Rusya devreye girdi, SDG ile rejim güçleri arasındaki gerginliğin ardından Kamışlı’da sükunet hakim

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kent merkezinde yer alan Suriye rejim lideri Beşşar Esed’in kardeşi Basil Esed’in bronz heykeli (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kent merkezinde yer alan Suriye rejim lideri Beşşar Esed’in kardeşi Basil Esed’in bronz heykeli (Şarku’l Avsat)
TT

Rusya devreye girdi, SDG ile rejim güçleri arasındaki gerginliğin ardından Kamışlı’da sükunet hakim

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kent merkezinde yer alan Suriye rejim lideri Beşşar Esed’in kardeşi Basil Esed’in bronz heykeli (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kent merkezinde yer alan Suriye rejim lideri Beşşar Esed’in kardeşi Basil Esed’in bronz heykeli (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetine bağlı Kamışlı kentinde, Suriye rejim lideri Beşşar Esed’e bağlı düzenli ordu birlikleri ile Kürt Özerk Yönetimi’ne bağlı Asayiş güvenlik güçleri arasında yaşanan gerginliğin ve çatışmaların ardından dün sabahın ilk saatlerinden bu yana temkinli bir sükunet ortamı hakim. Çatışmalarda 4 rejim unsuru yaralandı ve onlarca kişi tutuklandı. Haseke’deki Havalimanı’nda konuşlanan Rus güçlerinin hemen olaya müdahale etmesi sonucu iki taraf, tutuklanan kişilerin tamamının serbest bırakılması ve askeri gerilime son verilmesi hususunda anlaşmaya vardı.
Suriye’nin kuzeydoğusunda yer alan Kamışlı kentinde yıllardır farklı hakimiyet alanları bulunuyor. Zira rejim güçleri kentin dörtte birinde askeri varlık gösteriyor. Rejime bağlı güvenlik güçleri, kentin çarşısından başlayarak Vahdet Caddesi’ne kadar uzanan bölgenin yanı sıra kentin güneyinde vilayetin tek havalimanı olan ve vilayet ile Suriye’nin geri kalan şehirleri arasındaki ulaşım kapısı kabul edilen Kamışlı Havalimanı’nda kontrolü elinde tutuyor.
Bölge sakinlerinin aktardığına göre, rejime bağlı Ulusal Savunma unsurları ile Asayiş güçleri arasında karşılıklı tutuklamaların yapılması nedeniyle iki taraf arasında pazartesi günü başlayan gerginlik ertesi gün de devam etti. Edinilen bilgilere göre, Kamışlı’nın Kadur Bek Mahallesi, Yeni Köprü ve kentin batı bölgesi ile Havalimanı çevresi, askeri güçlerin yoğun bir şekilde konuşlanmasına sahne oldu. Bu bölgeler, çatışmalı yerel grupları birbirinden ayıran sınır ve temas noktaları olarak kabul ediliyor.
Kamışlı’da bir pastanede çalışan 45 yaşındaki Esat, gerginliğin tüm kenti kuşattığını, mahalle ve caddelerin kapatıldığını ve normal olmayan bir askeri yoğunluğa şahit olduğunu belirtti. Esat, “Çarşının göbeğindeki çoğu merkezi cadde kapatıldı. Güvenlik güçleri, sivillerden ve halktan, gerginlik halinin devam etmesi sebebiyle çok acil durumlar dışında çarşı merkezine gitmemelerini talep etti” dedi.
Özerk Yönetim’den üst düzey güvenlik kaynakları, gerginliğin, Suriye rejiminin Kürt güvenlik güçlerine bağlı unsurları tutuklamasından kaynaklandığını belirterek, rejimin, tutuklanan kişilerin serbest bırakılması için yapılan arabuluculuk girişimlerini reddetmesi üzerine Kürt güçlerinin de Ulusal Savunma unsurlarını tutukladığını aktardı.
Rus askeri polisleri, farklı askeri güçlerin bulunduğu bu kentte gerginliğe son vermek amacıyla daha önce defalarca müdahalede bulundu. Aralık 2020’nin son haftasında Asayiş ve rejim güçlerinin karşılıklı tutuklamalarda bulunması nedeniyle gerginlik yeniden tırmanmıştı. Fakat Moskova, iki tarafın tutukladığı tüm kişilerin serbest bırakılmasını sağlamayı başardı. Zira o hafta, Kamışlı Havalimanı’nda görev yapan Genel Hava Kuvvetleri İstihbarat Servisi mensubu ve tuğgeneral rütbesi taşıyan üst düzey 3 askeri yetkilinin tutuklanmasının ardından, rejim misilleme olarak sivillerin yanı sıra ‘Kürt Özerk Yönetim kurumlarına mensup olmak’ ve ‘hükümetin zorunlu hizmet görevini yerine getirmemek’ suçlamasıyla Özerk Yönetim’e çalışan bazı memurları tutuklamıştı. İki tarafın bu hamlelerinin ardından Kamışlı’nın mahalle ve sokaklarında gerginlik hakim olmuştu. Rusya’nın müdahalesi sonucu iki taraf da tutukladığı kişileri serbest bırakmıştı.
Son olarak pazartesi başlayan gerginliğin ardından iki tarafın askeri güçleri, Havalimanı’na giden kavşakta ve Et-Tay ile Halku mahallelerinin girişlerinde konuşlandı. Rejim güçleri kentte kontrol ettiği bölgelerin temas noktalarına güvenlik noktaları kurdu. Kent sakinlerine, bu güvenlik noktalarından uzak durulması ve pencerelere yaklaşılmaması yönünde uyarılar yapıldı. Sağlık kaynakları, güvenlik alarmı ve çatışmalar sonucu rejim güçlerine bağlı 4 unsurun yaralandığını bildirdi.
Rejimin kontrolündeki bölgelerde yaşayan 40 yaşındaki Zeynep, “Biz, devlet içindeki devlette yaşıyoruz. Dörtte birlik alan formalite olarak rejime bağlı ancak gerçekte her şeyi yöneten Özerk Yönetim. Doğrusu bizi kimin yönettiğini, Kamışlı’nın çoğu sakini gibi ben de bilmiyorum” diye konuştu.
Kamışlı kenti hakimiyet açısından, çatışmalı uluslararası ve yerel askeri grupları tarafından bölüşülmüş durumda. Zira Kürt ve Arap unsurlardan oluşan ve Washington’un desteklediği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kentin büyük bölümünü ve ticaret merkezini kontrol ederken, devlet dairelerini de karargah olarak kullanıyor. Moskova’nın desteklediği Ulusal Savunma güçlerinin de aralarında bulunduğu düzenli ordu birlikleri ise kentin dörtte birini, Kamışlı Havalimanı’nı ve 137’nci Alay’ı kontrol ediyor. Süryani Sutoro Güçleri, Kamışlı şehir merkezinde Hristiyanların yaşadığı mahallelerin güvenliğini sağlıyor. Bu milis gücünün bir bölümü Kürtlere, diğer bölümü rejime bağlı.
Kamışlı’da bir fast food restoranı işleten 31 yaşındaki Danny, Rusların müdahalesine rağmen kentteki gerginliğin birkaç gündür devam ettiğini söyledi. Kentin farklı hakimiyet alanlarına bölünmesi sebebiyle anlaşmazlıkların hemen çarşı merkezine yansıdığını söyleyen Danny, “Güvenlik noktalarındaki unsurların arttığını ve yeni noktaların kurulduğunu gözlemliyoruz. Tüm askeri güçlerin alarm halinde olduğunu görüyoruz” dedi.
Kentte faaliyet gösteren her bir askeri grubun, hakimiyet alanlarını toprak bariyerler ve kurduğu arama noktaları ile işaretlediği, sivillerin bir mahalleden diğerine ikametgah belgeleri incelenmeden veya üst araması yapılmadan kolaylıkla gidebildikleri, Özerk Yönetim’e ait plaka kullanan şahsi araçların rejim bölgelerine veya Sutoro güçlerinin kontrolündeki sokaklara girerken ciddi baskılarla karşılaşmadığı öğrenildi. Buna karşılık rejim unsurları ve askeri araçlarının kentin geri kalanında özgürce dolaşabildiği belirtiliyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.