Dünyaya hep birlikte iyileşme çağrısı

2020’de yaşanan gelişmeler, uluslararası modern sistemde ve çevre sistemi ile ilişkilerimizde eksiklikler olduğunu gösterdi

Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
TT

Dünyaya hep birlikte iyileşme çağrısı

Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)

Nebil Fehmi (Eski Mısır Dışişleri Bakanı)
Koronavirüs (Kovid-19) ile ilgili alınan tedbirler, karantina ve sosyal mesafe uygulamaları sayesinde sağlık hizmetleri alanında veya iletişim ve dijital ticaret araçlarında maddi çıkarları olan sınırlı sayıda insan dışında hiç kimse 2020'yi iyi, faydalı ve verimli bir yıl olarak göremiyor. Hatta bu sınırlı sayıdaki insan dahi, insanlığın karşı karşıya olduğu büyük ve benzersiz zorluklara, acil çözüme ihtiyaç duyan küresel sağlık problemine, insani koşullarda ve kalkınma alanında ciddi bir gerilemeye tanık olduğumuz sorunlara karşı korumalı değillerdi.
2020’nin yeni tip koronavirüs salgınının ortaya çıkması ve salgından kaynaklı zorlu koşulların oluşması nedeniyle en fazla olumsuz gelişmenin yaşandığı bir yıl olduğunu söylesek abartmış olmayız. Fakat bununla birlikte virüs, kendinden önce modern uluslararası ve sosyal sistemde var olan tüm temel sorunların baş müsebbibi olarak da görülmemeli. Evet, virüs, stabil, yaygın ve uzun süre daha hayatımızda olacak gibi görünse de virüs, ortaya çıkışına ve kendisine verilen uluslararası tepkinin çeşitli boyutlarını da gözler önüne serdi.
2020'deki gelişmeler, son 80 yıldır tanık olmadığımız küresel bir yozlaşma çerçevesinde modern uluslararası sistemdeki eksiklikleri ve birbirimizle ilişkilerimizin durumunu ortaya çıkarırken aramızdaki diğer birçok uzun vadeli zayıflıktan dolayı özellikle uluslararası toplum arasında uygun veya adil ilişkilerin olmadığını gösterdi.
Küresel maddi açgözlülük ve gelir düzeyinin başarının göstergesi olarak benimsemenin abartılmasıyla çevremizdekilerle başa çıkmada aşırıya kaçtık. Karşı karşıya olduğumuz küresel ısınma sorunu, iklim değişikliği, eşit ve kapsayıcı sürdürülebilir kalkınma arayışında karşılaştığımız sorunlar ve engeller, gelecek nesiller için ağır bir yük oluşturacaktır. Doğal kaynaklarımızı da feci bir şekilde tükettik ve bu da büyük sorunları beraberinde getirecektir.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri ‘nihayet gezegenimizin durumunda bir kırılma yaşandığını ve insanlığın doğa ile adeta kendi intiharına meyilli bir savaş halinde olduğunu’ söylerken ne yanlış bir şey söylüyor ne de abartıyordu. Daha ziyade, çevremizdeki bir milyondan fazla canlının yok olmanın eşiğine gelmesinden ve ekosistemlerin gözümüzün önünde kaybolmasından sonra biyolojik çeşitlilikte bir çöküşe tanık olduğumuz ve çöl bölgesinde su kütlelerinin hızla azalmasıyla kuraklığın arttığı, okyanuslardaki plastik atıkların, mercan kayalarına zarar verdiği, hava ve su kirliliğinin çevre kirliliğini hızla artırarak yılda 9 milyon insanı öldürdüğü şeklindeki açıklaması da doğruydu.
Geçtiğimiz son on yıl, insanlık tarihinin en sıcak dönemiydi. Dünya okyanuslarının yüzde 80'i bir sıcak hava dalgasına girdi. Yoğun kar, gazları süpürdü ve serbest bıraktı, dünya iklimine zarar verdi. Şuan içinde bulunduğumuz on yılda, sıcaklıklarda üç ila beş derece kadar artış yaşanıyor. Bu artış, beraberinde çok sayıda risk ve zararı da beraberinde getiriyor. Oysa güvenli bir hedef, sıcaklık artışını geçtiğimiz yüzyılın son sanayi devriminden önce olduğu seviyeden 1,5 derece daha yükseğe sabitlemekti.
Diğer canlıların yaşadığı alanların tahrip edilmesi nedeniyle hastalıkların hayvan ortamından insan ortamına taşınmasına ve insanlar arasındaki etkileşimin artmasıyla birlikte bu hastalıkların insanlara bulaşma hızında bir artışa tanık oluyoruz.
Bilimsel raporlar, tüm bu yanlış politikaların yansımalarının ilk etapta en savunmasız insan gruplarını etkilediğine ve daha güçlü veya daha zengin taraflara göre çevresel sorunların yaratılmasında daha az sorumluluk taşımalarına rağmen bundan diğerlerine kıyasla çok şiddetli bir şekilde zarar gördüklerine işaret ediyor. Bu nedenle uluslararası toplumu koronavirüs krizinden uyanık bir şekilde çıkmaya, sistemlerini ve davranışlarını gözden geçirmeye, ‘her krizden veya sorundan elde edilecek bir kazanç ve sağlanacak bir fayda vardır’ diyerek hareket etmekten vazgeçmeye çağırıyorum.
Bu bağlamda, Ortadoğu’da bu büyük küresel, çevresel ve toplumsal sorunlara karşı bir bağışıklığımızın olmadığını anladığımızı umuyorum. Küresel problemlerin çoğuna maruz kalıyoruz. Hatta bu maruz kalma durumu bazen dünyanın diğer kıtalarından ve bölgelerinden daha yüksek oranlarda olabiliyor. Örneğin, Arap dünyasında, iklim değişikliğinin yansımaları artarken daha da kötüleşmesi beklenen bir sorun olan şiddetli su kıtlığı ile karşı karşıyayız. Su kaynaklarının azalması, sadece tarım ve gıda alanını değil, aynı zamanda içme suyu ihtiyaçlarını karşılamak için gereken minimum su miktarını da etkilemektedir.
Bölgemiz ayrıca gelir düzeyleri ve sınıflar arasında büyük bir eşitsizlikten ve sosyal hizmetlerin zayıflığından şikayetçi. Kaynakların verimli olarak yönetilmemesi nedeniyle karşı koyulması ve başa çıkılması zor olan günlük hayat şartlarının ve sorunların en çok etkilediği sınıflarla bilinçli olarak ilgilenilmeli. Girişim ve yeniliği teşvik eden entelektüel alanların nasıl sağlanacağına dair bir vizyonla, sürdürülebilir kalkınma için doğal kaynaklarımızı boşa harcamadan üretimi, yatırımı ve ticareti teşvik eden ekonomik ve çevresel politikalar uygulanmalı.
Uluslararası düzeyde yaşanmasını umduğum iyileşme ile birlikte daha geniş bir iş birliğine yönelik atılacak ilk adım olarak, her ülkenin egemen kararını ve sınırlarını aşan nitelikteki bazı konularda veya elde edilecek kazanımlarla ilgili bölgesel iş birliğinde, yeni algılar ve öneriler geliştirmek amacıyla Arap hükümetlerine, resmi olarak desteklenen bir dizi genel düşünce grupları oluşturmalarını öneriyorum. Bu grupların ele alacağı konuları şöyle sıralayabiliriz;
1 - Arap bölgesindeki iklim değişikliğinin etkisi,
2 - Arap dünyasının su ihtiyaçlarının geleceğiyle ilgili bir vizyon oluşturulması,
3 - Halka verilen sağlık hizmeti de dahil olmak üzere asgari düzeyde sosyal hizmet sağlayacak sistemler kurulması,
4 - Modern gelişmeler ve uluslararası küreselleşmenin gerekleri doğrultusunda eğitim sistemlerinin ve müfredatın geliştirilmesi,
5 - Doğal afetler veya salgın hastalıklar gibi Arap ülkeleri arasında bilgi alışverişi ve acil yardım ile ilgili bir sistem kurulması. Belki de Avrupa Birliği’nin (AB) koronavirüs ile ilgili hataları ve olumlu adımlarını gözden geçirmek, bu önerinin önemini ortaya koyar ve geliştirilmesine fayda sağlar.
Arap hükümetlerindeki ilgili bakanların, gelecekte tüm Arap ülkeleri arasında ve daha sonra bölge ülkeleriyle iş birliğinin çekirdeği olma umuduyla, yukarıdaki tavsiyeleri kabul eden ülkeler arasında tam veya kısmi olarak uygulanmaları için bu tavsiyeleri inceleyeceklerini umuyorum.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.