Biden içeride ve dışarıda mücadeleye hazırlanıyor

Biden, Trump’ı ABD’nin müttefiklerini “zayıflatmak” ve ABD liderliğini “terketmekle” suçladı.

ABD Başkanı seçilen Biden kabine atamalarını tamamlamak üzere. (AFP)
ABD Başkanı seçilen Biden kabine atamalarını tamamlamak üzere. (AFP)
TT

Biden içeride ve dışarıda mücadeleye hazırlanıyor

ABD Başkanı seçilen Biden kabine atamalarını tamamlamak üzere. (AFP)
ABD Başkanı seçilen Biden kabine atamalarını tamamlamak üzere. (AFP)

ABD Başkanı seçilen Joe Biden, iç ve dış politikasının önceliklerini uygulamasına yardımcı olacak atamalarını tamamlamak üzere. Biden görevi devralacağı 20 Ocak’tan itibaren ABD’lilere yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ekonomik sıkıntılarla mücadelede daha iyi günler getireceği vaadini yerine getirmeye hazırlanıyor. “ABD’yi eski haline getirme” hedefine ulaşmak için çeşitli alanlarda önceliklerini belirlemeye başladı.
Biden’ın ardı ardına yaptığı açıklamalar, Beyaz Saray’daki ilk 100 gününde önemli gördüğü önceliklerini uygulamaya kararlı olduğunu gösteriyor. Ancak ABD’nin 46’ıncı başkanının fiili yönetimine ilişkin daha net bir izlenim verecek olan bu sembolik ilk aşama, dönemi sona eren Başkan Donald Trump'ın ABD’nin ezeli düşmanları Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’ın yanı sıra Atlantik ve Ortadoğu’daki  müttefikleri ile ilişkilerinden başlayarak başlıca dosyalarda bıraktığı “ağır mirasından” kurtulmanın zorlukları ile dolu olacak.
Biden’ın şu ana kadar attığı adımlar başkanlık kampanyasının başlangıcındaki açıklamalarının yansıması nitelğinde. Biden ABD’nin güvenilirliğinin ve dünyadaki etkisinin “azaldığını” itiraf ederek bunu Trump’ın davranışlarına bağlamıştı. Biden açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“ABD’nin müttefiklerini ve ortaklarını küçümsedi. Onları zayıflattı ve bazen de terk etti. Kuzey Kore’den İran’a, Suriye’den Afganistan ve Venezuela’ya kadar ulusal güvenlik sorunları ile mücadelede gücümüzü boşa harcadı.”
Trump’ı “demagog” olmakla suçlayan Biden açıklamasında “Yeni tehditlerle mücadele için kitlesel eylemi harekete geçirirken ABD liderliğini terk etti” ifadesini kullanmıştı.
Biden, Başkan Yardımcısı seçilen Kamala Harris ile zaferini duyurduğu günden bu yana, başta 10 ay içerisinde 325 binden fazla ABD’linin hayatına mal olan ve en az 19 milyon kişiyi hasta eden Kovid-19 salgını ile mücadele etmek olmak üzere halk sağlığıyla ilgilenecek ekibi tamamlama konusundaki kararlılığını gösterdi. Hızlı bir şekilde önemli hükümet merkezlerine bazı isimleri aday göstermeye başladı. Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının dağıtım faaliyetlerinin ve ülke genelinde aşılama çalışmalarının başlamasına rağmen virüsle mücadelede “en kötüsünün henüz gelmediği” ifade ediliyor.
Biden’ın ikinci önceliği iklim konusu ile ilgilenecek bir ekip kurmaktı. Milletvekili Debra Haaland’ı İçişleri Bakanlığı’na getirme kararı aldı. Böylece Haaland ülke tarihindeki ilk yerli Amerikalı bakan olacak.
Ekip, ABD’nin “küresel ısınma” olgusunu etkileyen gaz emisyonlarını azaltma taahhütleri ile birlikte Paris İklim Anlaşması’na geri dönmesini takip edecek görevi de üstlenmiş olacak.

Araplardan gelen sorular
Arap gözlemciler her ne kadar kendileri ve tüm insanlık için hayati bir öneme sahip olan bu iki önceliğe önem veriyor olsalar da Ortadoğu sorunları ve anlaşmazlıkları konusunda deneyimli bir grup uzmanı atamanın önemini anlamaya çalışıyorlar. Zira İsrail ile bir dizi Arap ülkesi arasında diplomatik ilişkiler kurulması ile sonuçlanan Trump’ın başlattığı Yüzyılın Anlaşması’nın ardından Filistin-İsrail çatışmasının ne yöne evrileceğinden başlayarak İran’ın Arap Körfezi ve Babülmendep gibi uluslararası boğazlarda deniz seyrüseferine yönelik devam eden tehditlere dikkat çekiliyor. Ayrıca İran’ın başta Hizbullah, Haşdi Şabi ve Suudi Arabistan’da sivil bölgeleri ve tesisleri hedef alan Husi milisleri olmak üzere kendisine bağlı gruplara gayri meşru yollardan askeri ekipmanlar sağlayarak Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen dahil olmak üzere Arap ülkelerinin iç işlerine açık bir şekilde müdahalede bulunmaya devam etmesine vurgu yapılıyor. Bu bağlamda seçilmiş ABD Başkanı’nın Arap ülkeleri ve sorunlarının geleceği üzerinde doğrudan ve hızlı bir etkiye sahip olan yönelimleri merak konusu.

“Yumuşak güç” silahları
Biden, ABD’nin değerlerini yaymak ve dünya çapında nüfuzunu genişletmek için demokrasiyi ve diğer "yumuşak güç" araçlarını “ABD’nin geleneksel silahları” olarak tanımlıyor. “Hong Kong'dan Sudan'a, Şili'den Lübnan'a kadar insanların dürüst bir yönetime duyduğu özleme ve baskıyı körükleyen ve insan onurunu ayaklar altına alan kötü bir salgın olarak değerlendirdiği yolsuzluğa karşı genel bir nefret” olduğuna işaret ediyor. Biden, Trump'ın “modern ABD tarihinin en yozlaşmış yönetimine başkanlık ettiğini ve dört bir taraftaki yozlaşmış yöneticilere yetki verdiğini” savundu. Biden’in seçim ekibi, bunun yalnızca ABD’nin iç meselesine yönelik bir konuşma olmamasından hareketle ABD ve yurt dışında "yolsuzlukla mücadele etmek, zorbalığa karşı savunma yapmak ve insan haklarını güçlendirmek" için ortak bir gündem oluşturmak amacıyla küresel bir demokrasi zirvesine ev sahipliği yapma hazırlıklarına başladı.
Biden’ın ilk 100 gün içerisinde “küresel finans sisteminde şeffaflığı sağlamaya, gayrimeşru vergi cennetlerini takip etmeye ve çalınan varlıklara el koymaya yönelik uluslararası çabalara” liderlik etme taahhüdünde bulunması bekleniyor. Aynı zamanda ifade özgürlüğünün asılsız haberlerin yayılmasını kolaylaştıran bir araca dönüşmesinin önüne geçmek, platformların ABD için büyük bir ekonomik zorluk teşkil eden Çin gibi ülkelerde baskıyı kolaylaştırmak için kullanılmasını önlemek ve bu aracın diğer ülkeler tarafından tüm dünyada ABD nüfuzuna karşı nüfuzlarını genişletmek için kullanılmasını engellemek amacıyla daha fazla teknoloji şirketine ve sosyal medya aracına baskı yapması bekleniyor.

Endişe sebepleri
Seçilmiş başkanın “Ortadoğu’da istikrarsızlaştırıcı davranışlar sergileyen, ülkesindeki göstericileri şiddet ile bastıran ve ABD’lileri haksız yere tutuklayan” İran rejimi hakkında defalarca söylediği gibi; “herhangi bir önyargısı” yok. Biden Trump’ın “İran’ın nükleer silah elde etmesini engelleyen” Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) yani nükleer anlaşmayı gözardı etmesini kınıyor. Geçtiğimiz günlerde konuya dair açıklamalarda bulunan Biden şunları söyledi:
“Tahran anlaşmaya sıkı bir şekilde uymaya geri dönmeli. Eğer bunu yaparsa anlaşmaya geri döneceğim ve anlaşmayı güçlendirmek ve genişletmek için diplomaside yenilenmiş taahhüdümüzü müttefiklerimizle birlikte çalışmak için kullanacağım. Aynı zamanda İran'ın diğer istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini daha etkili bir şekilde ele alacağım.”
Biden, Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırmak için ABD müttefikleri ve Çin ile birlikte çalışma sözü de verdi.
Biden diğer yandan ABD’nin “hatasız” olmadığını sürekli söylemesine rağmen  “Gerektiğinde güç kullanmak da dahil olmak üzere ABD halkını koruma konusunda asla tereddüt etmeyeceğini” vurgusunu yapıyor. Bununla birlikte Biden “ABD güçlerinin büyük bir kısmının Afganistan ve Ortadoğu’daki savaşlardan çekilerek vatanlarına geri getirilmesi gerektiğini” ancak DEAŞ ve el-Kaide’nin kalıntılarının yanı sıra diğer terör örgütlerinin kökünü kazımak ve bölgedeki çatışmaları durdurmak için mücadelenin devam etmesine izin verecek ölçüde askerin bırakılması gerektiğini savunarak “ezeli savaşları” bitireceğini belirtiliyor.
Yapılan son atamalar Biden yönetiminin Rusya’nın “saldırganlığı” ve Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönetimi altında uluslararası kurallara yönelik ihlalleri ile mücadele etmek için özellikle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile “tarihi ortaklarını geri kazanmaktan çok daha fazlasını” yapacağını gösteriyor. Tüm ABD başkanları gibi Biden’ın da başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Fas olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diğer eski müttefiklerinden vazgeçmeden “ABD’nin İsrail'in güvenliğine yönelik sıkı bağlılığını” sürdürmesi bekleniyor.



Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.


Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
TT

Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)

İran savaşı dördüncü haftasına girerken, Hark Adası ABD’nin askeri stratejisinin merkezinde yer aldı; Raporlara göre, Başkan Donald Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ını kontrol eden Hark Adası'nı ele geçirmeyi veya İran'ı, dünya ham petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kaldırması için baskı yapmak amacıyla adaya abluka uygulamayı içeren gerilimi artırma seçeneklerini değerlendiriyor.

Bununla eş zamanlı olarak Washington, boğaz çevresinde konuşlanmış İran güçlerine yönelik hava ve deniz saldırılarını yoğunlaştırdı. Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre bir ABD'li yetkili, Trump'ın kara çıkarma dahil her türlü yolla Hark Adası'nı kontrol altına almak istediğini belirtti. ABD yönetimi içindeki tahminlere göre, bu tür bir harekatın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle boğaz çevresindeki İran'ın askeri güçlerinin zayıflatılmasına yönelik bir hazırlık aşaması gerekiyor.

Bu arada İsrail, İranlı liderlere yönelik suikast kampanyasını sürdürdü ve dün «Devrim Muhafızları» sözcüsü Ali Muhammed Naini'nin öldürüldüğünü duyurdu. Naini, geçtiğimiz haftalarda onlarca yetkilinin öldürülmesinin ardından İsrail tarafından öldürülen en son üst düzey hükümet ve askeri yetkili oldu. Ayrıca, başkent Tahran'ın merkezine yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, istihbarattan sorumlu “Besic” güçlerinin komutan yardımcısı İsmail Ahmedî'nin de öldürüldüğünü duyurdu.

Yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney ise Nevruz vesilesiyle “Ulusal Birlik ve Ulusal Güvenlik Altında Direniş Ekonomisi” sloganını ortaya atarak, İran'ın “düşmanı yendiğini” ifade etti.