Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak: Irak bu hafta erken seçimin akıbetiyle ilgili yoğun bir siyasi tempoya tanık olacak

Aktivistler dün Nasıriye’deki bir sokağı lastik yakarak trafiğe kapattı (Nasıriye Haber Ağı)
Aktivistler dün Nasıriye’deki bir sokağı lastik yakarak trafiğe kapattı (Nasıriye Haber Ağı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak: Irak bu hafta erken seçimin akıbetiyle ilgili yoğun bir siyasi tempoya tanık olacak

Aktivistler dün Nasıriye’deki bir sokağı lastik yakarak trafiğe kapattı (Nasıriye Haber Ağı)
Aktivistler dün Nasıriye’deki bir sokağı lastik yakarak trafiğe kapattı (Nasıriye Haber Ağı)

Erken seçimlerin akıbetinin netleştirilmesi amacıyla Irak’taki siyasi partiler ve parti liderleri arasında bu hafta içinde yoğun toplantılar ve görüşmeler düzenlenecek. Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi daha önce erken seçim tarihini 6 Haziran olarak ilan etmişti. Siyasi gruplar, söz konusu tarihe açıktan itiraz etmemekle birlikte, kulis arkasında dolaşan bilgiler, seçimlerin bu tarihte yapılmasının artık zorlaştığına işaret ediyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey siyasi kaynak, şunları kaydetti:
“Bu hafta, Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in öncülük edeceği, Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği Başkanı’nın yanı sıra ülkedeki siyasi liderlerin katılacağı önemli bir tempoya tanık olacak. Siyasi liderlerle görüşmenin amacı, özellikle bir dizi ihtilafların ve krizlerin olduğu bu ortamda erken seçimlere yönelik nihai tavrı netleştirmektir. Görüşmelerde, Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği’nden, hükümetin belirlediği tarihte seçimleri yapma gücüne sahip olup olmadığı veya fotoğrafın netleşmesi için başka bir tarih isteyip istemediği konusunda nihai tavrını açıklaması talep edilecek. Bu görüşmelerin yapılmasının ardından, hükümetin ilan ettiği tarihte (06.06.2021) mi yoksa bu yılın 10’uncu ayında yapılması gibi başka bir tarihte mi seçimleri yapacağımız, resmi bir şekilde duyurulacak. Tüm siyasi grupların net bir duruş sergilemesi gerektiği ve çözüm bekleyen meseleler arasında, seçimlerin hileyi sınırlandırmak için doğru bir yöntem olan biyometrik kartlarla yapılması, aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin (BM) seçimleri denetlemesi ve seçimlerin yapılması için yeterli ödeneğin ayrılması da yer alıyor.”
Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği, geçen hafta yaptığı açıklamada, şu ana kadar 424 partinin seçimlere katılmak için kayıt yaptırdığını bildirdi.  Komiserliğin yayınladığı belgelere göre, şu ana kadar seçimlere katılmak için kayıt yaptıran partilerin sayısı 424’e ulaştı, 231 partiye seçimlere girme izni verildi, kuruluş aşamasında olup da seçimlere girmek için kayıt talebinde bulunan partilerin sayısı ise 99’a ulaştı.
Bu seçimlerde yeni siyasi koalisyonların olup olmayacağı hususunda şu ana kadar herhangi bir açıklama yapılmamakla birlikte siyasi gruplar arasında, aynı listeden seçime girmek veya seçim sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından ittifak kurma noktasında müzakereler yürütülüyor.

Siyasi gruplardan Ammar el-Hakim’in koalisyon önerisine net cevap yok
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hakim, mezhep, ırk ve hizipçilik üstü bir koalisyon kurma çağrısını yineledi. Hiçbir siyasi grup bu çağrı hakkında net görüş bildirmedi. Hakim ‘yegane çözüm’ olarak nitelediği bu çağrının, siyasi sahanın örgütlenmesine ve siyasi sistemin iki kolunun yani yandaşlar ve muhalefetin oluşumuna izin vereceğini ifade etti. Bağdat’ın Sadr semtinin önde gelen aşiret şeyleri ve kanaat önderleriyle bir araya gelen Hakim, “Bu koalisyonun görevi, birleştirici ulusal kimliği ve mahremiyete saygıyı pekiştirmek olacak. Ulusal kimlik; ulusal projeyle, ‘önce Irak’ demekle, Iraklıya ait olan her şeyin katkısıyla ve bunun bir kültüre ve davranış biçimine dönüşmesiyle pekişir. Irak, devlet ve devletsizlik yöntemi arasında bir yol ayrımının önünde duruyor. İstikrar, refah, bağımsızlık, hukukun üstünlüğü ve bölge ile dünya ülkeleriyle sağlam ilişkiler… tüm bunlar, kendisini hayata geçirecek bir devlet programına ihtiyaç duyan beklentilerdir. Tüm seçkinler, nitelikli kişiler ve aşiret liderleri, devlete destek vermeye ve devletin yetkilerini güçlendirme programına güç vermeye davetlidir” diye konuştu.
Hakim, konuşmasının devamında, “Gençleri donanımlı hale getirmek, Irak’ın sorunlarını çözmenin anahtarıdır. Gençlerin kapasitelerine güvenmek, onları İslami, sosyal ve toplumun tüm kesimlerine adaletli davranmayı öngören bir programla donatmak gerekir. Yeni neslin beklentilerini, değişimlerini ve problemlerini göz önüne alacak ve eski sözleşmeyi geliştirecek yeni bir toplumsal ve siyasi sözleşmeye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

Goran Hareketi: Kazimi’nin belirlediği tarih, Seçim Komiserliği için bağlayıcı değildir
Kürt Goran (Değişim) Hareketi’nin Irak Meclisi Grup Başkanı Yusuf Muhammed, erken seçimler için öncelikle Meclis’in feshedilmesini öngören bir kanun taslağının Meclis’te mutlak çoğunluk tarafından kabul edilmesi ve ardından seçimlerin yapılacağı tarih üzerine anlaşma sağlanması gerektiğini söyledi. Muhammed, “Kazimi’nin erken seçimleri düzenlemek için belirlediği gelecek Haziran ayı, yetkililer ve Seçim Komiserliği için bağlayıcı değildir. Zira Kazimi bu tarihi, erken seçimleri düzenlemeyi taahhüt ettiği hükümet programındaki siyasi yükümlülüğünün bir parçası olarak belirledi. Yürütme otoritesi makamları, önceki seçimlerde birçok ihtilafın çıkmasına neden olan, birçok yaygaraya yol açan ve barındırdığı tüm olumsuzluklara rağmen seçim yasasına dahil edilen kötü elektronik oy sayım sistemini iyileştirmek için çalışmalı” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.