Lübnan’da üniversite öğrencileri dolar ile taksit ödemek istemiyor

Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde protestocu öğrenciler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı (DPA)
Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde protestocu öğrenciler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı (DPA)
TT

Lübnan’da üniversite öğrencileri dolar ile taksit ödemek istemiyor

Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde protestocu öğrenciler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı (DPA)
Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde protestocu öğrenciler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı (DPA)

Lübnan’ın başkenti Beyrut’un dünyaca ünlü merkezi bölgesi el-Hamra Caddesi’nden Beyrut Amerikan Üniversitesi'ne yürüyüş düzenleyen öğrenciler, eğitimin bir metaya dönüştürülmemesi, Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik krizin sonuçlarına öğrencilerin katlanmaması talebinde bulundu. Diğer yandan, protestocu öğrenciler ile güvenlik personeli arasında hareketlilik kaydedildi.
Lübnan'daki özel üniversite öğrencileri, üniversite ücretlerinin ABD doları üzerinden belirlenmesini ya da doların resmi kuru (bin 500 Lübnan lirası) ile karaborsa (8 bin 200 Lübnan lirası) arasında belirlenen ortalama döviz kuru (yani 3 bin 900) üzerinden belirlenmesini reddediyor.
Sivil harekete bağlı öğrenci grupları, dün Beyrut'taki Hamra Caddesi'nden başlayarak sıkı güvenlik önlemleri altında Amerikan Üniversitesi'ne ilerleyen bir yürüyüş düzenledi. Öğrenciler, Lübnan halkının, özellikle de sınırlı gelire sahip olanların yaşadığı maddi zorluklar ışığında eğitimlerini sürdürebilmeleri için üniversite ücretlerinde artışa ve dolarizasyona gidilmemesi çağrısında bulundu.
Hamra bölgesini bir süreliğine trafiğe kapatan, aynı zamanda Beyrut Amerikan Üniversitesi girişinde oturma eylemi yapan öğrenciler, iktidardaki sınıfı, bankacılık işlemlerini ve hissettikleri ‘baskı’yı kınayan sloganlar attı.
Beyrut Amerikan Üniversitesi yönetimi, tüm özel üniversitelerin bahar dönemi başlamadan önce atacağı adımı atarak, ödemelerin 3 bin 900 Lübnan lirası kuru üzerinden yapılacağını açıklamıştı.
10 günden az bir süre içerisinde gerçekleşen bu ikinci öğrenci hareketi, yaklaşık bir ay önce başlatılan ve Lübnan’daki özel ve hükümet üniversitelerinden öğrencileri kapsayan ‘Birleşik Öğrenci Cephesi’ çerçevesinde geliyor.
Lübnan’da özel üniversiteler cep yakıyor; dolar krizi öğrencileri vurdu
Lübnan’daki özel üniversitelerin bir yıl önce başlayan kriz üzerine doların karaborsadaki yüksek fiyatları nedeniyle öğrenim ücretlerini artırma eğilimi, yurtiçi ve yurtdışındaki öğrencileri banka işlemleri dolayısıyla taksitleri ödeyemez hale getirdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Lübnan Amerikan Üniversitesi (LAU) 8 Aralık’ta yaptığı açıklamada, önümüzdeki dönem itibariyle taksit artışının bir ABD doları (usd) karşılığında 3 bin 900 Lübnan lirası (lbp) bazında açıkladı.
Belirlenen döviz kuru, resmi döviz kuru olan bin 500 ile karaborsadaki yaklaşık 8 bin arasında ortalama bir rakam oldu.
Döviz krizi öncesinde ülkede iki para birimi 1 usd = Bin 500 lbp şeklinde sabitlenerek birbirleri yerine kullanılabiliyordu.
LAU’dan bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan'daki tüm özel üniversitelerin öğrenim ücretlerini artırma kararı üzerine durduğunu, yakında bu doğrultuda çalışmaya başlayacağını doğruladı. Zirâ üniversitelerin dolardaki yükselişi takiben girdikleri masraflar nedeniyle öğrenim ücretlerini artırmadıkları taktirde nefessiz kalacak.
Primlerdeki bu artışa, 80 milyon dolara çıkarılan üniversite yardımlarındaki artışın eşlik edeceğini söyleyen söz konusu kaynak, böylece ebeveynlerinin geliri dolar cinsinden olan öğrenciler ile Lübnan lirası cinsinden olan öğrenciler arasında bir tür dengenin kurulacağını ifade etti.
Ekonomik kriz, yurtiçindeki öğrenciler gibi, yurtdışında okuyan ve sayıları yaklaşık 10 olan Lübnanlı öğrencileri de tehdit ediyor. Nitekim yetkililer, Temsilciler Meclisinde 3 hafta önce çıkarılan ve Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın imzaladığı ‘öğrenci doları’ sağlama kararını uygulamada başarısız olmuştu.
Bankalar dolar üzerinden mevduat sahiplerinin parasını alıkoyuyor. Çocuklarına para göndermek zorunda kalan ebeveynler ise bu nedenle yurtdışındaki çocuklarına para transferi sağlayamıyor.
Yurtdışındaki Lübnanlı Öğrencilerin Aileleri Derneği, 7 Aralık’ta kendilerini ağırlayan Cumhurbaşkanı Avn’ı ‘öğrenci doları’ isimli yasanın uygulanma mekanizmasında ortaya çıkan zorluklar hakkında bilgilendirdi. Zirâ bu durum, yurtdışındaki Lübnanlı öğrencileri zor duruma soktu.
Heyet tarafından yapılan açıklamada, “Yurtdışında yaklaşık 10 bin Lübnanlı öğrenci mevcut. Göç ettikleri ülkede ciddi bir ıstırap çeken bu öğrenciler, öğrenci doları ile ilgili 193 sayılı kanunun hızlı bir şekilde uygulanmasını bekledikleri sırada üniversite çalışmalarına devam etmeleri yönündeki tüm kapıların yüzlerine kapanmasıyla kaçınılmaz kaderlerini bekliyorlar” ifadelerine başvuruldu. Bu ikilemin çözülmesi yönünde ise şu iki seçeneği sundular:
“İlk seçenek: öğrencileri özellikle de cari yıl sonu öncesinde üniversitelerinde tutmak ve atılmalarına sebebiyet vermemek amacıyla öğrenci başına 10 bin dolar değerinde taksitlendirmeye gitmek.
İkinci seçenek ise, ‘öğrenci doları’ yasası gerekliliklerini karşılayan her öğrenciye 5 bin usd ödenmesi yönünde yapılan bazı değişikliklerle, Lübnan Bankası Yöneticisi’nin dövize yönelik ve öğrencilerle ilgili genelgesi ile geçici yönde ancak kuru 2 bin 500 lbp baz alarak hareket etmek.”
Yurtdışı Öğrenci Aileleri Derneği ve Döviz Sendikası’ndan bir komite kurulması ve a tipi döviz bürolarındaki döviz işlemlerinin kontrol edilmesinin gerektiğini belirten aileler, “Geçmişte bu insanlara yönelik deneyim, gözetimden uzaklaştıran yolsuzluk olgusu nedeniyle başarısız olmuştu” ifadelerine başvurdu.
Döviz bozanların ailelere yalnızca bir defaya mahsus 300 ila 500 dolar verdiğine dikkat çeken aileler, “Döviz işlemlerine bir kez daha izin verilmedi. Bu tutarların yalnızca üç yıllık masrafları karşıladığını belirtmek gerekiyor” açıklamalarında bulundu.



İsrail’in ‘uçurtmalar’ hakkındaki tehditleri nedeniyle Gazze’deki çocuklar oyun alanlarını kaybetti

Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
TT

İsrail’in ‘uçurtmalar’ hakkındaki tehditleri nedeniyle Gazze’deki çocuklar oyun alanlarını kaybetti

Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)

Artık uçurtma uçurmak da yok. Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda çocuk gibi 10 yaşındaki Ahmed Hamdune’nin de bu basit eğlencesi elinden alındı. Yıllarca süren savaş ve zorunlu yerinden edilmenin acısını yaşayan çocukların çocuklukları büyük ölçüde tahrip olurken, İsrail’in uçurtmaları hedef alacağı yönündeki tehditleri de peşlerini bırakmıyor.

Sahil şeridinin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentine sığınan çocuk, babasının kendisine uçurtmasını uçurmayı yasakladığını söylüyor. Bu kararın, uçurtmaların sınırın İsrail tarafına düşmeye devam etmesi halinde İsrail’in bölgedeki operasyonlarını artıracağı yönündeki tehdidinin ardından alındığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hamdune, “İşgal güçlerinin tehditleri nedeniyle babam uçurtmalarımı uçurmamı yasakladı. Çok üzgünüm. Sadece uçurtmalarımızı uçurabilmek için uzun süre çubuk ve naylon topladım, ancak işgal güçleri bunlarla oynamamızı engelledi” dedi.

Hamdune, “Bizden ne istiyorlar? Biz sadece küçük çocuklarız. Evimizi ve mahallemizin tamamını yıktılar. Daha ne istiyorlar?” diye sordu.

Uçurtma uçurmaktan artık korktuğunu kabul eden çocuk, “İsrail ordusu neden uçurtmalardan korkuyor? Bunlar sadece naylon ve ipten ibaret. Kimseye zarar vermek istemiyorum. Sadece dünyanın başka yerlerindeki çocuklar gibi oynamak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hamas ise salı günü yaptığı açıklamada, ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplar ve barınma merkezlerindeki halk komitelerinin, çocukların hedef alınmasından endişe ederek uçurtma uçurulmasını engellemeye çalıştığını’ bildirdi.

İsrail, uçurtma, insansız hava aracı (İHA) veya balon uçurulması halinde Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını artıracağı uyarısında bulundu.

‘Özgürlük duygusu’

Bu tehdit, Gazze Şeridi sınırının güney İsrail tarafında bir grup uçurtmanın bulunmasının ardından geldi. Söz konusu bölgeler, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği saldırının yol açtığı büyük travmayı yaşamıştı.

İsrail medyası, cumartesi günü Gazze sınırındaki yerleşimlerde dört uçurtmanın bulunduğunu bildirirken, İsrail ordusu da pazar günü bir başka uçurtmayı düşürdüğünü açıkladı. Böylece son günlerde bulunan uçurtmaların sayısı yaklaşık 10’a ulaştı.

Bu olaylar, geçmiş yıllarda Gazze’den uçurtma ve yangın çıkaran balonların gönderilmesini ve bunların İsrail’in güneyindeki tarım arazilerinde yangınlara yol açmasını yeniden gündeme getirdi.

Haberlere göre İsrail ordusu, patlayıcı taşımayan uçurtmaların gönderilmesinin arkasında Hamas’ın bulunduğuna inanıyor. Ordu, Hamas’ın İsrail’in vereceği tepkiyi test ediyor olabileceği görüşünde.

Ancak Gazze’deki çocuklar açısından uçurtma yapmak, savaşın enkazı arasında biraz olsun mutluluk hissedebilmenin basit bir yoluydu.

11 yaşındaki Yamen el-Mubeyyed, “Uçurtma, kendi ellerimizle yapabildiğimiz ve gökyüzünde uçurduğumuzda bizi mutlu eden tek şey” dedi.

csdvfgrtbhyju
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir çadırın içinde uçurtma yapan Filistinli bir çocuk (AP)

İsrail’in gözetleme amacıyla kullandığı İHA’ların vızıltısının bile kendisini uçurtma uçurmaktan alıkoymadığını belirten çocuk, uçurtmaların “biz çocukların hâlâ hayatta olduğumuzu hissetmemizi sağlayan ve bize özgürlük duygusu veren tek şey” olduğunu vurguladı.

‘Neşeyi öldürmek’

Ancak aileler açısından bu oyun artık hayatlarını riske atan bir faaliyete dönüşmüş durumda.

Gazze Şeridi’nin kuzeyinden yerinden edilerek Gazze kentinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na gelen 30 yaşındaki Ekrem Ebu Şerh, “Son iki haftadır çocuklarımın ne ipe dokunmasına ne de uçurtma yapmasına izin veriyorum. Elimden bir şey gelmiyor. İşgal güçleri artık uçurtmayı, bir yerleşim bölgesinin tamamını tahliye etmekle tehdit etmek veya buraya füze atmak için yeterli bir gerekçe olarak görüyor” dedi.

Ebu Şerh, “Bunlar askeri hesaplamaları anlayacak yaşta olmayan çocuklar. Onlar uçurtmayı sadece bir oyun ve enerjilerini atmanın bir yolu olarak görüyor. Ben ise ipe dokunup uçurtmayı uçurmalarında ölümü görüyorum” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarım bana çok kızıyordu ve oynayacak başka hiçbir şeylerinin olmadığından şikâyet ediyordu” diyen Ebu Şerh, “Onların üzüntüsünü anlıyorum ancak hayatları herhangi bir oyundan daha önemli” diye konuştu.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’ndan güneydeki Han Yunus kentine yerinden edilen 34 yaşındaki Ümmü Muaz Huveyla ise şunları söyledi: “Çocuklarım uçurtmalarını alıp dışarı çıktığında, onlara yönelik korkudan kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor. Ancak aynı zamanda kuşatma, savaş, çadır ve sıcaktan nefes almakta zorlanan çocuklarımı engelleyemiyorum.”

fbghnjukı
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampında Filistinli bir çocuk uçurtma tutuyor. (AP)

Gazze Şeridi’ndeki barış planının uygulanmasını denetleyen ABD öncülüğündeki Gazze Barış Kurulu da salı günü İsrail’in misilleme saldırıları düzenleme tehdidinin ardından Hamas’ı uçurtma uçurmaması konusunda uyardı.

Buna karşılık Hamas Siyasi Büro Üyesi Basim Naim yaptığı basın açıklamasında, “Savaş suçlusu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’yu memnun etme çabalarının, çocukların masum faaliyetlerini silahlı faaliyetler olarak nitelendirecek noktaya varması mümkün mü? Oysa Netanyahu anlaşmaya rağmen her gün öldürme ve yıkım faaliyetlerini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Huveyla ise “İşgal güçleri onların kalplerindeki neşeyi öldürmek istiyor. Onlar fazla bir şey istemiyor, sadece bir parça ip ve naylonla bile olsa çocukluklarını yaşamak istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.


Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
TT

Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov dün, İsrail ile Hamas hareketi arasında Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin çökmesi halinde ‘geri dönüşü olmayan noktaya’ gelineceği uyarısında bulundu.

Kıyasıya bir seçim mücadelesi veren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu ayın başlarında Mladenov tarafından açıklanan ve Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimini devralacak yeni bir Filistinli komiteye teslim etmesini öngören 15 maddelik planı açıkça reddetmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda konuşan Mladenov, “Gazze'nin yeni bir felaketi daha kaldıracak gücü kalmadı. Ateşkes çöker ve Şerit yeniden geniş çaplı bir çatışma sarmalına sürüklenirse; ortada ne geri dönülecek bir yol haritası, ne bunu hayata geçirecek bir yönetim, ne de sahada yeniden inşa edilebilecek hiçbir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı.

sdyjy
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov (Reuters)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Mladenov, “Bu sadece bir gerileme değil, herkes için geri dönüşü olmayan bir nokta olacaktır” diye ekledi.

Hamas Hareketi temmuz ayı sonlarında, barış planının ikinci aşamasını başlatmayı hedefleyen, silah bırakmasını ve halihazırda topraklarının yüzde 60'ından fazlasını kontrol eden İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesini öngören bir Amerikan yol haritasını kabul etmişti.

Ancak İsrail bu planı onaylamadı. Netanyahu, Gazze Şeridi'nden herhangi bir geri çekilme adımı atılmadan önce Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrail saldırılarının devam etmesinin ateşkesi tehdit ettiğini vurgulayan Mladenov, "Yakın bir tehdide yanıt olarak gerçekleşmeyen her güç kullanımı ve koordinasyon mekanizmasının işletilmediği her olay, bu sürece geri kazanılması çok zor olacak bir bedel ödetiyor" şeklinde konuştu.

Mladenov ayrıca, kendi ifadesiyle Hamas Hareketi’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürmesinden duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Ateşkesi tehdit eden ikinci tehlikenin ise tam tersi yönde seyrettiğini ifade eden Mladenov, “Hamas, tüm askeri faaliyetlerini durdurma taahhüdünde bulundu, ancak bu taahhüt henüz tam manasıyla yerine getirilmiş değil” dedi.

Mladenov ayrıca, “Hâlâ taşınmaya devam eden her silah, içinde çalışmaların sürdüğü her tünel ve engellenen her konvoy süreci sekteye uğratıyor ve savaşı yeniden başlatmak isteyenlerin eline bahane veriyor" ifadelerini kullandı.

Mladenov sözlerini, “Geçmiş tecrübelerin de açıkça kanıtladığı üzere, bunun sonuçlarına katlanacak olanlar kadınlar ve çocuklardan oluşan Filistinli sivillerdir” diyerek sonlandırdı.


Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Mazlum Abdi'nin Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) lağvettiklerini duyurmasının yarattığı genel rahatlamaya rağmen, Haseke’de bir bekleyiş havası hakim. Haseke Vali Yardımcısı ve Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali'nin devlet televizyonuna yaptığı açıklamada belirttiği üzere, SDG'nin lağvedildiğinin duyurulması, entegrasyon dosyasının kapandığı anlamına gelmiyor. Öte yandan yerel basın, lağvedilme açıklamasının ardından Haseke’de SDG'ye bağlı unsurların teyakkuza geçtiğini bildirdi.

Şarku'l Avsat'a konuşan ve kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Haseke'deki kaynaklara göre vilayetteki beklentiler, SDG ve bölge halkının hesaplarından farklı hesapları olan Kürt unsurlar ve liderlerle bağlantılı yeni gelişmelerin yaşanabileceği ihtimaline işaret ediyor.

Kaynaklar, Haseke'deki farklı kesimlerden birçok siyasi güç ve partinin hızlı değişimlerin ardından durumu değerlendirmek üzere toplantılar yapmak için bir araya geldiğini belirterek ‘istikrarın korunması, siyasi ve kurumsal varlığın güçlendirilmesi, ayrıca (SDG'nin) lağvedilmesinin yansımaları, sahada henüz netleşmeyen güvenlik ve siyasi düzenlemeler ile gelecekteki zorluklara hazırlıklı olunması gerektiği konusunda genel bir uzlaşı sağlandığını’ ifade etti.

Bununla birlikte kaynaklara göre ‘farklı kesimlerden tüm yerel tarafların önümüzdeki döneme bir yeniden inşa ve bölünmeyi sona erdirme aşaması olarak odaklanması’ olumlu göstergeler olarak kendini gösteriyor.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali ise, SDG birliklerinin Suriye Arap Ordusu'na entegrasyonunun tamamlandığını ve şimdiye kadar entegre olan birliklerin yaklaşık 4 bin 500 unsuru kapsadığını dile getirdi. Hilali ayrıca, eski Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) müfredatlarına ilişkin bir geçiş süreci yaşanacağını ve Kürtçenin önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullarda okutulmaya başlanacağını açıkladı.

Yerel basın kaynakları, lağvedilen SDG’nin ‘Devrimci Gençlik’ olarak bilinen unsurlarının Haseke’nin çeşitli sokaklarında güvenlik teyakkuzuna geçtiğini bildirdi. Haseke Medya Merkezi’ne göre bu duruma, yoldan geçenlere yönelik kimlik kontrolleri de eşlik etti.

SDG’ye yakın Kürt medyası Şam'daki görüşmelere dair haberlerinde; SDG ve KDSDÖY’ün lağvedilmesinin Kürt kesiminin dışlanması anlamına gelmediğine, aksine bunun silahlı askeri eylemden Suriye devlet kurumları çatısı altında kapsamlı bir siyasi ve anayasal ortaklığa yönelik resmi bir geçiş olduğuna odaklandı.

SDG ve KDSDÖY kurumlarının lağvedildiğinin duyurulmasıyla birlikte Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Halkla İlişkiler Ofisi Üyesi İbrahim Bıro, ülkenin yeni bir aşamaya girdiğini değerlendirdi. Bıro, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda “Bu aşamanın sona ermesi Kürt sorununun bittiği anlamına gelmiyor, aksine bu durum, sorunu Suriye'nin ulusal çerçevesine geri döndüren ve Kürtlerin ulusal, kültürel ve siyasi haklarını anayasal olarak güvence altına alan siyasi ve hukuki bir sürecin başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.

dsfv
SDG Komutanı Mazlum Abdi, Şam’daki Halk Sarayı’nda yapılacak televizyon konuşması öncesinde salona Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte geldi, 25 Ağustos 2026 (AFP)

Ahmed el-Hilali'nin belirttiğine göre ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’nın uygulanmaya başlanmasından bu yana geçen 6 aylık süre zarfında binlerce SDG unsuru, Savunma Bakanlığı bünyesindeki tugaylara entegre edildi. Hiali, ‘(SDG) saflarındaki yabancı savaşçıların ayrılarak ülkelerine dönmelerinin, dosyanın çözümündeki ulusal rotayı kanıtladığını’ vurgulayarak Haseke’nin kaynaklarının yüzde 100 oranında Suriye devletinin tasarrufuna geçtiğini ve gelirlerinin devlet hazinesine aktarıldığını kaydetti.

Öte yandan Entegrasyon Dosyası Başkanlık Ekibi Üyesi Mustafa Abdi, SDG’nin bazı liderlerinin devlette görev aldığını teyit etti. Mustafa Abdi, North Press ajansına yaptığı açıklamada, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'in de devlet kademelerinde makam sahibi olacağını belirten Abdi, Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Savunma Bakanlığı'nın değil, İçişleri Bakanlığı'nın kadrosuna dahil edileceğini, Kürtçenin müfredatta yer alacağını ve Kürtlerin haklarının güvence altında olduğunu açıkladı.

xdvfdeb
YPJ üyeleri (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Hawar Haber Ajansı, çarşamba günü erken saatlerde geçtiği haberde, YPJ komutanları ile Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab arasında entegrasyon mekanizmalarını görüşmek üzere bir toplantı gerçekleştirilmesinin beklendiğini bildirmişti. 2013 yılında Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde kurulan YPJ, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüne karşı verilen Ayn el-Arab (Kobani) savaşına katılmasının ardından askeri bir güç olarak öne çıkmıştı.

YPJ’nin Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesine yönelik bir öneri bulunuyordu. Ancak Suriye ordusu bünyesinde kadınlara özel bir oluşumun bulunmaması, Şam yönetiminin bu öneriyi kabul etmesinin önüne geçti ve bunun yerine YPJ üyelerinden arzu edenlerin İçişleri Bakanlığı'na entegre edilmesi teklif edildi.

SDG’nin 2015 yılnını ekim ayında ABD öncülüğündeki DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) desteğiyle kurulduğu, bünyesinde Arap, Süryani ve Asuri oluşumların yanı sıra ağırlıklı olarak Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile YPJ’yi barındırdığı biliniyor.