptığı açıklamada, ülkesinin önümüzdeki ay yapılması planlanan 5’inci tur müzakerelerde Anayasa Komitesi'nin çalışmalarında somut bir ilerleme beklediğini kaydetti. Lavrov açıklamasının devamında şunları kaydetti:
"Son görüşme çok umut vericiydi. Bu nedenle, temkinli bir iyimserlikle yaklaşarak, Ocak ayının ikinci yarısında düzenlenecek olan taslak hazırlama komitesinin 5’inci toplantısının Suriye Anayasası ile ilgili ayrıntılı çalışmalar için temel bir başlangıç ​​noktası olacağını umduğumuzu söyleyebilirim."



Pakistan'da 14 bebeğin öldüğü hastane yangını: Acımızı kimse anlayamaz

Yangınla ilgili ön raporun 24 saat içinde hazırlanması bekleniyor (AP)
Yangınla ilgili ön raporun 24 saat içinde hazırlanması bekleniyor (AP)
TT

Pakistan'da 14 bebeğin öldüğü hastane yangını: Acımızı kimse anlayamaz

Yangınla ilgili ön raporun 24 saat içinde hazırlanması bekleniyor (AP)
Yangınla ilgili ön raporun 24 saat içinde hazırlanması bekleniyor (AP)

Pakistan'daki hastane yangınında çocuklarını kaybedenler yaşadıklarını anlattı.

Başkent İslamabad'daki Pakistan Tıp Bilimleri Enstitüsü'nün (PIMS) yenidoğan ünitesinde bugün çıkan yangında ilk belirlemelere göre en az 14 bebek hayatını kaybetti.

Devlet hastanesinin sözcüsü, BBC'ye yangın sırasında yenidoğan servisinde 15 bebek bulunduğunu söyledi.

Pakistan İçişleri Bakanlığı, hastanedeki diğer ünitelerden 7 bebek, 10 anne ve iki erkeğin kurtarıldığını bildirdi.

Yangında üç günlük bebeğini kaybeden bir baba, "Yaşadığım acıyı kimse anlayamaz" diyor.

Muhammed Sami de ünitede yoğun bakımdaki bebeğinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor:

Artık ne diyeceğimi ya da kimi suçlayacağımı bilmiyorum. Çocuğumu kaybettim.

Hastanede ailesini ziyaret eden Müneba ise yangın yayılmaya başladığında yeğeni ve yengesiyle kıl payı kurtulduklarını söyleyerek, "Çok şükür bebeğimiz güvende" diyor.

Bazı vatandaşlar kurtarma ekiplerinin çok geç geldiğini söylüyor.

Üç günlük kızını yangında kaybettiğini belirten Huram Mahmud "Yolun kenarında oturmuş yardım bekliyorduk" diyor ve ekliyor:

Binada yangın güvenliği yoktu, uygun çıkışlar da yoktu.

Bütün kapılar kapalıydı. Çocuklarımızı ziyaret edebilmemiz için yalnızca tek bir giriş kullanılıyordu. Diğer kapıları kilitli tutuyorlardı çünkü çocuklarımızı çok sık görmeye gelmemizden korkuyorlardı.

Öte yandan hastanenin genel müdürü Rana İmran Sikander, yenidoğan ünitesinin kapılarının kilitli olmadığını, güvenlik için görevlilerin beklediğini belirtiyor. Bunun, bebeklerin yenidoğan servisinden çalınmasını önlemek için uygulandığını vurguluyor.

Pakistan İçişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Talal Chaudhry de kurtarma ekiplerinin yangın ihbarından sonra 6-7 dakika içinde olay yerine giderek "mükemmel" bir operasyon düzenlediğini belirtti.

Güvenlik yetkililerinin CNN'le paylaştığı bilgilere göre yangın, yenidoğan ünitesindeki klima kompresörünün patlamasının ardından başladı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "trajik olaydan ötürü derin üzüntü" duyduğunu belirterek, yangınla ilgili derhal soruşturma başlatılması talimatı verdiğini açıkladı. Ayrıca sorumluların tespit edilip cezalandırılacağını söyledi.

Independent Türkçe, BBC, CNN, AP


Tahvil müdahalesi: ABD Hazine Bakanlığı'yla Fed kafa kafaya geldi

Scott Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalesinin yankıları sürüyor (Reuters)
Scott Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalesinin yankıları sürüyor (Reuters)
TT

Tahvil müdahalesi: ABD Hazine Bakanlığı'yla Fed kafa kafaya geldi

Scott Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalesinin yankıları sürüyor (Reuters)
Scott Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalesinin yankıları sürüyor (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın uzun vadeli devlet tahvili alımlarını en az iki katına çıkarma kararı, bazı yatırımcılara göre ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelesi politikasının tersine işleyebilir.  

Bessent, geçen hafta yaptığı açıklamada, borçlanma maliyetlerinde ekonomiye zarar verebilecek bir yükselişi durdurmak amacıyla, 10'dan 30 yıla kadar vadeli tahvillere yönelik alımların en az iki katına çıkarılacağını duyurmuştu.

Ancak Financial Times'ın analizine göre bu adım, Hazine Bakanlığı'nın güvenilirliğini zedeleyebileceği gibi enflasyonu kontrol altına almaya çalışan Fed'in işini de zorlaştırabilir.

Morgan Stanley Wealth Management'ın baş yatırım sorumlusu Lisa Shalett, tahvil piyasasını desteklemeye yönelik hamlelerin "öngörülemez ve keyfi" bir Hazine görüntüsü yarattığını savunuyor.

Bessent'ın, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin 19 yılın zirvesine çıkmasının ardından 32 trilyon dolarlık ABD tahvil piyasasına müdahalesi, uzun vadeli faizleri ve buna bağlı olarak mortgage'la diğer kredi maliyetlerini düşürmeyi amaçlıyor. Ancak bunun ekonomiyi canlandırarak enflasyonist baskıları artırabileceği yorumu yapılıyor.

Analize göre bu, ABD Başkanı Donald Trump'ın desteklediği Kevin Warsh yönetimindeki Fed'in faiz politikasıyla çelişiyor. Temmuzdaki toplantıda Federal Açık Piyasa Komitesi'nin üç üyesi faizin artırılmasını desteklemişti.

Trump'ın kasımdaki ara seçimler öncesinde borçlanma maliyetlerinin düşürülmesini istemesi, Fed üzerindeki siyasi baskının artacağı yönündeki endişeleri de körüklüyor. Hazine'nin tahvil getirilerini kontrol etme girişiminin yetersiz kalması durumunda, Fed'in de müdahaleye zorlanabileceği yorumu paylaşılıyor.

Warsh ve Bessent'ın "akıl hocası" olarak görülen hedge fon milyarderi Stanley Druckenmiller'ın da uzun vadeli tahvil geri alımlarıyla ilgili hamleyi "hata" diye nitelediğine dikkat çekiliyor.

Citi'nin ABD faiz stratejisi direktörü Jason Williams ise temel piyasa göstergeleri ve pozisyonların, Bessent'ın kararının etkili olduğunu gösterdiği görüşünde. Bessent'ın son dönemdeki hamleleriyle "hedeflerine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır biri" imajı çizdiğini savunuyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Live Mint


ABD, İran'a karşı ekonomi savaşında "Irak modelini" mi uygulayacak?

İran yönetimi, ABD'nin ekonomik savaş ilanına karşı direniş mesajı vermişti (Reuters)
İran yönetimi, ABD'nin ekonomik savaş ilanına karşı direniş mesajı vermişti (Reuters)
TT

ABD, İran'a karşı ekonomi savaşında "Irak modelini" mi uygulayacak?

İran yönetimi, ABD'nin ekonomik savaş ilanına karşı direniş mesajı vermişti (Reuters)
İran yönetimi, ABD'nin ekonomik savaş ilanına karşı direniş mesajı vermişti (Reuters)

ABD, İran'a karşı başlattığı ekonomik operasyonda Irak'a yönelik adımların benzerini atabilir.

Reuters'ın analizinde, ABD'nin İran'la ticari ilişkilerini sürdüren ülkeleri dolar merkezli finans sisteminden dışlama yoluna gidebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a "ekonomik can simidi" sağlayan her ülkenin ağır sonuçlarla karşılaşacağı tehdidini savurmuştu. İran Dışişleri Bakanlığı ise Trump yönetiminin "ekonomik terörizm" uyguladığını bildirmişti. 

Analize göre bu durum, İran'ın son yıllardaki başlıca ticaret ortakları Türkiye, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Pakistan ve Umman'ı Washington'ın hedefi haline getirebilir.

ABD yönetimi, 2003'teki Irak işgalinden bu yana Bağdat'ın petrol gelirlerinden elde ettiği dolarlar üzerinde etkili bir kontrol mekanizmasına sahip.

Irak'a ait 100 milyar doları aşkın rezerv ABD'de tutuluyor. Bağdat yönetimi, petrol gelirlerinin ve finans sisteminin işleyişi için büyük ölçüde Washington'a bağımlı durumda.

Beyaz Saray, Irak'a gönderilecek 500 milyon dolarlık nakit sevkıyatını nisanda durdurmuş, ülkedeki İran destekli Şii milisler üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla güvenlik anlaşmalarının bazılarını askıya almıştı.

Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'tan Neil Quilliam, ABD'nin uyguladığı baskının Irak'ın İran'la yaptığı finansal işlemleri daha maliyetli hale getirdiğini söylüyor. Irak'ın ABD merkezli finans sistemine kesintisiz erişmek zorunda olduğu için baskıya karşı son derece kırılgan kaldığını vurguluyor.

Quilliam, "Çin veya Türkiye gibi ülkeler daha büyük ekonomilere ve baskıya göğüs gerebilecek daha geniş bir manevra alanına sahip. Irak'ın ise daha az alternatifi ve önemli ölçüde daha az finansal dayanıklılığı var" diyor.

Ancak Washington'ın baskısı, Bağdat'ın Tahran'la ekonomik bağlarını koparmaya yetmedi. Bu da Irak'ı ABD ve İran'a bağımlılığı arasında bir ikileme düşürdü.

Resmi verilere göre Irak'la İran arasındaki ticaret hacmi 2025'te 10 milyar doları aşarken, bunun büyük bölümünü İran'ın Irak'a yaptığı gıda ve tüketim malları ihracatı oluşturdu.

İran, güçlü Şii milisler ve siyasi partiler aracılığıyla Irak'ta askeri, siyasi ve ekonomik nüfuz sahibi. Tahran yönetimi aynı zamanda komşusunu uzun süredir önemli bir ekonomik destek kanalı olarak görüyor. Tahran, Bağdat'la yaptığı ihracat yoluyla döviz elde ederken, komşusunun bankacılık sistemini kullanarak ABD yaptırımlarını aşıyor.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerde enerji sektörü de önemli. Iraklı yetkililere göre Bağdat, elektrik üretiminde kullanılan İran doğalgazı için yılda 4 ila 5 milyar dolar ödüyor. Yetkililer, yeni ABD önlemlerinin bu ödemeleri tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor.

Öte yandan Beyaz Saray, yeni yaptırımlar kapsamında hedef alınacak ülkelerin adını açıkça paylaşmadı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günkü açıklamasında ABD yaptırımlarına uymayan ülkelerin İran gibi izole edileceği tehdidini savurmuştu. Ancak hedef alınacak muhtemel ülkelerin adının neden paylaşılmadığı sorulduğunda "Küresel finans sistemini neden havaya uçurmak isteyeyim ki?" yanıtını vermişti.

Independent Türkçe, Reuters, The Atlantic, Tesnim