Yeni ve eski ABD- Rusya ilişkileri

Vitaly Naumkin
Vitaly Naumkin
TT

Yeni ve eski ABD- Rusya ilişkileri

Vitaly Naumkin
Vitaly Naumkin

Vitaly Naumkin
2020, Ortadoğu ülkelerinde yaşayanlar da dahil olmak üzere gezegenimizin insanlarının büyük çoğunluğunun kaderini etkileyen dramatik olayların yılı olarak dünya tarihinde yer edinecektir. Tüm insanlık açısından büyük bir tehdit haline gelen koronavirüs salgını, tek olmasa da bu olayların en önemlisi sayılabilir. Siyasi arenaya gelince; ABD seçimleri de birçok insanın çıkarları üzerinde etkiye sahip. Bu insanlar açısından ABD ile dünyadaki ikinci nükleer güç olan Rusya arasındaki ilişkilerin Beyaz Saray’ın yeni başkanlığında gelişme şekli de endişe yaratacak bir konu olacak.
Rusya, ABD’nin Rus rotasına ilişkin politikasında köklü değişiklikler beklemiyor. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.
İlk olarak; yerel analistlere göre Biden’ın kendisinin ve ekip üyelerinin açıklamaları bu yönde. İkinci olarak; yeni yönetim, ABD elit kesiminde kökleri bulunan Rusya’nın gözdağıyla zehirlenmiş bir ortamda faaliyet gösterecek. Bu ortam, ABD dış politikasının rotasını da büyük ölçüde belirleyecek. Üçüncü olarak; Amerika'nın düşmanı olarak gördükleri Moskova'ya karşı sert bir duruş sergileyen bir grup Kongre ve Senato üyesi ABD Kongresi'ndeki etkisini sürdürecektir. Genel olarak, Rusya’ya muhalefetin yönetim düşüncesinin ayrılmaz bir parçası olarak görülen Trumpçılık ortadan kalkmadı ve halen oldukça geniş olan destek tabanını koruyor. Dördüncü olarak; yeni yönetim ile eski yönetimlerin dış politikalarını ayırması muhtemel yeni nüanslar arasındaki eğilim, demokrasinin yayılmasına ve insan haklarına vurgu yaparak Demokratların karakterize edildiği değerlere güvenmek olacaktır. Siyasi bir irade olsa bile bunun, Moskova ile ilişkileri iyileştirme olasılığı düşüktür. Daha genel olarak Trump’ın ticarileştirilmesi, Biden’ın ideolojik dürtülere sahip yaklaşımına yol açacaktır.
Ortadoğu, ABD ve Rusya’nın çıkarlarının birleştiği bir platform olmaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak bundan bağımsız olarak, bu küresel oyuncuların bölgedeki politikası, (şimdiye kadar olduğu gibi) bir nüfuz rekabeti olarak yorumlanamaz. Elbette Moskova ne Washington’ı uzaklaştırmaya ne de bölgedeki konumunu zayıflatmaya çalışacaktır. Varlığı ve etkisi, özellikle bu ülkelerin ABD’yi bir güvenlik kaynağı olarak gördüğü durumlarda, bölgedeki belirli ülkeler için gerekli görülüyor. Moskova bunun için yeterli kaynağa, acil bir ihtiyaca ve arzuya sahip değil. Rusya’nın Ortadoğu’daki politikasını eleştirenler de dahil ABD’li politikacılar, Rusya’nın işgal ettiği pozisyonlardan uzaklaştırılma fikrinin, ülkelerinin görevleri arasında yer almadığını dile getirdiler. Bu yaklaşım, James Jeffrey’in yakın zamanda Şarku’l Avsat’a verdiği röportajında da görülebilir. Öyle ki Suriye’deki siyasi çözüme göre Türkiye, İran, ABD ve İsrail güçlerinin bu ülkeden geri çekilmesi gerektiğini söyleyen Jeffrey, Rusya için böyle bir şart olmadığını belirtmişti.
Rusların çoğu, ABD’nin ülkelerine yönelik yaptırım politikasının Biden döneminde de devam edeceği inancı taşıyor. Silahlı çatışma, uluslararası terörizm, uyuşturucu ve siber suç gibi tanıdık tehditlere ek olarak dünyanın koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kaldığı koşullarda uluslararası toplumdaki derin bölünme, tepki verilmesini engelliyor. Bakan Sergey Lavrov, ‘dünyanın, ülkeleri yerli ve yabancı olarak ayıran bölünme hatlarından bıktığını, çeşitli yönlerden iş birliği ve karşılıklı yardım geliştirmesi gerektiğini’ vurguladı. Bununla birlikte aşı üretimi gibi bir alanda bile ticari ve siyasi çıkarların genellikle normal insan çıkarlarının önüne geçtiği belirtiliyor. Ayrıca Rusya’da AstraZeneca aşısına ve Sputnik- V aşısına dayalı olarak koronavirüse karşı ortak bir aşı üretme olasılığını araştırmak için Rus ve İngiliz şirketleri arasında iş birliği de dahil olmak üzere cesaret verici örnekler var. Bu kombinasyon aşının denizaşırı pazarda kullanılması bekleniyor. RBC ajansına göre Rus şirketler grubu R- Pharm, Rusya’da bir İngiliz aşısı üretmeyi ve bunu Ortadoğu ülkeleri de dahil olmak üzere 30’dan fazla ülkeye ihraç etmeyi planlıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise şu ana kadar ‘ çabalarda küresel bir koordinasyon görmediklerini’ söyledi. Bunun yanı sıra iş birliği, medyada ve sosyal ağlarda görülen büyük yanıltıcı bilgi akışıyla da engelleniyor.
ABD, ekonomisinin durumunu oldukça kritik olarak değerlendirdiği Rusya’yı sonu olmayan yaptırımlarla daha da zayıflatmayı umuyor. Rusya’da ABD ekonomisinde 1930’lardaki Büyük Buhran ile karşılaştırılabilecek uzun süreli bir durgunluğun işaretlerini görüyoruz. ABD ekonomisi konusunda tanınmış Rus ekonomist Vladimir Vasilyev, ABD’nin bugün tanık olduğu derin ekonomik krizin, en azından 2020’li yılların ilk yarısına uzayacağından emin olduğunu dile getirdi. Aynı şekilde uzmanlar, dünyanın bu en zengin ülkesinde koronavirüsten ölenlerin sayısının 300 bine yakın olduğunu hatırlatıyor ki bu durum, pandemiyle başarılı bir şekilde yüzleşen Çin göstergeleriyle çelişiyor. Vasilyev’e göre, “ABD ekonomisi, bu on yılın ikinci yarısında sürdürülebilir kalkınma yoluna girse bile kriz öncesi GSYİH oranına ulaşamayacak.”
ABD’nin başka bir küresel ekonomi devi olan Çin ile ilişkilerinin yeni başkan döneminde nasıl gelişeceği de Rusya açısından önemli. Biden’ın daha rasyonel yaklaşımının, Trump’ın agresif söyleminin yerini alacağı ve tarafların normal müzakere seyrine döneceği varsayılabilir. Peki, Washington, Moskova’yı Pekin ile çatışmaya dahil etme girişimlerinden şimdi vazgeçecek mi? Valdai Club’dan uzman Dmitry Suslov, ABD’nin Moskova’yı bu çatışmanın içine çekme fikrinin hayali olduğuna dikkat çekiyor. Suslov ancak bu fikrin, ABD dış politika elitlerinin çoğunun zihnine yerleştiğini vurguluyor.
Diğer yandan Rusya, yeni ABD liderliğinde ‘silah kontrol politikası alanı ve Ortadoğu’da politika alanı olmak üzere’ özellikle iki alanı etkileyecek bazı değişiklikler bekliyor. Örneğin Moskova, yeni seçilen başkanın oldukça az bir zamanı kalan Stratejik Silah Antlaşması’nın uzatılmasını kabul etmesini umut ediyor. Çok sayıda uzmanın değerlendirmesine göre genel olarak Biden, ülkeyi uluslararası hukuk alanına döndürme arzusunu gösterecek. Bu durum, Trump’ın ayrıldığı diğer anlaşmaları da etkileyebilir. Biden’ın İran ile nükleer anlaşmaya (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) geri dönmek ve ‘azami baskı’ rotasını gözden geçirmek isteyeceğine ve Tahran’a yaptırımların kaldırılması için sözler vereceğine inanmanın da bir temeli var. Bununla birlikte Tahran’ı, füze programını ve ‘bölgesel davranışını’ müzakereye zorlaması da muhtemel.
Ortadoğu’yu iyi tanıyan bazı ABD’li politikacıların savunduğu, Biden’a yöneltilen çok taraflılık çağrılarının elbette diğer çelişkileri ortadan kaldırmayan Rus diplomatik yaklaşımlarıyla bir şekilde uyumlu olduğu belirtilmelidir. Bu bağlamda ABD’nin önde gelen eski diplomatları Daniel C. Kurtzer ve Aaron David Miller, 1991 yılındaki Madrid Barış Konferansı’nı hatırlattılar. Anlaşmanın iki ortak destekçisi olan ABD ve Rusya, İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki sorunları çözmek için Moskova’da çok taraflı bir süreç başlatmışlardı (O dönem her iki diplomat da James Baker’ın ekibindeydi). Su, çevre, mülteciler, silahların sınırlandırılması için ekonomik kontrol ve bölgesel güvenlik konularında faaliyet gösterilmişti. Peki, Filistinlilerin de katılımıyla bugün bu tür müzakerelere dönmek mümkün mü? İran konusunda ne olacak? Bununla birlikte yeni yönetimin, deneyimli ABD’li diplomatların ‘yeni birçok taraflı model’ uygulama çağrılarına kulak vereceğine dair umutlar inşa edilebilir. Bu durumun Moskova’da da destek bulması muhtemeldir.

Şarku’l Avsat’a özel



Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.


Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
TT

Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)

İran savaşı dördüncü haftasına girerken, Hark Adası ABD’nin askeri stratejisinin merkezinde yer aldı; Raporlara göre, Başkan Donald Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ını kontrol eden Hark Adası'nı ele geçirmeyi veya İran'ı, dünya ham petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kaldırması için baskı yapmak amacıyla adaya abluka uygulamayı içeren gerilimi artırma seçeneklerini değerlendiriyor.

Bununla eş zamanlı olarak Washington, boğaz çevresinde konuşlanmış İran güçlerine yönelik hava ve deniz saldırılarını yoğunlaştırdı. Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre bir ABD'li yetkili, Trump'ın kara çıkarma dahil her türlü yolla Hark Adası'nı kontrol altına almak istediğini belirtti. ABD yönetimi içindeki tahminlere göre, bu tür bir harekatın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle boğaz çevresindeki İran'ın askeri güçlerinin zayıflatılmasına yönelik bir hazırlık aşaması gerekiyor.

Bu arada İsrail, İranlı liderlere yönelik suikast kampanyasını sürdürdü ve dün «Devrim Muhafızları» sözcüsü Ali Muhammed Naini'nin öldürüldüğünü duyurdu. Naini, geçtiğimiz haftalarda onlarca yetkilinin öldürülmesinin ardından İsrail tarafından öldürülen en son üst düzey hükümet ve askeri yetkili oldu. Ayrıca, başkent Tahran'ın merkezine yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, istihbarattan sorumlu “Besic” güçlerinin komutan yardımcısı İsmail Ahmedî'nin de öldürüldüğünü duyurdu.

Yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney ise Nevruz vesilesiyle “Ulusal Birlik ve Ulusal Güvenlik Altında Direniş Ekonomisi” sloganını ortaya atarak, İran'ın “düşmanı yendiğini” ifade etti.