Bakan Koca: 'İnaktif aşının 28 gün arayla iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur'

Bakan Koca: 'İnaktif aşının 28 gün arayla iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur'
TT

Bakan Koca: 'İnaktif aşının 28 gün arayla iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur'

Bakan Koca: 'İnaktif aşının 28 gün arayla iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur'

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Salgının hızının yavaşlamış olması da göz önüne alınarak inaktif aşının 28 gün arayla iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur” dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu Toplantısı sonrası yazılı bir açıklama yaptı. Bakan Koca, bir yılı kesintisiz olarak tüm dünyayı sarsan salgınla mücadele ederek geçirildiğini ve sıkı tedbirlere uyguma günlük yaşantıdan, ihtiyaçlardan sosyal ilişkilerden taviz vererek hayat sürdürme çabası içinde olduğumuzu hatırlattı. Koca, “Hastalıkla mücadele ile geçen bu dönemi geride bırakıp yeni yılla birlikte koruyucu önlemleri uygulamaya geçmenin hazırlığı içindeyiz. Sağlık Çalışanları Yılı olan 2021 yılına sağlık çalışanlarımızı aşılayarak başlayıp koruyucu tedbirlere geçmenin ilk adımını atacağız” dedi.
“Sevkiyat sırasında soğuk zincirin bozulmaması adına gerekli tüm tedbirler alındı”
Tedarikine başlanan inaktif aşının ilk kısmı bugün Türkiye'ye getirilerek Bakanlığa teslim edildiğini aktaran Bakan Koca, “Sevkiyat sırasında soğuk zincirin bozulmaması adına gerekli tüm tedbirler alınmış ve hiçbir sorun yaşanmamıştır. Bu sürecin başarıyla gerçekleştirilmesinde titiz çalışmaları ve zaman tanımaz destekleri için İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Devlet Malzeme Ofisi, Türk Hava Yolları çalışanlarına ve Bakanlığımız personeline teşekkür ederim.
Pekin gümrüğüne soğuk zincirle getirilen aşılar, gerekli işlemler tamamlanıncaya kadar lityum bataryalı soğutucuları olan konteynırlarda saklanmıştır. Bu sayede aşılar, gümrükte muhafaza edildiği süre boyunca hiçbir ısı değişikliğine maruz kalmamıştır. Ülkemize yıllardır temin edilen aşıların çoğu öncelikli kargo statüsünde olan bu tür konteynırlarla transfer edilmektedir” açıklamasında bulundu.

“Rastgele örnek olarak alınan numunelerin TİTCK Laboratuvarlarında analiz süreci başlamıştır”
Aşılardan rastgele örnek olarak alınan numunelerin, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Laboratuvarlarında sevk edilerek analiz süreci başlandığını vurgulayan Koca, “Aşılarımız bu sabah erken saatlerde Esenboğa Havalimanına iniş yapmıştır. Aşılarımız buradan sıcaklık kontrol sistemi, jeneratör ve yedek sistemler bulunan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Aşı ve İlaç Deposuna nakledilmiştir.
Ürünler Bakanlığımızın deposuna geldiğinde bu sıcaklık kayıt edici cihazlar kontrol edilmiş ve sonrasında ürün kabulü yapılmıştır. Aşılardan rastgele örnek olarak alınan numuneler, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Laboratuvarlarına sevk edilerek analiz süreci başlamıştır. Olumlu bulunması durumunda TİTCK tarafından Acil Kullanım Onayı verilecektir. Bu süreçte aşılar, Bakanlığımıza ait iklimlendirme özelliğine sahip özel tasarlanmış araçlarla il depolarına dağıtılacaktır” ifadelerine yer verdi.
Aşılama programı başladığında atılacak adımlar ve aşılamada öncelik sıralaması Bilim Kurulunca belirlendiğini hatırlatan Koca, “Bu stratejinin ilk basamağında yer alan sağlık çalışanları ve huzur evlerinde bulunan kişilerin aşılanmasına ilk olarak başlanacaktır. Bütün Aile Sağlığı merkezleri ile kamu, özel ve üniversite hastanelerimizde aşı yapılması için planlama yapılmış durumdadır” dedi.
Bakan Koca, Bilim Kurulunca Kovid-19 aşılaması ile ilgili uygulamaya yönelik konuları tartıştığını ve hastalık riskini en aza indirecek şekilde bir planlama yapıldığını bildirdi. Sağlık Bakanı Koca, kurallar ile uygulama kılavuzları önümüzdeki günlerde hem sağlık kuruluşlarımıza iletileceğini, ayrıca bilgilendirme amaçlı bir web sayfası ve süreç yönetimi açısından bir mobil uygulama da devreye alınacağını aktardı.

“Aşının 28 gün ara ile iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur”
Aşılama takviminin toplumdaki bağışıklık oranını en üst düzeye, en kısa zamanda ulaşmasını sağlayacak şekilde uygulanması hedeflendiğini ifade eden Bakan Koca şu ifadelere yer verdi:
“Bu nedenle oluşturulan risk sıralamasına göre, vatandaşlarımızın aşılanmasının ülke çapında bir program ile mümkün olan en kısa zamanda tamamlanması hedeflenmektedir. Aşı ile oluşturulan bağışıklık yanıtı ikinci doz uygulaması ile daha da artmaktadır. Salgının hızının yavaşlamış olması da göz önüne alınarak inaktif aşının 28 gün ara ile iki doz olarak yapılması uygun bulunmuştur. İkinci doz aşı yapıldıktan sonraki iki haftayı da kapsayacak şekilde sıkı korunma tedbirlerinin sürdürülmesi önem arz etmektedir.”
Aşının risk yönetim stratejisine uygun olarak hakkaniyetle dağıtılacağını vurgulayan Koca, “Vatandaşlarımız öncelik gruplarına göre kendilerine ayrılan aşıların yapılması kendilerine ulaşan bildirimden sonra Merkezi Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden aile hekimlerinden veya uygun bir kamu yada özel hastaneden randevu alarak aşılarını yaptırabileceklerdir. Aşının güvenli nakil süreci, uygulanması ve kayıt altına alınması dijital sitem üzerinden anlık takip edilecektir. Aşı risk yönetim stratejisine uygun olarak hakkaniyetle dağıtılacaktır” dedi.

“Aşılama önceliğinde Bilim Kurulumuzun belirlediği stratejik plan dışında hiçbir öncelik tanınmayacaktır”
Vatandaşların konumlarına göre risk sıralamasını web sitemizden takip edebileceğini aşı dağıtım ve uygulama sonuçları anlık ve canlı olarak paylaşılacağını aktaran Koca, “Aşılama önceliğinde Bilim Kurulumuzun belirlediği stratejik plan dışında hiçbir öncelik tanınmayacaktır. Aşılama programının başarıyla uygulanması için her bir vatandaşımız da bu stratejiye uygun olarak sırasını beklemelidir. Aşılama programımızın başlaması ile birlikte ülkemizin aşılama konusunda ne kadar tecrübeli ve yetkin olduğuna herkes şahit olacaktır. Halk Sağlığının korunmasında tüm mevcudiyetimizi ortaya koyarak mücadele edeceğimizden emin olabilirsiniz” ifadelerini kullandı.



Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.


Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
TT

Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)

İsrail medyası dün, Güvenlik Kabinesi'nin şu açıklamayı yaptığını bildirdi: "İran'ın İsrail'e zarar verme girişimlerine kararlı bir güçle karşılık vereceğiz."

Jerusalem Post gazetesinin bilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi İran'a, iki taraf arasında yapılacak görüşmede İran heyetinin "somut öneriler" sunmasını beklediğini bildirdi.

İsrail gazetesi, iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Amerikalıların İran'dan nükleer mesele ve diğer konularda "tavizler" vermesini beklediğini ifade etti.

Gazete, İsrail Güvenlik Kabinesinin İran rejiminin verdiği sözleri tutacağına güvenilemeyeceğine inandığını belirtti.

Jerusalem Post, askeri bir kaynağa atıfta bulunarak, “İran rejimi, verdiği sözlere güvenilemeyeceğini defalarca kanıtladı… Eğer İran egemenliğimize tecavüz etmeye veya vatandaşlarımıza zarar vermeye kalkışırsa, sonuçları ağır olacaktır… Kararlı bir güçle karşılık vereceğiz” ifadelerini aktardı.

Kaynak ayrıca, İsrail'in ABD ve İran arasındaki görüşmelerin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve balistik füze programına kısıtlamalar getirmesi konusunda ısrar ettiğini de belirtti.

Jerusalem Post, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail askeri yetkililerinin yakın zamanda ABD'ye İran'ın balistik füze programının varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu, gerekirse İsrail'in Tahran'a karşı tek taraflı olarak harekete geçmeye hazır olduğunu bildirdiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Jerusalem Post’tan aktardığına göre bir güvenlik kaynağı, “İran'ın balistik füzeler konusunda belirlediğimiz kırmızı çizgiyi aşması durumunda tek taraflı olarak karşılık vereceğimizi Amerikalılara bildirdik” dedi. Kaynak, İsrail'in henüz bu noktaya ulaşmadığını ancak İran içindeki gelişmeleri yakından izlediğini belirtti.

Cuma sabahı Maskat, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında dolaylı müzakerelerin bir turuna ev sahipliği yaptı ve iki taraf görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer daha sonra belirlenecek.