Lübnan: Hristiyan-Şii ittifakında çatlak

Maruni Hristiyan Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Genel Başkanı Cibran Basil (Reuters)
Maruni Hristiyan Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Genel Başkanı Cibran Basil (Reuters)
TT

Lübnan: Hristiyan-Şii ittifakında çatlak

Maruni Hristiyan Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Genel Başkanı Cibran Basil (Reuters)
Maruni Hristiyan Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Genel Başkanı Cibran Basil (Reuters)

Basil, Hariri’ye reform konusunda güvenmiyor ve Hizbullah silahlarının Lübnan’ı korumak dışında kullanılmasını reddediyor.
(Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Genel Başkanı Cibran Basil, ülkede istikrarı güvence altına alacak yeni bir siyasi sistem için ortak bir Lübnan vizyonu ile sonuçlanacak ulusal bir diyalog yapılması çağrısında bulundu. Hizbullah’ın, devletin çöküşünün tek sebebi olduğu yönündeki suçlamaları kabul etmeyen Basil, hükümetin kurulması meselesine hakim olan kriz çerçevesinde direniş silahlarının da Lübnan’ı korumak dışında başka herhangi bir projeye hizmet etmesini kabul etmediklerini vurguladı. Basil, hükümetin kurulma meselesine dahil olmak istemediğini de bir kez daha yinelerken, hükümeti kurmakla görevli Saad Hariri’ye reform hususunda tek başına güvenmediklerini vurguladı.
(Sünni) Müstakbel Hareket, Lübnanlıların 1989 yılında imzaladığı Taif Anlaşması’na bağlılığını yinelerken, birçok siyasi gücün bu yönde hareket etmeyi reddetmesi sonrasında Basil de Lübnan siyasi sisteminin gelişimi hakkında yeni bir tartışma başlattı. İlerici Sosyalist Parti ise önce Taif Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasında ısrar ediyor ve ardından gerekirse herhangi bir gelişmenin ele alınabileceğini belirtiyor. Ancak Hizbullah, sistemin gelişiminin tam bir Lübnan anlaşması ile gerçekleşmesi gerektiğine inanıyor.
Basil, söz konusu adımı 10 Ocak’ta yolsuzlukla mücadele meselesi ve kendisine yöneltilen suçlar da dahil, başta hükümetin kurulmasının önündeki engeller olmak üzere Lübnan iç meselelerinin ele alındığı bir basın toplantısında dile getirdi. Cibran Basil, ‘hareketinin sunmuş olduğu reform adımlarıyla mücadele, Beyrut Limanı’ndaki patlamanın soruşturulmasının önüne engeller koyma ve yolsuzlukla mücadele adımlarının başarısızlığı ile suçladığı’ siyasi taraflara da üstü kapalı eleştiriler yöneltti. Basil, “Eğer hükümet de parlamento da yargı da reform yapabilecek bir durumda değilse, sistemimiz çökmüş ve reforma ihtiyaç duyuyorsa, bu meseleye soğukkanlılıkla yaklaşma cesaretine sahip olmalıyız. Meselelerin kızışmasını, sorunların ortaya çıkmasını beklememeliyiz” ifadelerini kullandı. “Ülkede istikrarı güvence altına alacak yeni bir siyasi sistem için ortak bir Lübnan vizyonu ile sonuçlanacak ulusal bir diyalog yapılması talebinde bulunuyoruz” diyen Cibran Basil, “Sistemin yapısal sorunlarının üzerinden atlamak ve devletin çöküşünün sebebinin tek başına Hizbullah olduğunu iddia etmek, sorunu derinlemesine çözmek istemeyenlerin olduğu anlamına gelir” ifadelerini kullandı. Basil, sözlerinin devamında “Elbette silahlar meselesi, savunma stratejisi, Lübnan’ın konumu, ülkelerle ilişkileri ve tarafsızlığı konusu gerekli diyaloğun özü için temeldir” değerlendirmesinde bulundu.
Müttefiki (Şii) Hizbullah’ı da eleştiren Basil, “Toprağımızın, başkalarının mücadeleleri için bir arena olmasını ve direniş silahlarının, Lübnan’ı korumak dışında başka herhangi bir projeye hizmet etmesini kabul etmiyoruz” diyerek, Hizbullah ile ilişkilerini gözden geçirmek, dış eksen ve devlet inşası ekseni de dahil olmak üzere, temel eksenler hususundaki anlayış belgesini gözden geçirmek için ikili bir diyalog başlatmak üzere anlaştıklarına dikkati çekti.
“Lübnanlılar arasında yeni bir döneme ihtiyacımız var. Bunu da özgür seçimimiz ve kendi zamanlamamızla yapacağız” diyen Cibran Basil, ‘spekülasyona, aşırı tüketime, borca dayanmayan ve Lübnanlıların mallarını ipotek ettirmeyen yeni bir ekonomik ve finansal sisteme ihtiyaç duyduklarını’ vurguladı.
Sistemin gelişimi hususundaki tartışma, Lübnanlıların anlaşmazlıklarından biri olarak kabul ediliyor. Tartışma, özellikle de Lübnan mezheplerini temsil eden isimlerin üstlendiği bakanlık ve başkanlık yetkileriyle ilgili anayasal atışmalar olmak üzere, çeşitli noktalarda ortaya çıkıyor. Bu bağlamda Basil, 10 Ocak’ta Hariri ile olan anlaşmazlıklardan birini cumhurbaşkanlığı yetkilerine dayandırırken, “Anayasa, yalnızca cumhurbaşkanının mı kararnameyi yayınlamasını ve onaylamamasını mümkün kılıyor?” ifadelerini kullandı. Cibran Basil ayrıca, Taif Anlaşması’na göre cumhurbaşkanının, hükümet kararnamesini başbakan ile uzlaşı dahilinde  yayınladığına dikkati çekti.

Hariri’ye saldırı
Basil, basın toplantısının bir bölümünü, başta uzmanlardan oluşan bir hükümetin oluşması olmak üzere Hariri’nin hükümeti kurmak için koyduğu şartları eleştirmeye ayırdı. Bu bağlamda “Görevlendirilen başkanın uzmanlığı nedir?” ifadelerini kullanan Basil, örneğin dışişleri ve turizm gibi bakanlıkları tek bakanın yetkisinde sınırlandırma konusundaki uzmanlık seviyesini sorguladı. Cibran Basil, 18 bakandan oluşan bir hükümet üzerinde ısrar edilmesinin, Talal Arslan başkanlığındaki Demokrat Parti gibi bileşenleri izole etme amacı taşıdığına dikkati çekti. Özgür Yurtsever Hareket lideri ayrıca, “Pozisyonlarda rotasyon hakkında konuştular. Bu yüzden Şiiler, Maliye Bakanlığı’na haksız yere bağlılığını sürdürdü, ayağa kalktı ve Maliye Bakanlığı dışında tüm pozisyonlarda rotasyon uyguladı. Yani bu bakanlığın Şiiler için olduğu sabitlendi” dedi.
Cibran Basil, Hariri’yi, Lübnanlı partilerle hükümet kurma meselesine dair istişareler hususunda da eleştirirken, Özgür Yurtsever’i bu istişarelerden dışladığını savundu. Aynı şekilde Saad Hariri’yi, Şiiler ve diğerleri gibi bazı tarafların taleplerini yerine getirirken, özellikle de bakanların sayısını artırma hususunda Avn’ın taleplerini görmezden gelmekle eleştirdi. Basil, 10 Ocak’ta ayrıca bazı siyasi güçler tarafından kendisine yöneltilen ‘hükümeti kurmakla görevli yetkilinin anayasal ortağı olan Avn aracılığıyla şartlarını dayattığı’ yönündeki suçlamalara da değinerek, “Hükümete katılmayı arzulamıyoruz ve katılmak istemiyoruz” cümlelerini tekrarladı. Cibran Basil, basın toplantısını “Saad Hariri’ye reform konusunda tek başına güvenmiyoruz. Siyasi yaklaşımını ekonomik ve finansal politikadan sorumlu tutuyoruz” ifadeleriyle sonlandırdı.
Müstakbel’in yanıtı
Hariri’ye yönelik saldırıya Müstakbel Hareket’ten yanıt geldi. Bu bağlamda Hareket, “Bakan Basil’e inanmayı ya da inanmamayı Lübnan halkına bırakıyoruz. Hareket olarak, ülkeye koronavirüs aşısını getirmeyen ve de ekonomik çarkı doğru yola döndürmeyen siyasi polemiklere girmeyeceğiz. Bu polemikler, Beyrut’un yeniden inşasını mümkün kılmıyor ve liman patlamasından etkilenenlere de tazminat sağlamıyor” dedi. Müstakbel Hareket, “Hükümet hazır ve cumhurbaşkanının mezhepçi ve Basilci standartlara göre değil, Fransız girişimi uyarınca gerekli reformları gerçekleştiren önemli bir hükümet olmasını bekliyor” ifadelerini kullandı. Hareket son olarak ise, “Engeller oluşturmada ve tartışmalı konular üretmede ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, bizi ilgilendiren budur, başka bir şey değil” değerlendirmesinde bulundu.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.