Dünyanın konuştuğu bizon adamın portresi: Kongre baskınının sembolü "QAnon Şamanı" kimdir?

Sıradışı görüntüsüyle kameralara yansıyan genci bu halde gören okul arkadaşları tanıyamadı (AFP-Andy Johnstone/Daily Mail)
Sıradışı görüntüsüyle kameralara yansıyan genci bu halde gören okul arkadaşları tanıyamadı (AFP-Andy Johnstone/Daily Mail)
TT

Dünyanın konuştuğu bizon adamın portresi: Kongre baskınının sembolü "QAnon Şamanı" kimdir?

Sıradışı görüntüsüyle kameralara yansıyan genci bu halde gören okul arkadaşları tanıyamadı (AFP-Andy Johnstone/Daily Mail)
Sıradışı görüntüsüyle kameralara yansıyan genci bu halde gören okul arkadaşları tanıyamadı (AFP-Andy Johnstone/Daily Mail)

Tepesinde boynuzlar bulunan kürklü bir şapka takmış, dövmeli ve yüzü Amerikan bayrağı desenine boyalı halde kameralara yansıyan Jake Angeli Chansley, Donald Trump taraftarlarının 6 Ocak ABD Kongresi baskını denince akla ilk gelen simalardan biri oldu.
Çıkan olayların ardından gözaltına alınan "QAnon Şamanı" lakaplı Chansley'nin geçmişine dair kapsamlı bir profil çıkaran Daily Mail, 33 yaşındaki Trump destekçisinden "başarısız bir aktör, komplo teorileri yayan, sarmal işaretleri FBI pedofil kodu olarak yorumlayan ve annesiyle birlikte yaşayan biri" diye bahsetti.
Chansley'nin komşularıysa, gencin işsiz olduğunu, yaşadıkları semtte şaman tarzı boynuzlu kıyafetlerle dolandığını ve annesinin evinin çatısında tuhaf bir şekilde dans ettiğini anlattı.
Aşırı sağcı Trump taraftarı, Arizona eyaletinde düzenlenen birçok eylemde boy göstermiş, Temmuz 2020'de katıldığı bir protestoda koronavirüsün "küresel bir propaganda aldatmacası" olduğuna dair atıp tutmuştu.
Eylül 2020'deyse çocuk istismarcıları hakkında konuştuğu bir eyleme öncülük etmiş, banyoların yakınlarında görülen sarmal işaretlerin "esasında FBI pedofil kodu" olduğunu bile iddia etmişti.
Chansley başkanlık seçimlerinin hemen ardından 5 Kasım'da Maricopa bölgesinde oyların işlendiği merkezin önünde toplanıp "Hırsızlığa son" sloganları atan Trump yanlısı kalabalıkta da yer almıştı.

Lisede matematik kulübündeydi
2005 Moon Valley Lisesi mezunu Chansley'nin yıllık görüntülerini de paylaşan Daily Mail, gencin okulun münazara ekibinde olduğunu ve matematik kulübünde yer aldığını aktardı.
Arkadaşlarıysa Chansley'nin liseden sonra büyük ölçüde değiştiğini söylerken, Chris Trubl adlı genç, okul arkadaşının 6 Ocak'ta Kongre Binası'nda yaptıklarının "delilik" olduğunu belirtti.
Trubl, "Okuldan ayrılalı 15 sene oldu ve o çok değişti. Son birkaç yıldır görmemiştim, Kongre Binası'nda öyle gördüğümde tanıyamadım. Okuldan insanların sosyal medya paylaşımlarını görünce o olduğunu anladım" dedi.

(Andy Johnstone/Daily Mail)
Chansley'nin okuldan ayrıldıktan sonra yaptığı ilk iş ismini değiştirmek olmuştu. Ağustos 2005'te annesinin kızlık soyadı Angeli'nin dışında üvey babası Glen'in soyadını almak için harekete geçti; başvuru formunda da "Soyadımın üvey babamın, yani babamın adının olmasını istiyorum. Küçükken üvey babam tarafından yasal olarak evlat edinmedim" diye yazmıştı. Şu an iki soyadını da kullanan Chansley, başarısız olduğu aktörlük deneyimlerinde Angeli'yi kullanmayı tercih ediyordu.

Oyunculuğa dair iddialı sözler
Chansley'nin adı, Backstage adlı film endüstrisi sitesinde yer alan bir profilde, 2018'de yerel yardım kuruluşu Free Arts of Arizona tarafından dezavantajlı çocuklar için düzenlenen bir tiyatro kampında gönüllü olmak şeklinde yalnızca bir projede geçiyor.

(Backstage)
Eğitimle ilgili kısımdaysa Chansley kendisinden şöyle bahsediyor:
"Ben çok yetenekli bir aktör, seslendirme sanatçısı ve şarkıcıyım. 30'dan fazla farklı ses ve çok sayıda farklı aksan icra edebiliyorum… Ayrıca karakterlere hayat verme ve duyguları insanların büyülenmesini sağlayacak şekilde ifade etmede çok yetenekliyim… Her zaman yeteneklerimi artırıyorum ve tekniklerimi yaptığım işin en iyisi olacak şekilde geliştiriyorum."
Bununla birlikte Chansley'nin geçen yıl izlediği başlıca yolun, protestolara katılmak ve koronavirüs tedbirlerine karşı çıkmak için düzenlenen eylemlerde başı çekmek olduğu görülüyor.
Gencin Twitter paylaşımlarını komplo teorilerine dair videolar işgal ederken, Chansley'nin son iletilerinde 6 Ocak'taki Kongre Binası yürüyüşüne katılma planlarından bahsettiği anlaşılıyor.
O sıralar Washington DC polisi tarafından suçlanmak ve tutuklanmaktan korkmadığını da söyleyen Chansley'yi şimdilerdeyse tüm kanıtlarıyla dünyanın gördüğü suçları nedeniyle 10 yıla kadar hapis cezası ihtimali bekliyor.
Independent Türkçe, Daily Mail



Analiz: Trump, şimdiye kadarki ‘en endişe verici destek oranlarıyla’ karşı karşıya

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Analiz: Trump, şimdiye kadarki ‘en endişe verici destek oranlarıyla’ karşı karşıya

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, ekonomik sorunların seçmen gündemini giderek daha fazla meşgul ettiği bir dönemde, özellikle uzun yıllardır siyasi desteğinin temelini oluşturan konularda benzeri görülmemiş bir popülarite düşüşüyle karşı karşıya. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti içindeki çevrelerde artan endişelere yol açarken, olası etkilerine dair uyarılar yükseliyor.

Önde gelen anket analistlerinden Harry Enten, Trump’ın ve Cumhuriyetçi Parti’nin karşı karşıya olduğu durumu ‘tehlikeli bir gösterge’ olarak nitelendirdi. Yahoo/YouGov anketlerine göre, Trump’ın ekonomi ve yaşam maliyetleri konusundaki popülaritesi, şimdiye kadarki en düşük seviyelerine geriledi; düşüşün şiddeti ise dikkat çekici boyutta.

Enten, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Trump ve Cumhuriyetçi Parti için gördüğüm en tehlikeli gösterge bu…” ifadesini kullandı. Enten, uyarılarını sürdürerek, “Temsilciler Meclisi’ne veda, belki de Senato’ya da… Çünkü bu rakamlarla kazanamayacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.

Bu gerileme neden önemli?

Donald Trump’ın popülaritesindeki düşüş yalnızca rakamların azalmasıyla sınırlı değil; bu düşüşün niteliği, nedenleri ve süresi de önem taşıyor. Son anketler, Trump’ın ekonomi ve yaşam maliyetleri konusundaki onay oranlarının tarihinin en düşük seviyelerine gerilediğini ortaya koyuyor; bu iki alan, uzun süredir destek tabanını güçlendirmede kritik rol oynuyordu.

Yahoo/YouGov tarafından yapılan güncel bir ankete göre, Trump’ın ekonomi konusundaki net onay oranı -29’a düştü; bu, başkanlık döneminde Kovid-19 salgınının zirvesiyle karşılaştırıldığında bile en düşük seviyeyi temsil ediyor.

Veriler ayrıca, katılımcıların yalnızca yüzde 26’sının yaşam maliyetleri konusundaki performansından memnun olduğunu, yüzde 67’sinin ise memnuniyetsizliğini ifade ettiğini gösteriyor; bu oran, bu alanda kaydedilen en düşük seviye olarak dikkat çekiyor.

Genel değerlendirmede ise Trump’ın onay oranı yüzde 38, memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 59 olarak ölçüldü. Bu veriler, ekonomik kaygıların halkın görüşünü şekillendirmeye devam ettiğini ve enflasyon ile yükselen yakıt fiyatlarının seçmenler için öncelikli endişeler arasında yer aldığını ortaya koyuyor.

Uzun vadede endişe verici göstergeler

Anket uzmanları, Donald Trump’ın düşüşünün sadece geçici olmadığını, olumsuz rakamların sürekliliğinin özellikle endişe verici olduğunu belirtiyor. Belirli olaylara bağlı geçici düşüşlerin aksine, Trump’ın performansı göç, dış politika ve enflasyon gibi birçok alanda sürekli bir gerileme eğilimi sergiliyor.

Enten’in derlediği veriler, Trump’ın aylardır net olumsuz değerlendirmeler aldığını ve bunun geçici dalgalanmalardan ziyade destek seviyesinde yapısal bir zayıflığı işaret ettiğini ortaya koyuyor.

Trump ise bu düşüşü küçümseyerek, anketlere fazla önem vermediğini ve bunun yerine kendi değerlendirdiği ‘doğru kararlara’ odaklandığını ifade etti.

Siyasi açıdan, düşük ve sürekli onay oranları, Cumhuriyetçi Parti’nin 2026 ara seçimlerindeki stratejisini zorlaştırabilir. Bu durum, partinin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’daki etkinliğini sürdürme şansını olumsuz etkileyebilir.


İran savaşı nedeniyle İsviçre, ABD'ye silah ihracatını askıya aldı

15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
TT

İran savaşı nedeniyle İsviçre, ABD'ye silah ihracatını askıya aldı

15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)

İsviçre bugün yaptığı açıklamada, İran'a yönelik devam eden saldırılar nedeniyle tarafsızlığını gerekçe göstererek, şirketlere ABD'ye silah ihracatı için lisans vermeyeceğini duyurdu.

Hükümet, "İran ile uluslararası silahlı çatışma içinde olan ülkelere askeri teçhizat ihracatına, çatışma süresince izin verilemez" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "ABD'ye askeri teçhizat ihracatı şu anda yasak" diye belirtildi.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra, İsrail bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu durum, ABD-İsrail çatışmasının tırmanmasıyla birlikte yaşandı.


İran savaşı: “Netanyahu istediğini alırken, Trump’ı zor kararlar bekliyor”

Trump ve Netanyahu'nun savaşın başından beri her gün telefonda görüştüğü basına yansımıştı (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun savaşın başından beri her gün telefonda görüştüğü basına yansımıştı (Reuters)
TT

İran savaşı: “Netanyahu istediğini alırken, Trump’ı zor kararlar bekliyor”

Trump ve Netanyahu'nun savaşın başından beri her gün telefonda görüştüğü basına yansımıştı (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun savaşın başından beri her gün telefonda görüştüğü basına yansımıştı (Reuters)

İran savaşının gidişatı İsrail lideri Binyamin Netanyahu'yu güçlendirirken, ABD Başkanı Donald Trump ve Körfez'deki müttefiklerine zarar veriyor.

Reuters'ın analizine göre Netanyahu açısından bu savaş, İsrail'in siyasi haritasını kendi istediği şekilde yeniden çizmesine olanak sağladı. Dikkatleri Gazze işgalinden uzaklaştırıp, güvenlik alanında başarılı görüldüğü İran'a yöneltti.

Trump içinse durum tam tersi oldu. İsrail'le 28 Şubat'ta ortak başlattığı askeri harekat, Cumhuriyetçi lideri kolayca çıkamayacağı bir çatışmanın içine hapsetti. Ayrıca İran'ın misillemelerinin hedefi olan Körfez'deki müttefikleri için de güvenlik riski ve ekonomik sorunlar yarattı.

Washington'ın eski Ortadoğu müzakerecisi Aaron David Miller şu yorumları paylaşıyor:

Burada kazanan ve kaybeden taraf net. Netanyahu açık ara en büyük kazanan. İsrail'in askeri yetkinliğini kanıtladı. Körfez ülkeleri ise açık ara en büyük kaybedenler oldu.

İran uzmanı Karim Sadjadpour ise Trump'ın İran çatışmalarını Venezuela'ya ocak ayında düzenlediği baskın gibi hızlı şekilde sonlandırabileceğini umduğunu fakat Tahran yönetiminin, onun öngördüğünden çok daha dirençli çıktığını vurguluyor.

Analistlere göre Trump'ın önünde üç kötü seçenek var: Saldırıları uzatabilir, zafer ilan edip Tahran'ın geri adım atmasını umabilir ya da gerilimi ciddi şekilde tırmandırmayı tercih edebilir. Ancak bunların hiçbirinin Beyaz Saray'a net bir çıkış yolu sunmadığı yazılıyor.

İran'ın Hürmüz Boğazını kapatması ve Körfez ülkelerindeki rafinerilere saldırmasıyla enerji piyasaları da alt üst oldu. İsrail'in bu durumdan ABD veya Körfez ülkeleri kadar kötü etkilenmediğine dikkat çekiliyor.

Netanyahu'nun "tam zafer" söylemiyle savaşı uzatmak isteyeceği ancak bunun Beyaz Saray'a ve Ortadoğu'daki müttefiklerine çok daha pahalıya mal olacağı vurgulanıyor.

CNN'in analizinde, bu sebepten dolayı Netanyahu ve Trump arasında ihtilaf yaşanabileceğine işaret ediliyor.

İsrail ordusu, İran'ın güneyindeki Pars doğalgaz sahasına bağlı rafinelere 18 Mart'ta saldırı düzenlemişti. Netanyahu saldırıyı kendi kararlarıyla yaptıklarını savunurken, Trump da saldırıdan önceden haberi olmadığını öne sürmüştü. Ayrıca Netanyahu'yu bir daha böyle bir hamle yapmaması için uyardığını söylemişti.

Ancak kimliğinin açıklanmaması şartıyla CNN'e konuşan bir kaynak, Washington'ın saldırıdan önce bilgilendirildiğini savunmuştu.

Analizde, Trump yönetiminin bu tür açıklamalarla savaşta gerginliğin tırmanmasının asıl sorumlusunun İsrail olduğuna dair bir anlatı oluşturmaya çalıştığı yorumu da yapılıyor.

Independent Türkçe, CNN, Reuters