Hartum: Sudan-Etiyopya sınır bölgesi tümüyle kontrol altına alındı

Hartum: Sudan-Etiyopya sınır bölgesi tümüyle kontrol altına  alındı
TT

Hartum: Sudan-Etiyopya sınır bölgesi tümüyle kontrol altına alındı

Hartum: Sudan-Etiyopya sınır bölgesi tümüyle kontrol altına  alındı

Sudan, iki ülke arasındaki sınır gerginliğinin sürdüğüne dair raporlara rağmen Etiyopya’nın kontrolünde bulunan el-Fuşga bölgesindeki tüm sınır topraklarını geri alındığını açıkladı. Sudan ayrıca, Etiyopya’yı tüm taraflar için bağlayıcı ve tatmin edici bir anlaşmaya varmadan önce Nahda Barajı’nın doldurulmasının ikinci aşamasına başlamama uyarısı yaptı.
Sudan Dışişleri Bakanı Ömer Kameruddin, 31 Aralık’ta yaptığı basın toplantısında, Sudan ordusunun Etiyopya ile sınır olan topraklarının tamamının kontrolünü ele geçirdiğini açıkladı. Aynı şekilde uluslararası sınırlara yakın alanlarda, iki ülke güçleri arasında gerginlik ve çatışmaların devam ettiği belirtildi. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı’nın Sudan’ı kendisine saldırmakla suçlayan açıklaması hakkında yorum yapmayı reddeden Kameruddin, Etiyopya’dan yapılan açıklamalara aldırış etmeyeceklerini söyleyerek, “Tavrımızı, hükümetimiz ve halkımız adına dile getiriyoruz” dedi.
Kameruddin, hükümetinin, Etiyopya’nın önceki sınır anlaşmalarına ilişkin herhangi bir itirazına yorum yapmadığını da hatırlatarak, Sudan’ın bu ifadeleri çürüten belgelere sahip olduğuna dikkati çekti. Etiyopya’nın Hartum büyükelçisinin, ‘ülkesinin sömürge sınırları olarak nitelediği 1902 sınırlarını tanımadığına’ ilişkin açıklamasına atıf yapan Dışişleri Bakanı, “Etiyopya, birçok belgede sınırları defalarca tanıdı. İki ülke arasındaki sınırlar çizildi. Geriye kalan tek şey sınır işaretlerinin yerleştirilmesini yoğunlaştırmaktır” dedi.
Sudan ordusunun ‘Etiyopyalı milislerin, ülkenin uluslararası sınırları içinde Sudanlı bir kuvveti pusuya düşürdüğünü, üç askerin ve binbaşı rütbesindeki bir subayın öldürüldüğünü ve Sudan ordusunun karşı saldırı ile karşılık verdiğini’ açıklaması sonrasında iki ülke sınırlarındaki gerginlik tırmandı. Ordu, Sudan topraklarının yaklaşık yüzde 80’ini Etiyopyalılardan geri aldıklarını duyurdu.
Öte yandan Ömer Kameruddin, Sudan, Mısır ve Etiyopya arasında ‘Nahda Barajı’ hususundaki müzakereleri ‘karmaşık ve zorlu’ olarak nitelendirdi. Bakan, insanların müzakerelerin bir veya iki yıl içinde sonlanmayacağını beklediklerini ifade etti. Sudan hükümetinin, üç ülke arasında önceden bir anlaşma olmaksızın, Nahda Barajı’nın ikinci dolum aşamasını başlatma yönündeki olası Etiyopya girişimlerini kabul etmediğini belirten Kameruddin, “Sudan’da, Etiyopya’nın başlattığı ilk dolum aşamasına itirazımızı dile getirdik. Etiyopya’nın bir anlaşma imzalanmasını bekleyeceğini umuyorduk. Anlaşma yapılmadan ikinci dolum aşamasının yapılmaması konusunda onları uyarıyoruz, çünkü bu durum kıyıdaş ülkeleri etkileyecektir. Bu nedenle bu eylemi kabul etmiyoruz. Tüm bu protestolardan bize yetecek olan, doldurma ve istihdam konusunda bir anlayışa ulaşılması ve üçüncü ya da son doldurmanın tüm tarafları tatmin edecek bir uluslararası uzlaşı şemsiyesi altında başlamasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Kameruddin, Sudan’ın dış baskı sonucunda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme kararı aldığını yalanladı. Anlaşmanın, Sudan’ın ortak çıkarlarına göre şekillendiğini dile getiren Ömer Kameruddin, “Sudan, normalleşme listesinden kendisine neyin uygun olduğunu seçecek. Bu, ABD’nin dayatmayacağı bir şeydir. Sudan, ellerini dünyadaki tüm dostlarına uzatır, çatışmayı reddeder ve barış için uğraşır” ifadelerini kullandı. Bakan ayrıca, Sudan’ın barışçıl olduğunu ve başkaları için de barış aradığını kaydetti.
Kameruddin, bakanlığın halk devriminden sonra ülkeden kaçan, devrik rejimin sembollerini geri getirmek için de temaslarda bulunduğunu açıkladı. Bu bağlamda ise Bakan, “Adalet Bakanlığı ile geçiş dönemi adaletini tamamlamak ve başka ülkelerde adaletten kaçtıklarını düşünenleri Sudan’da özel suçlamalarla karşı karşıya getirmek için çalışıyoruz” dedi.
Sudan Dışişleri Bakanı Ömer Kameruddin, Darfur Hibrit Operasyonu misyonunun (UNAMID) rolü ve bugünden Mart 2021’e kadar geri çekilmenin başlangıcı için Birleşmiş Milletler’e (BM) teşekkürlerini iletti. Kameruddin, misyonun 12 yıldan fazla bir süredir Sudan’da olması dolayısıyla barış ve barışı koruma faaliyetlerinin devamlılığına yardımcı olduğunu kaydetti.
Sudanlı yetkili, “Bu dönem birçok engelle gölgelendi. Ancak nihayetinde şunu söylüyoruz; Darfur bölgesinde güvenliğin sağlanmasına oldukça yardımcı olan UNAMID’in rolü için BM’ye teşekkür ederiz. Sorumlu bir hükümet olduğumuzu ve sivilleri koruyabildiğimizi söyleyebiliriz. Çünkü bu, dünyanın tüm geleneklerinde devletin sorumluluğundadır” açıklamasında bulundu.
Sudan Egemenlik Konseyi ve aynı zamanda Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı Abdulfettah el-Burhan ise Sudan ordusunun Sudan sınırları yakınında yürüttüğü operasyonları, ‘Sudan’ın uluslararası sınırları içinde açılım ve yeniden konuşlanma’ olarak nitelendirdi.
Burhan, ülkenin bağımsızlığının 65’inci yıldönümü vesilesiyle 31 Aralık’ta Sudan ulusuna yaptığı konuşmada, ülkenin doğu bölgesinde ve Etiyopya sınırlarında yaşananların, ‘Sudan silahlı kuvvetlerinin kendi topraklarına açılması ve yeniden konuşlanması’ olduğunu kaydetti.
Burhan, Sudan’ın, Etiyopyalıların ve Sudan topraklarındaki yandaşlarının ihlallerini diyalog yoluyla ele almaya istekli olduğunu açıkladı.
Abdulfettah el-Burhan, iki ülke arasında, ‘iki halk arasındaki ebedi ve özel ilişkileri ortaya koyan’ ortak mekanizmaların varlığına dikkati çekerken, diyalog ve müzakere yaklaşımının, ‘hak sahiplerinin, haklarına ulaşana kadar’ iki ülkenin ilişkilerinin belirleyicisi olacağını söyledi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.