İran’da meclis, reform sürecine hız verdi

Reformcular, Laricani'nin adaylığını destekleyebilir. Ahmedinejad seçim yarışına katılmayı planlıyor.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 2017 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakar kanattan aday olduklarını ilan etmişlerdi. (Tesnim)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 2017 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakar kanattan aday olduklarını ilan etmişlerdi. (Tesnim)
TT

İran’da meclis, reform sürecine hız verdi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 2017 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakar kanattan aday olduklarını ilan etmişlerdi. (Tesnim)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 2017 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakar kanattan aday olduklarını ilan etmişlerdi. (Tesnim)

İran Meclisi dün, bir yandan siyasi çevrelerin eleştirileri diğer yandan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetiminin sessizliği devam ederken, gelecek haziran ayı başlarında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan kısa bir süre kala seçim yasasıyla ilgili reform sürecine hız verdi. Diğr yandan rejim çevreleri, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası için aday listelerini ölçüp biçmeye başladı.
Cumhurbaşkanlığı seçim yasasında reform süreci iki hafta önce başladı. Milletvekilleri dün, adaylık için başvuru yapacak kişilerin seçim programlarını sunmalarını gerektiren bir öneriyi oyladılar. İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı’na göre milletvekilleri adayların adaylık başvurularını yaparken yazılı bir program sunmalarını zorunlu kılan seçim yasası reformunun 5’inci maddesine karşı çıktılar. Bu arada İçişleri Bakanlığı da henüz aday başvuruları için bir tarih belirlemedi. 
İçişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Cevad Kulivend, oylama öncesi yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Anayasaya göre cumhurbaşkanı adayının seçimlerle ilgili programlarını sunması gerekiyor. Ancak İçişleri Bakanlığı başvuru yapanlardan sadece onaylanan adayların seçim programlarını alacak ve İran Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne (AKK) aktaracak. Çok sayıda programın yayınlanmasını önlemek için sadece başvuruları onaylanan adayların seçim programlarını yayınlamak daha iyi.”
Milletvekilleri, AKK’nın seçimleri düzenlemekten sorumlu İçişleri Bakanlığı'nı bilgilendirerek sonucu açıklaması şartıyla, seçim yasası reformunun 10’uncu maddesi uyarınca adayların adaylığa uygunluğuna karar vermesi için AKK’ya 15 günlük süre verilmesi önerisini onayladılar. Milletvekilleri ayrıca seçim sürecine ilişkin endişeleri olan mevcut yetkililere, adaylık başvurusunda bulunmaları halinde mevcut görevlerinden istifa etmeleri için üç aylık bir süre verilmesine de onay verdiler.
Muhafazakarların çoğunlukta olduğu meclisin seçimlerle ilgili adımları hız kazanırken İran atmosferine sisli bir hava hakim. Bunun nedeni, hükümetin ve destekçilerinin General Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin birinci yıl dönümünde bir kez daha gerginlik sarmalına düşmeden, ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın gelecek ay yönetimi devralmasıyla ekonomik baskıları hafifletecek şekilde buzların erimesini umut etmeleri.
Ayrıca hükümet kurumu ISNA, muhafazakar hareketin siyasi aktivisti Cevad Arin Munch'un dün Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf'ın yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olacağını söylediğini aktardı. Muhafazakar isim ayrıca ılımlıların (mevcut Cumhurbaşkanının akımı) eski meclis başkanı Ali Laricani'yi cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday göstermeyi oy birliğiyle kabul ettiklerine dikkat çekti. Kalibaf’ın son aylardaki eylemleri ve hükümete yönelik eleştirilerine işaret eden Arin Menş, kendisinin ülke ekonomisinin kötü yönetim nedeniyle zayıfladığını ve yönetimde yeniliğe gitmenin sorunları çözeceğini söylemesinin yaklaşan seçimlere aday olacağının bir göstergesi olduğunu belirtti.
Bununla birlikte Arin Menş, Laricani’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için Muharip Ruhban Derneği çatısı altındaki muhafazakar din adamlarıyla istişarelerde bulunduğunu söyledi. Ancak Fararu adlı haber sitesi tarafından aktarılan Muharip Ruhban Derneği Halkla İlişkiler Ofisi’nden yapılan açıklamada, üyelerinin seçimlerde aday olabilecek hiçbir isimle görüşmedikleri veya herhangi bir adayın desteklenmesinin konuşulmadığı kaydedildi.
Reformistlere gelince Tahran Belediye Konseyi üyesi ve reformist lider Mehdi Kerrubi'ye ait İtimad-ı Milli gazetesi yöneticilerinden Muhammed Cevad Hakşinas, reformistlerin Laricani'nin seçimlerde adaylığını destekleyeceğini öne sürdü.
Asriran adlı haber sitesi tarafından aktarılan açıklamalarında Hakşinas, ‘bir sonraki hükümetin muhafazakar olmayacağını’ söyledi. Ancak ‘asker kökenli adayların sahayı kolay kolay terk etmediklerini’ de sözlerine ekleyen Hakşinas, yönetimin eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın seçim yarışını kazandığı 2009 seçimlerindeki ‘hataları’ tekrarlamaktan kaçınmasını umduğunu ifade etti.
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından belirlenen bir takım maddelerin cumhurbaşkanlığı seçim yasasına eklenmesiyle ilgili bir öneri birkaç gün önce İran Meclisi’nden geçti.
Öte yandan cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı geçenler arasında geçtiğimiz ay cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olup olmayacağı sorusunu ‘şu anda yalnızca yargıyı düşündüğü’ söyleyerek yanıt veren Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi de yer alıyor. Bu cevap, 4 yıl önce Hamaney tarafından atandığı dini bir kurumun başında iken cumhurbaşkanlığına aday olduğunda benzer bir soruya verdiği cevabı akıllara getirdi. Reisi o dönem, ‘devrimci güçlerden’ gelen talepler üzerine aday olduğunu söylemişti.

Ahmedinejad'ın müttefiki adaylığını doğruladı
Bu arada Modora adlı reformist eğilimli internet sitesi, eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın müttefiki ve akrabası Ahmed Hurşidi Azadın önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayı planladığını ve AKK’nin daha önce Ahmedinejad'a yaptığı gibi adaylığını engellememesini umduğunu aktardı. Sitenin haberine göre Hurşidi Azad, “Hamaney, sandıklardan çıkan isimle değil, seçimlere katılanlarla ilgileniyor” dedi. AKK, Hamaney'in 2017 yılındaki seçimlerden 8 ay önce aday olmaması yönündeki tavsiyesini görmezden gelerek adaylık başvurusunda bulunan Ahmedinejad'ın başvurusunu reddetmişti.
Diğer yandan Kültür Devrimi Yüce Konseyi üyesi ve Devrim Muhafızları Ordusu’nın (DMO) eski komutanlarından İzzetullah Zergami, Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin birinci yıl dönümü yaklaşırken cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili faaliyetlerde bulunduğu şüphesinden kaçınmak amacıyla Süleymani'nin doğum yeri olan Kerman kentinde konuşma yapması için kendisine gönderilen daveti reddetti.
Humeyni Vakfı’na bağlı Cedran adlı internet sitesi Zergami'nin sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımı ‘üstü kapalı olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olabileceğinin işareti’ olarak yorumladı. Laricani'ye yakınlığıyla bilinen Khabar Online adlı haber sitesi ise Zergami'yi Ahmedinejad’a benzeyerek “Zerhami seçimlere hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı hayalleri kuruyor. Muhafazakarlara koalisyon oyunlarına girmesi planlanmadığını söyleyerek sinyaller göndermeye başladı” ifadelerini kullandı.
Zergami, Hamaney’in kararıyla 10 yıldır İran Radyo Televizyon Kurumu (IRIB) Başkanlığı görevini yürüttü. Ardından yerine yeni bir başkan getirildi.
Diğer yandan Hamaney'in askeri danışmanı ve eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, bir ayı aşkın bir süre önce cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıklamıştı. Ancak Dehkan dışında şu ana kadar hiç kimse adaylık duyurusunda bulunmadı.
İran Dini Lideri’nin ofisi tarafından birkaç gün önce ‘gayri resmi’ başlığı altında yayınlanan bir belgeselde Hamaney'in geçtiğimiz günlerde ülkenin ‘genç cumhurbaşkanına ve devrimci bir hükümete’ ihtiyacı olduğu şeklindeki açıklamaları hatırlatıldı.
Diğer yandan Hamaney’in ofisine yakınlığıyla bilinen siyasi aktivist Yasir Cebraili, Zergami’ye cumhurbaşkanlığına aday olma niyetinden vazgeçmesi çağrısında bulundu. Cebraili şunları söyledi:
“Rejimin ve yönetimin bir devrime ihtiyacı var. Hizbullah’a yakın genç bir hükümet dönüşüm bayrağını taşıyabilir. Böyle bir hükümete ulaşmanın ilk adımı, mevcut durumdan sorumlu olanların sorumluluklarını kabul etmeleri ve gelecekteki sorumluluklardan çekilmeleridir. Yetkililer, içinde bulunulan kötü durumun üstesinden gelmek için ilk adımı kabul ediyorlar.”

İnsanların gözünün korkutulması
Tahran Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü olan Sadık Zibakelam, Fararu haber sitesi tarafından cuma günü aktarılan açıklamalarında, asker kökenlilerin seçimlere adaylıklarını koymalarının ‘insanları sindirmeyi ve oy vermeye zorlamayı’ amaçladığını belirterek, “General Said Muhammed gibi askeri kökenli birinin aday olması olasılığı, insanları ordunun yönetimi ele geçireceği yönünde korkutmayı ve seçimlere katılımı artırmayı amaçlıyor. Ama bu numarayı ne zaman kullansalar işe yarıyor” dedi.
Zibakelam sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıl yapılan milletvekili seçimlerinde oy kullananların sayısının en düşük seviyeye gerilemesine rağmen, Hamaney’in son birkaç yıldır sağlığının kötüleştiğine dair artan haberlerin ardından yerini kimin alacağıyla ilgili bekleyiş çerçevesinde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hassasiyeti öncekilerden farklı olmayabilir.”
Diğer yandan İslam Koalisyonu Partisi (Hizb-i Mutelife-yi İslami) Genel Sekreteri Esedullah Badamçiyan, seçim yasasında yapılan reformu eleştirerek Meclis’i ve milletvekillerini halkın desteğini arkasına alan kapsamlı bir yasa üzerinde çalışmaya çağırdı.
Badamçiyan, partisinin AKK’ye bir mektup göndererek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olanlarla ilgili ‘siyasetçi ve dindar bir adam’ tanımını netleştirilmesini talep ettiğini söyledi.
Tahran’ın nüfuzlu çevrelerine yakınlığıyla bilinen İslam Koalisyonu Partisi, önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Seyyid Mustafa Mir Selim’i aday göstermişti.
Diğer yandan Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi eski sözcüsü Hüseyin Nakvi Hüseyni, cumhurbaşkanlığı seçim yasası reformunun bazı insanları seçimlere dahil etme girişimi olduğunu ve sadece kendi adaylarının yarışmasını istediklerini bildirdi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Hüseyni, “Hamaney, genç bir cumhurbaşkanı istiyor, ama aday olacakların en az 40 yaşında olabileceği kuralı getirdiler” diye konuştu.  Hüseyni, seçim yasasını değiştirmeye yönelik bazı önerileri ‘garip ve tuhaf’ olarak nitelendirdi.
Armane Meli gazetesi ise İran Meclisi’nin seçim yasası reformunu ‘muhafazakarların önüne kırmızı halı’ sermek için onayladığını öne sürdü. Gazete, reform taslağının ‘kanatlardan birinin çıkarı için’ hazırlanmış olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.
Muhafazakar eğilimli Cumhuri İslami gazetesi de meclisten geçen seçim yasasında yapılan reformun ‘kamuoyunda alay konusu’ olduğunu belirtti. Gazete, “İnsanlar ‘Meclis, nasıl seçim yasasında bu kadar hızlı reform yapabilir? Ekonomik problemleri çözmek için de bu kadar hızlı çalışabilir miydi?!’ sorusunu soruyor” ifadelerine yer verdi.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı