Trump Beyaz Saray'a nasıl girdi?

Bazıları Trump’ın temsil ettiği popülizm fenomenin sağcı muhafazakar eğilimle bağlantılı olduğunu düşünüyor

Donald Trump'ın kendine olan hayranlığı, karakterinin doğru anlaşılmasının anahtarıdır (AFP)
Donald Trump'ın kendine olan hayranlığı, karakterinin doğru anlaşılmasının anahtarıdır (AFP)
TT

Trump Beyaz Saray'a nasıl girdi?

Donald Trump'ın kendine olan hayranlığı, karakterinin doğru anlaşılmasının anahtarıdır (AFP)
Donald Trump'ın kendine olan hayranlığı, karakterinin doğru anlaşılmasının anahtarıdır (AFP)

Muhammed Bedreddin Zayed (Eski diplomat ve akademisyen)
Siyasi liderler insanlık tarihi boyunca pek çok konuda farklılık gösterseler de, ortak noktalarının tarihe olan tutkuları, paradokslar ve çelişkilerle dolu bu gizemli kavrama ve adlarını tarihe yazdırarak kendilerini ölümsüzleştirme arzusu olduğunu söyleyebiliriz.Belki de Batı zihniyetinde bu durum, Büyük İskender modeliyle başlamış olabilir. Büyük İskender’in tarihin kendisini nasıl ölümsüzleştireceğine olan tutkusu, bunun şaşırtıcı bir örneğidir. Gerçekten de tarih, Büyük İskender’i ölümsüzleştirdi. Bununla birlikte eski Mısır kralları da Büyük İskender’den önce kendilerini ve tarih boyunca Mısır'a hayat veren nehir üzerindeki zaferlerini, fetihlerini ve başarılarını ölümsüzleştirdiler.
Fakat Batı zihniyeti, Mısır mirası ve medeniyetinden büyük ölçüde etkilendiğini kabul etseler de her şeyden önce Yunan medeniyetini ön plana çıkarmaktadır. Genel olarak Yunan medeniyetinin ardından tarih çerçevesinde başta Napoleon, Wilson, Lenin, Churchill, De Gaulle, Abdunnasır, Sedat ve diğerleri olmak üzere yüzlerce liderden bahsedilir.
Bana göre Donald Trump'ın kendine olan hayranlığı, karakterinin doğru anlaşılmasının anahtarıdır. Bu son ifade, merhum yazar Mahmud Abbas el-Akkad'ın psikanaliz alanında bize miras bıraktığı ve liderlerin karakterlerine ışık tuttuğu yaklaşımıdır. Trump’ın geçmişine ve şöhretini nasıl kazandığına şöyle hızlıca bir bakıldığında kendine olan hayranlığının, karakterinin ana anahtarı olduğu anlaşılabilir.
Trump, tamamı entegre bir modelin parçası olan bir takım araçlar ve yüksek bir gürültüyle siyaset arenasına girmeye karar verdi. Bu, belki de Trumpizm fenomeninin, bir kısmının anlaşılması istenen boyutlarının pekiştirilmesine biraz fayda sağlayabilecekti.
Amerikan toplumunun bölünmesinin ardından
Birçok kişi halen ABD’deki mevcut kutuplaşmanın doğasını karıştırmaya devam ediyor. Bunu, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki tarihi bölünmeyle karıştırıyorlar. Bu bölünme, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, çoğunluğunu Anglosaksonların oluşturduğu Cumhuriyetçi Parti'yi destekleyen sağcı muhafazakar hareket arasında sürüyor. Cumhuriyetçi Parti, Amerikan toplumunun çoğunluğunu oluşturan milyonlarca Anglosaksonu bir araya getiren bir akımdır. Ancak diğerlerine nazaran daha liberaldir ve toplumdaki azınlıkların çoğunu asimile etmiştir.
İrlandalı bir Katolik yani bir Anglosakson olan John F.Kennedy’nin 1960'larda Beyaz Saray'a girişi  Amerikan geleneklerinde adeta bir devrim niteliğindeydi. Uğradığı gizemli suikast dahi halen birçok şüphenin olduğu bir olay olarak kalmaya devam ediyor.
Anglosakson olmayan azınlıkların büyümesi ve Protestan Anglosaksonlar karşısında çoğunluk haline gelmesi de her durumda, Amerikan liberalleri arasında daha fazla solcu eğilimin olduğu ve daha tehlikeli değişikliklerin meydana geldiği derin bir dönüşümdür. Bu ikilemin altında, iki akımın birbirine olan zıtlıklarının derinleşmesi ve iki taraf içindeki ipleri tutup ucunun kaçmasını engelleyen ara akımların daralması yatmaktadır.
Popülizmin yarattığı kafa karışıklığının ardından
Trump benzersiz bir vaka olduğundan bazı insanlar, Trump’ın temsil ettiği popülizm fenomeninin, gerçeğin tam tersi olsa da, sağcı muhafazakar eğilimle bir miktar bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. Tarihi olarak sağcı muhafazakârlık ve davranışsal muhafazakârlık, meseleleri sabırla ve yavaşça ele alan ve klasik gelenekçi bir akım olarak tanımlanır.
Ancak Trumpizm cephesinin bileşenleri, yukarıda geçen muhafazakarların karmaşık bir karışımıdır. Ayrıca bunlara milyonlarca işçi ve çiftçinin mensup olduğu Hıristiyan Siyonizmi adı verilen dini bir fanatik akım da dahildir. Belki sadece beyazlar değil, düşük gelirli insanlar ve Trump'ın korumacı söylemini yeni göçmenlerin yanı sıra maddi ve sosyal farklılıklarını yitirdikleri için Çin rekabetçiliğine karşı da bir can simidi olarak kabul eden diğer azınlıklar da bu bileşenler arasında olabilir.
Trump başka bir arka plandan gelirken tamamen Amerikan toplumunun bir ürünüdür. Aileden gelen milyonerliğinin yanı sıra şöhret ve maceraya, belirli siyasi veya entelektüel değerlerle ilgilendiğinden çok daha düşkündür. Dindar bir muhafazakar olmadığına şüphe yok. Bu, belki de istediği ölçü dışında, yani tek başına dini ve sosyal yasalara ve değerlere nüfuz etme hakkı dışında istediği niteliklerden biri değildir. Çünkü Trump her zaman kendini başkalarından üstün olarak hayal eder.
Muhafazakar güçler, bir boşluk anında bu benzersiz yaklaşımla bir lideri kabul etmesiyle birlikte Trump’ın şöhret tutkusuyla realite şovlardan ve sosyal medyadan yeni heyecan veren araçlara yönelmesi de gayet doğaldı.
Meydanın boş kalması ve karizma eksikliği
Siyaset sosyolojisi literatüründe, karizma olgusunun hemen hemen tüm dünyada eksik oluşu ve modern dünyamızda başka türden liderlerin yükselişi hakkında derinlemesine çalışmalar yapıldığını düşünüyorum. Geçmişte liderler, daha sonra yanlış olduğu anlaşılan belli miktarda gizem, efsanevi bir hava ve abartılarla çevriliydi. Belki de Napolyon ve Hitler gibi şahsiyetlerin biyografileri ve ölmelerinin ardından ortaya çıkanlar, bu karizmatik öğeleri çevreleyen gizemin onlara daha fazla güç verdiğinin en iyi kanıtıdır.
Elbette mesele sadece karizmanın nasıl yaratıldığı ve ortaya çıkışındaki faktörlerle ilgili değildir. Bu detaylandırılması, incelenmesi gereken büyük bir meseledir. Fakat burada bizi ilgilendiren konu, modern dünyamızın artık bu doğaüstü olguları görmemesi ve çoğu siyasetçi ve liderin ortalama standartlara sahip olmalarıdır. Liderlerden ziyade memurlara benziyorlar. Bu, özellikle birçok kural ve düzenlemenin politikacıları katı kalıplara soktuğu Avrupa kıtasında rahatlıkla görülebiliyor.
Bununla birlikte, Amerikan siyasetinin dinamikleri her zaman farklı olmuştur. Bu dinamiklerin içinde büyük bir canlılık ve hareketlilik vardır. Ayrıca örneğin Obama modelinde olduğu gibi, bazıları retorik ve diğerleri felsefi olan bir takım yetenekler yer alır. Ancak tüm bunlar son on yıldır, gelecek için bir vizyon belirleyen ve yol haritası çizen entegre bir Amerikan liderliği oluşturamadı.
Obama'nın sağlık hizmetleri için verdiği sözleri yerine getirmesi yıllar aldı ve dışarıda kesinlikle zayıf bir nüfuzu vardı. Ülkesinin önündeki en büyük zorluk, Çin'in yükselişiydi. Dolayısıyla Trump'ın Amerikan arenasını şaşırtma ve modern dünyanın teknolojisinin yarattığı boşluktan yararlanma yetenekleri onda yoktu.
Eşsiz karışım
Bu tuhaf karışım, canlılık ve muazzam çeşitlilik ile karakterize edilen ve Soğuk Savaş'tan galip çıktıktan sonra iç içe geçmiş büyük dönüşümler yaşayan bir toplumda bir araya geldi. Ülke, yeni rakibi Çin ile olan devasa çekişme ve karşılıklı ekonomik bağımlılık nedeniyle yeni bir rekabete girmek zorunda olduğunu anladı.
Daha da önemlisi bireysel özgürlük, rekabetçilik, demokrasi ve siyasi katılım dahil olmak üzere bu toplumun dayandığı entelektüel değerler sistemi arasındaki iç çelişkilerle yüzleşmek zorunda kaldığını fark etti. Silah taşıma özgürlüğünü temel bir hak olarak görenlerin çoğunluğu Trump’ın taraftarı ve çoğu eşcinsellerin veya kürtaj hakkı özgürlüğüne inanmıyor. Hepsi de diğerleri gibi mutlak bireysel özgürlüklerdir.  Çelişkili dini ve toplumsal kavramlarla aynı değiller.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Trump'ın çelişkilerle dolu taraftarlarına sunduğu ise, Amerikan toplumunun çelişkileri ve kendini kandırma konusundaki bu eşsiz beceridir. Bu kişilerin, çelişkileri gösterme ve benimseme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip birine ihtiyacı vardı. Bu kişi, taraftarlarının çoğunun kişisel ve dini sicilinin güvenilir olmadığını bildiği bir zamanda gerektiğinde tüm bunları dini araştırmalarla özetliyormuş gibi yapabiliyordu. Dikkate alınmaksızın, kendi çıkarlarını ve destekçilerinin çıkarlarını gerçekleştirecek her türlü kararı almakla övünebiliyordu ve bu hakka sahipti.
Bu kişi aynı zamanda güçlüydü. Söylediği her şeyi yerine getirebiliyordu. Çünkü bunu çoktan kanıtlamıştı. Eğer biri çıkıp seçim vaatlerini yerine getirme konusunda onunla selefleri arasında kıyas yapsa, gücü ve kararlılığı karşısında şapka çıkarır. Bu aynı zamanda, bu milletin zihnine aşıladıkları iddia edilen Amerikan rüyasının bileşenlerinden biridir.
Tüm bunlar, Trump’a Beyaz Saray’a giden yolu açtı. Çünkü onu destekleyenler, Cumhuriyetçi Parti liderlerinin sağdan merkeze, kendilerine dayatıldığı ve ülkede dengeyi yeniden sağlayacak daha sonra zamanı geldiğinde reddedeceklerini düşündükleri yanılsamasıyla, içgüdüleri ve yanılsamaları harekete geçiren, hakikati inkar etmekle övünen ve bunda abartıyı seven birine ihtiyaç duyuyordu. Trump’ın Beyaz Saray’dan ayrılırken geride bıraktığı ile ilgili olarak ise bir başka yazı kaleme almak gerekiyor.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.