Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Yemen’deki uluslararası kuruluşların çalışmaları kaotik’

Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi. (Şarku’l Avsat)
Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi. (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Yemen’deki uluslararası kuruluşların çalışmaları kaotik’

Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi. (Şarku’l Avsat)
Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi. (Şarku’l Avsat)

Yemen Su ve Çevre Bakanı Mühendis Tevfik Abdulvahid Ali eş-Şercebi uluslararası kuruluşların, Husilerin kontrolündeki başkent Sana’ya müdahalesinin milislerin yardımları ele geçirmelerini zorlaştırdığını ve bu durumun, özellikle kurtarılmış alanlardaki programlarına kaotik şekilde yansıdığını bildirdi.
Şercebi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, bakanlığının bu kuruluşların önceki dönemdeki faaliyetlerini ve çalışmalarını değerlendirdiğini ve gerekli düzenlemeleri yapmanın önemli olduğunu vurguladı. Bakan, Yemen’de yılda 1,5 milyar metreküp su açığı olduğunu ve nüfusun yarısından fazlasının halen temiz su hizmetlerine erişim sağlayamadığını söyledi.
Şercebi, Hudeyde’deki Ras İsa açıklarında demirli olan ‘Safer’ tankerinin çevresel olarak Yemen ve Kızıldeniz’e komşu ülkeler için halen en ciddi tehditi oluşturduğu ve Husi milislerin bunu bir saatli bomba ve tamamen siyasi ve askeri bir baskı aracı olarak kullandığı konusunda uyardı.
Şercebi, bakanlığın gelecek dönemde su ve sağlık hizmetlerinin devamlılığını sağlamak, çevreyi korumak, kurumların çökmesini engellemek ve savaşın yıktığı yerleri yeniden inşa etmek amacıyla altyapıyı, kurumsal kurumları ve tesisleri eski haline getirmeye odaklanacağını belirtti. Bakan, bu konudaki en önemli programlar arasında ‘bağışçıların su kurum ve tesislerini desteklemesi, su ve atık su hizmetleri için kurum, yapı ve altyapıyı onarımının yapılması ve çevre projeleri uygulama çabalarının yönlendirilmesi’ olduğunu bildirdi.
Yemenli Bakan, su ve çevre sektörlerini ülkenin mevcut koşullarına uygun şekilde yeniden düzenlemenin ve savaş sonrasında barış ve devletin restorasyonu için hazırlık yapmanın yanı sıra darbeden bu yana askıya alınan dış fonların finansörler ve Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı ile koordineli olarak yeniden faaliyete geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Su kaynaklarının çeşitli hususlarda kullanılması için denetleyici rolün yeniden etkinleştirilmesinin, yeraltı su kaynaklarının tükenmesinin önlenmesinin ve kirliliğinin azaltılmasının da bu programlar arasında yer aldığını vurguladı.

Stratejik projeler
Aynı şekilde Su ve Çevre Bakanı, bakanlığın ve bağlı kuruluşlarının şu an ‘Seiyun ve Tarim şehirleri için sıhhi tesisler projesinin ve Aden şehri için de sıhhi tesisler geliştirme projesinin’ üzerinde çalıştığını belirterek programların her ikisinin de Arap Ekonomik ve Toplumsal Kalkınma Fonu tarafından finanse edildiği bilgisini verdi.
Bakan, söz konusu şehirlerde darbeden bu yana askıya alınan fonları yeniden etkinleştirmek için fon sağlayan kuruluşlarla birlikte yürütülen çalışmaları şöyle sıraladı:
İslam Bankası tarafından finanse edilen Lahic vilayetindeki el-Hota kentinde su ve kanalizasyon projesi, Suudi Kalkınma Fonu tarafından finanse edilen Marib şehri için kanalizasyon projesi ve Arap Fonu tarafından finanse edilen Sana şehrindeki kanalizasyon şebekesi projesi.
Şercebi, Yemen’in su yönünden en yoksul ülkelerden biri olduğunu ve kişi başına düşen yenilenebilir su açısından birkaç kez ‘su yoksulluk sınırı’ altına düştüğünü söyledi. Nüfusun su ihtiyacının yarısından fazlasının yeraltı su kaynakları ile karşılandığını belirten Bakan, Yemen’de su bütçesindeki açık bütünlüğünün bir yılda yarım milyar metreküpü aştığını kaydetti. Yeraltı suyu kuyularının yıllık düşüş hızının 7 milyar metreküpe ulaştığını vurguladı. Bakan ayrıca nüfusun yarısından fazlasının halen güvenli su hizmetlerine erişiminin olmadığının altını çizdi.
Su ve Çevre Bakanı, Hudeyde’deki Ras İsa kıyılarına demir atmış olan ‘Safer’ tankerine ilişkin yaptığı açıklamada Yemen hükümetinin, Yemen’e ve bölgeye yönelik bu tehdidin başlangıcından bu yana ‘bölgesel ve uluslararası düzeyde uyarı yaptığını belirtti. 2015 yılından bu yana yapılan, tankerdeki 1,1 milyon varil ham petrolün sızabileceği konusundaki uyarılara dikkat çekti. “BM Genel Sekreteri, birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), uluslararası çevre örgütleri, Kızıldeniz’e komşu ülkeler ve Arap Çevre İşleri Bakanları Konseyi’ne petrol sızıntısı olması durumunda oluşacak riskler hakkında teknik bir çevre raporu ilettik” ifadesini kullandı.
 
Şercebi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölge yararına, uygulanabilir çözümler bulma arayışı ile olası bir afeti önlemek için koordinasyon ve ortak iş birliği konusunda büyük çaba sarf eden Suudi Arabistan’a teşekkürlerimizi ve minnettarlığımızı iletiyoruz Husi milisleri, olası sızıntıları önlemek ve tankerin durumunu değerlendirmek için BM teknik ekibinin girişine onay vermeye ikna etmeye çalışıyoruz.”
Bakan Şercebi, Şebve’nin sınırlı bölgelerinde toprak ve yüzey suyundaki petrol kirliliğine ilişkin yaptığı açıklamalarda da bu durumun, Marib ve Şebve vilayetlerindeki sahalardan Umman Denizi kıyısına kadar petrol boru hattının zarar görmesinin bir sonucu olduğuna dikkat çekti.
Yemen Su ve Çevre Bakanı “Çevre Koruma Kamu Kurumu tarafından durumu değerlendirmek üzere sızıntı sahalarına ekipler atandı. Ayrıca Şebve vilayetindeki Petrol Bakanlığı ve yerel otorite ile, başbakanın talimatları uyarınca hasarla başa çıkmak için koordinasyon devam ediyor” dedi.
Şercebi, bakanlığının son dönemde Yemen’deki uluslararası kuruluşların faaliyetlerine ilişkin bir değerlendirme yaptığını belirttiği açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“Ülkemizdeki mevcut durumun niteliği göz önüne alındığında çalışmaların zor koşullarda yürütülmesine rağmen, son dönemdeki faaliyetlere ilişkin bir değerlendirme yaptık. Şu an gerekli gördüğümüz şey, bu ve önceki dönemlerden alınan derslerden yararlanmak ve gerekli düzenlemeleri yapmaktır.”

Suudi programı ve su sektörü
Bakan Şercebi, Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Programı’nın Yemen’deki su sektörüne büyük bir ilgi gösterdiği söyledi. Programın, el-Mahra ve Aden gibi bazı öncelikli şehirlerde ve bir dizi bölgede ortaya koyduğu birkaç önemli projeye dikkat çeken Şercebi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vadi el-Fevri’deki su sahasında pompalama hattı, tüm ekipman ve hattın özel parçaları ile birlikte el-Gayda şehrinde 22 km uzunluğundaki dağıtım tanklarına uygulandı. Bölgede lehimleme istasyonları tedarik ve kurulumun yanı sıra pompa odaları inşa etmek, kuyular ve su toplama hatları için elektrik şebekesini 1800 metreküp ana depoya bağlamak gibi faaliyetler de gerçekleştirildi. Aden vilayetindeki program, su kaynaklarını iyileştirmeye yönelik müdahalelerin yanı sıra Hor Makser’deki kanalizasyon tesisinin rehabilitasyonu gibi bir dizi öncelikli projeyi kapsıyor.”

Sokotra Adası’nda erken uyarı merkezi
Su ve Çevre Bakanı, Yemen’in yakın zamanda maruz kaldığı yıkıcı kasırgalarla mücadele etmek için Sokotra Adası’nda bir erken uyarı merkezi kurma projesi olduğu bilgisini verdi:
“Sokotra Takımadaları, Mahra ve Hadramut vilayetleri, son yıllarda bir dizi yıkıcı kasırgaya maruz kaldı. Bu durum, başta Hint Okyanusu’nda bulunan Sokotra Adası’nda olmak üzere bir dizi gelişmiş takip merkezine sahip, erken bir uyarı sisteminin inşa edilmesini gerekli kılıyor. Konumu nedeniyle kasırgaların etkisi adada oldukça şiddetli oluyor. Kasırgalar, adanın biyolojik çeşitliliğine, benzersiz bitki örtüsüne ve fırtınalardan doğrudan etkilenen nadir kuş ve hayvan türlerine büyük ölçüde zarar verdi. Bu modern sistem, iklim değişikliğine uyum sağlamak açısından ulusal bir öncelik olarak, gelecekteki proje planına ve BM Programı aracılığıyla Yeşil İklim Fonu ve Küresel Çevre Fonu tarafından sağlanan destek programlarına dahil edilmiştir. Bu programlar, şu an takımadalarda doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması için yürütülen önemli projeler kapsamındadır. Çevre Koruma Kamu Otoritesi ile ortaklaşa yürütülmektedir. Bunu, doğal mirası ve eşsiz biyoçeşitliliğini korumak için yeni projeler de takip edecektir.”



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.