İsrail'in CENTCOM yetki alanına dahil edilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

En önemli öncelik, İran’ın hedef alınması ve stratejik hareketlerinin sınırlandırılması

Ortadoğu bölgesi CENTCOM’un yetki alanında yer alıyor (AFP)
Ortadoğu bölgesi CENTCOM’un yetki alanında yer alıyor (AFP)
TT

İsrail'in CENTCOM yetki alanına dahil edilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Ortadoğu bölgesi CENTCOM’un yetki alanında yer alıyor (AFP)
Ortadoğu bölgesi CENTCOM’un yetki alanında yer alıyor (AFP)

Tarık Fehmi
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Birleşik Komutanlık Planı'nda değişiklik yaparak İsrail'i Avrupa Kuvvetleri Komutanlığının (EUCOM) yetki alanından çıkarıp Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetki alanına dahil etmesi, Ortadoğu'daki yeni dengelere işaret ediyor. Yalnızca İsrail'in yer aldığı Ortadoğu'da değil, aynı zamanda İsrail ve ABD'nin güvenliğini etkileyen bölgelerde de bu yeni güvenlik adımı çerçevesinde yerine getirilmesi gereken güvenlik tedbirleri ve stratejik görevler, ABD’nin öncelikleri değiştirmek noktasındaki gerçek niyetlerini ortaya koyuyor.

Belirli rol
CENTCOM, Pentagon tarafından 1983'te kurulan 11 muharip birleşik komutanlıktan biridir. Başlarda çatışma bölgelerine hızlı bir şekilde müdahale etme görevini yerine getiriyordu. Daha sonra bu görev, Ortak Görev Gücü’ne (Combined Joint Task Force-CJTF)  devredildi. ABD, Akdeniz'de askeri birliklerin, özellikle de donanmanın varlığıyla İsrail'in güvenliğini korumakta belirli bir rol oynuyor.
CENTCOM’un yetkisi, Afrika'da Mısır ile Orta Asya ve Güney Asya'nın bazı kısımları da dahil olmak üzere tüm Ortadoğu bölgesini kapsıyor. CENTCOM, ABD’nin askeri operasyonların birçok alanında faaliyet gösteren başlıca görev gücüdür. Sonuç olarak, İsrail’in resmi olan CENTCOM’un yetki alanına dahil edilmesi, önümüzdeki dönemde bu güçler için gerçek sonuçlara ve farklı bir rol oynamasına yol açacaktır. Özellikle İsrail, ABD askeri koalisyonu, alternatiflerin harekete geçirilmesi ve ortak çıkarların güvence altına alınması konusunda proaktif bir rol oynaması için bastırdığından, bu konuya odaklanacak ve ilerleyen süreçte bunu en önemli öncelik olarak görecektir.
CENTCOM, 2015’ten bu yana NATO Kararlı Destek Misyonu’nun bir parçası olarak Afganistan'da konuşlandırılmış durumda. Ayrıca 2014 yılından bu yana Irak ve Suriye'de de ‘Doğal Kararlılık’ operasyonunun bir parçası olarak konuşlandırıldı.
Dolayısıyla, İsrail'in mevcut ve beklenen operasyonlara katılması, yeniden yapılandırılan, biyolojik savaşa, yapay zekaya, uzaktan siber sızıntılara ve diğer sorunlara karşı en son metotlarla eğitilen ve 100 bin kişilik akıllı bir orduya dönüştürülen İsrail ordusu içi yeni önemli seçenekleri de zorlayacaktır.
Ortadoğu’nun CENTCOM’un yetki alanı kapsamında olmasından dolayı karargahları faaliyet alanı dışında olan üç komutanlık arasında yer almaktadır. CENTCOM’un merkezi, Florida'daki Tampa bölgesinde bulunan MacDill Hava Kuvvetleri Üssü'nde bulunuyor. ABD ile İsrail arasında yıllar önce sessizce başlatılan ortak ve genişletilmiş ittifaka göre CENTCOM’un İsrail'deki üssü de dahil olmak üzere ABD’nin Ortadoğu'daki askeri üslerinde stratejik ve istihbarat rolü var.

Açıklanan gerekçeler
ABD yönetiminin, terörle mücadele ile sınırlı olmayan aynı zamanda başta İran tehdidi olmak üzere çok sayıdaki bölgesel tehdit gibi ortak zorluklar ve tehlikelerle yüzleşmek çerçevesinde İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında barış anlaşmaları imzalandıktan sonra Arap ülkeleri ve İsrail arasındaki arabuluculuk çabası dahil olmak üzere birçok gerekçe var. Arap ulusal güvenlik sistemi karşısında daha önce ABD tarafından Ortadoğu güvenlik sistemi için önerilen bölgesel güvenlik ve iş birliği sisteminin uygulanması da bu gerekçeler arasında yer alıyor.
Yine bu gerekçelerden biri, İsrail'in resmen dahil olduğu ve aktif bir üyesi haline geldiği uluslararası deniz güvenliği koalisyonuyla başlayan yeni bir gerçeklik çerçevesinde ABD'nin bölgedeki askeri ittifaklar çerçevesinde İsrail’in varlığını teyit etmesi de bulunuyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, İsrail ile resmi bir barış anlaşması imzalamamış olan diğer Arap ülkelerini, ABD ve İsrail arasındaki bölgesel ittifakların kapsamına girmeye teşvik etmeleri hedefleniyor. Böylece bölgedeki geleneksel tehditler ve tehlikeler, Amerikan stratejisinin uygulanmasındaki mevcut rolü aracılığıyla İsrail'in karşı karşıya geleceği süper geleneksel tehditlere ve tehlikelere dönüştürecek.
Bu ayrıca, stratejik ortaklık anlaşmasına göre ve iki ülke arasında devam eden diyalogun bir sonucu olarak genişletilmiş ABD-İsrail ittifakının niteliğini de teyit ediyor.  Bu ittifak, ABD'nin, ortak ilişkiler çerçevesinde eşsiz bir emsal olarak görülen İsrail'in kuzeyinde bir askeri üsse sahip olmasını sağladı.
Buna Amerikan önceliklerinin NATO kapsamına göre yeniden düzenlenmesini de ekleyebiliriz. Bu da İsrail'in EUCOM yetki alanından çıkarılıp CENTCOM yetki alanına dahil edilmesi, ittifak ile üyeleri ve ABD yönetimi arasındaki güvenlik iş birliği alanında yeni gelişmelere yol açacaktır.

Olası sonuçlar
Yeni düzenlemeyle İsrail'in CENTCOM’un yetki alanına dahil olan 21’inci ülke olurken bazı güvenlik ve istihbarat dosyalarında bölge ülkeleriyle giderek daha fazla iş birliği yapacağı da ortada. ABD'nin bu adımı, halihazırda Afganistan, Suriye, Irak ve Ortadoğu'daki diğer çatışma noktalarındaki operasyonlardan sorumlu olan CENTCOM’un yükünü daha da artıracak.
Bu gelişme ayrıca, İsrail ile barış anlaşmaları imzalayanlar da dahil olmak üzere Arap ülkeleri arasında ABD’nin desteği ve arabuluculuğuyla güvenlik ve stratejik diyaloga kapı aralayacak. Ürdün ve Mısır, ‘Camp David Sözleşmesi’ ve ‘Vadi Arabe Barış Anlaşması’ ile halihazırda İsrail tarafıyla ortak güvenlik diyalogu kurmuş durumdalar.
Bu ayrıca CENTCOM’un İsrail ve ABD’nin İran'a karşı ortak bir düşmanlıkla birleştiği Körfez ülkelerinin yer aldığı özellikle askeri ve ekonomik güç olan Arap görev gücünü barındırmasından dolayı Ortadoğu ordularının ABD ile ve birbirleriyle birlikte çalışabilir hale gelmesini sağlayacak.
Ortadoğu ittifakının kurulması, İsrail’i başarılı bir şekilde Akdeniz coğrafyasına katma girişiminde olduğu gibi, bölgeye entegre edilmesini de sağlayacak. Fransa bunu ‘Akdeniz için Birlik’ kurarken yaptı. ABD’nin İran ve terörizme karşı koymak için bir Ortadoğu ittifakı kurma girişimi, İsrail'in bu ittifaka dahil olmasıyla birlikte Arap ülkeleriyle askeri ve güvenlik düzenlemelerini entegre etmeyi de sağlayacak. Bu ittifakın NATO’nun stratejik uygulamalarından uzak kalması ise beklenmiyor.

Son olarak
Bu gelime emsalsiz olmasına ve ABD-İsrail ortaklığına hizmet etmesine rağmen, başka bir açıdan bakıldığında, Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkileri güçlendirme çabalarının aksaması ve aralarındaki ilişkilerin gerilmesi durumunda CENTCOM için Ortadoğu’da bir zorluklara ve potansiyel sorunlara yol açabilir. Ayrıca ABD ordusunu, birbirlerinin niyetlerini sorgulayan müttefiklerle çalışma konusunda garip bir duruma da sokabilir.
İsrail'in CENTCOM yetki alanına dahil edilmesinin hedeflerinden biri, Arap ülkelerini anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp bölgesel güvenlik iş birliği konusunda çalışmaya ikna etmek olabilir ve bu adım bölgesel konularda askeri iş birliğini kolaylaştırabilir. Ayrıca İsrailli askeri yetkililerin Arap ülkelerindeki meslektaşlarıyla yakınlaşmaya zorlayabilir ve CENTCOM’un Irak gibi İran’ın müttefikleri ile olan iş birliğini zorlaştırabilir. Öte yandan İsrail ile barış anlaşmaları yapan ülkelerde güvenlik ve askeri anlaşmalar çerçevesinde İsrail’in askeri üsler kurması bekleniyor. Bu da Arap bölgesinde ve Basra Körfezi'nde İsrail askerlerinin konuşlandırılacağı anlamına geliyor.  Bu adım, İsrail ile ABD arasındaki askeri koordinasyon yoluyla İran hükümetine, karşısında büyük bir caydırıcı güç olduğu mesajı verecek.
Yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın eski Başkan Donald Trump döneminde imzalanan kararları değiştirmesi oldukça zor. Belki de İsrail hükümeti, bu yeni durumu, gelişmiş silah sistemlerini pazarlama ve Ortadoğu'daki yeni güvenlik mimarisi çerçevesinde değerlendirebilir.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.