Sudan Başbakanı Hamduk’tan yeni hükümetin bir an önce kurulması için barış anlaşmasının taraflarına çağrı

Sudan Başbakanı Hamduk (AP)
Sudan Başbakanı Hamduk (AP)
TT

Sudan Başbakanı Hamduk’tan yeni hükümetin bir an önce kurulması için barış anlaşmasının taraflarına çağrı

Sudan Başbakanı Hamduk (AP)
Sudan Başbakanı Hamduk (AP)

Sudan’ın iktidar ortakları (Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri - ÖDBG ve silahlı hareketler) hükümetin kurulması için Juba Barış Anlaşması'nda öngörülen süreyi aştı. Yeni hükümetin Ekim 2020'de imzalanan anlaşmanın imzalanmasından itibaren iki hafta içinde kurulması gerekiyordu. Bu durum, Başbakan Abdullah Hamduk'u tüm taraflara ülkede siyasi bir boşluk yaratmamak ve hükümetin kurulma sürecini hızlandırmak için çağrıda bulunmak zorunda bıraktı.
Juba Barış Anlaşması’na uyarınca barış anlaşmasını imzalayan taraflara geçici hükümetin yüzde 25'i, Egemenlik Konseyi'nden 3 üyelik ve parlamentodan 75 sandalye ayrıldı.
İlgili taraflar arasında aylarca süren yoğun görüşmeler, 7 bakanlığı kendi arasında ikiye bölünen Devrimci Cephe'ye ayrılmış olmak üzere 26 bakanlıktan oluşan bir hükümet kurulması anlaşmasıyla sonuçlandı. Ancak kalan bakanlar iki taraf arasında yeni anlaşmazlıklara yol açtı.
Başbakan Hamduk, yetkinlik, nitelik, deneyim ve bütünlük standartlarına uyulması ve kadınların hükümet içinde adil bir şekilde yer almasına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek ÖDBG ve Devrimci Cephe’ye, yeni hükümet oluşturulurken bakanlıklara aday isimlerin listelerinin incelenmesini hızlandırmaları çağrısında bulundu. Yeni hükümetin ilan edilmesindeki gecikmenin yarattığı siyasi boşluğun, Darfur'daki aşiret çatışmalarının yenilenmesine atıfta bulunarak vatandaşların yaşam koşullarının kötüleşmesine ve yaşam, ekonomik ve güvenlik koşullarının kötüleşmesine katkıda bulunduğuna işaret etti, bu da yüzlerce ölüm ve yaralanmaya yol açtı.
Hamduk, yüzlerce insanın ölmesine, binlercesinin ise yaralanmasına neden olan Darfur'daki aşiret çatışmalarının tekrarlanmasına işaret ederek, yeni hükümetin kurulmasındaki gecikmenin yarattığı siyasi boşluğun, vatandaşların hayat şartlarının bozulmasına, yaşam, ekonomik ve güvenlik koşullarının kötüleşmesine katkıda bulunduğuna dikkati çekti.
Hükümetin ana ortağı olan ÖDBG liderlerinin geçtiğimiz hafta Başbakan Hamduk ile yaptıkları görüşmede, ülkenin içinden geçtiği zorlu koşullar göz önünde bulundurularak hükümetin en geç bir hafta içinde acilen kurulması kararlaştırıldı.
ÖDBG koalisyonundan Muhalif Toplanma Koalisyonu’nun önde gelen isimlerinden Cafer Hasan, yeni hükümetin kurulmasındaki gecikmenin arkasında ÖDBG’nin olduğunu iddialarını şiddetle reddetti. Şarku’l Avsat’a konuşan Hasan, ÖDBG koalisyonunun, tüm taraflarca üzerinde uzlaşılan ilkeler uyarınca bakanlık adaylarının isimlerinin ortak bir listede Başbakan'a teslim edilmesi için Milli Ümmet Partisi'nin aday isimlerini belirlemesini beklediğini açıkladı.
Öte yandan kimliğinin açıklanmasını istemeyen ÖDBG'nin önde gelen isimlerinden biri, hükümetin kurulmasındaki gecikmeyi Devrimci Cephe'nin bakanlık adayları üzerinde uzlaşıya varamamasına bağladı. ÖDBG’nin aday listesinin tamamen hazır olduğunu belirten kaynak, listede, Başbakan'ın yeni kabineye aday göstermek istediği mevcut hükümetteki bazı bakanlarla birlikte her bakanlık için 3 aday olduğunu kaydetti. Kaynak, yeni hükümetten 6 bakanlığın kendi kotasına verilmesini isteyen Milli Ümmet Partisi’nin aday isimlerini, önümüzdeki günlerde Başbakan’a teslim edilecek olan ÖDBG listelerine dahil etmeyi kabul ettiğini belirtti.
Bir sonraki hükümette en fazla bakanlık koltuğunu almak için siyasi partiler ile iktidardaki ortaklar arasında sert bir siyasi mücadelenin olduğunu saklamayan kaynak, daha sonra bu tutumundan vazgeçerek devam eden görüşmelerle mevcut anlaşmazlıkların üstesinden gelinmesi ve geçiş sürecinin sona erdirilmesi için birlikte çalışmanın önemini vurguladı.
Öte yandan Milli Ümmet Partisi hükümete katılacağını teyit etti. Ancak gerekli dengenin sağlanması amacıyla Başbakan'a adaylar arasında seçim yapma konusunda tam özgürlük verilmesini de şart koştu. Milli Ümmet Partisi’nden dün yapılan yazılı açıklamada, bakanlıklarla ilgili partizan kotaların kesin bir şekilde reddedildiği ve son dönemde hükümet çalışmalarını felç eden devrim bileşenlerinin dışlandığı vurgulanarak, yeni kabinenin oluşumunun taraflar arasındaki anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için son bir şans olarak görüldüğü belirtildi.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre Milli Ümmet Partisi, yeni hükümette kendisine 6 bakanlık verilmesi konusunda ısrarcı olurken, ancak taleplerine karşılık bulması halinde hükümete katılacağını teyit etti.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.