Mısır’ın Gazze - İsrail sınırlarının çizilmesine yönelik adımları

Filistin Otoritesi, Mısır ekibi için haritalar düzenledi.

Gazze’ye ulaşan Mısır heyetinde güvenlik alanından yetkililer yer almadı. (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazze’ye ulaşan Mısır heyetinde güvenlik alanından yetkililer yer almadı. (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

Mısır’ın Gazze - İsrail sınırlarının çizilmesine yönelik adımları

Gazze’ye ulaşan Mısır heyetinde güvenlik alanından yetkililer yer almadı. (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazze’ye ulaşan Mısır heyetinde güvenlik alanından yetkililer yer almadı. (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Aşiyye
Filistin, Ürdün ve Mısır dışişleri bakanlarının Kahire’de gerçekleştirdiği üçlü toplantının ardından Mısır’dan askeri ve teknik bir ekip, Filistin Otoritesi ile İsrail arasında çözüme kavuşturulmayı bekleyen sınırların çizilmesine ilişkin dosyayı incelemek üzere Tel Aviv’e gitti. Ekip daha sonra içişleri bakanlığı yetkilileriyle görüşmek üzere Hamas hareketinin kontrolü altındaki Gazze Şeridi’ne geçti.
Gazze Şeridi’ne giden Mısır heyeti bu kez, Hamas ile İsrail arasında ateşkes dosyasıyla ilişkili müzakereleri yürüten önceki güvenlik istihbarat heyetinden farklıydı. Bu, teknik ve askeri şahısların Gazze’ye ilk girişi sayılıyor. Gazze’ye yaptıkları ziyaretin Tel Aviv’deki gibi 5 gün sürmesi planlanıyor.

Abbas’ın toplantılarında onay vermesi görüşüldü
Söz konusu görüşme, Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarına hazırlık amacıyla Filistin topraklarının İsrail ve Mısır ile arasındaki sınırlarının çizilmesini tartışma çerçevesinde gerçekleşti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile 1 Aralık’ta bir araya gelerek Filistin sorunun yanı sıra bu konuyu ele alması da bunu destekliyor.
Filistin, Ürdün ve Mısır dışişleri bakanları (sınır çiziminden sorumlu yetkililer) 20 Aralık’ta bir araya geldiler ve Filistin’in İsrail ve Mısır ile arasındaki sınırların çizimine başlamak için atılacak fiili adımları görüştüler. Heyet daha sonra Gazze Şeridi’ne geçti.
Sisi’nin Abbas’a ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ikili müzakerelere dönülmesini görüşmek üzere göndermeyi düşündüğü davetin dahi Filistin sınırlarının çizilmesi temelinde olduğu belirtiliyor.

Barış müzakerelerine dönüş
Filistin Yatırım Fonu (PIF) Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Mustafa’ya göre Mısır ve İsrail, Ortadoğu’daki gelişmeler ışığında, Filistin tarafının Gazze Şeridi’ndeki doğalgaz yataklarından faydalanmasını sağlayacak şekilde Filistin’in kara ve deniz sınırlarını çizmek için uzlaşma sağladı.
Coğrafi olarak Filistin’in sınırları kara ve denizden İsrail ve Mısır’a bağlı. Ancak sorun Filistin’in “egemen olmayan bir devlet” sayılması sorun oluşturuyor. Bu nedenle Filistin, pratikte Gazze Şeridi açıklarında keşfedilen ve deniz sınırları içinde bulunan Gazze Marina yataklarından doğalgaz çıkarma çalışmaları yapamıyor.
Başkanlık ofisindeki kaynaklara göre sınırların çizilmesine yönelik adım Abbas’ın “yeni ABD yönetimindeki yetkililerden, Avrupalı ve Rus elçilerden ve Arap liderlerden bir dizi telefon” almasının ardından atıldı. Taraflar Abbas ile yaptıkları görüşmelerde sınır çizme temelinden barış müzakerelerine dönülmesini ve Doğu Akdeniz’de gaz arama faaliyetlerini ele aldılar.
Mısır heyetinin deniz sınırlarını çizmek için Hamas idaresindeki İçişleri Bakanlığı ile diyalog gerçekleştirildiği Gazze Şeridi’ne ziyaret düzenlemesinden önce, İsrail mekanizmaları fiili olarak Gazze ile kara sınırları konusunda uzlaşma çalışmalarına başlamıştı.

Filistin sınırlarının netleştirilmesi
Mustafa, pratik adımların ABD arabuluculuğunda ve Birleşmiş Milletler (BM) denetiminde bir yüksek komite tarafından takip edildiğini belirttiği açıklamasında İsrail’in Filistin topraklarının sınırlarını tanımayı ilk kez kabul etmesi nedeniyle sürecin Filistin devletine meşruiyet kazandırdığına işaret etti.
Filistin’in BM kararlarına uygun olarak topraklarının kara ve deniz sınırlarının koordinatlarını içeren haritalar ve bir de yasal dosya hazırlayıp 2015 yılında bunları BM’ye ve Arap Birliği’ne teslim etmesi, sınırlarını çizme konusunda attığı son pratik adımlardı.
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, 2012 yılında BM’de gözlemci devlet statüsü kazanan ve aynı zamanda 1982 yılında imzalanan BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne ve Doğu Akdeniz Örgütü’ne katılan Filistin'in hukuki statüsünü pekiştirip konumunu güçlendirmeye çalıştıklarını bildirdi.
Sınırların çizilmesi durumunda Gazze Şeridi’nin, kıyıları açıklarında 200 deniz mili (360 kilometre) derinliğinde ve 41 kilometre uzunluğunda bir sahili olacak. Başkanlık ofisinden bir kaynak, Abbas’ın Mısır heyetinin Gazze Şeridi’ndeki faaliyetlerinden haberdar olduğunu ve bu uygulamaları kabul ettiğini doğruladı.
Görünüşe göre Hamas, sınırların çözülmesine yönelik müzakerelere dolaylı olarak katılıyor. Ancak Hamas liderlerinden Hamad er-Rakb duruma dair “Bu konu hakkında bilgiler yok. Bu hükümetin görevi” dedi.

Gazze için doğalgaz boru hattı
Filistin Otoritesi 1998 yılında, İngiliz British Gas (BG Group) ile Filistin Consolidated Constractors International Company (CCC) şirketleri ile Gazze kıyılarında doğalgaz aramak üzere bir sözleşme imzaladı. 36 kilometre uzaklıkta iki tane doğalgaz yatağı bulundu ve yaklaşık 1,4 trilyon metreküplük kapasiteye sahip bu alanlara “Gazze Marinası 1 ve 2” adı verildi.
Yarı resmi bir kurum olan PIF Doğal Kaynaklar ve Doğalgaz Yatakları Birimi Genel Müdürü Muhammed Avartani konuya dair şunları söyledi:
“Sınırların çizilmesi, doğal kaynaklardan yararlanmamızı ve doğalgaz arama çalışmaları yapmamızı sağlayacak. Filistin topraklarına, özellikle Filistin kıyılarının yakınlarında keşfedilen ve Filistinliler için sürdürülebilir enerji kaynakları sağlayabilecek doğalgaz yataklarına yatırımların çekilmesine yardımcı olacak.”
Sınırların çizilmesi, İsrail’den Gazze’ye yılda yaklaşık bir milyar metreküp sevk edecek bir doğalgaz boru hattı sağlayacak. PIF’e göre bu durum, Gazze Şeridi’nin ihtiyacının neredeyse yüzde 55’ini sağladığı İsrail’den elektrik satın almak yerine kendi ihtiyaçlarını karşılamasını da berberinde getirecek.



Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
TT

Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)

İsrail, Lübnan ile ateşkes sağlamaya yönelik arabuluculuk çabalarına karşı, dört eksende eş zamanlı kara saldırıları düzenleyerek saldırı alanını genişletiyor ve işgale karşı direnen savunma güçlerini dağıtmaya ve herhangi bir görüşme öncesinde Lübnan'a ateş gücüyle baskı uygulamaya çalışıyor.

İsrail'in Lübnan sınırına takviye birlikleri göndermesi üzerine, İsrail ordusu Hıyam ve Taybe eksenlerine yönelik saldırılarını yeniledi ve Bint Cibeyl şehri civarındaki Marun er-Ras ve Aytarun eksenindeki hareketlerine devam ederken, batı kesiminde Naqura kasabasına doğru yeni bir eksen açtı.

Bu saldırı, Lübnan'ın iç kesimlerindeki onlarca kasabayı hedef alan yoğun hava ve topçu bombardımanıyla birlikte gerçekleşti ve saldırılardan biri sivil savunma merkezini vurdu.

 Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un Tel Aviv ziyareti, İsrail’in Fransız arabuluculuğuna karşı herhangi bir taviz vermesiyle sonuçlanmasa da Şarku’l Avsat, üç aşamadan bahseden ve Lübnan’ın İsrail’i tanıdığını açıkça belirtmeyen Fransız belgesinin içeriğini elde etti. İlk madde, “Lübnan Devleti'nin İsrail'in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme taahhüdünü” teyit ederken, ikinci madde ise “Lübnan'ın İsrail ile kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşması imzalamaya hazır olduğunu” belirtmektedir. Ancak en önemli paragraf, “kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşmasının imzalanmasını, böylece Lübnan ve İsrail’in aralarındaki savaş durumunun sona erdiğini ilan etmelerini ve birbirlerine karşı herhangi bir güç kullanmaktan kaçınmayı taahhüt etmelerini” öngörüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)

Lübnan resmi medyasına göre İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bir kasabada bir evi hedef alan hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı.

Ulusal Haber Ajansının haberine göre “İsrail savaş uçakları, Bint Cubey bölgesindeki Ganduziye kasabasında bir eve şafak vakti şiddetli bir saldırı düzenledi; bir kişi öldü, iki kişi yaralandı.Yaralılar enkaz altından çıkarıldı» dedi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyölerindeki birkaç mahalle sakinlerine tahliye uyarısı verdikten sonra, bu sabah “Hizbullah”ın Beyrut'taki hedeflerine bir dizi hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Ordu kısa açıklamasında, güçlerinin "şu anda Beyrut'ta Hizbullah terör örgütüne ait hedeflere saldırdığını" belirtti. İsrail askeri sözcüsü daha önce, Hizbullah'ın kalesi olan güney banliyölerinde yaşayanları hava saldırıları başlamadan önce evlerini boşaltmaları konusunda uyarmıştı.


NATO Bağdat'tan "geçici olarak" ayrılıyor...

Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
TT

NATO Bağdat'tan "geçici olarak" ayrılıyor...

Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)

NATO, bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte bazı güçlerini geçici olarak geri çekme kararına paralel olarak, Irak'taki misyon duruşunu "belirlemek" için çalıştığını duyurdu.

NATO sözcüsü Alison Hart dün yaptığı açıklamada, ittifakın "Irak'taki duruşunu ayarladığını... ve müttefiklerle yakın koordinasyon içinde çalıştığını" teyit ederek, "NATO personelinin güvenliği ve emniyetinin son derece önemli olduğunu" vurguladı.

Aynı bağlamda, Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz, "operasyonel koşulları ve potansiyel tehditleri analiz ettikten sonra" ülkesinin güçlerinin Irak'tan çekileceğini duyurdu.

Bu gelişmeler, Bağdat'ta hükümet mesajları, yargı uyarıları ve "kesin" Amerikan tehditleri yoluyla grupların saldırılarını durdurmaya yönelik yoğun siyasi baskıyla eş zamanlı olarak geldi.

Kaynaklar, sahada nispeten sakin bir ortamda, «Hizbullah Tugayları»nın beş günlük ateşkes ilan etmesiyle birlikte gerilimi azaltmaya yönelik ilk mutabakatlardan bahsetti. Ancak Şarku’l Avsat’ın ulaştığı kaynaklar, Amerikan tarafının şu ana kadar buna net bir yanıt vermediğini ifade etti. Bu da “Haşdi Şabi”ye ait karargahları hedef alan hava saldırılarının devam etmesiyle birlikte, ateşkesi kırılgan ve çökmeye açık bir durumda bırakıyor.