Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)

Moskova, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka kırsalında yer alan ve stratejik öneme sahip olan Ayn İsa’ya bölgenin Ankara yanlısı gruplar tarafından yoğun bombardımanına tutulmasının ardından askeri polis takviyesi gönderdiğini duyurdu.
Bu gelişme Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında bugün (Salı) Rusya'da yapılması planlanan görüşmeleri öncesinde yaşanırken iki bakanın görüşmesinde ele alınacak konular arasında Suriye dosyası da bulunuyor. Bu arada Türkiye’nin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e muhalif silahlı grupları desteklerken, Rusya’nın rejime sadık güçleri desteklediğini belirtilmeli.
Türkiye-Rusya Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun sekizinci toplantısı, bugün Rusya’nın Soçi kentinde Çavuşoğlu ve Lavrov’un başkanlığında gerçekleştirilecek. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan dün (Pazartesi) yapılan açıklamada, toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunulacağı ve toplantı sonunda iki ülke arasında 2021-2022 yılları için bir istişare planının imzalanacağı bildirildi.
Ayn İsa bölgesi, doğudaki Haseke, Rakka ve Deyrizor, kuzeyde ise Halep şehrini bir birine bağlayan uluslararası karayoluna (M4) bakıyor. Bu hayati konumu nedeniyle bölge stratejik bir öneme sahiptir. Bölge ayrıca Fırat'ın doğusuna batısındaki büyük bir yol ağı ile bağlanıyor. Uluslararası ve bölgesel taraflarca desteklenen ve sahada savaşan taraflar, Halep'in doğu kırsalındaki Ayn el-Arab (Kobani) ve Menbiç şehirleri arasındaki kara yolunu kesmek için bölge üzerinde tam bir kontrol sağlamaya çalışıyorlar.
Bu ay Suriye’nin kuzeyindeki büyük şehirleri bir birine bağlayan kara yolu üzerinde bulunan Ayn İsa yakınlarında Türkiye destekli savaşçılar ile Kürt güçleri arasında çatışma çıktı. Türk güçleri ve onlarla birlikte hareket eden Suriyeli silahlı muhalif gruplar, geçtiğimiz yıl Suriye'nin kuzey ve doğusunu kontrol eden Kürtlerden oluşan Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) yönelik gerçekleştirdikleri bir saldırıda bölgenin kontrolünü ele geçirdiler.
Öte yandan Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir kaynak, Ankara’nın bugünkü toplantıyı, terör örgütü olarak tanımladığı YPG’nin bölgeden geri çekilmesi talebini güçlendirmek için kullanacağını söyledi. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen kaynak, “YPG, Ayn İsa'yı kesinlikle terk etmeli. Bunu başarmak için gerekli her türlü adımı atacağız” dedi.
YPG, son yıllarda Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD’nin havadan yardımı ile DEAŞ’ı mağlup eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) koalisyonunun ana askeri bileşenidir. Ankara ise, YPG'nin Türkiye’nin güneydoğusunda Türk devletine isyan eden silahlı gruplarla yakın bağları olduğunu söylüyor.
Diğer yandan Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pazar akşamı bölgeye askeri polis takviyesi gönderildiğini duyuruldu. Açıklamada, “Daha önce Türk tarafıyla yapılan müzakereler sırasında, Rusya-Suriye ortak nöbet noktalarının konuşlandırılması konusunda mutabık kalındı. Rus ordusunun yanı sıra bölgede istikrarın sağlanması amacıyla gönderilen askeri polis güçleri de bugün (Pazar) Ayn İsa’ya ulaştılar” ifadeleri yer aldı.
Uçakları bölgede devriye gezen Moskova, iki tarafı karşılıklı olarak gerçekleştirilen bombardımanları durdurmaya ve gerilimi azaltmaya çağırdı. Bununla birlikte son 24 saat içinde Türkiye destekli gruplar tarafından gerçekleştirilen herhangi bir bombardıman tespit edilmediğini bildirdi.
Rusya merkezli Sputnik Haber Ajansı, Suriye Milli Uzlaşı Heyeti üyesi Ömer Rahmun’un, SDG'nin Ayn İsa’yı önümüzdeki günlerde Suriye rejimine devretmeyi kabul ettiğini doğruladığını aktardı.
Sputnik’in haberine göre Rahmun, SDG'nin günlerce süren görüşmelerin ardından geçtiğimiz pazar günü Ayn İsa’da yapılan toplantıda bölgeyi Rusya ve Suriye rejimine devretme sözü verdiğini söyledi. Rahmun ayrıca SDG'nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmeyi kabul etmesinin Türkiye'nin bölgeye gerçekleştirmeyi planladığı operasyonu durdurduğunun da altını çizdi.
SDG’nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmesiyle ilgili anlaşmanın tüm şartları hakkında halen kesin bir bilgi bulunmadığına dikkati çeken Rahmun, ancak SDG temsilcilerinin, Rus tarafına, Ayn İsa'dan tamamen çekilmeye hazır olduklarını ve önümüzdeki birkaç saat içinde sahada pratik adımlar atmaya başlayacaklarını söylediklerini kaydetti.
Rus güçleri Rakka’nın kuzeyindeki Ayn İsa’nın güney kırsalındaki Kalata köyünde yeni bir askeri üs kurarken Ayn İsa’nın kuzeyindeki Cehbel ve el-Mişerfe köyleri, iki taraf arasında düzenlenen karşılıklı füze saldırıları sırasında SDG ve Türkiye yanlısı Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları arasında çatışmalara tanık oldu.
Türkiye, bir hafta önce yaptığı toplantıda, Türk güçlerinin bölgede olası bir askeri operasyon düzenlemesini engelleyecek uzlaşılara varılması için ön şart olarak ‘SDG'nin Ayn İsa’dan tamamen çekilmesi’ gerektiğini belirtti.
Öte yandan Kürt kaynakları, Suriye ordusu ve SDG’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve SMO içindeki Suriyeli gruplar tarafından M4 uluslararası karayoluna, kasabanın doğu ve batı girişlerine ve Cehbel,  Mişerfe,  Sayda ve Ayn İsa kampı dahil olmak üzere savaş cephelerine doğru uzanan bir saldırıya uğrayan, Rusya'nın himayesindeki Rakka'nın kırsal kesiminde yer alan Ayn İsa bölgesinin kaderini belirlemek için mutabakata vardıklarını açıkladılar. Kaynaklar, Suriye ordusu unsurlarının Ayn İsa’nın merkezine konuşlandırılmayacağını, alan dışında ve bölge sınırları içinde kalacaklarını vurguladılar.
Kaynaklar, Ayn İsa’daki SDG liderliği ve Özerk Yönetim yetkililerinin dün büyük bir toplantı düzenlediklerini ve bölgede bir güvenlik noktasının kurulması önerisinin ve Suriye ordusunun konuşlandırılmasına izin veren nihai bir anlaşma formüle etmek için Rusya’nın gözetiminde Suriye rejiminin temsilcileriyle görüşmelere devam eden Özerk Yönetim kurumlarının da dahil olduğu anlaşmanın şartlarını uygulama mekanizmalarını tartıştıklarını aktardılar. Anlaşmada ayrıca Rus askeri polisi eşliğinde devriyelerin düzenlenmesi ve M4 karayolunun sivillere ve ticari araç trafiğine açılması gibi konularda yer alıyor.
Kaynaklar, Moskova’nın SDG’li liderlerden, TSK ve onunla birlikte hareket eden Suriyeli gruplar tarafından düzenlenmesi beklenen olası askeri harekattan kaçınmak için tüm güçlerini çatışma bölgelerinden, savaş cephelerinden ve M4 karayolundan Ayn İsa'nın 5 kilometre güneyine çekmesini istediğini de söylediler.
Diğer yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), geçtiğimiz gece yarısından sonra Cehbel, Mişrefe, Sayda ve Muallak cephelerinde Türkiye’nin gerçekleştirdiği bombardımanlar ve Ankara yanlısı gruplarla medyana gelen çatışmalar sonucu, 4 SDG üyesinin öldüğünü, 7 üyesinin ise yaralandığını aktardı.
Bir başka gelişmede ise Rus ve Türk güçleri dün sabah 5 Rus ve 4 Türk zırhlı aracının bulunduğu ortak bir devriye gezdi. Türkiye-Suriye sınırındaki Şenyurt (Derbesiye) Sınır Kapısı’ndan yola çıkan devriye, Ebu Rasin kırsalındaki Duleyk, Melik, Abbas, Aliye ve Kesra köy ve kasabalarını gezdikten sonra Derbesiye kırsalındaki Kayravan, Talak Kurkund, Şeyrik ve Atişan köy ve kasabalarından geçerek başlangıç noktasına geri döndü. Devriyeye iki Rus askeri helikopteri eşlik etti.
Bununla birlikte Türk güçleri dün, İdlib’in güneydoğu kırsalında yer alan ve İdlib kırsalında Cebel el-Erbain’e açılan giriş kapısı olan Kadura köyünde yeni bir askeri nokta inşa etmeye başladı. Söz konusu askeri nokta, Şam-Halep karayolu (M5) üzerinde bulunan Kefer Battih ve Dadih köylerini kontrol ediyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.