Libya Ulusal Ordusu’ndan Sebha’da Türkiye tarafından desteklenen UMH’ye bağlı sabotaj unsurlarına karşı operasyon başlattı

UMH, LUO’yu ateşkesi ihlal etmekle suçluyor

Güney Libya'daki bazı şehirlerin güvenliğini sağlayan Ulusal Ordu devriyeleri (Orduya bağlı askeri medya şubesi)
Güney Libya'daki bazı şehirlerin güvenliğini sağlayan Ulusal Ordu devriyeleri (Orduya bağlı askeri medya şubesi)
TT

Libya Ulusal Ordusu’ndan Sebha’da Türkiye tarafından desteklenen UMH’ye bağlı sabotaj unsurlarına karşı operasyon başlattı

Güney Libya'daki bazı şehirlerin güvenliğini sağlayan Ulusal Ordu devriyeleri (Orduya bağlı askeri medya şubesi)
Güney Libya'daki bazı şehirlerin güvenliğini sağlayan Ulusal Ordu devriyeleri (Orduya bağlı askeri medya şubesi)

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), stratejik Sirte şehrindeki vaziyete dair çelişkili mesajlar göndermeye devam ediyor. Diğer yandan Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ise ülkenin güneydeki en büyük şehri Sebha'da Türkiye tarafından desteklenen UMH’ye bağlı “sabotaj unsurlarına” karşı operasyon başlattığını ilan etti.
Ulusal Ordusu Sözcüsü Ahmed el-Mismari, LUO’ya bağlı Sebha askeri bölge komutanının “Sebha ve çevresinde güvenlik ve istikrarı baltalamak isteyen herkesi” tehdit ettiğini aktardı. Bölge birimlerinin “sözde Başkanlık Konseyi’nin sabotaj unsurlarını izlerken” kendi deyimiyle ‘aşırılık ve suç eylemlerinden kalan kalıntılarla’ karşı karşıya geldiğine de dikkat çekti. Bu unsurların, emirleri Müslüman Kardeşler ve tekfirci çeteleri destekleme operasyonlarına öncülük eden Türkiye’den aldığını söyleyen Mismari, “Malumatların kapsamlıca ele alınması ardından, yabancı paralı askerleri görevlendiren bu unsurların başta Sebha olmak üzere Güney Libya'daki güvenlik ve istikrarı bozmak için Trablus'tan para aldıkları doğrulandı” ifadelerine başvurdu. Aynı zamanda Facebook hesabında, LUO’nun Sebha’yı güvence altına almak için yürüttüğü operasyon görüntülerini yayınladı. LUO'ya bağlı Ahlaki Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub ise Türkiye'yi Libya'da süregelen istikrarsızlığa paydaş olmakla suçlayarak şehirdeki militan hücrelere ağır darbeler indirildiğini bildirdi. Bununla birlikte, LUO kuvvetlerinin paralı askerlerin hareketliliğini izledikten sonra güney bölgelerini tamamen güvence altına almak için çalışacağını da belirtti.
UMH'ye bağlı Sirte ve Cufra Ortak Operasyon Odası Sözcüsü Abdulhadi Dara, dün yaptığı açıklamada, LUO’yu ateşkesi ihlal etmekle suçladı. UMH güçlerinin dün LUO’nun Buhari bölgesi ve Sirte'nin batısındaki hareketliliğini yakından izlediğini de bildirdi.
UMH’ye bağlı İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Ortak Askeri Komite toplantılarına katılan UMH heyeti ile dün yapılan görüşme sonrasındaki açıklamasında, sahil yolu güvenliğini sağlamak için ortak bir güvenlik gücü oluşturulduğunu, bu gücün görevini gerçekleştirmesi için ihtiyaç duyduğu tüm imkanlarla donatıldığını duyurdu. Güvenlik Operasyonları Genel İdaresi Müdürü Ali en-Nuveysiri’nin de katıldığı toplantıda, yolu açma yönünde düzenlemelerin, kapatılmasıyla ilgili tüm sorunlara dair çözümlerin görüşüldüğünü de ekledi.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, dün akşam kendisiyle görüşen Askeri Komite heyetinden siyasi ve askeri gidişat arasında uyum sağlanması talebinde bulunmuştu. Aynı zamanda askeri komitenin görevlerini gerektiği gibi yerine getirmesine yardımcı olma yönündeki mevcut tüm yetenekleri desteklemek için UMH hükümetinin Başkanlık Konseyi ve ilgili makamlarla iletişim kurma niyetini dile getirdi. Konseydeki diyalog komitesi ve Askeri Komite’nin ulusal çıkarlara hizmet eden, ülke güvenliğine ve askeri istikrarına katkıda bulunan olumlu sonuçlara ulaşma yolunda kalıcı istişarelerine ilişkin anlaşmadan bahseden Mişri, ikinci bir tarafın herhangi bir ihlaliyle mücadeleye daima hazırlıklı olma durumunun da dikkate alındığına değindi.  

Mişri: Katar ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasından memnunuz
Katar ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasını memnuniyetle karşılayan Mişri, kapsamlı bir Körfez uzlaşmasının Birleşmiş Milletler'in (BM) Libya'daki çatışmayı siyasi çözüme ulaştırma çabalarına katkı sağlayacağı umudunu dile getirdi.
BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams, Libya Siyasi Diyalog Forumunun 18 üyeden oluşan Danışma Komitesi’nin ilk toplantısında yaptığı açıklamada, Libya'da barışın sağlanması yönünde uluslararası toplumdan açık destek geldiğini vurguladı. Williams, dün akşam yaptığı açıklamada, “Belki de uzun sürmeyecek bu fırsattan yararlanmalı, bunu tek bir yürütme otoritesinin kurulmasını hızlandırmak için kullanmalı, Libya halkının arzularını gerçekleştirmek için birlikte çalışmalıyız” ifadelerine başvurdu.
Williams, video konferans yoluyla oturumda yaptığı açıklamada, ulusal seçimlere yönelik anayasal düzenlemelere dair, Kasım ayı ortalarında forum üyeleri tarafından onaylanan yol haritasının uygulanmasını kolaylaştırmayı hedefleyen birçok seçenek dahil olmak üzere bir dizi öneriden bahsetti. BM misyonundaki seçim ekibinin, üzerinde anlaşılan tarihte (24 Aralık) ulusal seçimlerin yapılması için anayasal düzenlemelere ilişkin gerekli sıraya ve zamansal işaretlere ışık tuttuğuna dikkat çeken Williams, katılımcıların bu hafta sonu tartışmalara yeniden başlamayı kabul ettiklerine de değindi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.