Irak’ta halk hareketleri seçimlere katılma hazırlıklarını hızlandırdı

BM, UNAMI’ye yeni bir siyasi işler ve seçimlerden sorumlu direktör yardımcısı atadı

Geçtiğimiz hafta Nasıriye’de halk hareketine katılan aktivistler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan bir kare (AFP)
Geçtiğimiz hafta Nasıriye’de halk hareketine katılan aktivistler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan bir kare (AFP)
TT

Irak’ta halk hareketleri seçimlere katılma hazırlıklarını hızlandırdı

Geçtiğimiz hafta Nasıriye’de halk hareketine katılan aktivistler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan bir kare (AFP)
Geçtiğimiz hafta Nasıriye’de halk hareketine katılan aktivistler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan bir kare (AFP)

Irak’ta ‘Ekim Ayaklanması’ olarak adlandırılan protesto hareketine katılan birçok grup, kuruluş konferansları aracılığıyla önümüzdeki Haziran ayında yapılması planlanan erken genel seçimlere katılma niyetlerini açıklamaya devam ediyorlar. Aktivistlere göre halk hareketinden en az 10 grup çıkması bekleniyor. Son iki gün içinde iki grup, aktif olarak seçimlere katılma niyetinde olduklarını açıkladılar. Önümüzdeki günlerde de benzer duyuruların yapılması bekleniyor.
Aktivistlerden biri olan eczacı Alaa er-Rikabi, geçtiğimiz cuma günü yaklaşan seçimlere itiraz etmek için ‘İmdad’ adını alan bir siyasi hareket oluşturduklarını duyurdu. 2019 yılında Adil Abdulmehdi hükümeti döneminde gerçekleşen ‘Nasıriye katliamı’ sonrasında yaralıları tedavi etmek ve durumu yatıştırmakla uğraşan eylemcilerden biri olan Rikabi, İmdad Hareketi’nin duyurusu sırasında yaptığı konuşmada, “Yeni oluşum, mevcut rejimin yolsuzluğuna karşı koymaya çalışacak” dedi.
Yeni hareketin kuruluş ilanı törenine Musenna, Babil ve Divaniye gibi çeşitli illerden aktivistler de katıldı. Rikabi törenin, ‘Nasıriye'de aktivistlerin sürekli saldırılarına maruz kaldığı siyasi milis grupların saldırıları ihtimalini önlemek’ amacıyla komşu il Musenna’da düzenlendiğine dikkati çekti. Bu arada söz konusu milis grupların saldırıları devam ediyor. Son olarak geçtiğimiz cuma günü aktivist Abdulvehhab el-Hamdani'nin evine el bombalı saldırı düzenlendi. Evde maddi hasar meydana geldi.
İmdad Hareketi ile birlikte ‘Hirak 25 Tişrin’ (25 Ekim Hareketi) grubu, siyasi eyleme geçme ve seçimlere katılma hazırlıklarıyla ilgili konferansı aracılığıyla kuruluşunu duyurdu. Grup, ekonomiye odaklanmanın ve İran'ın Irak'taki nüfuzuna karşı mücadele etmenin önemini vurguladı.
Grubun kurucu üyelerinden ve önde gelen isimlerinden aktivist Talal Hariri, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Birçok engel ve sıkıntının eşlik ettiği uzun bir yolculuğun ardından zaman engelini aştık ve korkuyu geride bıraktık. Din ve devlet işlerinin bir birinden ayrılması, İran'ın istikrarsızlaştırıcı politikalarına karşı mücadele edilmesi ve Irak'ın çıkarlarını önceleyen ilk stratejik proje olarak Hirak 25 Tişrin’in kuruluşunu ilan ettik” yazdı.
Hareketin adının 25 Tişrin (Ekim) olmasının devrimin adının korunmasını amaçladığını ve siyasal İslamcıların bu adı almalarına fırsat vermediğini düşünen Hariri, “Katılım ise tüm hareketleri ve isimleri bir araya getiren bir seçim ittifakı adına gerçekleşecek. Herkesle mükemmel ilişkilerimiz var ve uzlaşıyla ilerleyeceğiz. Yakında katılımla ilgili duyuru yapacağız” dedi. Ancak Hariri hareketin kuruluşunu duyurduktan sonra, ‘devrimi siyasetten tamamen ayırmak’ amacıyla hareketin adını protestocuların isteği üzerine değiştirmek isteğini açıkladı.
İki hareketin de kuruluşlarını duyurmalarının ardından, protesto hareketinden çıkan veya ona yakın olan yeni hareketlerin da bu hafta açıklanması bekleniyor. Bunların başında ise Nasıriyeli aktivist Hüseyin el-Garabi liderliğindeki ‘el-Beytu’l-Vatani’ geliyor. Toplantıyı takip edenlerin aktardığı bilgilere göre grupta Ekim Ayaklanması’na katılan çeşitli illerden aktivistler yer alıyor. Bununla birlikte Bağdat merkezli ‘Nazel Aked Hakei’ grubunun, seçimlere katılma hazırlıkları için bu hafta siyasi parti olarak yola devam edeceğini açıklaması bekleniyor.
Öte yandan Ekim Ayaklanması grupları, yeni eğilimlerin destekçileri ile karşıtları arasında bölünmüş durumda. Destekçiler, bu son eğilimleri, protesto hareketini iktidardaki partilerle mücadele için siyasi bir çerçeveye oturtmak için gerekli bir adım olarak görüyorlar. Muhalifler ise bu eğilimlerin, mevcut partiler ve iktidardaki güçler gibi ‘Ekim Ayaklanması’ adına siyasi ve mali kazanca dönüşmesinden çekiniyorlar.
Diğer bir gelişmede Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Irak'a Yardım Misyonu (UNAMI) Direktör Yardımcılığı’na İzlandalı isim Ingeborg Solrun Gisladottir’i atadı. Gisladottir aynı zamanda Irak’taki siyasi işler ve seçimler için özel temsilci görevini de üstlecek. BM tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Gisladottir, görev süresi Şubat 2021'in sonunda sona erecek olan Birleşik Krallık'tan Alice Walpole'un yerini alacak. Bu görevi zengin bir diplomatik ve siyasi deneyimle üstlenecek olan Gisladottir daha önce Avrupa ve Orta Asya'daki BM Kadınlarının bölge direktörlüğünün yanı sıra Türkiye ve Afganistan'da BM temsilcisi olarak görev yaptı. Ayrıca 2007 yılından 2009 yılına kadar İzlanda Dışişleri Bakanlığı, yedi yıl boyunca da milletvekilliği yaptı.
Bir başka gelişmede ise Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'nin Seçimlerden Sorumlu Danışmanı Abdulhüseyin el-Hindavi, BM’nin yeni aramasıyla ilgili değerlendirmesinde, Irak’ın BM Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) ve BM’den yaklaşan genel seçimlerin denetlenmesi konusunda yardım alma niyetinde olduğuna dair yerel kaynaklarda yer alan haberlere rağmen, “Irak, erken genel seçimlerle ilgili olarak BM’den yeni bir yetkili atanmasını talep etmedi” dedi.
Hindavi açıklamasında, “BM’nin halihazırda Irak'ta 2004 yılından bu yana tüm seçim süreçlerinde ve hatta Irak anayasası referandumunda izleme ve yardım çalışmalarına katılan bir seçim ekibi var. UNAMI Direktörü Jeanine Hennis-Plasschaert’in,  biri siyasi işler ve seçimler, ikincisi ekonomik işler için olmak üzere iki yardımcısı var. Yeni atama yalnızca UNAMI Direktörü’nün siyasi işler ve seçimlerden sorumlu yardımcısının yerine yapılmıştır” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.