Fransa, İran'ı nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlarken İran’a ‘acil yanıt verilmesi’ çağrısında bulundu

Zarif, Paris'i bölgede istikrarı bozmaya çalışmakla suçlarken Le Drian'ın açıklamalarını ‘saçma’ olarak nitelendirdi

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın, Paris'te düzenlediği basın toplantısından bir kare (AFP)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın, Paris'te düzenlediği basın toplantısından bir kare (AFP)
TT

Fransa, İran'ı nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlarken İran’a ‘acil yanıt verilmesi’ çağrısında bulundu

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın, Paris'te düzenlediği basın toplantısından bir kare (AFP)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın, Paris'te düzenlediği basın toplantısından bir kare (AFP)

İlk kez Avrupalı üst düzey bir ​​yetkili, , İran'ı doğrudan askeri nükleer silahlar elde etmeye çalışmakla suçlarken zamanın daraldığını ve İran'ın son haftalarda hızlanan faaliyetlerine ‘acilen’ bir yanıt verilmesi gerektiğini söyledi.
Bu suçlamaların ilginç olan tarafı, suçlamaların 2015 yılında Tahran ile imzalanan nükleer anlaşmanın en ateşli savunucusu olan Fransa’nın Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian tarafından yapılmasıydı.
Hatırlanacağı üzere ABD, 2018 baharında nükleer anlaşamadan tek taraflı olarak çekilmiş ardından Başkan Donald Trump'ın ‘azami baskı politikası’ olarak adlandırdığı İran'a yönelik ekonomik ve mali yaptırımlar uygulamıştı.
Le Drian, haftalık Le Journal du Dimanche gazetesine verdiği röportajda, İran'ın kademeli olarak ‘nükleer (silah) edinme imkânlarını geliştirdiğini’ açıkladı. Le Drian, “ABD, nükleer anlaşmayı terk ederek, İran’a ‘azami baskı’ olarak adlandırdığı politikayı uygulamayı seçti. Bu da söz konusu politikanın yalnızca riskleri ve tehdidi daha da artırmasıyla sonuçlandı. Yani bu mekanizmayı durdurmalıyız. İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşma sürecine girdiğini açık bir şekilde söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
Le Drian, önümüzdeki Haziran ayında İran’da yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine değindikten ve bu seçimlerin taşıyabileceği bir takım risklere ilişkin imada bulunduktan sonra "İranlılara acilen (nükleer anlaşmanın ihlali konusunda) artık yeter denilmesi ve İran ile ABD'nin Viyana Anlaşması'na (nükleer anlaşma) dönmesi için bir an evvel gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor” dedi. Ancak, İran ve ABD’nin nükleer anlaşmaya dönmelerinin yeterli olmayacağı konusunda uyaran Fransız Bakan, aksine balistik silahların yayılması ve İran'ın bölgedeki komşularının güvenliğini istikrarsızlaşması hakkında zorlu görüşmelerin yapılmasını gerektirebileceğini söyledi.
Le Drian, pek çok şekilde yorumlanabilecek belirsiz bir cümle kurarak,”Bu tür dosyaların takvimine ilişkin gizlilik esasına bağlıdır, ancak bu acil bir konudur” ifadelerini kullandı. Söz konusu takvimle örneğin nükleer programın geleceği hakkında ABD ve İran arasında ön görüşmeler yapılması gibi gözden uzak bir takım faaliyetlerin olduğu kast ediliyor da olabilir, balistik program ve Paris'in sürekli olarak ‘istikrarsızlaştırıcı’ olarak tanımladığı Tahran'ın bölgesel politikası olan diğer iki dosyaya işaret ediliyor da olabilir.
Fransız diplomasisi bunu görmüş veya kolaylaştırılmasına yardımcı olmuş olabilir. Ancak henüz bunu açığa çıkarma zamanının gelmediği düşünülüyor olabilir.
Paris'teki güvenilir kaynaklara göre ele alınması gereken 4 önemli nokta var. Birincisi, Le Drian'ın uyarıları, nükleer anlaşmayı imzalayan üç Avrupa ülkesinin (Fransa, İngiltere ve Almanya) dışişleri bakanlıklarının ortak açıklamasından 24 saat sonra gelmesi. Avrupalı dışişleri bakanları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Tahran'dan, ‘Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü için yakıt olması için uranyum minerali üretmek amacıyla araştırmalarda ilerleme kaydettiğini’ bildirdiği raporunun ardından yaptıkları ortak açıklamada, Tahran'ın ‘hem barışçıl hem de askeri kullanım için’ uranyum minerali üretmeye hazır olduğunu duyurmasıyla ilgili ‘derin endişelerini’ dile getirdiler.
Avrupalılar, İran’ın Tahran'daki nükleer reaktörün çalışması için bu minerale ihtiyaç duymasının, askeri kullanım için olmadığı sürece uranyum minerali üretme konusunda geçerli bir neden olduğuna ve bu konuda haksız olmadığına inanıyorlar. Burada, İran'ın bu son adımının, Tahran'ın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmada izin verilen seviyeden 5 kat fazla olan yüzde 20 oranında uranyumu zenginleştirmeye başlamasından birkaç gün sonra geldiği hatırlatılmalı. Yine aynı kaynaklara göre Bahsi geçen kaynaklara göre İranlı nükleer uzmanları,  bu seviyedeki zenginleştirme oranından nükleer silah üretmek için gereken yüzde 90 seviyesine ulaşabilecek yeteneğe sahipler.
Bu durum, İran'ın nükleer silah elde edebilecek seviyeye ulaşmak için ihtiyaç duyduğu sürenin bir yıldan birkaç aya indiği anlamına geliyor. Bu da Avrupa’nın derin endişesini ve Le Drian’ın yaptığı son uyarıları açıklıyor.
İkinci nokta, Tahran, yeni ABD yönetiminin ‘ya Trump’ın uyguladığı yaptırımları geri çekmek ya da İran’ın nükleer silahlara sahip olma ve nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini veya geriye kalan yükümlülüklerinden vazgeçmesini hızlandırma riskiyle karşı karşıya kalmak’ arasında seçim yapmaya zorlamak için üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla Washington'daki yönetim değişikliği sürecinden yararlanması. Ayrıca ABD’nin olası bir askeri saldırısının ‘mümkün olsa bile artık mümkün olmadığından’ emin olmanın rahatlığını yaşıyor.
Üçüncü nokta, Washington'la veya P5+1 ülkeleri (BMGK’nın 5 daimi üyesi İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ile Almanya) ile müzakere zamanı geldiğinde kullanılacak baskı kartlarının bir derlemesi olarak da değerlendirilebilir.
Dördüncü nokta ise, Avrupa ülkelerinin İran'ın geçtiğimiz yılın Mayıs ayından itibaren anlaşmadaki yükümlülüklerinden vazgeçmeye başlamasından bu yana devam eden uyarılarına açıkça kayıtsız kalma hakkının olması. İran bugün Avrupa'nın taleplerini dinlemeye kendisini sevk edecek hiç bir neden görmüyor. Özellikle öncelikle Washington’da olanlarla ilgileniyor olmaları, İran için Avrupa ülkelerinin taleplerinin dinlememesi konusunda bir neden olabilir.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Fransız mevkidaşı Le Drian'ın açıklamalarına Twitter hesabından yazdığı bir tweet ile cevap verdi. Le Drian’a ‘İran hakkındaki anlamsız ve saçma konuşmayı bırakması’ çağrısında bulunan Zarif, Fransa’yı ‘bölgeyi istikrarsızlaştırmaya’ çalışmakla suçladı. Nükleer anlaşmanın devamlılığını sağlayanın Avrupa troykası olduğuna şiddetle karşı çıkan Zarif, bunu İran’ın sağladığını vurguladı. Zarif, Avrupa troykasının Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran'a verdiği sözleri yerine getirmediği yönündeki suçlamalarını bir kez daha yineledi.
Bugün Avrupa başkentlerinde ve başka yerlerde, Biden’ın nükleer anlaşmaya dönme niyetinde olduğu bilindiğinden, yeni ABD yönetiminin İran dosyasıyla ilgilenirken benimseyeceği yaklaşımın şartları hakkında bir takım soru işaretleri var. Burada Viyana Anlaşması’nın, 10 yıllık zorlu müzakereler ve onlarca üst düzey görüşme sonucunda imzaladığı hatırlatmakta fayda var. Ayrıca Biden, Tahran’ın füze programı ve bölgesel politikası ile ‘nükleer anlaşma’ arasında da bir bağlantı olduğunu düşünüyor.
Tahran bugüne kadar, ‘ulusal güvenliğini içerdiği’ gerekçesiyle ilk müzakerelere kapıyı açmayı reddetti.  Bu nedenle, birçok kişi müzakerelerin başlaması durumunda Le Drian’ın bunların ‘çetin müzakereler’ olacağı şeklindeki düşüncesinde haklı olduğuna inanıyor. Özellikle Tahran'ın istediği, ama kimsenin olmasına ihtimal vermediği; Washington'ın tüm yaptırımları kaldırması ve İran’ın ancak bunun ardından nükleer anlaşmadaki taahhütlerini tam olarak yerine getirmeye başlaması senaryosundan dolayı olası müzakerelerin çetin geçmesi bekleniyor. Ne var ki Zarif dahil tüm İranlı yetkililer, Washington veya başka bir tarafla ‘müzakerelere gerek olmadığı’ şeklindeki görüşlerini açıklayacak kadar ileri gittiler.
Bu dosyayı takip edenler, böyle bir senaryonun gerçekleşmesine ihmal dahi vermiyorlar. Bu nedenle, ABD’nin yaklaşımını, özellikle de Washington’ın müzakerelerin başlangıcı olarak yaptırım kartını terk edip etmeyeceğini, başarısının doruk noktası olarak yaptırımlara bağlı kalıp kalmayacağını ve her iki tarafın da diğer taraftan beklediği adımın atılarak ‘orta yol’ çözümü üzerinde bir anlaşmaya varıp varamayacaklarını öğrenmeyi çok istiyorlar. Paris'in Tahran'a karşı fazla hoşgörülü davranılmaması ve yaptırımların kaldırılmasıyla diğer iki tartışmalı dosyaya yönelik müzakereler arasında bağlantı kurulması gerektiğini düşündüğü oldukça açık.
Bu arada Fransız kaynaklar, anlaşmanın imzalandığı dönemde Fransa Dışişleri Bakanı olan Laurent Fabius'un, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın talimatları uyarınca eksiklikleri daha sonra ortaya çıkan anlaşmayı imzalamak için ‘acele eden’ dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'ye karşı en sert tavırı koyan kişi olduğunu söylediler.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.