Türkiye, İdlib'in güneyindeki Hama kırsalında yeni askeri üs inşa ediyor

Geçen pazar günü Türkiye sınırındaki İdlib’deki Atma mülteci kampındaki çocuklar (AFP)
Geçen pazar günü Türkiye sınırındaki İdlib’deki Atma mülteci kampındaki çocuklar (AFP)
TT

Türkiye, İdlib'in güneyindeki Hama kırsalında yeni askeri üs inşa ediyor

Geçen pazar günü Türkiye sınırındaki İdlib’deki Atma mülteci kampındaki çocuklar (AFP)
Geçen pazar günü Türkiye sınırındaki İdlib’deki Atma mülteci kampındaki çocuklar (AFP)

Türk kuvvetler, Suriye’nin kuzeybatısındaki çatışmasızlık alanında, rejim güçleri tarafından kuşatılması nedeniyle geri çekildikleri noktalara kademeli olarak yeniden konuşlanmaya çalışıyor.
Türk kuvvetler, 18 Ocak’ta Hama’nın batı kırsalındaki el-Gab ovası bölgesinde bulunan Kastun kasabasında yeni bir askeri nokta inşa etmeye başladı. İdlib’in güney kırsalındaki Cebel ez-Zaviye’deki noktalardan birine giren Türk araçları, kasabanın merkezindeki okula konuşlandı.
Türk kuvvetler, askeri bir nokta kurma kararı almalarından sonra kasabadaki bir okulu onarmaya başladı. Türk kuvvetler, rejim güçleri tarafından kuşatılmaları sonrasında geçen Aralık ayında, Hama’nın batısındaki Morek ve Şir Mağar’da bulunan iki gözlem noktasından geri çekilmişti.
Birkaç gün önce Türkiye ordusu, rejim güçleriyle çatışmalardan kaçınmak için Rusya ile yapılan bir anlaşma uyarınca daha önce geri çekildiği İdlib’in doğusundaki Serakib ve Halep’in batısında iki yeni nokta kurdu.
Türk kuvvetler, İdlib’in güneyinde ve özellikle de Rus desteğiyle rejim güçlerinin sürekli bombardımanına tanık olan Cebel ez-Zaviye’de yeniden kontrol noktası kurmuştu.
Türkiye ordusu, geçen aylarda rejim güçlerinin kontrolünde olan Hama, İdlib ve Halep kırsallarındaki askeri noktalarını geri çekmeyi sonlandırmasının ardından İdlib’in güneyindeki Cebel ez-Zaviye’de onlarca askeri nokta kurdu.
Öte yandan Rakka vilayetinin kuzeyindeki Ayn İsa’da 93. Tugay’a ait bir bölgede rejim güçleri ve Sudiye Demokratik Güleri (SDG) liderleri ile Rus subayların gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Rus ve Türk subaylar ikinci bir görüşme gerçekleştirdi.
Toplantıda, Fırat Nehri’nin doğusu ve batısında SDG’nin etki alanlarını ayıran stratejik bir noktadaki bir kasabayı kontrol etmek amacıyla, Türk kuvvetler ve ona bağlı Suriye’deki gruplar tarafından saldırıların yoğunlaşmasına tanık olan Aynı İsa’daki gelişmeler ele alındı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), rejim güçleri ve SDG temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonrasında Rus subayların, Rakka’nın kuzey kırsalındaki Şerkerak köyü silolarına yöneldiğini ve burada Türk temsilcilerle görüştüğünü duyurdu.
Bu durum, iki taraf arasında geçen 21 Aralık’ta bir görüşme yapılması sonrasında, bir aydan daha kısa bir süre içerisinde Ay İsa ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki gelişmeleri ele almak için Şerkerak silolarında yapılacak ikinci görüşme olacak.
Rusya, daha önce Ayn İsa’nın rejime teslim edilmesini önermişti. Ancak SDG, bölgedeki Kürt Özerk Yönetim kurumlarının varlığında ısrar etti. Bu durum, Türkiye’nin, Rusların ‘SDG güçlerinin iki km mesafeden geri çekilmesi’ önerisini reddetmesi sonrasında gelişti.
Gelişmeler, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Rus hareketliliğinin artmasıyla yaşandı. Öyle ki Rusya Savunma Bakanlığı, 18 Ocak’ta 300 kuvvetinin Fırat bölgesinin doğusundaki gelişmeleri takip etmek üzere bölgeye geldiğini duyurdu. Gelişme, Türk kuvvetlerin ve onlara bağlı grupların saldırılarının artması ışığında, Halep’ten Ayn İsa’ya ve oradan da Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan Tel Tamer ve diğer bölgelere doğru tırmanan bir şekilde, bölgeye ulaşan Rus takviyelerinin bir parçası olarak yaşandı.
Öte yandan Suriye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki insan hakları ve insani yardım kuruluşları, Suriye’nin Kürt bölgesi Afrin’e yönelik ‘Türk operasyonları’ kınamaya devam ediyor. Kuruluşlar, Türkiye’ye Suriye topraklarını terk etme ve oradaki ihlalleri durdurma çağrısı yaptı. Kuruluşlar, 18 Ocak’ta yaptıkları açıklamada, “20 Ocak’ta Türkiye’nin Suriye Kürt bölgesi Afrin’e yönelik operasyonların başlamasının üzerinde üç yıl geçmiş olacak. Ankara’dan gelen bu operasyonların, tüm etik kuralların, normların, uluslararası ve laik sözleşmelerin ve özellikle de Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ikinci maddesi olmak üzere tüm ilahi yasaların açık ve aleni bir ihlalidir” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, Türkiye’nin hala operasyonlarını sürdürdüğü ve hala Suriye’nin içinde ve dışında, Ermenistan, Libya, Irak ve başka alanlarda, Suriyeli olanlar ya da olmayanlar da dahil olmak üzere hala Türkiye’ye bağlı kuruluşların mevcut olduğu belirtildi.
Kuruluşlar, ‘sivillerin kasıtlı şekilde öldürülmesinin, adam kaçırma, işkence, tecavüz, gasp eylemlerinin ve yerinden edilmenin yanı sıra hırsızlık, yağma, silahlı soygun, paraya ve mülke el koymanın, vergi ve telif ücreti uygulamanın, nüfusu zorla yerinden etmenin, kültürel anıtlara ve dini kurumlara yönelik hırsızlıkların’ hala ön planda olduğuna dikkati çekti. Kuruluşlar, “Türkiye’nin en önemli amacı, bölgenin demografisini değiştirmek ve onu Kürt kimliğinden veya mahremiyetinden çıkarmaktır” derken, Türkiye ise söz konusu suçlamaları yalanlamaya devam ediyor. Türkiye ayrıca, PKK ile bağlantılı bir ‘terör’ örgütü olan “Suriye’deki Kürt Halk Koruma Birlikleri’ (YPG) ile mücadele ettiğini savunuyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.