Rusya, Rakka kırsalındaki gücünü artırdı

Rusya bölgede, Türkiye ile varılan uzlaşı doğrultusunda hareket ediyor.

M4 karayolundaki bir Rus devriyesi.
M4 karayolundaki bir Rus devriyesi.
TT

Rusya, Rakka kırsalındaki gücünü artırdı

M4 karayolundaki bir Rus devriyesi.
M4 karayolundaki bir Rus devriyesi.

Rus güçleri, Türkiye ile birlikte hareket eden Suriyeli muhalif grupların katılımıyla gerçekleştirdiği Ayn İsa’daki askeri operasyonla, yaklaşık bir aydır kapalı olan M4 uluslararası karayolunu açtı. Rakka kırsalındaki Ayn İsa bölgesinden Haseke'nin kuzeybatısındaki Tel Temr kasabasına, oradan Suriye’nin el-Cezire bölgelerine ve ardından Irak ile olan el-Yarubiye Sınır Kapısı’na kadar sivil ve ticari araçların geçişi yeniden başladı.
Rusya’nın Türkiye ile varılan uzlaşı doğrultusunda attığı bu adım, geçtiğimiz yılın sonlarında Rus yetkililerle Türk yetkililer arasında Şerkerak köyü silolarında yapılan görüşmelerden sonra varılan mutabakat sonucunda geldi. Görgü tanıkları, mal ve sivil yüklü onlarca aracın Rus devriyeleri eşliğinde M4 karayolundan geçtiğini bildirdiler.
Diğer yandan Rusya, geçtiğimiz cuma günü Tel es-Semen bölgesindeki bir Rus askeri üssünün bombalı saldırıya uğramasının ardından Rakka’nın kuzey ve batı kırsalındaki asker sayını artırdı. Saldırıyı, Suriye'nin kuzeybatısında faaliyet gösteren, El Kaide’ye  bağlı aşırılık yanlısı Hurras ed-Din (HED)  üstlendi. Bu örgütün bölgedeki ilk saldırısı oldu.
Rusya ve Suriye rejim güçlerinden yetkililer ve subaylar, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Suriyeli muhalif grupların operasyonlarının ardından Ayn İsa'nın akıbeti konusunda nihai bir anlaşmaya varmak amacıyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderleriyle görüşmeler gerçekleştirdiler. Sağlık ekipleri, söz konusu operasyonların Ayn İsa’nın yaklaşık bir kilometre doğusundaki el-Mişrefe ve Cehabil köylerine yönelik gerçekleştirildiğini bildirdiler.
Rus ve rejim güçleri, SDG güçlerinin Ayn İsa ve çevresinden 5 kilometre derinliğe çekilmesini, bölgedeki resmi kurum binalarına Suriye bayrağının asılmasını ve Suriye düzenli ordusuna tamamen teslim edilmesini talep ettiler.
Diğer yandan SDG’ye bağlı Tel Abyad Askeri Konseyi Başkanı Riyad el-Halef, hedeflerinin Suriyeli muhalif grupların M4 uluslararası karayolunu kontrol etmeyi ve Özerk Yönetim bölgelerinin bir birleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlayan operasyonlarına yanıt vermek olduğunu söyledi. Rus güçleriyle nihai bir anlaşmaya varıldığı ve bölgenin Suriye düzenli ordusuna teslim edileceğine dair dolaşan tüm bilgilerin asılsız olduğunu belirten Halef, Türkiye’nin son askeri adımının üzerinden 6 hafta geçtiğini ve kontrol edilen bölgeler konusunda herhangi bir değişikliğin olmadığını kaydetti.
Halef, Suriye ordu güçlerinin bölgeye konuşlandırılması konusuyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Halef, söz konusu konuşlandırmanın temas hatlarındaki bir dizi askeri noktayla sınırlı olduğunu ve Rus güçlerinin üç askeri üs inşa ettiğini belirtti. Halef ayrıca M4 uluslararası karayolu boyunca Rus devriyelerinin gezdiğini aktardı.
Ayn İsa, doğusunda Haseke, Rakka ve Deyrizor, kuzeyde de Halep’i birbirine bağlayan M4 uluslararası karayoluna bakan hayati konumu nedeniyle stratejik öneme sahip. Ayrıca Fırat'ın doğusu ve batısındaki büyük bir yol ağına bağlanıyor. Uluslararası ve bölgesel taraflarca desteklenen tüm taraflar, Halep’in doğu kırsalındaki Ayn el-Arab (Kobani) ve Menbiç şehirlerinin yanı sıra Suriye’nin el-Cezire bölgeleri ile Rakka ve Deyrizor şehirleri arasındaki karayolunu kesmek için bölge üzerinde tam kontrol sağlamaya çalışıyorlar.
Diğer yandan Ayn İsa’da bölgedeki operasyonlar ve Rusya’nın sessizliğini protesto etmek amacıyla Rus askeri üssü önünde yapılan günlük protesto gösterilerine tanık oluyor. Bu arada Türk güçlerinin dün Suriye rejim güçlerinin bulunduğu 93. Tugay karargahını hedef aldığı, herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmadığı öne sürüldü.
Suriye Demokratik Konseyi (SDK) Eş Başkanı İlham Ahmed, Rusya’nın bölgedeki anlaşmayı çözmek için sahip olduğu tek yolun, ‘Özerk Yönetim projesini desteklemesi’ olduğunu bildirdi. Ahmed ayrıca ‘Moskova'nın Suriye topraklarına girerken rejimin hatalarının yükünü taşıdığını’ kaydetti.
Ayn İsa’nın Suriye çatışması haritasında hassas bir konuma sahip olan değişken bir bölgede olduğunu belirten Ahmed sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ayn İsa, Türk ordusu tarafından belirlenebilecek güç dengesinde yeni bir değişikliğe hazırlanıyor. Rusya ve Türkiye dahil üç ayrı nüfuz alanı ve onları takip eden yerel güçler bir araya geliyor.”



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.