Bakan Akar: “Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek”

Hulusi Akar
Hulusi Akar
TT

Bakan Akar: “Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek”

Hulusi Akar
Hulusi Akar

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Irak’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin açıklamasında, “Önümüzdeki dönemde uygun mekanizmaları kurmak suretiyle Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek" dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile Irak’a yaptığı resmi ziyareti tamamladı. Bölgenin geçtiği hassas dönemde yapılan önemli ziyaret kapsamında Bakan Akar, 36 saat içinde aralarında merkezi ve bölgesel yönetimin liderlerinin de bulunduğu 9 önemli görüşme gerçekleştirdi, heyetlerarası toplantılara başkanlık etti. Resmi ziyaretin ilk gününde Irak Savunma Bakanlığında askeri törenle karşılanan Akar, Iraklı mevkidaşı Cuma Anad Sadun El Cuburi ile bir araya geldi. Sonrasında Cumhurbaşkanı Berham Salih tarafından kabul edilen Akar ve heyeti, Başbakan Mustafa Kazımi ve İçişleri Bakanı Osman Ali Ferhud El Ganimi ile görüştü. Başkent’teki yoğun ziyaret trafiğinin ardından geceyi Erbil’de geçiren Akar, burada eski IKBY Başkanı ve KDP lideri Mesud Barzani, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ile ayrı ayrı görüştü. Bakan Akar ve beraberindeki Orgeneral Güler’in ziyaretlerindeki son durak ise Irak Türkmen Cephesi’nin Erbil Ofisi oldu. Türkmenlerle bir araya gelen Akar’a ziyaret sırasında yoğun ilgi gösterildi.

“Birçok konuda mutabık kaldık”
Milli Savunma Bakanı Akar, programının sonunda Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğunda yoğun temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gerek Bağdat gerekse Erbil’deki görüşmelerinin olumlu ve yapıcı geçtiğini ifade eden Akar, “PKK terör örgütü ile mücadele ve güvenlik konuları başta olmak Türkiye ve Irak arasındaki konulara ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Görüşmelerin sonucunda görüşlerimizin ve yaklaşımlarımızın birbirine çok yakın olduğunu görmekten memnun olduk. Birçok konuda mutabık kaldık. Bu konuları da önümüzdeki günlerde çalışmak suretiyle hem Irak’ın hem Türkiye’nin güvenliği bakımından gereken tedbirleri almak konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Irak’ın farklı güçler tarafından bir rekabet alanına dönüştürülmek istenmesi konusunun da görüşmeler sırasında gündeme geldiğini dile getiren Akar, “Bunu arzu etmediğimizi, bunun uygun olmadığını da değerlendiriyoruz. Tabii bazı zorluklar, güçlükler var ancak bunların diyalog, konuşmalar, görüşmeler yoluyla çözülebileceğine de inanıyoruz. Irak coğrafyası özel ve güzel bir coğrafya. Bu coğrafyanın teröristlerden kurtularak bir an önce sulha-sükuna kavuşarak bir güven ve refah ülkesi haline dönüşmesi gayet mümkün. Bu konudaki çalışmalara her türlü katkıyı sağlayacağımızı da görüşmelerimizde defaten söyledik. Biz buradaki görüşmelerimizle Sayın Cumhurbaşkanımızın Irak Başbakanı Kazımi ile yaptığı görüşmede çizdikleri çerçevenin içini doldurmaya çalıştık. Birçok konuda karar aldıkları için buradaki görüşmelerimizde kolaylıkla ilerleyebildik. Geldiğimiz nokta itibarıyla iki ülkenin yararına olacak, iş birliğini geliştirecek şekilde bir sonuca ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin tüm komşularının toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu vurgulayan Akar, şunları söyledi:
“Bizim için esas olan Türkiye-Irak sınırının güvenliği ile bölgedeki vatandaşlarımızın rahat ve huzuru. Bu konuda kararlı olduğumuzu bir kez daha burada ifade ettik. Terörle mücadele konusunda, başta PKK ve onlara yardım edenler dahil gerekli faaliyetleri yapacağımızı ve bunlara son verme konusunda azimli, kararlı ve buna muktedir olduğumuzu da muhataplarımıza uygun şekilde ifade ettik. Bu konudaki çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Şu anda PKK terör örgütüne çok ciddi baskı uyguladığımızı, onları adeta adım adım takip ettiğimizi, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu mücadelemizin devam edeceğini, artık ülkemizi, asil milletimizi bu beladan kurtaracağımıza yönelik kararlılığımızı da bu görüşmeler sırasında tekrar tekrar dile getirdik.”

“Araziye olumlu yansıyacak”
Anlattıklarının muhatapları tarafından dikkatle dinlenildiğini ve not alındığını vurgulayan Akar, “Onların da bizimle benzer şekilde düşündüklerini gördük. Önümüzdeki günlerde ne yapılacağı konusunda kendileriyle konuştuk, görüştük. Yapacağımız çalışmaları sürdüreceğiz, karşılıklı heyetlerarası görüşmelere devam edeceğiz. Bunların da kısa zamanda araziye çok olumlu şekilde yansıyacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Araziye olumlu yansımasından” kastının ortak bir operasyon olup olmadığının sorulması üzerine Bakan Akar, şu yanıtı verdi:
“Başlangıçtan bugüne böyle bir şey söylemek yerine, karşılıklı bilgi alışverişimizi sürdüreceğiz, bilgi değişimi konusunda uygun mekanizmaları kuracağız. Bu çalışmalarımızın etkinliğini artırmak için de iş birliğimizi gece-gündüz sürdüreceğiz. Bu konuda taraflar iradelerini ortaya koydular. Bu konuda özellikle bölgesel yönetimin iradesinin çok değerli, anlamlı ve saygıdeğer olduğunun da altını çizerek belirtmek istiyorum.”
Irak merkezi yönetiminin ordunun güçlendirilmesi için Türkiye’nin desteğinin önemine yönelik açıklamaları hatırlatılarak görüşü sorulan Akar, Irak Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılanma sürecinin devam ettiğini anımsattı.
Bu konuda Irak ordusuna destek sağlayacaklarını ifade eden Akar, “Ayrıca NATO’daki bilgi ve tecrübemizi de Iraklı kardeşlerimize aktarmaya gayret göstereceğimizi buradaki görüşmelerimizde gündeme getirdik. Ortak eğitimler, tatbikatlar yapacağız. Ayrıca dil eğitimi konusunda da Irak ile mutabakata vardık. Personellerimizi karşılıklı olarak lisan öğrenmek için göndereceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayi, harp silah, araç, gereç ve mühimmat üretimi konusunda önemli başarılar elde ettiğini vurgulayan Akar, bu konuda da Irak Silahlı Kuvvetlerine destek vereceklerini belirtti.

Sincar’daki terörist varlığı
Irak’ta merkezi hükümet ve bölgesel yönetim arasında Sincar’ın teröristlerden temizlenmesine yönelik yapılan anlaşma hatırlatılarak, Sincar’daki son duruma ilişkin değerlendirmesi sorulan Akar, “Görüşmelerimizde Sincar konusunu da gündeme getirdik, bazı bilgileri aldık. Şu an içinde bulunduğumuz durumda teröristlerin özellikle Sincar çevresinden tamamen ayrılmadığına dair bilgilerimiz var. Bu konuda özellikle Bağdat yönetimi, çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ettiler. ‘Önümüzdeki dönemde alınacak bazı tedbirlerle teröristlerin buradan çıkmaları sağlanacak’ diye bilgi verdiler. Olayları yakinen takip ediyoruz. Bu konuda herhangi bir şekilde bizden yardım, destek isterlerse bunu da sağlamaya hazır olduğumuzu kendilerine ifade ettik” karşılığını verdi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin son dönemde Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlarıyla terör örgütüne büyük darbe vurduğu belirtilerek, Irak ziyaretinin sahadaki yansımasının nasıl olacağının sorulması üzerine Bakan Akar, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde iş birliğimizin gerçekleşmesi ve bununla alakalı uygun mekanizmaları kurmak suretiyle Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek. Bu konuda tarafların istekli olduğunu gördük. Hem uluslararası ortamı hem de mevcut durumu değerlendirdiğimizde artık PKK’nın herhangi bir şekilde kaçacak deliğinin kalmadığını ve bunların sonlarının geldiğini söyleyebiliriz. Bu konudaki çalışmalarımızın yoğunlaştığını ve en son teröristi etkisiz hale getirerek hem Irak’ı hem de ülkemizi, asil milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Bu konuda ciddi çalışmalarımız var. Yoğun şekilde iş birliği devam ediyor. Dolayısıyla hem bölgesel yönetim hem de Bağdat ile yapacağımız iş birliği sonucunda teröristlerin sonunu getirmekte kararlı olduğumuzu buradan söyleyebiliriz.”
Ziyaretinin son aşamasında Türkmenlerle bir araya geldiği hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Akar, “Kendileriyle güzel bir sohbeti gerçekleştirdik, sorunlarını dinledik. Notlarımızı, raporlarını aldık, bazı planlar yaptık. İnşallah bunları önümüzdeki günlerde uygulamaya geçirerek buradaki kardeşlerimizin hayatını rahatlatacağız. Onların daha güvende ve rahat yaşamaları için yapılması gereken ne varsa, gerek bölgesel yönetim gerek merkezi yönetim tarafından alınması gereken ne tedbirler varsa bunları uygun şekilde iletip takip edeceğiz. Buradaki Türkmen kardeşlerimiz için inşallah gelecek dönemde olumlu gelişmeler olacak“ ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.