Sudan Müfredat Müdürü, Michelangelo’nun tablosu nedeniyle eleştiri oklarının hedefinde

Müfredat Müdürü Ömer el-Karray kendisine yapılan eleştirileri ‘haksızlık’ olarak niteledi. Kurray’ın görevine son verilmesi taleplerine karşın Eğitim Bakanı, Karray'ı görevden alma niyetinde olmadığını açıkladı

Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
TT

Sudan Müfredat Müdürü, Michelangelo’nun tablosu nedeniyle eleştiri oklarının hedefinde

Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray

Sudan’da devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimine bağlı “İslamcılar” ve din adamları, Sudan Müfredatı ve Eğitim Araştırmaları Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray'ı hedef alan, ölümle tehdit etme ve akademin müfredatın yasaklanması talebi noktasına ulaşan kışkırtıcı ve sindirici bir kampanya başlattılar. Tüm bunlara, İtalyan ressam Michelangelo’nun çizdiği bir tablonun Sudan’da ilkokul 6. sınıf kitaplarında kullanılması neden oldu.
Kurray ve destekçileri, söz konusu tablonun sanat tarihinde incelenmeyi hak eden bir aşamayı ifade eden ‘önemli’ ve sadece dini yorumlardan ibaret olmayan bir sanat eseri olduğunu savunurken dini görüşlerine göre hazırladıkları eğitim müfredatına herhangi bir zarar gelmemesi için tabloyu bahane eden Beşir rejiminin destekçileri, tablonun yer aldığı müfredata karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.
Ülkedeki tartışma sosyal medya platformlarındaki çeşitli kampanyalarla birlikte alevlenirken bu kampanyalardan ilki Müfredat Müdürü’nün görevden alınmasına yönelikti. Müfredat Müdürü Kurray, eski Sudan Devlet Başkanı Cafer Numeyri ile Dr. Hasan Turabi liderliğindeki İslami Hareket arasındaki ittifak döneminde idam edilen Mahmud Muhammed Taha'nın ‘cumhuriyetçi düşüncesini’ yaymaya çalışmakla suçlandı. Sosyal medyada ‘Kurray görevden alınsın’ etiketiyle Kurray karşıtı kampanya yürütülürken Kurray destekçileri de karşı bir kampanya başlatarak Sudan'ı yöneten İslamcı rejimi deviren devrimin hedeflerinden birinin ‘İhvancı’ (Müslüman Kardeşlere ait) müfredat yerine yeni bir müfredat yazmak ve devrik rejimin, Sudan’ın hoşgörülü din anlayışına dayatmaya çalıştığı ‘aşırılıkçılığın’ gölgesinden uzaklaştırmak olduğunu vurguladılar.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, eğitim uzmanı Dr. Ömer el-Kurray’ı 17 Ekim 2019’da Sudan Eğitim Bakanlığı'na bağlı Milli Müfredat ve Eğitim Araştırmaları Merkezi Müdür olarak atadı. Kurray, müfredatı yeniden yazmak, geliştirmek ve otuz yıl boyunca Sudan'ı yöneten İslamcıların ortaya çıkardığı müfredatı ‘Müslüman Kardeşler (İhvan) ideolojisi’nden arındırmakla görevlendirildi.
Eğitim ve müfredat alanında zengin bir geçmişe sahip olan Kurray,  Ohio Üniversitesi’nde müfredat bilimi alanında doktora yaptı. Eğitim, kadın ve insan hakları alanında özel danışman olarak yaptığı çalışmaların yanı sıra birçok yerel ve uluslararası kuruluşta ve üniversitede doçent olarak görev aldı.
Müslüman Kardeşlerden ve devrik rejimin destekçilerinden bir kesim, Kurray’ı, eski Sudan Devlet Başkanı Cafer Numeyri döneminde mürted olma (dinden dönme) suçlamasıyla infaz edilen Muhammed Taha’nın ‘cumhuriyetçi’ ideolojisini müfredata sokmaya çalışmakla suçluyorlar. Buna karşın Kurray, müfredatı kendisinin yazmadığını defalarca kez ifade etti. Bu arada Numeyri rejiminin düşüşünden sonra açılan başka bir davada Taha’ya yapılan suçların düşürüldüğünü ve verilen hükmün geçersiz sayılarak hukuki olmayan siyasi nedenlere dayandırıldığını hatırlatmakta fayda var.
Kurray, İlahi yaratılışın somutlaştırılması olarak görülen ‘Adem'in Yaratılışı’ tablosunun ilkokul 6. sınıf tarih kitabında kullanılması nedeniyle haftalardır sert eleştirilere, camilerin ve sosyal medya platformlarının kullanıldığı karalama kampanyalarına maruz kalıyor. Ayrıca Müslüman Kardeşler ve müttefiklerinin, tablonun İslam dinine karşı olduğuna dair düşüncelerini kaleme aldıkları çok sayıda makale de yayımlandı.
Kurray geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki kitabın Avrupa’daki Rönesans dönemindeki sanat tarihini anlatan bir bölüm içerdiğini ve tablonun o önemli tarihi dönemde yapılmış önde gelen sanat eserlerinden biri olduğunu söyledi. Kurray, tablonun kitapta yer almasına karşı başlatılan eleştiri kampanyasının, kendisinin ve ekibinin, belirli bir ‘ideolojiye’ bağlı olmadan değiştirmeye ve modern bir olarak hazırlamaya çalıştıkları müfredat yerine İhvancı müfredatın yürürlükte kalmasını sağlamayı amaçladığını belirtti.
Öte yandan hükümete bağlı olan İslami Fıkıh Meclisi, Kurray ve ekibi tarafından hazırlanan tarih müfredattan ders verilmesini yasaklayan bir fetva yayınladı. Fetvada kitabın, inanç, kültür ve tarihte yanlış bir mesaj ileten içeriğe ve simgelere sahip olmasının yanı sıra İslam dinin terör ve şiddet dini olarak gösterip, Batı medeniyetini ise İslam medeniyetinin üzerinde tasvir ederek İlahi Zat’a çirkin bir hakarette bulunulduğu belirtildi.
Fetva, vaizler, din adamları, Müslüman Kardeşlere bağlı siyasetçiler ve Beşir rejimi destekçileri tarafından, Kurray ve ekibinin hazırladığı müfredatı karalayan kampanyada kullanıldı. Kurray’ı sadakatsizlik ve sapkınlıkla suçlarken görevden alınması ve ekibi tarafından hazırlanan müfredatın iptal edilmesini talep ettiler. Ayrıca yeni müfredatı,‘cumhuriyetçi düşünceyi’ yayma çabası olarak tanımladılar.
Öte yandan Kurray, kendisini tekfir etmekle ve öldürülmesi için insanları kışkırtmakla suçladığı Müslüman Kardeşlere bağlı Mescid-i el-Kebir Hatibi Kemal Rızk ve Fethu'l-İslam Topluluğu Hatibi Muhammed el-Emin İsmail hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
Kurray ayrıca kendisini hedef alan karalama kampanyasına rağmen görevinde kalacağını ve istifa etmeyeceğini söyledi.  Kendisine yönelik saldırıların gözünü korkutmayacağını vurgulayan Kurray, ancak Başbakan’ın kendisini görev alması halinde istifa edebileceğini veya yeni müfredatta bir değişikliğe gidilebileceğini söyledi.
Kendisine karşı yürütülen kampanyayı, ‘dürüst olmayan ve onursuz düşmanlar’ tarafından yapılan bir ‘haksızlık’ olarak nitelendirdi. Sudan resmi haber ajansı SUNA’nın haberine göre Kurray, “Adem'in Yaratılışı” tablosu öğretilmesi veya açıklanması için kitapta yer almadı. Daha ziyade beraberindeki bir çok sanat eseri örneği ile birlikte kitapta yer aldı. Tablo, Sudan müfredatında ilk kez yer almıyor. İslam Üniversitesi'nde okutulan sanat tarihi müfredatında da kimse tarafından eleştirilmeden yer alıyor ve bu müfredat okutuluyor” ifadelerini kullandı.
SUNA’nın haberine göre İslami Fıkıh Meclisi’nin müfredat çalışmalarına karışmasını eleştiren Kurray, müfredata onaylayan organın İslami Fıkıh Meclisi değil, Milli Müfredat Merkezi olduğunu vurguladı.
Öte yandan Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey'in (SPLM-N) Genel Sekreteri Yasir Arman Twitter hesabından paylaştığı tweette, “Kurray’a yönelik saldırı, birkaç nadir istisna dışında karşı-devrim tarafından yönetiliyor. Müfredat konusu, önceki rejimin sabotajlarından etkilendi. Tüm uzmanların katıldığı bir konferansa ve geniş kapsamlı bir diyaloga ihtiyaç var. Sudan Eğitim Bakanı Muhammed el Emin el-Tum, her zamanki cesaretiyle, Kurray’ı görevden almayı reddetti” yazdı.
Şarku’l Avsat’ın hükmet kaynaklarından edindiği bilgilere göre Kurray, ‘tablo’ tartışmasıyla hiçbir ilgisi olmayan nedenlerden ötürü görevden ayrılmaya niyetli. Bu niyetini ise görevinin doğasına aykırı olarak, medyada sık sık görünmesine müfredatla ilgisi olmayan tartışmalı konularda yer almasına bağlıyor. Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan aynı kaynaklar, Sudan Eğitim Bakanı Tum’un, Kurray’ı görevden alma niyetinde olmadığını belirttiler.
Tüm bu tartışmalara yol açan, dünyanın en büyük sanat hazinelerinden biri olan ‘Adem'in Yaratılışı’adlı tablo, Vatikan'daki Sistine Şapeli'nin tavanındaki freskler arasında yer alıyor. Sanat eleştirmenleri tabloyu, ‘tanrının tasvir edildiği bölümün insan beyni-aklı olarak çizilmiş doğru bir anatomik görüntü’ olarak yorumluyorlar. Ayrıca beynin iç anatomik oluşumunu somutlaştırdığını ve ‘Adem’i temsil eden adama dokunmadan uzanan ‘Tanrı'nın elini’ ona canlılık ileten bir beyin sinyali gibi göründüğünü söylüyorlar.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.