‘Aşı milliyetçiliği’ Avrupa'da çatlaklar olduğunu gösteriyor

Atina'da dün aşı vurulan yaşlı bir Yunan vatandaşı (Reuters)
Atina'da dün aşı vurulan yaşlı bir Yunan vatandaşı (Reuters)
TT

‘Aşı milliyetçiliği’ Avrupa'da çatlaklar olduğunu gösteriyor

Atina'da dün aşı vurulan yaşlı bir Yunan vatandaşı (Reuters)
Atina'da dün aşı vurulan yaşlı bir Yunan vatandaşı (Reuters)

Çoğu Avrupa ülkesinde Kovid-19 kaynaklı vakaların ve ölümlerin sayısındaki ciddi artış ve öncekilerden daha sert ve uzun sürecek üçüncü bir dalgaya dair artan endişelerle birlikte, hükümetler aşı savaşını sürdürürken aşı dağıtımları lojistik nedenlerle çoğu ülkede hala sorun olmaya devam ediyor. Bununla birlikte, salgının ilk evresinde Avrupa ülkelerinde hakim olan rekabet ve spekülasyonları önlemek için Avrupa Komisyonu'nun aşı satın almak ve aşıları üye ülkeler arasında eşit dağıtmak amacıyla büyük çaba sarf ettiği dayanışma cephesinde de çatlaklar görülmeye başladı.
Avrupa Komisyonu, üye ülkeler adına aşı satın alma planı ve  ilaç şirketleriyle herhangi bir ikili anlaşma yapmayacağına dair üye ülkelerden söz aldıktan sonra haftalarca gurur duymasına rağmen, AB Komisyonu Sağlık İşleri Direktörü Sandra Gallina, anlaşmaya saygı göstermeleri ve anlaşmayı ihlal etmekten kaçınmaları için hükümetlere bir çağrı yapmak zorunda kaldı. Gallina, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada, "aşı milliyetçiliğinin üye devletler tarafından geçen yazın başlarında kabul edilen Avrupa aşı stratejisinin temelini oluşturan işbirliği ruhunu zayıflatmakla tehdit ettiğini” vurguladı.
Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, geçen haftasonu yaptığı açıklamada, geçen Eylül ayında Pfizer şirketi’nin Alman Biontech firması ile ortaklaşa ürettiği aşıdan 30 milyon doz satın almak için şirket ile bir mutabakat anlaşması imzaladığını bildirdi. Ancak buna rağmen Gallina, AB ülkeleri ile ilaç firmaları arasında aşıların satın alınmasına dair imzalanan paralel sözleşmelerin varlığını reddederek, "Bu tür sözleşmeleri hiç görmedim ve benim bakış açımdan mevcut olmadığı için göreceğimi sanmıyorum" dedi. İlaç şirketleriyle müzakereleri yöneten Gallina, "Üye devletler arasındaki dayanışma, emsali olmayan Avrupa aşılama stratejisinin temel taşıdır ve statülerine bakılmaksızın tek bir ülkenin elde etmesi imkansız olan miktarları elde etmemizi sağlayan şey budur" diye konuştu.
Bu strateji sayesinde AB’nin 2 bin 300 aşı dozu elde etmek için 6 şirket ile sözleşmeler imzaladığı biliniyor. Ayrıca Avrupa İlaç Ajansı (EMA) bunlardan ikisini kullanmayı kabul etti. Bunlar, bazı ülkelerin geçen ayın sonunda dağıtımına başladığı Pfizer aşısı ve bu hafta dağıtımına başlanan Moderna aşısı oldu. AB, bu iki aşıdan satın aldığı 760 milyon doz sayesinde nüfusunun yüzde 80'ini aşılayabilecek.

AB’ye üye devletlerin ilaç şirketleriyle pazarlık yapması yasak
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta yaptığı açıklamalarda, AB’ye üye devletlerin ilaç şirketleriyle tek başına aşı satın almak için pazarlık yapmasının yasak olduğunu belirterek, herkes tarafından üzerinde mutabık kalınan, yasal olarak bağlayıcı olan ve paralel müzakereleri ve sözleşmeleri yasaklayan net bir çerçeve olduğunu kaydetmişti. Leyen açıklamasında, AB’nin Sağlık ve Gıda Güvenliğinden Sorumlu Üyesi Stella Kyriakides’i, Avrupa Aşı Stratejisinin gerekliliklerini yerine getirmek için alınan önlemleri en üst düzeyde şeffaflıkla Komisyona bildirmelerini talep etmek üzere AB ülkelerindeki Sağlık Bakanları’na yazı göndermesi için görevlendirmişti.
Avrupa Parlamentosu'ndaki bazı temsilciler dün (Çarşamba), üye devletlerin yürüttüğü müzakereler ve ilaç şirketleriyle yapılan sözleşmeler hakkında bilgi verdiklerinde, Avrupa Komisyonu temsilcisi ile ateşli bir tartışma yaşandı ve Gallina sonunda şunu söylemek zorunda kaldı:
“Bu sözleşmelerin sonuçlanması mümkün değil. Ancak her halükarda bununla ilgili herhangi bir bilgi almadık. Her durumda, üye ülkeler adına şirketler ve Komisyon arasında imzalanan sözleşmelere öncelik verilir.”
İngiliz şirketi AstraZeneca'nın, Oxford Üniversitesi ile işbirliği içinde ürettiği aşının kullanımının onaylanması için Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) talepte bulunmasının ardından EMA sözcüsü, kendilerine sunulan verileri inceledikten sonra bu ayın 29'undaki toplantıda bu talebe dair karar verileceğini duyurdu. Aşı, EMA tarafından onaylandığı takdirde Pfizer ve Moderna'dan sonra Avrupa ülkelerinde dağıtılacak üçüncü aşı olacak. AB Komisyonu ve AstraZeneca arasındaki sözleşme 400 bin doz aşı satın alınmasını içeriyor.
İtalya Sağlık Bakanlığı ise dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, Lazzaro Spallanzi Ulusal Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü'nün laboratuvarında geliştirilmekte olan aşının klinik denemelerin son aşamasına geldiğini ve gelecek yaza kadar EMA’dan onayının beklendiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığından bir sözcü, “İtalya, bu aşının kullanımının nihai onayı halinde, aşı ihtiyaçlarında kendi kendine yeterliliğini elde edebilecek” dedi.
Roma'da bulunan Lazzaro Spallanzi Ulusal Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü pandeminin başlangıcından bu yana koronavirüs hastalarını tedavi etmek için tahsis edildi. Ayrıca, İtalya'da salgına yakalanan ilk kişiler olan Mart ayı başlarında Çin'den gelen iki turistin iyileştiği hastane olarak biliniyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe