Sudan’da ‘İsrail boykotunun’ kaldırılması tartışılıyor

İsrail, kararı Hartum ile Tel Aviv arasında imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koymak için bir hazırlık olarak görüyor.
İsrail, kararı Hartum ile Tel Aviv arasında imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koymak için bir hazırlık olarak görüyor.
TT

Sudan’da ‘İsrail boykotunun’ kaldırılması tartışılıyor

İsrail, kararı Hartum ile Tel Aviv arasında imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koymak için bir hazırlık olarak görüyor.
İsrail, kararı Hartum ile Tel Aviv arasında imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koymak için bir hazırlık olarak görüyor.

Sudan’da İsrail ile ilişkiler kurulmasını suç olarak kabul eden yasanın lağvedilmesi için görüşmeler başladı. Sudan Adalet Bakanlığı’ndan bir kaynak tarafından verilen bilgiye göre İsrail Yayın Kurumu’na (IBA) bağlı Makan 33 kanalı, Sudanlı yetkililerin yakın zamanda İsrail ile imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koyulması hazırlıkları kapsamında İsrail’i boykot etme yasasını kaldırmak için çalışmalara başladığına ilişkin haberi doğruladı.
1958 Yılı İsrail Boykot Yasası adını taşıyan kanun, Sudan ile herhangi bir İsrailli kişi veya kuruluş arasında, şahsi veya kurumsal sözleşme yapılmasını yasaklıyor. Aynı şekilde kanunda İsrail’de şubeleri olan ulusal ve yabancı şirketlerle ilişki kurulmasına ve İsrail menşeli malların Sudan’a girişi ya da topraklarından transit geçişine de izin verilmiyor. Söz konusu kanunun maddelerini ihlal edenlere 10 yıla kadar hapis, para cezası veya her ikisi birden verilebiliyor. Ele geçirilen eşyalara ve sahibinin nakil zamanı hakkında bilgisi olması halinde suçun işlenmesinde kullanılan ulaşım araçlarına el konulmak suretiyle katı cezalar uygulanıyor. Pasaportlar ise İsrail hariç dünyanın tüm ülkelerine seyahat etmesine izin veren bir mühür ile damgalanmış durumda.
İsrail merkezli kanalın Sudanlı bir kaynaktan aktardığı bilgilere göre yetkililer yakın bir zamanda Hartum ve Tel aviv arasında imzalanan Barış Anlaşması’nı yürürlüğe koymaya çalışıyor. Sudan, 1958 Yılı İsrail Boykot Yasası, Barış Anlaşması’nın uygulanmasını engellediği için iki taraf arasındaki ilişkinin ilk temellerini atmak amacıyla bu kanunu iptal etmeye çalışıyor. Kaynak yasanın değiştirilmesinin ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önünün açılmasının “Sudan Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi’nin öncelikleri arasında yer aldığını” aktardı.
Ancak Şarku’l Avsat’ın ulaştığı Sudan Egemenlik Konseyi’nden üst düzey bir kaynak kanunun iptaline dair bir bilgisi olmadığını belirterek kararın meclise gelmediğini söyledi. Bakanlar Kurulu’ndaki başka bir kaynak ise Bakanlar Kurulu’nun yasanın iptalini tartıştığını belirtti. Ancak daha sonra geri adım atarak “Belki de karar halen Adalet Bakanlığı’ndadır” dedi. İçeriden bir kaynak da bakanlığın İsrail Boykot Yasası’nı kaldırmaya yönelik bir öneriyi incelemeye başladığını teyit etti.
Sudan’ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeyi kabul edip İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamasının ardından doğrudan ilişki kurma imkanı sağlanması amacıyla Boykot Yasası’nın iptali de dahil olmak üzere kanuni ve anayasal düzeyde bir takım değişikliklere sahne olması bekleniyor.
Sudan 6 Ocak’ta ABD ile İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamıştı. Anlaşmalar İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesini öngörüyor. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Hartum’a yaptığı tarihi  ziyarette ABD tarafı adına anlaşmaya imza atarken anlaşmayı Sudan tarafından da  Adalet Bakanı Nasruddin Abdulbari imzalamıştı.
İbrahim Anlaşmaları, bölgede barış kültürünü güçlendirmek için Ortadoğu ve dünyanın halkları ve dinleri arasında hoşgörü, diyalog ve bir arada yaşama kavramlarının pekiştirilmesini öngörüyor. Sudan bu adımla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn Krallığı’ndan sonra anlaşmalara imza atan üçüncü Arap ülkesi oldu.
Sudan hükümeti 14 Aralık’ta İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik nihai onayını açıklamış ve buna dayanarak aynı gün içerisinde eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Sudan’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarma kararının yürürlüğe girdiğini bildirmişti. Böylece 1993 yılından bu yana listede olan Sudan’ın adı da söz konusu ülkeler arasından çıkarılmış oldu.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Uganda’nın Entebbe şehrinde Uganda Devlet Başkanı Yoveri Museveni’nin düzenlediği toplantıda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelmişti. Bu durum Sudan’ın dış siyasetinin parametrelerinde sert bir sarsıntıya yol açmıştı. Böylece Burhan’ın adı İsrail yasasının boykot edilmesinden bu yana, bu düzeyde bir İsrailli yetkiliyle görüşen ilk Sudanlı yetkili olarak kayıtlara geçmişti.
Şarku’l Avsat söz konusu dönemde yaptığı bir haberde Burhan’ın İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesine karşı yürütülen kampanyaya cevaben Netanyahu ile yaptığı toplantının Sudan’ın ulusal güvenliğine ve korunmasına yönelik sorumluluğundan ve Sudan halkının üstün maslahatlarını gerçekleştirme arzusundan hareketle gerçekleştiğini aktarmıştı. Sudan daha sonra Abu Dabi’de Burhan başkanlığında bir ABD-İsrail heyetiyle İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini konu alan toplantılar yapmıştı. O zamanlar Sudan belirli bir sonuca varmadıklarını duyurmuş ancak aynı heyet Sudan’ı ziyaret ederek başkent Hartum’da müzakerelerde bulunmuştu. Bu da ABD’nin Sudan’ın ismini teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarması şartıyla “İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecinin” başlamasından önce gelmişti.
Mesele geçtiğimiz ekim ayında eski ABD Başkanı Donald Trump, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında sanal ortamda düzenlenen toplantıda karara bağlanmıştı. Bunun ardından Trump, Sudan ve İsrail’in ülkeleri arasında ekonomik ve ticari ilişkileri başlatma konusunda uzlaşma sağladıklarını açıklamıştı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.