Libya diyalogu Cenevre’de başladı

UMH İçişleri Bakanı, İngiliz Rose Partners şirketinden heyetle Trablus’ta bir araya geldi. (İçişleri Bakanlığı)
UMH İçişleri Bakanı, İngiliz Rose Partners şirketinden heyetle Trablus’ta bir araya geldi. (İçişleri Bakanlığı)
TT

Libya diyalogu Cenevre’de başladı

UMH İçişleri Bakanı, İngiliz Rose Partners şirketinden heyetle Trablus’ta bir araya geldi. (İçişleri Bakanlığı)
UMH İçişleri Bakanı, İngiliz Rose Partners şirketinden heyetle Trablus’ta bir araya geldi. (İçişleri Bakanlığı)

Birleşmiş Milletler (BM) misyonu tarafından desteklenen Siyasi Diyalog Forumu Danışma Komitesi’nin faaliyetleri 13 Ocak’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. Süreç, Batı ve uluslararası açıdan Libya’da yeni bir hükümet kurulması talepleri ve ABD’nin ‘bu fırsatı boşa harcamanın’ tehlikelerinden duyduğu endişeler ortasında gerçekleşiyor.
Fayiz es-Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) içişleri ve savunma bakanları arasında, ülkenin batısında genişletilmiş bir güvenlik operasyonunun başlatılması öncesinde nüfuz mücadelesi şiddetlendi.
BM misyonu, 13 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Siyasi Diyalog Forumu’ndan doğan danışma komitesi toplantısının, ulusal marşla başladığını ve ardından BM misyonu Başkan Vekili Stephanie Williams’ın açılış konuşması gerçekleştirdiğini bildirdi. Kısa bir süre önce kurulan ve 3 gün için doğrudan Cenevre’deki BM karargahında bir araya gelen komitenin ana görevinin, ‘birleşik bir yürütme otoritesinin seçimi ile ilgili askıdaki konuları tartışmak ve kararlaştırılacak forumun genel oturumu için somut ve pratik tavsiyeler sunmak’ olacağı kaydedildi.
Misyon açıklamasında, 24 Aralık olarak planlanan seçim tarihinin kendisi açısından ‘sabit bir mesele’ olduğunu vurguladı. Bu durumun ‘yol gösterici bir ilke ve terk edilemeyecek bir hedef’ olduğuna dikkat çekti. ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, toplantıya katılanlara ‘yeni bir geçici yürütme otoritesi kurma hususunda bir anlaşmaya ulaşma fırsatlarının sonsuza dek sürmeyeceğine’ ilişkin endişelerini dile getirdi. Söz konusu fırsatın, bu yıl ‘ulusal seçimlerin önünü açabileceğine’ dikkat çeken Norland, konuya dair şunları söyledi:
 “Bir araya gelenler, Libya’nın egemenliğini yeniden kurma görevine sahipler ve Libya halkının değişim çağrısına kulak veriyorlar. Ancak bunu yapma şanslarının sonsuza kadar sürmeyeceğinden endişe ediyoruz.”
Almanya’nın Libya Büyükelçisi Oliver Owcza da danışma komitesinin bir araya gelmesiyle Libya’daki siyasi sürecin kritik bir aşamaya girdiğini söyledi. Owcza, Twitter üzerinde yaptığı kısa açıklamada, Cenevre’deki uzlaşı komiteleri üyelerini ve ilgili tüm siyasi partileri, BM misyonunun koordinasyonundan yararlanmaya ve Libya’da birleşik bir yürütme otoritesine giden yolu açmaya çağırdı.
İngiltere'nin Libya Büyükelçisi Nicholas Hopton da benzer bir açıklama yaparak, Cenevre toplantısına katılanların, Libya halkının önceliklerini desteklemek için değerli bir fırsata sahip olduğunu kaydetti. Hopton, söz konusu tarafların Libya’yı bu yıl özgür ve adil seçimler düzenlemeye yöneltecek bir öneri ile geldiklerini vurguladı.
Diğer yandan Rusya merkezli RİA Novosti ajansına göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, daha önce Afganistan ve Irak’taki BM misyonlarına başkanlık etmiş olan Slovakyalı diplomasi koordinatörü Jan Kubis’i Libya misyonu başkanlığına aday göstermeyi planlıyor. Söz konusu adaylığın değerlendirildiğini belirten söyleyen Guterres ancak henüz resmi onay için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulmadığını dile getirdi. BM, UMH güçleri ve Libya Ulusal Ordu (LUO) arasındaki ateşkesi takip etmek içi uluslararası gözlemcilerin konuşlandırılmasına hazırlık olarak resmi şekilde Arap Birliği, Afrika Birliği ve Avrupa Birliği’nden özellikle Sirte ve Cufra’da ateşkesi takip etmek için uzmanlar atama çağrısında bulundu.
Diğer yandan başkent Trablus’ta iki tarafın güçleri arasında olası çatışma korkuları yaşanırken, UMH’ye bağlı İçişleri Bakanı Fethi Başağa ve meslektaşı Savunma Bakanı Salah en-Nimruş arasındaki anlaşmazlık da arttı. Bu korkuların, ülkenin batısında silahlı milislere karşı başlatılması planlanan ‘Sayd el-Efai’ (Yılanların Avı) operasyonunun arka planında yaşandığı belirtildi.
Nimruş, 13 Ocak’ta UMH Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ve askeri bölge yetkilileriyle ‘taburların ve kuvvetlerin sebep ne olursa olsun birbirleriyle çatışmayacağını garanti eden bir şeref tüzüğü imzalama’ konusunda anlaştığını duyurdu.
Nimruş ve Haddad, Trablus, batı ve orta bölgelerdeki askeri tugayların liderleri ve komutanları ile de görüşmelerde bulundu. İçişleri ve savunma kuvvetleri arasında olası bir çatışmanın yaşanmaması amacıyla, UMH Başkanlık Konsey ile iletişim kurmak üzere Nimruş başkanlığında bir komite kurulması kararlaştırıldı. Aynı şekilde Nimruş ve Haddad, 13 Ocak Zuvare şehrindeki askeri liderler, siyasi ve toplumsal bileşenler ile bir araya geldi.
Aynı şekilde Başağa, Nimruş ve hükümet güçleri liderlerinin itirazlarını görmezden gelmeyi sürdürürken 13 Ocak’ta büyük bir güvenlik operasyonu" olarak nitelendirdiği ‘Sayd el-Efai’ operasyonuna uluslararası bir boyut kazandırmaya çalıştı.
Diğer taraftan LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter yaptığı açıklamada, geçen salı günü ofisinde bir araya geldiği Kuvadik kabilesi ileri gelenlerinden oluşan heyetten, ‘ordunun vatanı savunmak için girdiği her savaşta onu destekleyici bir tavır takınacağı’ onayını aldığını açıkladı.
Hafter’e göre heyet üyeleri, ülkenin kalkanı niteliğinde olması nedeniyle çeşitli silahlı kuvvetler inşa etme çabalarından dolayı minnetini dile getirdi. Ülkeye barış getirmeye yönelik tüm çabalarına tam destek vereceklerini söyledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.