Batı'da onaylanan ilk Kovid-19 aşısının hikayesi nasıl başladı?

Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci (New York Times)
Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci (New York Times)
TT

Batı'da onaylanan ilk Kovid-19 aşısının hikayesi nasıl başladı?

Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci (New York Times)
Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci (New York Times)

Araştırmacı çift bir kış sabahı Almanya'daki evlerinin mutfağında kahvaltı yapmak için masada otururken, Alman biyoteknoloji şirketi Biontech’in Türk kökenli CEO'ları Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci, Çin’de ortaya çıkan yeni tip kronavirüse (Kovid-19) karşı bir aşı geliştirmek için bir araştırma başlatmak üzere anlaştılar.  
Şarku’l Avsat’ın AFP haber ajansından aktardığına göre, Prof. Dr. Uğur Şahin, virüsün Vuhan'da büyük bir salgına neden olduğunu anlatan bilimsel bir makaleyi henüz okumuşken eşi Türeci, "Buradan yola çıkarak büyük bir pandeminin kapıda olduğu sonucuna varıyorum" dedi.
Bu, Batı dünyasında rekor bir sürede ulaşılan ilk onaylı Kovid-19 aşısının geliştirilmesine yol açacak hikayenin başlangıç noktası oldu. 
Çift, 24 Ocak'ta, şu ana kadar kanser için immünoterapi tedavilerine odaklanmış olan şirketlerinin tüm kaynaklarını, kaynağı bilinmeyen viral pnömoni için bir tedavi geliştirmek için ayırmaya karar verdi.
Özlem Türeci, "ışık hızı" olarak adlandırdığı bu süreçte hız faktörünün önemli olduğunu belirterek, "O tarihten bu yana, bu proje üzerinde çalışmadığımız bir gün bile geçmedi" dedi.
Almanya, dört gün sonra 28 Ocak'ta, Avrupa topraklarındaki kaydedilen ilk Kovid-19 vakasını duyurdu.
İki haftadan kısa bir süre sonra, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilk kez yeni salgının adını açıkladı: Kovid-19.
İlkbaharda Çin'de yayılan salgının küresel bir sağlık krizine dönüşmesiyle birlikte Biontech şirketinin genel merkezinin bulunduğu Mainz'de yoğun çalışmalar başladı.
Vakaların artması hükümetleri sınırları, okulları, kültür ve spor kurumlarını ve işletmeleri kapatmaya zorlayınca dünya karantina dönemine girdi.
Almanya ekonomisinin başarısının arkasındaki küçük ve orta ölçekli işletmeler ağı, yeni zorluğun üstesinden gelmek için faaliyetlerine başladı.
130 yıl önce kurulan küçük ve orta ölçekli bir işletme olan Schott AG, Biontech’in hızına benzer şekilde kısa bir sürede üretim hızını artırdı.
Cam ve cam seramik üretiminde uzmanlaşmış çok uluslu bir Alman cam şirketi olan Schott AG, henüz net bilinmemekle birlikte, virüsle ilgili klinik araştırmalarda kullanılan milyonlarca şişe sayesinde ilaç endüstrisinde kilit bir rol oynadı.
Ürettiği cam şişeler aynı zamanda işletme sahibinin uzmanlık alanıydı. Eksi 80 dereceden 500 dereceye kadar aşırı sıcaklıklara dayanabilen acil cam şişelere ihtiyaç duyulduğu için bu büyük bir avantaj sağladı. Pfizer-Biontech aşısının ise eksi 70 derecede saklanması gerekiyordu.
Schott AG fabrikası, 2021'in sonunda iki milyar doz aşı için şişe üretmeye karar verdi.
Şirket, Kovid-19 ile genel merkezinde bile karşı karşıya kaldı. Bir bira partisinin ardından Bavyera'nın Metternich kentindeki önemli bir üretim merkezinde hızla yayılan virüs, bölgeyi Kovid-19'un yayılımında ilk odak noktası haline getirdi.
Sınırların kapatılmasıyla Çekya’dan gelen işçiler haftalarca arkadaşlarını ve yakınlarını göremediler.
Salgın, dünya çapında uçuşların iptal edilmesine neden olurken, normalde aşırı kalabalık olan havalimanlarını ıssız binalara dönüştürdü.
Frankfurt havalimanındaki Lufthansa Havayolu Şirketi’nin ilaç sevkiyatları merkezinde faaliyetler hız kazanırken gerilim de arttı.
Geçen yıl 120 bin ton ilaç taşıyan Avrupa'nın en büyük ilaç taşıma merkezi, milyonlarca doz aşı nakletmeye hazırlanıyor.
Merkez, bu tür ürünlere ayrılmış 12 bin metrekarelik klimalı alana sahip olup, sıfırın altında 78,9 derece sıcaklıklarda katı haldeki kuru buz, karbondioksit blokları ile gerekli sıcaklıkları sağladığı için özel taşımaları güvence altına alıyor.
Frankfurt Havaalanı Hizmetleri (Fraport AG), soğutma sektörüne yatırım yapan tek şirket değil.
Baden-Württemberg eyaletinde (Güneybatı Almanya) bulunan, küçük ve orta ölçekli bir Alman şirketi olan Binder, sahada çok bilinmeyen şirketlerden biri.
Bu şirketin uzmanlık alanı nedir? Almanya medyasına göre, derecesinin Kuzey Kutbu’ndan daha soğuk olduğu ve bu nedenle sıcaklık derecelerinin eksi 90 santigrat dereceye kadar ulaşabildiği "süper soğuk buzdolapları" üretmek.
Pazarın önde gelen firmalarından Tuttlingen Vakfı, önce laboratuvarları daha sonra lojistik imkanları sağladı ve aşılama merkezlerinin donatılması için Alman yetkililerle işbirliği yaptı.
Binder şirketinin sözcüsü Anne Lenze, "Her şey Ağustos ayında lojistik şirketlerinden talepler aldığımızda başladı. Bu durumda depolama merkezlerimizi buzdolaplarıyla donatmamız gerektiğine karar verdik" dedi.
Lenze açıklamasında, "O zamandan beri talepler, 24 saat çalıştığımız ve işe almak için daha fazla çalışan aradığımız noktaya kadar arttı" ifadelerini kullandı.
Biontech şirketi, bilimsel yolculuğunun başlamasından 10 ay sonra 18 Kasım'da, Amerikalı ortağı Pfizer ile birlikte Kovid-19'a karşı geliştirdiği aşının yüzde 95 oranında etkili ve güvenli olduğunu açıkladı. Bu oran, salgınla mücadelede aynı teknolojiyi geliştirmek için onunla rekabet eden Moderna şirketine yakın bir yüzde.
Bu haberin etkisiyle küresel borsalar iyileşti ve tüm dünyada umutlar yeniden canlandı.
Almanya'nın her yerinde 450 aşılama merkezi kuruldu. Bunlardan en büyüğü Hamburg'da bulunuyor ve bu amaçla hazırlanan 64 küçük odada günde 7 bin kişi aşılanabiliyor.
Berlin’de olduğu gibi Hamburg'da da her ziyaretçinin kimlik doğrulamasından aşılama sürecine kadar bir dizi prosedürü takip etmesi gerekiyor.
Her birey aşı olmadan önce tıbbi muayeneden geçecek ve günün sonunda tüm sürecin düzgün bir şekilde yürütülmesini sağlamak için bir bekleme odası olacak.
Öte yandan İngiltere, 2 Aralık'ta Pfizer-Biontech aşısının acil kullanımını onaylayan ilk Batı ülkesi oldu.
İngiltere’yi Suudi Arabistan ve Singapur takip etti. İkinci bir Kovid-19 dalgasından ağır darbe alan Almanya’nın ise sabrı tükenmeye başladı.
Bu nedenle Almanya, en geç 29 Aralık'ta yapılması planlanan aşı ile ilgili karar alması için düzenleyici kurum Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) baskı yaptı.
EMA planlanan tarihten bir haftadan önce 21 Aralık’ta aşı için yeşil ışık yaktı ve Avrupa Birliği (AB) bu ayın 27'sinde aşılama kampanyasının başladığını duyurdu.
Hamburg'taki aşılama merkezinde sağlık yetkilileri hazırlandıklarını belirtti. Biontech, doktorlar ve hemşirelerle internette eğitime başladı ve şirket sağlık ekiplerinden gelen binden fazla soruyu yanıtladı.
Aşı dozlarının yüklendiği ilk tırlar Çarşamba günü Belçika'nın Pfizer üretim tesisinden yola çıktı.
Biontech'e göre tırlar, daha sonra onları ülkenin 294 bölgesine taşıyacak olan Alman federal yetkilileri tarafından belirlenen 25 dağıtım merkezine gitmek üzere yola çıktı.
Yol boyunca yük araçlarına polisler eşlik edecek. Almanya, aşıyı reddedenlerin ve virüsün varlığına inanmayanların sayısının yaz aylarından itibaren artmasının ardından olası sabotaj operasyonlarından endişe ediyor.
Ülkede ilk aşamada 80 yaşın üzerindeki risk grubundan vatandaşlar aşılanacak.
Kovid-19 bir dizi yaşlı bakımevinde hızlı bir şekilde yayılırken, günlük ölümlerin sayısı hala yüksek.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, her aşının bir insan hayatını kurtaracağını belirterek, "Bu virüsten ölenlerin sayısını gördüğümüzde, aşının ne kadar hayat kurtaracağını anlıyoruz" dedi.
Halberstadt (doğuda) kentindeki bir huzurevinden yetkililer, aşı kampanyasını Cumartesi günü başlatmaya karar vererek, aşıyı ilk alan kişi olarak 101 yaşındaki Edith Kwoizalla'ya öncelik verdi.
Aşılama kampanyası bugün (Pazar) ülke genelinde ve Avrupa Birliği'nin diğer ülkelerinde resmi olarak başlatılacak.
Böylece Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci, belki de kahvaltılarında yeni bir fincan çayı yudumlayabilecek.



Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.


Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
TT

Hark Adası, Hürmüz Boğazı'nı açmak için uygulanan bir baskı taktiğidir

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da bir grup ABD Deniz Harp Okulu öğrencisini ağırladı (Reuters)

İran savaşı dördüncü haftasına girerken, Hark Adası ABD’nin askeri stratejisinin merkezinde yer aldı; Raporlara göre, Başkan Donald Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ını kontrol eden Hark Adası'nı ele geçirmeyi veya İran'ı, dünya ham petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kaldırması için baskı yapmak amacıyla adaya abluka uygulamayı içeren gerilimi artırma seçeneklerini değerlendiriyor.

Bununla eş zamanlı olarak Washington, boğaz çevresinde konuşlanmış İran güçlerine yönelik hava ve deniz saldırılarını yoğunlaştırdı. Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre bir ABD'li yetkili, Trump'ın kara çıkarma dahil her türlü yolla Hark Adası'nı kontrol altına almak istediğini belirtti. ABD yönetimi içindeki tahminlere göre, bu tür bir harekatın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle boğaz çevresindeki İran'ın askeri güçlerinin zayıflatılmasına yönelik bir hazırlık aşaması gerekiyor.

Bu arada İsrail, İranlı liderlere yönelik suikast kampanyasını sürdürdü ve dün «Devrim Muhafızları» sözcüsü Ali Muhammed Naini'nin öldürüldüğünü duyurdu. Naini, geçtiğimiz haftalarda onlarca yetkilinin öldürülmesinin ardından İsrail tarafından öldürülen en son üst düzey hükümet ve askeri yetkili oldu. Ayrıca, başkent Tahran'ın merkezine yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, istihbarattan sorumlu “Besic” güçlerinin komutan yardımcısı İsmail Ahmedî'nin de öldürüldüğünü duyurdu.

Yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney ise Nevruz vesilesiyle “Ulusal Birlik ve Ulusal Güvenlik Altında Direniş Ekonomisi” sloganını ortaya atarak, İran'ın “düşmanı yendiğini” ifade etti.