“Boogaloo Boys” ve aşırı sağ neden ABD’de hükümeti düşürmek istiyor?

Donald Trump destekçileri Çarşamba günü ABD Kongre Binası'na baskın düzenledi (Getty Images)
Donald Trump destekçileri Çarşamba günü ABD Kongre Binası'na baskın düzenledi (Getty Images)
TT

“Boogaloo Boys” ve aşırı sağ neden ABD’de hükümeti düşürmek istiyor?

Donald Trump destekçileri Çarşamba günü ABD Kongre Binası'na baskın düzenledi (Getty Images)
Donald Trump destekçileri Çarşamba günü ABD Kongre Binası'na baskın düzenledi (Getty Images)

Tarık Eş-Şami
Washington, “beyaz ırka mensup aşırılık yanlılarının” ABD Kongre Binası’nı basması ile yaşanan acı tecrübenin ardından askeri bir kışlaya dönüştü. 50 eyalet başkenti, Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) uyarılarından ve elinde yüzlerce canlı mermisi olan silahlı birinin tutuklanmasından sonra daha fazla şiddet ve isyan içerikli olayların çıkmasına karşı önlem alıyor. Şiddet olaylarının tekrarlanma ihtimali gittikçe güçleniyor. Ancak bununla birlikte önemli bazı sorular ortaya çıkıyor: “Boogaloo Boys” olarak anılan “beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırı sağcı” grupların gerçek hedefleri ne? Neden kaosu artırmak, güvenlik güçlerini kışkırtmak ve çatışmanın gidişatını hızlandırarak hükümetin devrilmesine yol açmak istiyorlar? ABD’deki ordu ve polisin içerisine nasıl sızdılar?
FBI birkaç hafta önce Washington’da, Boogaloo Boys’un liderliğinde protesto düzenlenmesine yönelik çağrılar yapıldığını tespit etmesinin ardından “aşırı sağcı silahlı grupların ABD’nin her yerinde gösteri yapmayı ve şiddet kullanmayı planladığına” dair uyarıda bulundu. Daha sonra Washington ve diğer eyaletlerin başkentlerindeki yetkililer geçen hafta vakit kaybetmeden hükümet binalarını güvence altına almaya ve şehirleri güçlendirmeye başladı. Bununla birlikte şiddet yanlısı protestocuların sosyal medya hesaplarının kapatılmasının ardından internetteki özel sohbet odalarına yönelmesiyle neler yapabileceklerine dair net bir istihbarat bilgisi elde edilemedi.
ABD’li yetkililer, “aşırı sağcı unsurlar, beyaz ırkın üstünlüğünü ve silah haklarını savunan hareketlerin destekçileri ve hükümet karşıtı radikal gruplardan” oluşan karışık bir güruhla mücadele etmeye hazırlanıyor.
Peki, aşırılık yanlıları ve isyancılar ABD’yi nasıl bir yolla ele geçirmeye çalışıyor ve ABD toplumunda geniş bir çatlağa neden olan bu hareketlerin ve grupların gücü ve tehlikesi nedir?

Boogaloo Boys kim?
ABD’deki aşırı sağcı gruplar ile ilgilenen uzmanlar, komplo teorisine inanan QAnon Hareketi, Proud Boys grubu ve diğer aşırı sağcı grupların takipçilerinin Washington’daki Kongre Binası’nı bastıkları sırada William Luther Pierce tarafından 1978 yılında kaleme alınan ve “beyaz ırkın üstünlüğünü savunan hareketlerin kutsal kitabı” sayılan “The Turner Diaries” adlı romana benzeyen hayali bir macera yaşadıklarını öne sürdüler. Zira romanda büyük bir yangınla ABD hükümetinin devrilmesi ve beyaz olmayanlar ile geride kalan beyaz nüfusun arasında istenmeyen etnik bileşenlere karşı nihai bir soykırım savaşı başlatılması tasvir ediliyor. Bu kişiler genelde bu büyük yangını ve aşırı şiddeti “Boogaloo” olarak adlandırıyor.
Bununla birlikte Boogaloo Boys hareketi aslında bir örgüt liderliğinden yoksun, nispeten yeni bir grup sayılıyor. Aşırı sağcı gruplar arasındaki en tehlikeli hareket olarak göze çarpıyor. Hareketin adı 1984 yılında “Breakin' 2: Electric Boogaloo” adıyla çıkarılan kötü bir dans  filminden geliyor. Filmde renkli Hawai gömlekleri ile silah ve taktik ekipmanlar taşıyan unsurların sahnelerine yer veriliyor. Geçen iki yıl içerisinde filmin adının ilk kısmı iğneleyici bir şekilde "Civil War 2: Electric Boogaloo" olarak değiştirildi. 2018’den beri, “Boogaloo” kelimesi internette kısaltılmış popüler bir terim haline geldi. İsim, gelecekteki olası bir iç savaş için kısaltılmış bir kaynak olarak kullanılıyor ve Boogaloo Boys şu an bu savaşın hızlandırılmasını teşvik ediyor.

Ortaya çıkışı ve genişlemesi
Ancak belli bir şekilde örgütlenmemiş bu grubun içerisinde iki farklı yaklaşım var. Bunlardan biri neo-Naziler ve beyaz ırkın üstünlüğüne inanan gruplarla olan asıl bağlarından ortaya çıkmışken, ikinci yeni yaklaşım devletin otoritesinden şüphe duyan, devletin rolünü zayıflatmaya ve onu siyaset ve ekonomiden uzak tutmaya çağıran liberteryenizmi esas alıyor.
Grup 2019 yılında kurulduktan sonra, 2020 yılında internet üzerinden nüfuzlarını genişlettikçe açık bir şekilde göze çarpmaya başladı. Aynı zamanda grubun unsurları silah hakları ile ilgili protestolarda ve salgın kısıtlamaları ve polisle bağlantılı cinayet eylemlerine karşı yapılan mitinglerde boy gösterdi. Grup, içinde beyaz ırkın üstünlüğünü savunan birçok kişi olmasına rağmen farklı ten renginden insanları da barındırıyor. Hareketin bazı üyeleri buna dayanarak ırkçılık suçlamalarını reddediyor.

Çöküşün hızlandırılması
Vanderbilt Üniversitesi’nden “ABD’deki aşırılık yanlısı milisler” konusunda uzman Sosyolog Amy Cooter’a göre bazı aşırı sağcı gruplar kaos ortamı yaratma, güvenlik ve kolluk kuvvetlerini kışkırtma ve hükümetin çöküşünü hızlandırarak “aşırılık yanlısı milislerin” yalnızca beyazlardan oluşan bir devlet kurmasının önünü açan siyasi gerilimi tırmandırma fikrine dayanan “hızlandırma” adlı bir kavramı benimsemiş durumdalar.

Korku mesajları
Bazıları aşırılık yanlısı kişilerin sadece öfkeli insanlar olduğunu düşünürken Rutgers Üniversitesi’nden Antropoloji Profesörü Alexander Hinton’e göre aşırı sağcıların çoğu, daha büyük aşırılık yanlısı toplulukların bir parçası olduğu için Kongre Binası’nı basan saldırgan topluluğun fotoğraflarında görüldüğü gibi yalnız değil. Çoğu sosyal medya aracılığıyla iletişim kuruyor, bildiriler ve açıklamalar dağıtıyor. Mesajları yakında siyahların ve farklı ten rengindeki insanların sayısının ABD’deki beyazların sayısını geçeceğine dair gittikçe artan bir korkuyu gözler önüne seriyor. “Yahudilerin öncülüğünde beyaz ırkı yıkmak için bir komplo olduğu” fikri zihinlerini ele geçirmiş durumda. Bu inanca karşılık da beyazlar ile beyaz olmayanlar arasında gelecekte olabilecek bir savaşa hazırlık yapıyorlar.

Yahudi düşmanlığı
Yahudi ırkını yok etmeye yönelik çağrılar beyaz ırkın üstünlüğüne inananların ve aşırı sağcıların meclislerinde oldukça yaygın görülüyor. Örneğin, “dünyanın şeytana tapan ve Başkan Donald Trump’a komplo kuran bir çete tarafından yönetildiğine” dair delil olmaksızın bir teori ortaya atan QAnon grubunun taraftarları bu düşüncelerini yayıyor. Aynı şekilde bazıları Yahudi karşıtı resimler yayınlıyor.
Brandeis Üniversitesi’nden Yahudi-Amerikan tarihi uzmanı Profesör Jonathan Sarna, grubun tıpkı Yahudi bankacı Rothschild ailesini bir asır önce tasvir ettiği gibi geçtiğimiz aylarda dünyadaki olayları kontrol eden en tepedeki kişi olarak lanse ettiği Yahudi milyarder George Soros’u hedef aldığına işaret ediyor.
Aynı zamanda QAnon hareketinin üyeleri ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunan kişiler, Yahudileri üçlü kemer yöntemi ile ayırt ediyorlar. Bu, beyaz ırkın gerçek üyeleri olmadıklarını, aksine “işgalci ve yabancı” olduklarını düşündükleri kişilerden kurtulduklarını gösteren gizli bir yöntem. Beyaz ırkın üstünlüğünü savunan kesimden popüler bir internet sitesi “Avrupalıların Tanrı’nın çocukları olduğu” düşüncesiyle Yahudilerden “onlar” şeklinde bahsederek takipçilerinin Yahudiler ile “Aryan” ırkı arasında ayrım yapmalarına yardımcı olmak için Yahudi kadın ve erkeklerin resimlerini yayınladı. Profesör Sarna’ya göre bu sitedeki beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlar Yahudilere karşı soykırım yapılması ile ilgili kötü fikirler yayıyorlar.

Orduya nasıl sızdılar?
Beyaz ırkın üstün olduğunu savunanlar beyazların ABD’de saldırıya maruz kaldığını düşündükleri için başka ırkların yasal medeni haklarının olmadığı yalnızca beyazlara özgü bir devlet inşa etmek istiyorlar. Bu yüzden daha etkili bir destek elde etmek için ABD ordusundan aralarına yeni üyeler katmaya yönelik çalışmalarını yoğunlaştırıyorlar.
New Hampshire Üniversitesi’nden Jennifer Spindel, Oklahoma Üniversitesi’nden Matthew Motta ve Minnesota Üniversitesi’nden Robert Ralston gibi araştırmacılar, ABD ordusu ile beyaz ırkı savunanların arasında 1990’lara kadar dayanan derin bir bağ olduğuna işaret ediyorlar. Zira beyaz ırkı savunan birçok kişi, askerlik hizmetini savaş becerilerini geliştirmek ve ABD ordusundaki diğer beyazları aralarına katmak için bir fırsat olarak görüyor.
Görünüşe göre bu unsur, beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların şiddetini artırmasına bir şekilde katkıda bulundu. Nitekim önceki araştırmalara bakıldığında beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların, 2018 yılından beri ABD’de yerel aşırılık yanlısı hareketlerin saldırılarından daha ölümcül saldırılar düzenlediği görülüyor. Aynı zamanda Kongre Binası’na yapılan baskını inceleyen araştırmacılar, olaylarda daha önceden ABD ordusuna hizmet etmiş kişilerin de tutuklandığına işaret ediyor.

Polislerin katılımı
Beyaz ırkın üstünlüğünü savunan gruplar aynı şekilde polis memurlarını da içlerine katmaya çalışıyor. Georgetown Üniversitesi’nden Hukuk Profesörü Vida Johnson polis teşkilatlarının muazzam gücü, resmi olarak ruhsatlı silahların bulunması ve gizli bilgilere erişme imkanından ötürü polis departmanlarının “beyaz ırkın üstünlüğü savunan” gruplar için üye toplamak adına cezbedici bir sahaya dönüştüğüne işaret etti. 2006 yılından beri FBI bu konuda uyarılarda bulunuyor ancak halen ne kadar polisin bu gruplara katıldığını teyit etmek zor.
Bununla birlikte Florida, Alabama ve Louisiana’daki polis memurları 2009 yılından beri beyaz ırkın üstünlüğünü savunan grupların üyeleri olarak biliniyor. Yapılan araştırmalar, 49 farklı eyalette bulunan 100’ün üzerindeki polis departmanına dağılmış olan bazı memurların ırkçı e-postaları, yazıları ya da sosyal medya üzerinde yorumlarını ortaya koydu. New York Polis Teşkilatı’ndaki üst düzey bir memur da bu kişilerin arasında yer alıyordu.
Washington’daki yetkililer, seçilmiş başkan Joe Biden’ın önümüzdeki çarşamba günü düzenlenecek görev teslim töreninden önce polis ve Ulusal Muhafızlar’ın yaklaşımları hakkında bir güvenlik incelemesi yaptılar. Aşırı sağcı gruplardan, özellikle de Boogaloo Boys gruplarından gelebilecek herhangi bir güvenlik ihlali karşısında teyakkuz hali devam ediyor. Bununla birlikte genel olarak güvenlik servislerinin ve yetkililerin, ABD’de demokrasi ve yönetim için bir tehdit haline gelen bu aşırılık yanlısı gruplarla nasıl başa çıkılacağını yeniden gözden geçireceğine su götürmez bir gerçek olarak bakılıyor.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.