Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)

Moskova, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka kırsalında yer alan ve stratejik öneme sahip olan Ayn İsa’ya bölgenin Ankara yanlısı gruplar tarafından yoğun bombardımanına tutulmasının ardından askeri polis takviyesi gönderdiğini duyurdu.
Bu gelişme Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında bugün (Salı) Rusya'da yapılması planlanan görüşmeleri öncesinde yaşanırken iki bakanın görüşmesinde ele alınacak konular arasında Suriye dosyası da bulunuyor. Bu arada Türkiye’nin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e muhalif silahlı grupları desteklerken, Rusya’nın rejime sadık güçleri desteklediğini belirtilmeli.
Türkiye-Rusya Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun sekizinci toplantısı, bugün Rusya’nın Soçi kentinde Çavuşoğlu ve Lavrov’un başkanlığında gerçekleştirilecek. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan dün (Pazartesi) yapılan açıklamada, toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunulacağı ve toplantı sonunda iki ülke arasında 2021-2022 yılları için bir istişare planının imzalanacağı bildirildi.
Ayn İsa bölgesi, doğudaki Haseke, Rakka ve Deyrizor, kuzeyde ise Halep şehrini bir birine bağlayan uluslararası karayoluna (M4) bakıyor. Bu hayati konumu nedeniyle bölge stratejik bir öneme sahiptir. Bölge ayrıca Fırat'ın doğusuna batısındaki büyük bir yol ağı ile bağlanıyor. Uluslararası ve bölgesel taraflarca desteklenen ve sahada savaşan taraflar, Halep'in doğu kırsalındaki Ayn el-Arab (Kobani) ve Menbiç şehirleri arasındaki kara yolunu kesmek için bölge üzerinde tam bir kontrol sağlamaya çalışıyorlar.
Bu ay Suriye’nin kuzeyindeki büyük şehirleri bir birine bağlayan kara yolu üzerinde bulunan Ayn İsa yakınlarında Türkiye destekli savaşçılar ile Kürt güçleri arasında çatışma çıktı. Türk güçleri ve onlarla birlikte hareket eden Suriyeli silahlı muhalif gruplar, geçtiğimiz yıl Suriye'nin kuzey ve doğusunu kontrol eden Kürtlerden oluşan Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) yönelik gerçekleştirdikleri bir saldırıda bölgenin kontrolünü ele geçirdiler.
Öte yandan Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir kaynak, Ankara’nın bugünkü toplantıyı, terör örgütü olarak tanımladığı YPG’nin bölgeden geri çekilmesi talebini güçlendirmek için kullanacağını söyledi. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen kaynak, “YPG, Ayn İsa'yı kesinlikle terk etmeli. Bunu başarmak için gerekli her türlü adımı atacağız” dedi.
YPG, son yıllarda Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD’nin havadan yardımı ile DEAŞ’ı mağlup eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) koalisyonunun ana askeri bileşenidir. Ankara ise, YPG'nin Türkiye’nin güneydoğusunda Türk devletine isyan eden silahlı gruplarla yakın bağları olduğunu söylüyor.
Diğer yandan Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pazar akşamı bölgeye askeri polis takviyesi gönderildiğini duyuruldu. Açıklamada, “Daha önce Türk tarafıyla yapılan müzakereler sırasında, Rusya-Suriye ortak nöbet noktalarının konuşlandırılması konusunda mutabık kalındı. Rus ordusunun yanı sıra bölgede istikrarın sağlanması amacıyla gönderilen askeri polis güçleri de bugün (Pazar) Ayn İsa’ya ulaştılar” ifadeleri yer aldı.
Uçakları bölgede devriye gezen Moskova, iki tarafı karşılıklı olarak gerçekleştirilen bombardımanları durdurmaya ve gerilimi azaltmaya çağırdı. Bununla birlikte son 24 saat içinde Türkiye destekli gruplar tarafından gerçekleştirilen herhangi bir bombardıman tespit edilmediğini bildirdi.
Rusya merkezli Sputnik Haber Ajansı, Suriye Milli Uzlaşı Heyeti üyesi Ömer Rahmun’un, SDG'nin Ayn İsa’yı önümüzdeki günlerde Suriye rejimine devretmeyi kabul ettiğini doğruladığını aktardı.
Sputnik’in haberine göre Rahmun, SDG'nin günlerce süren görüşmelerin ardından geçtiğimiz pazar günü Ayn İsa’da yapılan toplantıda bölgeyi Rusya ve Suriye rejimine devretme sözü verdiğini söyledi. Rahmun ayrıca SDG'nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmeyi kabul etmesinin Türkiye'nin bölgeye gerçekleştirmeyi planladığı operasyonu durdurduğunun da altını çizdi.
SDG’nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmesiyle ilgili anlaşmanın tüm şartları hakkında halen kesin bir bilgi bulunmadığına dikkati çeken Rahmun, ancak SDG temsilcilerinin, Rus tarafına, Ayn İsa'dan tamamen çekilmeye hazır olduklarını ve önümüzdeki birkaç saat içinde sahada pratik adımlar atmaya başlayacaklarını söylediklerini kaydetti.
Rus güçleri Rakka’nın kuzeyindeki Ayn İsa’nın güney kırsalındaki Kalata köyünde yeni bir askeri üs kurarken Ayn İsa’nın kuzeyindeki Cehbel ve el-Mişerfe köyleri, iki taraf arasında düzenlenen karşılıklı füze saldırıları sırasında SDG ve Türkiye yanlısı Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları arasında çatışmalara tanık oldu.
Türkiye, bir hafta önce yaptığı toplantıda, Türk güçlerinin bölgede olası bir askeri operasyon düzenlemesini engelleyecek uzlaşılara varılması için ön şart olarak ‘SDG'nin Ayn İsa’dan tamamen çekilmesi’ gerektiğini belirtti.
Öte yandan Kürt kaynakları, Suriye ordusu ve SDG’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve SMO içindeki Suriyeli gruplar tarafından M4 uluslararası karayoluna, kasabanın doğu ve batı girişlerine ve Cehbel,  Mişerfe,  Sayda ve Ayn İsa kampı dahil olmak üzere savaş cephelerine doğru uzanan bir saldırıya uğrayan, Rusya'nın himayesindeki Rakka'nın kırsal kesiminde yer alan Ayn İsa bölgesinin kaderini belirlemek için mutabakata vardıklarını açıkladılar. Kaynaklar, Suriye ordusu unsurlarının Ayn İsa’nın merkezine konuşlandırılmayacağını, alan dışında ve bölge sınırları içinde kalacaklarını vurguladılar.
Kaynaklar, Ayn İsa’daki SDG liderliği ve Özerk Yönetim yetkililerinin dün büyük bir toplantı düzenlediklerini ve bölgede bir güvenlik noktasının kurulması önerisinin ve Suriye ordusunun konuşlandırılmasına izin veren nihai bir anlaşma formüle etmek için Rusya’nın gözetiminde Suriye rejiminin temsilcileriyle görüşmelere devam eden Özerk Yönetim kurumlarının da dahil olduğu anlaşmanın şartlarını uygulama mekanizmalarını tartıştıklarını aktardılar. Anlaşmada ayrıca Rus askeri polisi eşliğinde devriyelerin düzenlenmesi ve M4 karayolunun sivillere ve ticari araç trafiğine açılması gibi konularda yer alıyor.
Kaynaklar, Moskova’nın SDG’li liderlerden, TSK ve onunla birlikte hareket eden Suriyeli gruplar tarafından düzenlenmesi beklenen olası askeri harekattan kaçınmak için tüm güçlerini çatışma bölgelerinden, savaş cephelerinden ve M4 karayolundan Ayn İsa'nın 5 kilometre güneyine çekmesini istediğini de söylediler.
Diğer yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), geçtiğimiz gece yarısından sonra Cehbel, Mişrefe, Sayda ve Muallak cephelerinde Türkiye’nin gerçekleştirdiği bombardımanlar ve Ankara yanlısı gruplarla medyana gelen çatışmalar sonucu, 4 SDG üyesinin öldüğünü, 7 üyesinin ise yaralandığını aktardı.
Bir başka gelişmede ise Rus ve Türk güçleri dün sabah 5 Rus ve 4 Türk zırhlı aracının bulunduğu ortak bir devriye gezdi. Türkiye-Suriye sınırındaki Şenyurt (Derbesiye) Sınır Kapısı’ndan yola çıkan devriye, Ebu Rasin kırsalındaki Duleyk, Melik, Abbas, Aliye ve Kesra köy ve kasabalarını gezdikten sonra Derbesiye kırsalındaki Kayravan, Talak Kurkund, Şeyrik ve Atişan köy ve kasabalarından geçerek başlangıç noktasına geri döndü. Devriyeye iki Rus askeri helikopteri eşlik etti.
Bununla birlikte Türk güçleri dün, İdlib’in güneydoğu kırsalında yer alan ve İdlib kırsalında Cebel el-Erbain’e açılan giriş kapısı olan Kadura köyünde yeni bir askeri nokta inşa etmeye başladı. Söz konusu askeri nokta, Şam-Halep karayolu (M5) üzerinde bulunan Kefer Battih ve Dadih köylerini kontrol ediyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.